(213 S. K. m. 3, 112, 341, 344) (3065 S. K. m. 10, 29) (2577 S. K. m. 20)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından ihtirazi kayıtla verilen düzeltme beyannamesi üzerine 2018/2, 3, 4, 9 dönemleri için tahakkuk eden katma değer vergisi, damga vergisi ve gecikme faizi ile aynı dönemler için kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davada; davacı tarafından beyanname verilmesinden sonra idarece mükellefe gönderilen yazı ile; düzeltme beyannamesi vermemesi halinde özel esaslara tabi tutulacağının bildirilmesi nedeniyle davacının ikinci bir beyanname vermeye zorlanması, dava konusu tahakkukların ve kesilen cezaların bu zorlama sonucu verilen beyanlara dayanması, idarenin mükellefleri ikinci bir beyanda bulunmaya zorlama hak ve yetkisinin bulunmaması, idarece faturanın sahte olduğu iddia ediliyor ise vergi incelemesi yapılması suretiyle her türlü araştırma ve inceleme yapılarak somut verilerle belgenin sahteliğinin ortaya konulmasının gerekmesi karşısında, davacı mükellef tarafından indirim konusu yapılan vergilerin doğruluğunun mükellef nezdinde yapılmış bir vergi incelemesi sonucu somut verilerle ortaya konulmamış olması nedeniyle dava konusu tahakkuk ve ceza kesme işleminde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar veren ... Vergi Mahkemesi'nin 30/10/2019 tarih ve E:2019/811, K:2019/1974 Sayılı kararına davalı idarece istinaf başvurusunda bulunularak; kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
KARAR: Davacı tarafından ihtirazi kayıtla verilen katma değer vergisi düzeltme beyannameleri üzerine tahakkuk ettirilen katma değer vergisi, damga vergisi, hesaplanan gecikme faizi ile kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararının kaldırılması istemiyle istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İhtirazi kayıtla verilen düzeltme beyannameleri esas alınarak yapılan tahakkuk, hesaplanan gecikme faizi ve kesilen vergi ziyaı cezalarına karşı açtığı dava "incelenmeksizin ret" ile sonuçlanan bir mükellef tarafından, "davanın esasının incelenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği" ileri sürülerek yapılan "bireysel başvuru" üzerine, Anayasa Mahkemesi'nin 27/02/2019 tarih ve Başvuru No: 2015/15100 Sayılı kararıyla; başvurucuların somut olayda, alımlarına konu faturaların sahte olmadığı ve bu nedenle de söz konusu indirim unsurlarının gerçek olduğu düşüncesiyle bu durumu vergi mahkemeleri önünde tartışma konusu yapabilmeleri için düzeltme beyanına ihtirazı kayıt koyma hukuki imkânı dışında bir seçeneklerinin bulunmadığı, vergi idaresinin başvurucuları düzeltme beyannamesi vermeye yönlendirdiği ve uyuşmazlığı çıkardığı, bazı olumsuz sonuçlara yol açacak yaptırımlar uygulamakla ihtar ettiği, dolayısıyla başvurucuların vergi idaresinden kanunda öngörülen usulü yani incelemeye sevk edilme ve vergi inceleme raporu ya da takdir komisyonu kararına dayalı olarak vergi ziyaı cezalı tarhiyat yapılmasını beklemelerinin uygun olmadığı, başvuru konusu olayda, mal ve hizmet alımında bulunduğu firmanın sahte fatura düzenlediği yönünde tespitler bulunmasından dolayı kendilerinin de kod listesine alınma baskısı altında serbest iradelerini yansıtmayan düzeltme beyannameleri vermek durumunda bırakılan başvurucuların bu işleme karşı açtığı davaların vergi mahkemelerince esas yönünden incelenmediği, sonuç olarak, başvurucuların mülkiyet haklarına müdahale teşkil eden vergilendirme işlemlerinin yargı yoluyla denetlenebilmesi imkânına sahip olamadıkları belirtilerek Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlâl edildiği sonucuna ulaşıldığı, yolunda karar verilmiştir.
Her ne kadar, her hangi bir konuda her hangi bir kişi ya da kurumun yaptığı bireysel başvuru neticesi Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlalinin varlığının tespitine dair kararların, doğrudan yargı organlarını bağlayıp bağlamayacağı tartışmalı ise de, söz konusu kararların, sadece geçmişteki bir hukuki uyuşmazlığı çözen bir sonuç olarak değil, tam aksine gelecekteki benzer hukuki ihtilaflara da bir bakış açısı ortaya koyan kararlar olduğu, zira, uygulamada "eşitlik prensibi" gereği, ülke çapında benzer durumda olan mükellefler arasında "hukuka saygı" ve "mahkemelere güven" duygusunun muhafazasının gerektiği değerlendirilerek, yargı organlarının yargılama pratiğini etkileyecek nitelikte bulunduğu kabul edilmelidir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesindeki, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, bu hususun yemin ve olayla ilgisi tabi ve açık olmayan şahit ifadesi dışında her türlü delille ispatlanabileceği hükmü gereği, mükellefler tarafından beyanname verilen bir dönem için daha sonra ilk beyan edilen bilgileri değiştiren ikinci bir beyanname verilmesi ve verilen bu beyannamelere ihtirazi kayıt konularak dava açılması durumunda, ihtirazi kayda konu hususların araştırılması gerekmiştir.
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 10'uncu maddesinin ( a ) bendinde, mal teslim ve hizmet ifası hallerinde malın teslimi veya hizmetin yapılması vergiyi doğuran olay kapsamında sayılmış, 29'uncu maddesinin 1'inci fıkrasının ( a ) bendinde de, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
Anılan kuralların bir gereği olarak, yükümlülerin 29'uncu madde hükmünden yararlanabilmelerinin ön şartı, fatura ve benzeri vesikaların gerçeği yansıtmasıdır.
Hal böyleyken; yukarıda bahsi geçen Anayasa Mahkemesi kararı gözönünde bulundurularak, ihtirazi kayda konu hususların araştırılması gerektiği sonucu doğrultusunda, işin esasına girilerek, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca, davalı idareden, davacının ilgili dönemde alım yaptığı ... İnşaat Tekstil Reklam Organizasyon Ticaret Limited Şirketi adlı mükellef hakkında tanzim olunmuş vergi tekniği raporu bulunuyorsa, bu raporun onaylı ve okunaklı bir örneğinin gönderilmesinin istenilmesine karar verilmiş, ara kararı gereğinin Dairemiz kayıtlarına 25.06.2020 tarihinde giren cevabi yazı ve ekleriyle yerine getirildiği görülmüştür.
... İnşaat Tekstil Reklam Organizasyon Ticaret Limited Şirketi. hakkında tanzimli 18.12.2018 tarih ve 2018-A-6199/54 Sayılı vergi tekniği raporunda özetle; mükellefin "dış giyim eşyalarının toptan ticareti, tekstil ürünleri ve inşaat malzemelerinin bir ücret veya sözleşmeye dayalı olarak toptan satışını yapan aracılar, inşaatlarda izolasyon amaçlı kullanılan malzemelerin toptan ticareti" işlerinde faaliyet göstermek üzere mükellefiyet tesis ettirdiği; defter belge isteme yazısının kanuni temsilciye tebliğ edilmesine rağmen defter ve belgelerin ibraz edilmediği; vadesi geçmiş ve bugün ödenmesi gereken toplam 7.176.204,25-TL borcu bulunduğu, buna karşın vergi borcuna ilişkin olarak herhangi bir ödeme yapılmadığı; 05/01/2016 tarihinde yapılan yoklamada mükellefin tekstil ürünlerinin toptan alışı ve satışı faaliyetinde bulunduğu, sigortalı 9 pazarlama elemanı olduğu, şube, depo iş yeri olmadığı, 2003 model fiat linea ve 2012 model renault master minibüsün şirket adına kayıtlı olduğu, ayrıca pazarlama için kiralık 5 aracın bulunduğu; 14/10/2016 tarihinde yapılan yoklamada iş yerinin terk edildiği, çevreye sorulduğunda adresten ayrıldığının beyan edildiği; 21/10/2016 tarihli yoklamada mesai saatleri dahilinde farklı tarihlerde ve farklı saatlerde defalarca gidildiği, yönetime sorulduğunda şirket yetkililerinin iş yerine ayın bazı günlerinde uğradıkları ancak uzun süredir uğramadıklarını beyan ettikleri, görüşme mektubu bırakıldığı halde icabet edilmediği, şirketin hiç bir yetkilisine ulaşılamadığı; 30/11/2016 tarihli yoklamada şirketin gayri faal olduğu, iş yerinin yoklama anında kapalı olduğu, nezdinde tespit yapılacak kimse bulunmadığı; 24/01/2017 tarihli yoklamada iş yerinin kapalı olduğu, görüşme mektubu bırakılmasına rağmen yetkilinin görüşmeye gelmediği, komşularına sorulduğunda ara sıra birilerinin iş yerini açtığı ancak sürekli açık olmadığının ifade edildiği; 09/02/2017 tarihli yoklamada iş yerinin kapalı olduğu, mükellefe ulaşılamadığı, çevreden sorulduğunda mükellefin iş yerine nadiren uğradığı ve uzun süredir iş yerine gelmediğinin beyan edildiği; 04/04/2017 tarihli yoklamada ödevlinin adreste faaliyetine devam ettiği, deposunun olmadığı, şirket adına kayıtlı bir aracın bulunduğu, şirketin kiralık iki aracının bulunduğu, kira sözleşmesinin İstanbul'da olduğunun beyan edildiği, iş yerinde yaklaşık 20.000,00-TL'lik giyim eşyasının bulunduğunun ifade edildiği, iş yerinde ofis mobilyalarının ve dizüstü bilgisayarların bulunduğu, şirketin istenilen malzemeleri tedarik ederek müşterilerine toptan sattığını beyan ettiği; 15/02/2017 tarihinde Kağıthane/İSTANBUL adresinde yapılan yoklamada adresin ikame amaçlı kullanıldığı, mükellefin adreste tanınmadığının imzadan imtina eden kişi tarafından beyan edildiği; 12/11/2018 tarihli yoklamada adreste bulunmadığı, iş hanı sakinleri tarafından tanınıp bilinmediği, aynı adreste başka kişinin faaliyette bulunduğunun tespit edildiği; mükellefin 2018 yılında 6-11 kişi aralığında işçi çalıştırdığına ilişkin beyanda bulunulmasına karşın yapılan yoklamalarda fiilen çalışan işçiye rastlanılmadığı, buna ilişkin olarak gelir stopaj vergileri ile sosyal güvenlik prim borçlarını ödemediği; mükellef adına kayıtlı bir adet aracın bulunduğu; 2018 yılında mükellefin Ba formu ile toplam 58.724.697,00-TL mal aldığını bildirdiği, ancak mükellefe satış yapan firmaların ise Bs formu ile 24.573.359,00-TL tutarında mükellefe mal sattıklarını bildirdikleri; 2018 yılında mükellefin Bs formu ile toplam 60.420.327,00-TL tutarında mal sattığını bildirdiği, mükelleften alış yapan firmaların da Ba formu ile 59.659.255,00-TL tutarında mükelleften mal aldıklarını bildirdiği, mükellefin toplam KDV matrahının ise 60.472.634,74-TL olduğu; mükellefin mal aldığını/sattığını bildirdiği firmalar hakkında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme, kullanma, olumsuz ve diğer tespitlerin yapıldığı; mükellef kurum temsilcisi M. Z.'in %100 hissesiyle ortağı ve yöneticisi olduğu şirket hakkında sahte belge düzenleme fiili nedeniyle vergi tekniği raporunun düzenlendiği, mükellef kurum temsilcisi M. Z. hakkında da yasal defter ve belgelerini ibraz etmeme ve sahte belge düzenleme fiili nedeniyle vergi suçu raporunun düzenlendiği, sonuç olarak mükellefin 01/01/2016 tarihinden itibaren gerçek anlamda bir ticari faaliyetinin bulunmadığı ve verdiği beyannamelerin gerçeği yansıtmadığı, düzenlediği bütün faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan sahte faturalar olduğu tespit ve değerlendirmelerine yer verildiği görülmüştür.
Davacının fatura aldığı, yukarıda bahsedilen Şirket hakkında yer verilen tespitler değerlendirildiğinde, anılan Şirketin, davacıya düzenlediği faturalara konu olacak faaliyeti bulunduğu yönünde tespit yapılamadığı, mükellef şirketin beyan ettiği milyonlarca TL tutarlara ulaşan ciroları elde etmesini mümkün kılacak işyeri kapasitesi, işçi sayısı, donanıma sahip olmadığı, çok yüksek tutarlara ulaşan ciro beyanları karşılığında beyan edilen vergilerin ödenmediği, Ba-Bs bildirimlerindeki uyumsuzluklar gibi hususlar ile yukarıda özetlenen diğer başkaca tespitler birlikte göz önünde tutulduğunda, davacıya düzenlediği faturaların gerçek bir alım ve satım ilişkisine dayanmadığı sonucuna varılmakla, faaliyetine ilişkin olumsuzluğu yukarıda da değinildiği üzere incelemeyle açıkça ortaya konulmuş firmanın düzenlemiş olduğu faturaları kayıtlara intikal ettirilmek suretiyle Hazine'ye irat kaydedilmiş bir vergiden bahsedilemeyeceğinden davacının ihtirazi kayıtla verdiği beyanname üzerine yapılan tahakkukta, yasal süresinden sonra verdiği katma değer vergisi beyannamesi üzerine verginin süresinde tahakkuk ettirilmemesi nedeniyle 213 Sayılı Kanun'un 341. ve 344/3. maddeleri uyarınca kesilen vergi ziyaı cezasında, aynı Yasa'nın 112.maddesinin gereği olarak da hesaplanan gecikme faizinde yasalara aykırılık görülmediğinden, iptalleri istemiyle açılan işbu davanın reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı idare istinaf başvurusunun kabulüne, ... Vergi Mahkemesi'nin 30/10/2019 tarih ve E:2019/811, K:2019/1974 Sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, isteme konu Mahkeme kararının hüküm fıkrası Dairemizin iş bu kararıyla değiştirildiğinden avukatlık ücreti ve yargılama giderlerine yönelik yeniden hüküm kurulmasına gerek görülerek, aşağıda dökümü yapılan 136,95-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından istinaf başvuru aşamasında yapılan 73,50-TL yargılama gideri ile 659 Sayılı KHK gereği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı idare vekili lehine takdir edilen 1.890,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 3 Sayılı tarifesi uyarınca 54,40-TL maktu karar harcı ile harçtan muaf olması nedeniyle davalı idareden aranmayan 128,50-TL istinaf başvuru harcının aynı Kanun'un 13/j maddesinin parantez içi hükmü uyarınca davacıdan tahsiline, artan posta ücretinin hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay Başkanlığı nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 03.07.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)