İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, İzmir İli, Menderes İlçesi, .... Mahallesinde bulunan, 206 ada, 1, 2 ve 3 sayılı parsellerin 2/B uygulaması kapsamında satışının yapılmasına yönelik başvurusunun reddine ilişkin İzmir Valiliği Kadastro Müdürlüğü'nün 25/10/2017 tarih ve E.2369231 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; dava dosyasında mevcut olan bilgi ve belgeler ile gerek dava dilekçesi gerekse de istinaf incelemesi aşamasında ifade edilen yeni bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının başvurusunun 3402 sayılı Kanun'un ve 6292 sayılı Kanun'un ''kadastro'' hususa ilişkin hükümleri uyarınca bir değerlendirme yapılması ve davacı tarafça yapılan bu değerlendirmeye, zeminde tutulan tutanak ile malik tayini yapılamamasına itiraz niteliğinde olduğundan adli yargı yerinin (Kadastro Mahkemesi) görevinde olduğu, nitekim davacı tarafından yapıldığı iddia edilen ''satış'' konulu başvurusu hakkında yukarıda aktarılan Kanun hükümleri uyarınca Defterdarlık veya Malmüdürlüğü tarafından bir değerlendirme yapılmasının gerektiği sonucuna varıldığı, öte yandan, davacı tarafından 6292 sayılı Kanun kapsamında anılan taşınmazların satışı hususunda Kanunda yazılı olan idarece tesis edilen bir işlem var ise, ancak buna karşı idari yargı yerlerinde dava açılabileceği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar veren İzmir 2. İdare Mahkemesi'nin 24/10/2019 gün ve E:2018/1331, K:2019/1287sayılı kararının; talepleri olan tapu kayıtları üzerinde tescil, terkin ve tashih gibi işlemler değil idari işlem olan tahsis hak sahibinin belirlenmesine ilişkin olduğu, yerel mahkeme söz konusu işlemi "malik tayini yapılmaması" olarak nitelendirmişse de söz konusu işlem tahsis hak sahibinin belirlenmesine yönelik idari bir işlem olduğu, 6292 sayılı Kanun'da öngörülen şartları taşıyıp taşımadığının idari yargı yerince değerlendirilmesi gerektiğinden, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idari yargıya ait olduğu, idarenin her türlü eylem ve işleminin yargı denetimine tabi olduğu, arazi üzerindeki zilyetlik iradesinin de hiç kesintiye uğramadığı, ortada idari yargı yetkisi kapsamına giren ve düzeltilerek iptali istenen idari bir işlem olduğu, 2B uygulamasında ilk yapılacak iş, 2B uygulamasına tabi yerlerin kullanıcılarının belirlenmesi olduğuna göre ve davaya konu Menderes İlçesi, .... Köyü 206 ada, 1,2 ve 3 numaralı parsellerin kullanıcı ve zilyedinin de kendisine ait olduğuna göre, idarece tahsis işleminin adına yapılması gerektiği, konusu parsellerle ilgili malik tayini yapılamadığının bildirilmesi hukuka aykırı bir işlem olduğu, her türlü hukuka aykırı işlem yargı denetimine tabi olduğu, bu nedenle 2B uygulaması kapsamında, .... Köyü 206 ada, 1, 2 ve 3 numaralı parsellerin adına tahsisinin yapılması yerine söz konusu parsellerle ilgili malik tayini yapılamadığının bildirilmesiyle ilgili idari işlemin iptalini talep ettikleri, davanın tapu tesciline ilişkin olmadığı, tapu kaydının düzeltilmesine ilişkin de olmadığı, idari işlemin iptaline yönelik olduğu, dolayısıyla idari yargı kapsamında olduğu ileri sürülerek kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf yoluna başvurulan kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, usul ve kanuna uygun olan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
İZMİR VALİLİĞİ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Yedinci İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; davacının, İzmir İli, Menderes İlçesi, .... Mahallesinde bulunan, 206 ada, 1, 2 ve 3 sayılı parsellerin 2/B uygulaması kapsamında satışının yapılmasına yönelik başvurusunun reddine ilişkin İzmir Valiliği Kadastro Müdürlüğü'nün 25/10/2017 tarih ve E.2369231 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Hakkında Kanununun 6545 sayılı Kanunla değişik 45.maddesinin 5.fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir" hükmü yer almaktadır.
Bakılan davada, İzmir 2.İdare Mahkemesince ''...Tapu sicili ile ilgili hizmetler "Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü" tarafından yürütülmekte olup, kural olarak, mülkiyetin elde edilmesi ve irtifak haklarının konması için tapu siciline kayıt zorunludur. İdari bir hizmet olan tapu kütüklerinin tutulması, kütüklere düzeltme yapılması Yasa ile adli yargı mahkemelerinin denetimine verilmiştir. Medeni Kanun'un 1027. maddesinde, ilgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memurunun tapu sicilindeki yanlışlığı ancak Mahkeme kararıyla düzeltilebileceği hükmüne yer verildiğinden, tapu kayıtları üzerinde yapılacak tescil, terkin ve tashih gibi işlemlere ilişkin davaların çözüm yeri adli yargı mahkemelerine aittir. Bu durumda, her ne kadar, davalı idare işleminin iptali talep edilmekte ise de, talebin doğrudan, 2/B kapsamında olan taşınmazların tapu sicilinde kendi adına tahsis edilmesi istemine yönelik olduğu, bu talebin tapu kayıtlarında değişiklik gerektirdiği ve verilecek bir iptal kararının uygulanmasının bu sonucu doğuracağı gözetildiğinde, ortada idari yargı yetkisi kapsamına giren bir idari dava bulunmadığı, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün, tapu kayıtlarında değişiklik meydana getirebilecek bir şekilde karar vermeye yetkili olan adli yargının görev alanına girdiği sonucuna varılmıştır.'' gerekçesine yer verilerek verilen 20.12.2017 günlü ve E:2017/2058, K:2017/2120 sayılı ''görev ret'' kararının, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi'nin 24.05.2018 günlü ve E:2018/855, K:2018/1372sayılı kararıyla ''...Dava konusu işlemin, her ne kadar sonucu itibariyle tapu kaydında değişiklik yapılması sonucunu doğuracak nitelikte bir işlem olduğu görülmekte ise de, söz konusu taşınmazın6292 sayılı Kanun kapsamında satış şartlarını taşıyıp taşımadığının tespitine yönelik idari nitelikte bir ön işlem olduğu, Maliye Hazinesi adına adına tespit ve tescil edilen taşınmazların orman sınırı içerisine alınmasına ya da 2/B arazisi olarak orman sınırı dışına çıkarılmasına ilişkin olmadığı açıktır. Bu durumda, söz konusu taşınmazın davacıya satışının yapılabilmesi için 6292 sayılı Kanun'da öngörülen şartları taşıyıp taşımadığının idari yargı yerince değerlendirilmesi gerektiğinden, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idari yargıya ait olduğu ve davanın görev yönünden reddine ilişkin kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.'' gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun kabulüne, 20.12.2017 günlü ve E:2017/2058, K:2017/2120 sayılı kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verildiği halde, İzmir 2. İdare Mahkemesi'nin 24/10/2019 gün ve E:2018/1331, K:2019/1287 sayılı kararıyla yeniden "Bu durumda, dava dosyasında mevcut olan bilgi ve belgeler ile gerek dava dilekçesi gerekse de istinaf incelemesi aşamasında ifade edilen yeni bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının başvurusunun 3402 sayılı Kanun'un ve 6292 sayılı Kanun'un ''kadastro'' hususa ilişkin hükümleri uyarınca bir değerlendirme yapılması ve davacı tarafça yapılan bu değerlendirmeye, zeminde tutulan tutanak ile malik tayini yapılamamasına itiraz niteliğinde olduğundan adli yargı yerinin (Kadastro Mahkemesi) görevinde olduğu, nitekim davacı tarafından yapıldığı iddia edilen ''satış'' konulu başvurusu hakkında yukarıda aktarılan Kanun hükümleri uyarınca Defterdarlık veya Malmüdürlüğü tarafından bir değerlendirme yapılmasının gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacı tarafından 6292 sayılı Kanun kapsamında anılan taşınmazların satışı hususunda Kanunda yazılı olan idarece tesis edilen bir işlem var ise, ancak buna karşı idari yargı yerlerinde dava açılabileceği de açıktır." gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davanın görev yönünden reddine ilişkin İzmir 2.İdare Mahkemesinin 20.12.2017 günlü ve E:2017/2058, K:2017/2120 sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi'nin 24.05.2018 günlü ve E:2018/855, K:2018/1372 kararıyla, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, 20.12.2017 günlü ve E:2017/2058, K:2017/2120 sayılı kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verildiği halde, İzmir 2. İdare Mahkemesi'nin 24/10/2019 gün ve E:2018/1331, K:2019/1287 sayılı kararıyla yeniden davanın görev yönünden reddine karar verilmesinde, anılan mevzuat hükmüne uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davacının istinaf başvurusunun kabulüne, istinafa konu İzmir 2. İdare Mahkemesi'nin 24/10/2019 gün ve E:2018/1331, K:2019/1287 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrasına göre kesin olarak 02/07/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)