İSTEMİN ÖZETİ: Davacının 2003 yılında Tokat Devlet Hastanesi'nde yapılan ameliyatı esnasında tekstiloma (sargı bezi) unutulması nedeniyle davacının tekrar ameliyat olmasına neden olunarak 2015 yılına kadar hizmet kusuru işlendiği iddiasıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 250.000,00-TL maddi, 400.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplamda 650.000,00-TL tazminatın olayın gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; maddi tazminat talebinin tamamının reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 100.000,00-TL'nin davalı idare tarafından idareye başvuru tarihinden (20/11/2015) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, geriye kalan 300.000,00-TL manevi tazminat talebinin reddine karar veren Tokat İdare Mahkemesi'nin 31/12/2019 gün ve E:2016/60, K:2019/728 sayılı kararının; davalı idare vekili tarafından; idarenin veya idare ajanlarının eylemi yüzünden meydana geldiği ileri sürülen zararın tazmini talebiyle açılan tam yargı davalarında, zarar ile idarenin eylem ve işlemi arasındaki illiyet bağının, başka bir ifade ile sebep-sonuç ilişkisinin mevcut olup olmadığının tereddüde yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmasının gerektiği, dava konusu hadisede bu şartlardan en önemlisi olan illiyet bağı şartının gerçekleştiği hususu kesin bir delil ile ortaya konmaksızın mahkemece idarenin tazmin ile sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu, zira, istinafa konu kararda da davacıda unutulan sargı bezinin, Tokat Devlet Hastanesi'nde 2003 yılında gerçekleştirilen tedavi sırasında unutulduğunun saptanamadığı ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması istemidir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, davacının 2003 yılında Tokat Devlet Hastanesi'nde yapılan ameliyatı esnasında tekstiloma (sargı bezi) unutulması nedeniyle davacının tekrar ameliyat olmasına neden olunarak 2015 yılına kadar hizmet kusuru işlendiği iddiasıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 250.000,00-TL maddi, 400.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplamda 650.000,00-TL tazminatın olayın gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birikte tazminine karar verilmesine ilişkindir.
İdare Mahkemesi'nce; Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 22/03/2019 tarih ve 1306 sayılı rapor ile dosyada bulunan diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının sağ diz altının ampute edilmesine neden olan eylemin davaya konu edilen sargı bezi unutulması eylemi olmadığı, bir başka anlatımla davacının ayağının kesilmesi ile sargı bezi unutulması eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı, her ne kadar Adli Tıp Kurumu tarafından yukarıda anılan raporda idarenin, sağlık hizmetinin yürütülmesi sırasında organizasyon eksikliği (gazlı bez unutulması olayında gazlı bez sayımını düzgün yapmayan ameliyat hemşiresinin ameliyat sahasını kapatmadan önce yeterli kontrolü yapmaması)tespit edilmiş ise de davalı idarenin anılan organizasyon eksikliğinden doğan kusuru ile davacının ayağının kesilmiş olmasından doğduğunu iddia ettiği maddi zararı arasında illiyet bağının bulunmadığı ve bu durumun Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen rapor ile de ortaya konulduğu anlaşıldığından davalı idarenin, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararların tazmini ile sorumlu tutulabilmesine hukuken olanak bulunmadığı, davaya konu eylemler nedeniyle Mahkemenin ara kararına istinaden düzenlenen ve yukarıda zikrolunan Adli Tıp Kurumu raporu ve rapora esas olan hastane raporlarının birlikte incelenmesinden davacının 2003 yılında bileteral sempatektomi (sinir yakma) uygulanarak kapanan damarın açılması yönünde ameliyat yapıldığı, davacının şifa bulmaması üzerine Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvurduğu ve sağ bacak diz altı amputasyon operasyonu yapıldığı, davacının batında meydana gelen şişlik nedeniyle 2015 yılında başvuruda bulunduğu, kist hidatik tanısıyla ameliyata alındığı, ameliyatla kist olduğu düşünülen cismin tekstiloma (sargı bezi) olduğunun anlaşıldığı, 2015 yılında yapılan bu ameliyat öncesinde genel cerrahi kliniği idari sorumlusu olan hekim tarafından düzenlenen yazıda "...karında ameliyat kesisi saptanmamıştır. ... inguinal bölgeden yapılan ameliyattan retroperitoneal alana gazlı bezin ilerlemiş olabileceği..." belirtildiği, bu durumda davacıda unutulan sargı bezinin her ne kadar 2003'te yürütülen tedavi sürecine ilişkin olduğu ve iki fiil arasında illiyet bağı olduğu saptanamamış ise de Adli Tıp Kurumu raporunda belirtilen ameliyat sonrasında genel tıp uygulamalarında yapılan tüm operasyonlarda ameliyat sahası kapatılmadan önce kullanılan malzemeleri sayımının öncelikle ameliyat hemşiresi tarafından yapılıp kayda alınması ve ameliyat bitiminde ameliyatı yapan hekim ve ameliyat hemşiresi tarafından tutanağın imzalanması gerekirken bu hususlara riayet edilmemesi şeklinde tezahür eden organizasyon eksikliği neticesinde ve bu durumun davacı tarafından dava dilekçesinde iddia ettiği manevi zarar ile anılan sargı bezi unutulması eylemi arasında illiyet bağı bulunduğu, anılan organizasyon eksikliğinin idarenin kusurlu bir hizmeti sonucu ortaya çıktığı anlaşıldığından davalı idarenin mali sorumluğunun şartlarının gerçekleştiği, bu bağlamda davalı idarenin sargı bezinin unutulması eylemi nedeniyle duyduğu elem ve ızdırab hususları göz önünde bulundurulduğunda davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 100.000,00-TL manevi tazminatın davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin tamamının reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 100.000,00-TL'nin davalı idare tarafından idareye başvuru tarihinden (20/11/2015) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, geriye kalan 300.000,00-TL manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı idarece kabul edilen manevi tazminat aleyhine istinaf yoluna başvurulduğundan,
Manevi tazminat miktarı bakımından;
Manevi tazminat, idari eylem veya işlem nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa karşılamaya yönelik bir manevi tatmin aracıdır. Bunun için yargı merciilerince hükmedilecek manevi tazminat bir zenginleşme aracı olmayıp; olayın ağırlığı, niteliği, duyulan manevi acının şiddeti ve varsa karşı tarafın müterafik kusuru da dikkate alınarak belirlenmelidir.
Bu durumda, davacının yaşadığı cismani zararın büyüklüğü, acının süresi ve şiddeti ile yine davalı idarenin kusurunun ağırlığı dikkate alındığında davalı idarenin istinaf talebinin kısmen kabulüyle, davacıya 20.000,00-TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜNE, Tokat İdare Mahkemesi'nin 31/12/2019 gün ve E:2016/60, K:2019/728 sayılı kararının manevi tazminat isteminin 100.000,00 TL'lık kısmının kabulüne ilişkin kısmının 80.000,00 TL'lık bölümünün KALDIRILMASINA, 20.000,00-TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 20/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, kabul edilen manevi tazminata ilişkin davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, karar sonucu değiştiğinden yargılama giderlerine ilişkin kısım da kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerektiğinden;
- Aşağıda dökümü gösterilen ilk derece yargılamasına ait 1.034,00 TL'nin nihai haklılık oranına göre belirlenen takdiren 34,00 TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan 1.000,00 TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarece istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinden 77,00 TL yargılama giderinin 17,00 TL'sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, kalan 60,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
- Kabul edilen 20.000,00-TL üzerinden hesaplanan aşağıda gösterilen 1.366,20-TL nispi harçtan dava açılırken peşin olarak davacıdan tahsil edilen 29,00-TL maktu karar harcı düşüldükten sonra kalan 1.337,20-TL'nin davacıya tamamlattırılmasına,
- Davacıya tamamlattırılan 1.366,20-TL nispi harcın davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/4.maddesine göre maddi ve manevi tazminat istemleri için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinden;
Manevi tazminat istemi yönünden kabul edilen 20.000,00 TL üzerinden hesaplanan miktar maktu vekalet ücretinin altında kalacağından tarifenin 13/1.maddesi uyarınca 3.890,00 TL maktu avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yine 13/3.madde uyarınca reddedilen kısım nedeniyle 3.890,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
Maddi tazminat istemi yönünden, davanın reddine karar verildiği ve karar kesinleştiği görülmekle ilk derece mahkemesince vekalet ücretine hükmedildiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, artan posta giderinin karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine, kararın tebliğini izleyen 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 18.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)