(2577 S. K. m. 45) (6292 S. K. m. 7) (6831 S. K. m. 2)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul İli, Adalar İlçesi, …… Mahallesi, …. Mevkii, 139 Ada, 11 parsel numaralı taşınmaz üzerinde bulunan ….. Apartmanı'nın 4 numaralı bağımsız bölümünün maliki olduğunu belirten davacı tarafından, taşınmazın 348/2400 hissesinin 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz olarak devredilmesi istemiyle 31.05.2012 tarihinde yaptığı başvuruya cevap verilmemesi üzerine, bu başvuru ilgi tutularak söz konusu başvurunun akıbetinin sorulmasına ve ilk başvurusu kapsamında işlem yapılmasına ilişkin 26.10.2018 tarihli başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu bedelsiz iade talebinin zımnen reddine dair işlemin iptaline ilişkin, İstanbul 13. İdare Mahkemesi'nce verilen 23/03/2020 gün ve E: 2019/942, K:2020/559 sayılı kararın; davalı idare tarafından, hukuka aykırı olduğu iddialarıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz iade istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul 13. İdare Mahkemesince; dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun'a göre bedelsiz iadesinin mümkün olup olmadığı, davacının anılan taşınmazlar için orman alanı olarak tescil edilmeden önce tapuda malik olarak görünüp görünmediği tek tek incelenerek ve mevcut durumda iade koşullarını taşıyıp taşımadığı araştırılarak, somut tespitlere göre belirlenerek işlem tesis edilmesi gerekirken, yetersiz inceleme raporuna dayanılarak, ayrıntılı ve somut bir tespit yapılmaksızın başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu bedelsiz iade talebinin zımnen reddine dair işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından, anılan kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
6292 sayılı Kanun'un; “2/A veya 2/B Belirtmelerinin Terkini ve İade Edilecek Taşınmazlar” başlıklı 7. Maddesinde ise; "(1) İlgililer tarafından idareye başvurulması ve idarece bu başvuru üzerine veya resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda doğruluğu tespit edilmesi hâlinde;
a) Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması hâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilir.
b) Özel kanunları gereğince Devlet tarafından kişilere satılan, dağıtılan, trampa edilen, bedelli veya bedelsiz olarak devredilen veya iskânen verilen ya da özelleştirme suretiyle satılanlar ile hisseleri devredilen özel hukuk tüzel kişileri adına kayıtlı olan ancak daha sonra Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi konulan taşınmazların tapu kayıtları geçerli kabul edilir, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda Hazine adına tescil edilenler ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde ilgilileri tarafından idareye başvurulması hâlinde önceki maliklerine veya kanuni ya da akdî haleflerine bedelsiz olarak iade edilir. Ancak, bu kişilerden taşınmazlarına karşılık daha önce yer verilenlere veya bedeli ödenenlere iade işlemi yapılmaz.
c) Bu fıkra kapsamında kalan taşınmazların kullanıcılarının kayıt maliklerinden farklı kişiler olmaları ve kayıt maliklerinin bu fıkradan yararlanmak istemeleri hâlinde, kullanıcılar bu Kanunda belirtilen şartları taşısalar dahi doğrudan satış hakkından yararlanamazlar.
(2) Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan orman sınırı dışına çıkartılacak yerlerde bulunan ve Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulması gereken taşınmazların tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulmaz ve bunlar hakkında dava açılmaz.
(3) Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre içerisinde idareye başvurmayan ilgililerin hakları bu süre sonunda sona erer, bu kişiler idareden başkaca talepte bulunamazlar, hak ve tazminat talep edemezler ve dava açamazlar. Bu taşınmazlardan Hazine adına tescilli olanlar idarece satış dâhil genel hükümlere göre değerlendirilir.
(4) Bu maddeye göre ilgililerine iade edilmesi gereken taşınmazlardan orman olduğu iddiasıyla Orman Genel Müdürlüğünce açılan davalar sonucunda orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilen, fiilen orman niteliğinde olan veya bu nedenle dava açılması gereken, ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan, özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken veya Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlar ilgililerine iade edilmez. Bu taşınmazların yerine, idarece belirlenen ve ilgililerince itiraz ve dava konusu edilmeksizin kabul edilen rayiç bedelleri ödenebilir veya rayiç bedellerine uygun taşınmazlar verilebilir" hükmüne yer verilmiştir.
Aynı taşınmazın hissedarı olan ve 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz iade istemiyle yaptığı başvuru reddedilen bir başka davacı tarafından İstanbul 10. İdare Mahkemesinin E:2019/705 sayılı dosyasında açılan davada, mahkemece Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2001/143 sayılı ve E:2002/163 sayılı dosyalarının celp edildiği ve anılan dosyalarla birlikte dava dosyası bir bütün olarak incelenerek 19.03.2020 tarih ve E:2019/705, K:2020/440 sayılı karar ile bedelsiz iade talebinin reddine dair işlemin iptaline karar verildiği görülmüştür.
İstanbul 10. İdare Mahkemesinin yukarıda anılan kararına karşı yapılan istinaf başvurusu neticesinde dosya Dairemizin E:2020/733 sayılı dosyasına kaydedilmiştir. Buna göre Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2001/143 sayılı ve E:2002/163 sayılı dosyalarında bulunan bilgi ve belgelerin iş bu davayı da etkileyecek nitelikte olması nedeniyle, bahsi geçen Asliye Hukuk Mahkemesi kararları da irdelenerek uyuşmazlığın esası incelenmiştir.
Olayda; davacı adına İstanbul İli, Adalar İlçesi, .... Mahallesi, 139 ada, 11 parsele ilişkin 31.12.1985 tarihli, 348/2400 hissenin tapuya tescil edildiğine ilişkin tapu senedinin bulunduğu,
- Davacının başvurusu üzerine Defterdarlık Uzmanı tarafından hazırlanan 09.04.2015 tarih ve 2015/22-15 numaralı raporda; "taşınmazın beyanlar hanesine 05.09.1995 tarih ve 1075 yevmiye ile "Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" şerhi işlendiği, taşınmazın 56 nolu komisyon tarafından 11.11.1988 tarihli 2/B uygulama tutanağında verildiği ve orman sınırı dışına çıkartıldığı, ancak 56 nolu komisyon kararının İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi E:1995/61 sayısında açılan dava sonucunda yok hükmünde sayıldığı kararın 30.04.1997 tarihinde kesinleştiği, taşınmaza ilişkin 56 nolu komisyon kararının yok hükmünde sayılması ve taşınmazın orman vasfıyla tapuya tescili için dava açılması, davanın sonucuna göre 6292 sayılı Yasa kapsamında işlem yapılması gerektiği" yönünden görüş belirttiği,
- 2896 sayılı Yasa uyarınca 8 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan çalışmanın 14.09.1984 tarihinde başlandığı, 19.10.1984 tarihinde bitirildiği, 26.11.1985 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği, düzenlenen 13 nolu tutanakta dava konusu 139 ada, 11 parselin, 2/B uygulamasına konu edilerek Hazine adına Orman sınırları dışına çıkartıldığı,
-56 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 11.11.1988 tarihli 2/B madde uygulama tutanağı hazırlandığı ve taşınmazın Hazine adına Orman Sınırları dışına çıkartılması yönünde rapor hazırlandığı,
-Tapunun beyanlar hanesine 05.09.1995 tarih ve 1075 yevmiye no ile "hazine adına orman sınırı dışına çıkartıldığı" şerhinin işlendiği,
-Davacının da arasında bulunduğu tapu sahipleri tarafından; "Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" şerhinin kaldırılması istemiyle dava açıldığı, anılan davanın görüldüğü Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2001/143 dosyasının incelenmesi üzerine; davanın 05.09.1995 tarih ve 1075 yevmiye ile tapu siciline konulan "Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" şerhinin kaldırılması istemiyle dava açıldığı, dava dilekçesinde taşınmazın ilk malikinin 08.05.1940 tarihli kadastro tespitine göre K4 olduğu, daha sonra 23.12.1953 de 1551 Y.ile 28.05.1954 ve 09.05.1980 de el değiştirdiği iddia edildiği, doyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda özetle; "1942 yılında 3116 sayılı Yasa uyarınca yapılan orman sınırlamasında, orman sınırları içerisinde bulunduğu ve Devlet Ormanı niteliği taşıdığı belirlendiği, 1978-1979 yıllarında 6831 sayılı Yasa'nın1744 sayılı Yasa ile değişik 2.madde uygulamasında parselinde yer aldığı alanların orman niteliğini sürdürmesi nedeniyle Devlet ormanı sınırları içerisinde gösterildiği ve 1981 yılında kesinleştiği, daha sonra 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi uyarınca yapılan orman kadastro çalışmaları sonucu 1989 tarihinde kesinleşen orman sınırları dışına Maliye Hazinesi adına çıkarıldığı tespit edildiğinin" belirtildiği, anılan Mahkemenin 18.09.2002 tarih ve E:2001/143, K:2002/78 sayılı kararı ile "şerhin kaldırılmasını istemelerine dayanak hiç bir bilgi ve belge ibraz edilmediği gibi iddiasını ispatlar delil de sunmadığı, tüm kayıtlardan anlaşıldığı üzere davacının davasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15.04.2003 tarih ve E:2003/38, 2003/3040 sayılı kararı ile onandığı,
-Maliye Hazinesi tarafından, taşınmaza ilişkin olarak açılan tapu iptali ve tescil davasının görüldüğü Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:2002/163 sayılı dosyasının incelenmesinden; davanın, "taşınmazın hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, kamu malı olan ormanlarında tapu tesisi, iskanen dağıtım, alım-satım, zilyetlik gibi tüm işlemlerin geçersiz olduğu, bu tür taşınmazların orman sınırından çıkartıldığında Hazine adına tescilinin Yasa gereği olduğu, davalılara ait tapu kaydı geçersiz olduğu, taşınmazın davalılara ait tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesi" istemiyle açıldığı, keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen raporda özetle; "1942 yılında yapılan orman sınırlamasında, orman sınırları içerisinde olduğu, devlet ormanı niteliği taşıdığı, bu niteliğini sürdürmesi nedeniyle 1950 yılında uygulamaya konu olmadığı, 1978-1979 yıllarında orman sınırı içerisinde gösterildiği, daha sonra orman kadastro çalışmaları sonucunda 1989 yılında Maliye Hazinesi adına orman sınırları dışarısına çıkartıldığı" belirtildiği, Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24.12.2003 tarih ve E:2002/163, K:2003/161 sayılı kararı ile; "Hazine lehine orman sınırı dışına çıkarılmakla tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verildiği, taşınmazın 16.12.2008 tarih ve 3734 yevmiye ile K5 adına kayıtlı iken Mahkeme kararı ile Hazine adına tescil edildiği,
-Davacı adına 12.03.2008-22.06.2009 dönemine ilişkin olarak ecrimisil bedeli tahakkuk ettirildiği ve davacı tarafından ödendiği,
-Adalar Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 12.02.2020 tarih ve E.553874 sayılı yazısı ekinde taşınmaza ilişkin tapu kayıtlarının incelenmesinden, taşınmazın Hazine adına 16.12.2008 tarihinde Mahkeme kararı ile tescil edildiği, edinme sebebi olarak "Mahkeme kararı ile satış (şufa gibi)" olduğu belirtildiği,
-Uyap üzerinde taşınmaza komşu parsellere ilişkin olarak açılmış davalara ilişkin Yargıtay Yirminci Hukuk Dairesinin 14.01.2020 tarih ve E:2017/6965, K:2020/74, 02.12.2019 tarih ve 2017/5729, K:2019/7051, 02.12.2019 tarih ve 2017/5716, K:2019/7053, 19.06.2019 tarih ve 2016/13989, K:2019/4280 sayılı kararları incelendiğinde, 56 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan 2/B uygulamasının yok hükmünde olduğunun tespiti ile kesinleşen orman kadastrosu sınırlar içerisinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkin Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararların onandığı, ancak aralarında dava konusu 139 ada, 11 parsele ilişkin bir karar olmadığı görülmektedir.
Yine olayda, .... Devlet Ormanının ilk tahdidinin 3116 sayılı Yasa'ya göre 1942 yılında yapıldığı ve orman sınırları içerisinde bulunduğu ve Devlet Ormanı niteliği taşıdığı belirlendiği, 19.04.1943 tarihinde kesinleştiği, 1744 sayılı Yasa uyarınca 1 Nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan çalışma üzerine düzenlenen 58 nolu tutanakta .... Çınartepe Devlet Ormanı sınırları içerisinde gösterildiği, 23.09.1981 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği, 2896 sayılı Yasa uyarınca 8 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan çalışma üzerine düzenlenen 13 nolu tutanakta 2/B uygulamasına konu edilerek Hazine adına Orman sınırları dışına çıkartıldığı, 3302 sayılı uyarınca Orman sınırları dışarısına çıkartılma çalışması yapan 56 Nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan çalışma ile Hazine adına orman sınırları dışarısına çıkartılmış olarak gösterildiği, Defterdarlık Uzmanı tarafından hazırlanan 09.04.2015 tarih ve 2015/22-15 numaralı raporun sonuç kısmında; "56 nolu Komisyon Kararının yok hükmünde sayılması ve taşınmazın orman tahdit sınırları içerisine alınması için dava açılması, sonucunda göre 6292 kapsamında inceleme yapılması gerektiği" görüşünün belirtildiği, 03.02.2020 tarihli ara kararımız ile taşınmazın tekrar orman olarak tesciline ilişkin dava açılıp açılmadığı İstanbul orman Bölge Müdürlüğü'nden sorulduğu, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü Adalar Orman İşletme Şefliğinin 25.02.2020 tarih ve E.416541 sayılı cevabında dava kaydına rastlanmadığı cevabı verildiği görülmektedir.
Davalı İdare tarafından, 56 nolu komisyon üyeleri tarafından alınan kararın yok hükmünde olduğu, buna ilişkin İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi 10.04.1996 tarih ve E:1995/61, K:1996 sayılı kararının olduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu davanın 56 Nolu Komisyon üyeleri hakkında, esas verilen görevleri dışına çıkarak ve daha sonraki yıllarda verilen ve o güne kadar devletleşme kapsamına girmesi kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kalması nedeniyle uygulanamayan Mahkeme kararının öncelikle uygulanmış ve daha sonra da asıl görevi olan değişiklik 2/B madde uygulama çalışmalarını yaptıkları, hukuken geçersiz hale gelen bu kararların görev verilmediği halde uygulanarak halen orman olan yerlerin şahsılar adına orman sayılmayan yerler olarak kesinleştiği, tahdit sınırları içerisinde kalan devlet ormanlarından ayrılarak görevlerini kötüye kullandıkları iddiasıyla açılan tazminat davası olduğu, anılan davada verilen kararda; "Davalıların verilen görev doğrultusunda işlem yapmamalarından ötürü kusurlu oldukları Mahkemece kabul edildiğinden bahisle tazminat isteminin kabulüne" karar verildiği, komisyon üyeleri tarafından alınan kararın yok hükmünde olduğuna ilişkin bir tespite yer verilmediği, kaldı ki 56 nolu komisyon kararından önce 8 nolu komisyon tarafından taşınmazın Hazine adına orman sınırları dışarısına çıkartılmasına yönünde 13 nolu tutanak düzenlendiği, Dafterdarlık uzmanı tarafından da 56 nolu komisyon kararının yok hükmünde sayılması için dava açılması gerektiği yönünde görüş belirttiği, taşınmaza komşu bir çok parsele ilişkin olarak komisyon kararının yok hükmünde sayılmasına karar verilmesi istemiyle dava açıldığı halde dava konusu parsele ilişkin olarak dava açıldığına ilişkin bir bilginin dosyaya sunulmadığı görülmekle davalı idarenin iddiasına itibar edilmemiştir.
Buna göre; Danıştay Sekizinci Dairesi'nin 22.01.2020 tarih ve E:2017/7740, K:2020/48 sayılı kararında da belirttiği üzere 6292 sayılı Kanun'a göre bedelsiz olarak iade edilecek taşınmazların hangileri olduğu Kanunun 7. maddesinde açıkça kurala bağlanmış olup, bu madde uyarınca, iki durumda bedelsiz iade mümkündür. Bunlardan birincisi, tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazlar, ikinci olarak ise, "hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle Hazine tarafından açılan davalar sonucunda tapuları iptal edilen ve 2/A veya 2/B niteliğinde Hazine adına tescil edilen taşınmazlar"iade kapsamında olduğu açıktır.
Bu durumda, dava konusu uyuşmazlıkta, davacıya ait tapu kaydı bulunduğu, 56 nolu Komisyon'un 24.11.1988 tarihli tutanağı ve 8 nolu Orman Kadastro Komisyon'un 04.10.1984 tarihli 13 nolu tutanağında taşınmazın Hazine adına orman sınırları dışarısına çıkartılmasına karar verildiği, Komisyon kararlarının yok hükmünde olduğuna ilişkin bir Mahkeme kararının bulunmadığı, Maliye Hazinesi tarafından, taşınmaza ilişkin olarak açılan tapu iptali ve tescil davasında Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24.12.2003 tarih ve E:2002/163, K:2003/161 sayılı kararı ile; "Hazine lehine orman sınırı dışına çıkarılmakla tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verildiği, taşınmazın 16.12.2008 tarih ve 3734 yevmiye ile K5 adına kayıtlı iken Mahkeme kararı ile Hazine adına tescil edildiği, tapuda her ne kadar tescil sebebiyle "satış (şufa gibi)" yazsa da, tescil sebebinin taşınmazın Hazine lehinde orman sınırları dışına çıkartılması olduğu, taşınmazın, yukarıda yer verilen Danıştay Sekizinci Dairesi'nin kararında bedelsiz iadenin ikinci durumu olarak belirtilen "hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle Hazine tarafından açılan davalar sonucunda tapuları iptal edilen ve 2/A veya 2/B niteliğinde Hazine adına tescil edilen taşınmazlar" kapsamında olduğu anlaşılmakla, davacının 31.05.2012 tarihli başvurusunun reddi mahiyetteki işlem hukuka uygunluk bulunmamakta olup, aktarılan bu gerekçe ile dava konusu işlemin iptali gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf yoluyla kaldırılması istenilen İdare Mahkemesi kararında kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar da sözkonusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden başvurunun yukarıda yer verilen gerekçeyle reddine, aşağıda dökümü gösterilen kanun yolu aşamasına ait yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına, başvuru sırasında tahsil edilen tebligat avansından artan kısmın mahkemesince ilgilisine resen iadesine, kararın taraflara tebliğine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün (30) içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 29/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)