(2577 S. K. m. 45, 49) (193 S. K. Mük. m. 121) (213 S. K. m. 359)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, vergiye uyumlu mükellef indirimine ilişkin ihtirazi kayıtla verdiği 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine, ihtirazi kaydın kabul edilmemesiyle yapılan 335.695,95-TL kurumlar vergisi tahakkukunun iptali istemiyle açılan davada; Mahkemelerinin 04/11/2019 tarihli ara kararıyla davacının 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Vergiye Uyumlu Mükelleflere Vergi İndirimi" başlıklı mükerrer madde 121' de belirtilen şartları taşımadığına ilişkin olarak yapılan tespitler sorulmuş olup, davalı idare tarafından verilen cevapta davacının kanuni süresinden sonra verdiği iddia edilen damga vergisi beyannamelerine ilişkin izahat getirilmediği gibi, ilgili evrakların gönderilmediği, davacının 2018/9. dönem özel tüketim vergisine ilişkin tahakkuk fişinin ve ödeme makbuzlarının gönderildiğinin görülmüş olduğu, davacının, 2018/9 dönemi özel tüketim vergisi beyannamesine istinaden tahakkuk eden vergilerin kanuni süresinden sonra ödendiğinden bahisle Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesinde düzenlenen indirim oranı uygulanmamış ise de, davacının vadesinden sonra ödediği borcu karşılayacak vergi iadesi alacağının söz konusu vade tarihinden önce mevcut olduğu görülmüş olup; buna göre sonuç itibariyle ortada gecikmiş bir ödemeden ve hazine zararından bahsedilemeyeceğinden, mezkur Kanun hükmünün getiriliş amacı dikkate alındığında, davacı şirketin, "Vergiye uyumlu mükellef" olmadığına yönelik değerlendirmenin hakkaniyet ilkesine ve nesafet kurallarına aykırı olduğu sonucuna varıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar veren İstanbul 1. Vergi Mahkemesi'nin 28/11/2019 tarih ve E:2019/1036, K:2019/2241 Sayılı kararına davalı idarece istinaf başvurusunda bulunularak; kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
KARAR: Davacı, vergiye uyumlu mükellef indirimine ilişkin ihtirazi kaydıyla verdiği 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine, ihtirazi kaydın kabul edilmemesiyle yapılan 335.695,95-TL kurumlar vergisi tahakkukunun iptali istemiyle açılmıştır.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İstinaf'' başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; 2. fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği düzenlemelerine yer verilmiştir. Aynı Yasa'nın ''Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar'' başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ise; kararın hukuka uygun bulunursa onanacağı, sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçe doğru bulunmaz veya eksik bulunursa, gerekçe değiştirilerek onanacağı düzenlenmiştir.
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun, 01/01/2018 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere yürürlüğe giren mükerrer 121.maddesinin ihtilaf konusu olan dönemde yürürlükte bulunan halinde:
"Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanlar ile kurumlar vergisi mükelleflerinden (fınans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç olmak üzere), bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartları taşıyanların yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5'i, ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirilir. Şu kadar ki hesaplanan indirim tutarı, her hâl ve takdirde 1 milyon Türk lirasından fazla olamaz. İndirilecek tutarın ödenmesi gereken vergiden fazla olması durumunda kalan tutar, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsup edilebilir. Bu süre içinde mahsup edilemeyen tutarlar red ve iade edilmez. Gelir vergisi mükelleflerinin yararlanacağı indirim tutarı, ticari, zirai veya mesleki faaliyet nedeniyle beyan edilen kazançların toplam gelir vergisi matrahı içerisindeki oranı dikkate alınmak suretiyle hesaplanan gelir vergisi esas alınarak tespit edilir.
Söz konusu indirimden faydalanabilmek için;
1. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş (Kanuni süresinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.) ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin kanuni süresinde ödenmiş olması (Her bir beyanname itibarıyla 10 Türk lirasına kadar yapılan eksik ödemeler bu şartın ihlali sayılmaz.),
2. (1) numaralı bentte belirtilen süre içerisinde haklarında beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re'sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması (Yapılan tarhiyatlarm kesinleşmiş yargı kararlarıyla veya 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun uzlaşma ya da düzeltme hükümlerine göre tamamen ortadan kaldırılmış olması durumunda bu şart ihlal edilmiş sayılmaz),
3. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla vergi aslı (vergi cezaları dâhil) 1.000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmaması, şarttır.
İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki dört takvim yılında 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 359. maddesinde sayılan fiilleri işlediği tespit edilenler, bu madde hükümlerinden yararlanamazlar.
Bu madde kapsamında vergi indiriminden yararlanan mükelleflerin, öngörülen şartları taşımadığının sonradan tespiti hâlinde ilgili vergilendirme döneminde indirim uygulaması dolayısıyla ödenmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın tarh edilir. Bu hüküm, indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yılda herhangi bir vergiye ilişkin beyanların gerçek durumu yansıtmadığının indirimden yararlanıldıktan sonra tespiti üzerine yapılan tarhiyatların kesinleşmesi hâlinde de uygulanır ve bu takdirde indirim uygulaması dolayısıyla ödenmeyen vergiler açısından zamanaşımı, yapılan tarhiyatın kesinleştiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar.
Bu maddede geçen vergi beyannamesi ve vergi ibareleri, Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine verilmesi gereken vergi beyannameleri ile bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri ifade eder.
Birinci fıkrada yer alan tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Bu şekilde hesaplanan tutarın %5'ini aşmayan kesirler dikkate alınmaz. Cumhurbaşkanı, birinci fıkrada yer alan oranı ve tutan iki katma kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye, kanuni oran ve tutarına getirmeye; Maliye Bakanlığı, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir."
hükümlerine yer verilmiştir.
Anılan mevzuat uyarınca, vergiye uyumlu mükelleflere tanınan %5 vergi indiriminden yararlanabilmek için; ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi veya kurumlar vergisi mükellefi olmak (fınans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç olmak üzere), indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerini kanuni süresinde vermiş olmak ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri kanuni süresinde ödemiş olmak (Her bir beyanname itibarıyla 10 Türk lirasına kadar yapılan eksik ödemeler bu şartın ihlali sayılmaz.) şartlarının haiz olunması gerektiği kurala bağlanmıştır.
Başka bir ifade ile, Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesinde düzenlenen vergi indiriminden yararlanmak için, öncelikle indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin de kanuni süresinde ödenmiş olması gerekmekte olup, bu şartların herhangi birinin sağlanamaması halinde ise söz konusu indirimden yararlanılamayacağı açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirketin 2018 dönemi kurumlar vergisi beyannamesinde 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mük.121. maddesinde düzenlenen vergiye uyumlu mükelleflere ilişkin vergi indiriminden yararlandırılmaması üzerine beyannamenin ihtirazi kayıtla verildiği; davalı İdare tarafından kanuni süresinde verilmemiş damga vergisi beyannamelerinin ve 2018/ 9 dönemi için süresinde ödenmemiş ötv tahakkuku bulunduğu hususlarının mezkur vergi indiriminden yararlandırılmamasına gerekçe olarak gösterildiği görülmüştür.
Olayda, davacının 2018/9 dönemi için tahakkuk eden ve 26.9.2018 tarihinde ödenen ÖTV tahakkukunun kanuni süresinde ödenmediği hususunda ihtilaf bulunmadığı göz önüne alındığında, indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannameleri üzerine tahakkuk eden vergilerin kanuni süresinde ödenmiş olması şartının, davacı tarafından yerine getirilemediği sonucuna varıldığından, vergiye uyumlu mükellef indiriminden yararlanma şartlarını taşımadığından bahisle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı idare istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 1. Vergi Mahkemesi'nin 28/11/2019 tarih ve E:2019/1036, K:2019/2241 Sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 169,00-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından istinaf başvuru aşamasında yapılan 57,00-TL yargılama gideri ile 659 Sayılı KHK gereği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı idare vekili lehine takdir edilen 1.890,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 3 Sayılı tarifesi uyarınca 54,40-TL maktu karar harcı ile harçtan muaf olması nedeniyle davalı idareden aranmayan 128,50-TL istinaf başvuru harcının aynı Kanun'un 13/j maddesinin parantez içi hükmü uyarınca davacıdan tahsiline, artan posta ücretinin hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay Başkanlığı nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 11/06/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)