İSTEMİN ÖZETİ: Adıyaman İdare Mahkemesi'nin davanın reddine ilişkin 05/12/2019 tarih ve E:2019/196 K:2019/531 Sayılı kararı ile 18/02/2020 tarihli istinaf edilmemiş sayılmasına ilişkin kararının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Adıyaman İdare Mahkemesi'nin davanın reddine ilişkin 05/12/2019 tarih ve E:2019/196 K:2019/531 Sayılı kararına karşı davacının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususların maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülerek anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmakta olup, Adıyaman İdare Mahkemesi'nin 18/02/2020 tarihli istinaf edilmemiş sayılmasına ilişkin kararına karşı yapılan istinaf başvurusuna karşı ise savunma dilekçesi sunulmamıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi'nce 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: 1-)Adıyaman İdare Mahkemesi'nin 18/02/2020 tarihli istinaf edilmemiş sayılmasına ilişkin kararına karşı yapılan istinaf başvurusu incelendiğinde;
İdare Mahkemesi'nce; davacı vekili tarafından mahkememiz kararının harç yatırılmadan 30/01/2019 tarihinde istinaf edildiği, davacıdan yatırılmayan istinaf harcının tamamlatılması hususunun 05.02.2020 tarihinde tebliğ edilen başkanlık yazısıyla istenildiği, buna rağmen belirtilen 7 (yedi) günlük süre içerisinde istinaf harcının yatırılmadığı gerekçesiyle istinaf edilmemiş sayılmasına karar verildiği görülmektedir.
Davacı tarafından; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, dosya kapsamında mahkemece davacının adli yardım talebinin kabul edildiği, istinaf dilekçesinin 30/01/2020 tarihinde süresi içerisinde mahkemesine sunulduğu, 31/01/2020 tarihli para isteme yazısının tebliğ edilmediği, 31/01/2020 tarihinde tarafına gönderilen tebligatın içerisinde davacı tarafından mahkemeye sunulan istinaf başvuru dilekçesinin bulunduğu, para isteme yazısının şifahi olarak öğrenilmesi üzerine 19.02.2020 tarihinde istinaf başvuru harcı ile posta giderinin yatırıldığı ileri sürülerek istinaf edilmemiş sayılmasına ilişkin kararın kaldırılması istenilmektedir.
2577 Sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 45. maddesinin 2. fıkrasında, istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş; temyize dair atıfta bulunulan 48/6. maddesinde de, "Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren; merci tarafından verilecek yedi günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, ilgili merci, kararın temyiz (/istinaf/) edilmemiş sayılmasına karar verir. Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde de kararı veren merci, temyiz (/istinaf/) isteminin reddine karar verir. İlgili merciin bu kararları ile bu maddenin 2. fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir." hükmü yer almıştır.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin 1. fıkrası ile adli yardım konusunda atıfta bulunulan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesinde, "Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler." hükmüne, ''Adli yardımın kapsamı'' kapsamı başlıklı 335. maddesinde ise; ''(1) Adli yardım kararı, ilgiliye, aşağıdaki hususları sağlar: a) Yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet. b) Yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet. c) Dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi. ç) Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini. (2) Mahkeme, talepte bulunanın, yukarıdaki bentlerde düzenlenen hususlardan bir kısmından yararlanmasına da karar verebilir. (3) Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.'' hükmüne yer verilmiştir.
Olayda; davacının dava dilekçesinde belirttiği adli yardım talebinin Adıyaman İdare Mahkemesi'nin 15.05.2019 tarihli ara kararıyla kabul edildiği ve davanın adli yardımlı olarak görüldüğü, yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca da adli yardımın hüküm kesinleşinceye kadar devam edeceği, dolayasıyla istinaf başvurusu aşamasında davacıdan harç ve posta ücreti istenilmesinin mevzuata aykırı olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebi kabul edilen davacının süresi içerisinde istinaf başvuru harcı ve posta giderini yatırmadığı gerekçesiyle verilen istinaf edilmemiş sayılmasına ilişkin Adıyaman İdare Mahkemesi'nin 18/02/2020 tarihli kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne ve anılan kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmektedir.
2-)Adıyaman İdare Mahkemesi'nin davanın reddine ilişkin 05/12/2019 tarih ve E:2019/196 K:2019/531 Sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu incelendiğinde ise;
Dava; Adıyaman ili Merkez ilçesi Börgenek Ortaokulunda öğretmen olarak görev yapan davacının, 7145 Sayılı Kanun ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35. madde uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 06.02.2019 tarih ve E.2624660 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; dava dosyasında bulunan; Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:2017/523; K:2018/124 Sayılı dosyası kapsamında yapılan kovuşturma neticesinde, davacının Fetö Silahlı Terör Örgütü üyeliği sabit bulunarak hapis cezası ile mahkumiyetine hükmedildiği görülmekle davacının FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliğinin mahkeme kararı ile sabit olduğunun anlaşıldığı, diğer taraftan, dosya içerisinde bulunan soruşturma dosyasından yukarıda anılan mevzuat hükmü uyarınca davacıya 7 günlük savunma süresi hakkının da tanınarak davacının savunmasının alındığı görülmekle dava konusu işlemde usul yönünden de bir eksiklik görülmediği, bu durumda, davacı hakkında kurulun teklifi ile 7145 Sayılı Kanun ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. madde uyarınca, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğundan bahisle ''Kamu görevinden çıkarılmasına'' ilişkin tesis edilen 06.02.2019 tarih ve E.2624660 Sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Olur işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, masumiyet karinesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, işlemin dayanağını oluşturan iddiaların gerçeği yansıtmadığı, eşinin ceza yargılanması dosyasındaki bilgilerin davanın reddine gerekçe olarak sunulmasının suç ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğu ileri sürülerek davanın reddine ilişkin kararın kaldırılması istenilmektedir.
375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 25.07.2018 tarih ve 7145 Sayılı Kanun'un 26. maddesiyle eklenen Geçici 35. maddesinin B fıkrasında; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren (işlem tarihindeki haliyle) üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; (...)
9-) 657 Sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır.'' hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Adıyaman ili Merkez ilçesi Börgenek Ortaokulunda öğretmen olarak görev yapan davacı hakkımda yapılan idari tahkikat sonucu elde edilen bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucunda anılan 28.01.2019 tarih ve 2019/11 Sayılı kurul kararı ile davacının kamu görevinden çıkarılması yönünde teklifte bulunulduğu, akabinde söz konusu teklif doğrultusunda tesis edilen davaya konu 06.02.2019 tarih ve E.2624660 Sayılı işlemle 7145 Sayılı Kanunla 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35/9. madde gereğinc davacının kamu görevinden çıkarılmasına karar verildiği, bu işlemin iptali istemiyle de bakılmakta olan işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
7145 Sayılı "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un" 26. maddesiyle 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35. maddenin (B) bendine istinaden bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için; kamu personelinin, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesi yeterlidir.
Uyuşmazlıkta; davacı hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçuna ilişkin olarak yapılan yargılama sonucunda verilen Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 12.03.2018 tarih ve E:2017/523, K:2018/124 Sayılı kararı ile özetle; "...her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamaya karşı redde yönelik savunmada bulunmuş ise de; ByLock sorgu raporu, ByLock HTS kaydı ve tanıklar E. E. ve N. D.'in beyanları dikkate alınarak yukarıda ayrıntısı açıklandığı üzere sanığın ByLock isimli programı örgütsel talimata uyarak yüklediği ve örgütsel gizliliği temin maksadıyla kullandığı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 gün ve 2015/3 E. 2017/3 K. Sayılı kararında da belirtildiği üzere ByLock programını kullanmanın başlı başına örgüt üyeliği açısından delil olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, bunun için ayrıca bu program ile yapılan yazışmaların yahut icra edilen görüşmelerin veya da gönderilen e-maillerin içeriğinin tespitine gerek bulunmadığı, sanık her ne kadar bylock programını kullanmadığını beyan etmiş ise de tanık E. E.'nin benim telefonumda eşi F. olan N., B. ve S. kayıtlıydı. K. ve diğer N. yüklemedi diye biliyorum, bende kayıtlı değillerdi. Ben de sadece N., B. ve S. kayıtlıydı. Bilge çok kullanmayıp bir süre sonra silmişti, telefonu mu arızalanmıştı bir şey olmuştu hatırımda değil ama o bir süre sonra kullanmadı" ve tanık N.'ın "Bylock'a girdiğimde ben B. S.'in ismini görüyordum ve sadece onu seçiyordum. Bylock, whatsapp gibi grup sohbetine açık bir uygulama değildi ya da bu özelliğini ben bilmiyordum, söz konusu Kahta'dan gelen abla da buraya toplantı gününü yazıyordu. Ancak bu kişinin ismini sadece abla olarak görüyordum." şeklindeki beyanları itibariyle sanığın bylock programını örgüt talimatı gereği yüklediği ve örgütsel gizliliği temin maksadıyla kullandığı, sanığın örgütsel bağını artırmak için polis eşleri arasında düzenlenen sohbet toplantılarına katıldığı, benzer sanığın evinde de yapılan örgütsel toplantıların 15 Temmuz 2016 tarihine kadar devam ettiği, örgütsel gizliliği temin için toplantı yer ve saatlerinin bylock isimli program üzerinden belirlendiği, sanığın eşinin kendisine ait telefonun interneti kullanması itibariyle bylock verilerinin oluştuğu yönündeki savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanığın, sanığın bu şekilde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk oluşturan eylemleri ile örgütün hiyerarşisine dahil olduğu, örgütle organik bağ kurarak örgüt üyesi vasfını kazandığı kanaatine varılmakla aksi yönde suçtan kurtulmaya yönelik sanık savunmalarına itibar edilmeyerek sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması cihetine gidildiği...'' gerekçesiyle davacının üzerine atılı FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçunu işlediği sabit görülerek sonuç olarak 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi'nin 06.12.2018 tarih ve E:2018/525, K:2018/116 Sayılı kararıyla esastan reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun da karara bağlanmadığı görülmektedir.
Bu durumda; yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar ile anılan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu sonucuna varıldığından, 7145 Sayılı Kanun'un 26. maddesiyle 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35. maddesinin B fıkrasının 9. bendi uyarıca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde ve sonucu itibariyle idare mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Adıyaman İdare Mahkemesi'nin 18/02/2020 tarihli istinaf edilmemiş sayılmasına ilişkin kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüyle anılan kararın kaldırılmasına, Adıyaman İdare Mahkemesi'nin davanın reddine ilişkin 05/12/2019 tarih ve E:2019/196 K:2019/531 Sayılı kararı sonucu itibariyle hukuka uygun olduğundan, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, istinaf aşamasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 266,10-TL yargılama giderinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına, davacının adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle resmi postadan karşılanan (toplam posta gideri olan 117,50.-TL'den davacının yatırmış olduğu 100,00-TL'nin mahsubu sonucu elde edilen) 17,50-TL posta giderinin tahsili için Mahkemesince ilgili Maliye idaresine harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, kararın tebliğini izleyen tarihten itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 25/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)