(2634 S. K. m. 1, 2, 3) (Turizm Amaçlı Sportif Faaliyet Yönetmeliği m. 1, 2, 4, 14)
DAVANIN KONUSU: Davacı tarafından, paraşütle atlama hizmeti satın alarak gerçekleştirdiği atlayış sırasında iniş alanında park halindeki araca çarpması nedeniyle fiziki ve ruhsal açıdan zarara uğramış olduğu, hâlâ kazanın etkilerini taşımakla birlikte günlük hayatını olağan bir şekilde sürdürememekte, meslekte kazanç kaybı yaşamakta, kazanın etkisiyle cinsel fonksiyonu bulunmamakta çocuk sahibi olamamakta, evliliğinde de bu nedenle problemler yaşamakta olduğunu, olay yerinin işletme sahibi olarak Kaş Belediye Başkanlığı'nın sorumluluk alanında olduğu, yıllarca iniş alanı olarak kullanıldığı, park yasağının takibini yeterince yapmayı, iniş alanına araç park ettirmesi suretiyle hizmet kusuru bulunduğunu kazanın gerçekleşmiş olduğu 07/08/2008 tarihinden itibaren kendisinin ve ailesi tarafından uygulanmakta olan tedaviye ilişkin harcanmış ve harcanacak olan tüm tedavi masrafları, Türkiye'de yapmakta olduğu işin bitmiş olması ve İngiltere ya da Türkiye dışında başka bir ülke dışında çalışma ve özel hayatını devam ettireceği için gelir ve iş gücü kaybı karşılığında, geçici iş göremezlik dönemi zararı olarak 18.631,01-TL, sürekli iş göremezlik dönemi zararı olarak 1.224.314,38-TL, tedavi gideri harcamaları için 12.670,96-TL olmak üzere 1.255.616,35-TL maddi tazminat ile uğradığı manevi zararları için 30.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili istemiyle açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemenin 04.07.2018 tarihli ara kararı gereğince, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için olay tarihi itibariyle olay yerinin Kaş Belediye Başkanlığının sorumluluk alanında olup olmadığı, iniş alanı olup olmadığı, iniş alanı olarak kullandırıp kullandırmadığı, iniş alanı ve park alanının belirlenerek, iniş alanına araç park ettirmesi suretiyle hizmet kusuru bulunup bulunmadığı, paraşütle atlama hizmeti satan firmaların, davalı ile birlikte sorumlu olup olmadığı, kusur durumunun ne olduğu, söz konusu yerin iniş alanı olarak belirlenip belirlenmediği, firmaların söz konusu alanı kullanırken davalıdan herhangi bir izin alıp almadığı, davalı veya 3. kişiye atfı kabil kusur bulunup bulunmadığı, denetim ve gözetim yükümlülüğünün inişleri denetleme ve güvenliği sağlama yükümlülüğü bulunup bulunmadığı, hizmet kusurundan ya da başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığı, kamu görevinin yerine getirilmemesi ya da geç yerine getirilmesi gibi bir durumun söz konusu olup olmadığı, davacıya atfı kabil hizmet kusuru bulunup bulunmadığı, başka kişilerle birlikte müterafik kusuru bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; "davaya konu alanın konum olarak Kaş İlçe merkezinin güneyinde liman bölgesinde bulunduğu, alanın liman girişi bölümünün halen otopark alanı olarak kullanıldığı, kazanın meydana geldiği alanın halihazır durumda boş olduğu, Kaş bölgesinde süregelen ticari ve ticari olmayan (sportif) yamaç paraşüt uçuşlarının iniş alanı olarak uzun yıllardır liman bölgesinin kullanıldığı, Kaş bölgesinde iniş yapılabilecek en emniyetli düzlük alanın da bu alan içerisinde bulunduğu, bölgede sürekli yapılan bu uçuşlar sırasında, inişte olası araçla çarpışma kazası durumlarıyla karşı karşıya gelinmemesi için, kazanın meydana geldiği bölgenin, olay öncesi Kaş Belediyesince fiilen yamaç paraşüt iniş alanı olarak tahsis edildiği ve yamaç paraşütçüler tarafından düzenli olarak kullanıldığı, bu alanın, yerine sabit olmayan bariyerlerle hemen bitişiğinde bulunan ve otopark alanı olarak kullanılan alandan ayrılmış olduğu, kaza sırasında ... plakalı ticari aracın bariyerin ötesine geçmek suretiyle paraşüt iniş alanına park etmiş olduğu, tandem yamaç paraşüt pilotunun iniş alanı olarak kullanabileceği sınırlı alan içerisine park etmiş olan ... plakalı ticari araç nedeniyle manevrasını tamamlamayarak bu araca çarptığı ve bu suretle davacının yaralanmış olduğu, tandem yamaç paraşüt motorsuz bir hava aracı olmasından dolayı, kaldırıcı bir hava akımı bulunamazsa sürekli çöküş yaşamak sureti ile süzülüş açısına göre iniş alanı planlanması gerektiği, son yaklaşma sırasından tandem yamaç paraşüt pilotunun planlı iniş alanına süzülüşü sırasında iniş alanında bulunan ... plakalı ticari aracı fark ettiği anda irtifasının düşük olmasından dolayı tekrar yükselip yeni bir planlama şansı bulunmadığı, olayın, Kaş Belediyesince fiilen yamaç paraşüt iniş alanı olarak tahsis edilen ve yamaç paraşütleri tarafından düzenli olarak bu amaçla kullanılan alana ... plakalı ticari aracın park etmiş olmasından kaynaklandığı, ... plakalı aracın Kaş Belediyesi tarafından kontrolü yapılan otoparka girişi ardından, park alanı sınırları dışına çıkışının takip edilmediği, iniş alanına park edilmesine müsaade edildiğinin anlaşıldığı, tandem yamaç paraşüt hizmeti sunan ... Merkezi, kalkış gerçekleştirilen tepeden iniş alanına iniş gerçekleştirilene kadar geçen sürede meydana gelebilecek pilotun kontrol edemeyeceği (rüzgar yön değişimi ve ani artışın bildirilmesi, iniş alanındaki inişi zorlaştırabilecek değişimlerin kontrolü vb.) durumlarda pilota bildirmek ve alternatif çözüm yolları belirlemesinde yardımcı olabilecek tecrübeye sahip yer ekibi bulundurması gerektiği ancak olay anında yer ekibinin bulunmadığı, kazaya neden olan ... plakalı ticari aracın, araç parkı ile iniş alanını birbirinden ayıran bariyerin kaldırılması sureti ile iniş alanına park etmesi sonucunda olayın meydana geldiği, alanın gerek davaya konu olay öncesi, gerekse olay sonrası paraşüt iniş alanı olarak planlara işlenmediği, sonuç olarak; yamaç paraşüt iniş alanına park etmiş olan ... plakalı ticari taşıtın, araç parkının yasak olduğu alana park etmiş olduğu, Kaş Belediyesine ait olan otoparka girişini gerçekleştirmiş olan aracın, iniş alanına girmesine göz yummasından dolayı park görevlisinin ihmali olduğu, tandem uçuşunu organize eden ... Merkezi’nin iniş alanındaki değişimleri tandem pilotuna bildirecek bir yer ekibi bulundurmayı ihmal ettiği" sonuç ve kanaatinin bildirildiği, olayın oluş biçimi ve kusur yönünden hükme esas alınabilecek yeterlilikteki rapora yönelik itirazların yerinde görülmediği, bilirkişi raporu ve dosya kapsamından dava konusu olayda davalı idarenin de kusuru bulunduğu anlaşılmakla davacının anılan olay nedeniyle uğramış olduğu zararın hesaplanabilmesi amacıyla Mahkemenin 15.01.2019 tarihli ara kararı gereğince, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için dava konusu maddi tazminat istemine ilişkin olarak; meydana gelen kaza nedeniyle dosyada bulunan tüm kusur raporları, 21/05/2014 tarih ve 12344 sayılı Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun işgücü kaybı raporu ve davacının tedavi masraflarına ilişkin bilgi ve belgeler dikkate alınarak, davalı idarenin, paraşütle atlama hizmeti satan firmaların ve araç sürücüsünün ve davacının müterafik kusuru da dikkate alınarak, davalı idarenin ödemesi gereken maddi zararın diğer sorumluların kusurları da oranlanarak davacının tedavi masrafları, gelir kaybı ve iş gücü kaybı sonucu maddi zararın hesaplanması amacıyla dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, sunulan bilirkişi raporunda özetle; "davacının emeklilik yaşının İngiltere'deki sosyal güvenlik yasaları gereği 65 olarak hesaplamaya esas alındığı, davacının olay tarihindeki yaşına göre TRH-2010 tablosundan muhtemel bakiye yaşam süresi tespit edilerek olay olmasa idi bakiye yaşamı süresince daha az efor harcayacağı esas alınarak hesaplama yapıldığı, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda davacının %34 oranında sürekli iş göremezlik, 9 ay geçici iş göremezlik durumu tespit edildiği anlaşılmakla hesaplamaya esas alındığı, davacının SGK kayıtlarına göre kaza öncesi 2008/7 dönemi için 2.767,50(TL) brüt ücreti olduğu aynı dönem brüt asgari ücretin; 2.767,50/638,7 = 4,333 katı olduğu anlaşılmakla hesaplamaya esas alındığı, olay tarihinden 31.12.2019 tarihine kadar ilan edilmiş asgari ücretlerin 4,333 katı, brüt ücretlerinden sigorta primi, 2008 yılı başından itibaren yürürlüğe giren asgari geçim indirimi dikkate alınarak, gelir vergisi ve damga resmi tenzil edildikten sonraki net ücretlerin hesaplaya esas alındığı, 01.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek bakiye pasif devre sonuna kadar geçecek süre içinde davacının İngiltere vatandaşı olması nedeniyle pasif döneminde İngiltere'deki asgari ücretler üzerinden hesaplanması gerektiği, Avrupa istatistik ofisinin internet verilerinde 2019 için 1.453,00 € asgari ücret olduğu, %30 kesinti ile net 1.473,00x0,70 = 031,10 € olduğu, 2019 Merkez Bankası kuru karşılığı 1031,10 x 6,8098 = 7.021,58(TL), 2019 yılı net asgari ücretin 7.021,58/2.020,91 = 3,47 katı hesaplamaya esas alındığı, geçici iş göremezlik iyileşme dönemi %100 maluliyet kabul edilerek hesaplandığı, sürekli iş göremezlik dönem zararları toplamı maluliyet oranı %34 ile çarpıldıktan sonra, kusur indirimi yapılmadan zarar belirlendiği, sonuç olarak İş gücü kaybının %100 olduğu geçici iş göremezlik dönemi zararının; 18.631,01 (TL) olduğu, sürekli iş göremezlik dönemi gelirlerinin; işlemiş dönem gelirleri (543.458,47 (TL)) + işleyecek Aktif dönem iskontolu gelirleri (2.259.796,58 (TL))+ işleyecek Pasif dönem iskontolu gelirleri (797.669,60 (TL)) olmak üzere toplam 3.600.924,65 (TL) ye karşılık geldiği bu tutara maluliyet oranı olan %34 oranı uygulandığında karşılık gelen zararın; 3.600.924,65(TL) x 0,34 = 1.224.314,38(TL) olacağı, kusur indirimi yapılmadığı, davacının kaza sonrası Akdeniz Ünv. Hastanesinde SGK kapsamında tedavi gördüğü, ancak Öğretim üyesi, yol vb. ek ödemeler yaptığı, gider belgelerini dosyaya sunduğu, sunulan belgelere göre kabul edilebilir toplam tutarın 10.657,93 TL olduğu, dosyaya sunulan market giderleri tedavi giderlerine dahil edilmediği, ancak davacının tedavinin belli bir süresinde zorunlu olarak refakat ve bakım gideri olacağı dikkate alındığında, bu sürenin yaralanmanın niteliği geçici iş göremezlik süresi 9 ay dikkate alındığında 4 aydan aşağı olmayacağı buna göre 4 aylık süre için net asgari ücretler esas alınarak refakat ve bakım gideri hesaplandığı, tedavi ve sair giderler toplamının (10.657,93+2.013,03) 12.670,96(TL) olacağı" sonuç ve kanaatinin bildirildiği, hükme esas alınabilecek yeterlilikteki rapora yönelik itirazların yerinde görülmediği, davacının 22.05.2019 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçesi ile maddi tazminat yönünde davasını ıslah ettiği, dava dilekçesinde talep etmiş olduğu tutarlar için faiz talebinde bulunmamasına karşın ıslah dilekçesinde dava tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte talepte bulunduğu ve dilekçenin davalı idareye tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, olayda, taşıtın araç parkının yasak olduğu alana park edilmesinden kaynaklı park edenin, iniş alanında yer ekibi bulundurmaması sebebiyle uçuşu organize eden turizm firmasının yanında, aracın iniş alanına girmesinden dolayı davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, bu kusur ile meydana gelen olay ve dolayısıyla da zarar arasında illiyet bağı olduğu anlaşılmakla, olayın meydana gelmesinde kusuru bulunanların kusur oranlarının ortaya konulması gerektiği, mahallinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen rapor ve dosyadaki bilgi ve belgeler kapsamında olayın meydana gelmesinde kusuru bulunanların kusurlarının eşit oranda olduğu dolayısıyla da davalı idarenin olay sebebiyle meydana gelen maddi zararın 1/3'ü oranında sorumlu bulunduğu kanaatine varıldığı, bilirkişi raporunda belirlenen ve davacı tarafından ıslah edilen toplam 1.255.616,35-TL (18.631,01-TL geçici iş göremezlik, 1.224.314,38-TL sürekli iş göremezlik ve 12.670,96-TL tedavi giderleri harcamaları) maddi tazminat isteminin davalı idarenin kusur oranı gözönüne alınarak takdiren 418.539,78-TL olarak davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, fazla istemin reddi gerektiği sonucuna varıldığı manevi tazminat istemi yönünden; manevi tazminat istemi olay nedeniyle yaşanan acının bir nebze dindirilmesi kapsamında olduğu, meydana gelen olayın davacıda hayatı boyunca hissedeceği eksikliklere de sebebiyet vermesi de gözönüne alınarak, talebi doğrultusunda 30.000,00-TL olarak davalı idare tarafından ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, gerekçesiyle Antalya 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 26/12/2019 tarih ve E: 2017/932, K: 2019/1218 sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne, 418.538,78-TL maddi tazminatın, 60.000,00-TL'lik kısmına taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda faiz işletilmeksizin, bakiye 358.539,78-TL'lik kısmına ıslah tarihi olan 22.05.2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, bakiye maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kabulü ile 30.000,00-TL manevi tazminatın taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda faiz işletilmeksizin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
İSTİNAF DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Davacı vekili tarafından; kazanın gerçekleştiği alanın Kaş Belediyesinin sorumluluk alanında olduğu, Kaş belediyesi tarafından gerekli gözetim ve yükümlülüğün yerine getirilmediği ve hizmet kusurunun bulunduğu, olayda tüm sorumluların eylem ve ihmalleri göz önünde bulundurulduğunda mahkeme tarafından müteselsil sorumluluk esası gözetilmeden hüküm kurulmasının yanlış olduğu ileri sürülerek kararın kaldırılması gerektiği, Davalı idare vekili tarafından ise; kazanın meydana geldiği alanın yat limanı olduğu, yatlara teknelere yakıt dolumu yapan araçların, sağlık araçları ve benzeri girip çıktığı, belediyece bu alan için alınmış bir park yasağının bulunmadığı, kalkış ve iniş parkurlarına ilişkin kararın Antalya Valiliği tarafından belediyenin görüşleri alınmadan alındığı, belediyenin bu konuda herhangi bir tasarrufunun söz konusu olmadığı, kalkış ve iniş alanlarındaki güvenlik tedbirlerinden yamaç paraşütü yaptıran firmanın sorumlu olduğu, belediyenin bu konuda herhangi bir taahhüdünün olmadığı ileri sürülerek lehlerine yönelik olarak kararın kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Usul ve esas bakımından hukuka uygun Mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi sunulmamıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava, davacı tarafından, paraşütle atlama hizmeti satın alarak gerçekleştirdiği atlayış sırasında iniş alanında park halindeki araca çarpması nedeniyle 1.255.616,35-TL maddi zarar ile uğradığı manevi zararları için 30.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili istemiyle açılmıştır.
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 1. maddesinde Kanunun amacının; turizm sektörünü düzenleyecek, geliştirecek, dinamik bir yapı ve işleyişe kavuşturacak tertip ve tedbirlerin alınmasını sağlamak olduğu, 2. maddesinde, turizm hizmeti ile bu hizmetin gereği kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinin tespiti ile geliştirilmelerine, turizm yatırım ve işletmelerinin teşvik edilmesine, düzenlenmesine ve denetlenmesine ilişkin hükümlerin yer aldığı, 3. maddesinde; belgeli yatırım ve işletmeleri, bu yatırım ve işletmelerin belgeye esas olan niteliklerini, bu niteliklerini koruyup korumadıklarını denetleme ve işletmeleri sınıflandırma yetkisinin Bakanlığa ait olduğu, Bakanlığın, gerekli görmesi halinde, denetim ve sınıflandırmaya esas oluşturacak tespitler ile yetkisinde olan eğitim ve rehberlik konularındaki hizmetleri yetkili kılınacak uzman gerçek veya tüzel kişiler ile sivil toplum kuruluşlarına da yaptırabileceği, bu konuda uygulanacak esasların yönetmelikle düzenleneceği, Bakanlığın, gerekli gördüğü hallerde, ilan edeceği pilot bölgelerdeki turizm işletmesi belgesi olmayan konaklama tesislerinden, verilen süre içerisinde turizm işletmesi belgeli tesis şartlarına uymasını talep edeceği, verilen süre içerisinde bu şartları yerine getiren konaklama tesislerinin belgelendirileceği, bu şartları yerine getirmeyen konaklama tesislerinin faaliyetlerine son verileceği, hükümlerine yer verilmiştir.
Turizm Amaçlı Sportif Faaliyet Yönetmeliğinin 1. maddesinde, Yönetmeliğin amacının, çeşitli spor disiplinlerinin turizm faaliyeti olarak uygulanması sırasında, turizm amaçlı sportif faaliyette bulunacak turizm işletmelerinde aranacak nitelikleri belirlemek, faaliyetin güvenli biçimde sürdürülebilmesi için önlemleri almak, denetlemek ve turizmin çeşitlendirilmesini geliştirmek olduğu, 2. maddesinde, Yönetmeliğin sportif turizm faaliyetinin yapılmasına ilişkin uyulması zorunlu şartları kapsadığı, 4. maddesinde, turizm amaçlı su altı ve su üstü sportif faaliyetinin herhangi bir spor disiplininin veya birden fazla spor disiplininin kurallarının tamamen veya kısmen uygulanması ile turiste yaptırılan, turistle birlikte yapılan veya turistler için organize edilen, rafting, paragliding, handgliding, su altı ve su üstü sporları (araca bağlı ya da bağımsız), binicilik, dağcılık, oto ve motokros, mağaracılık ve benzeri turizm faaliyetlerine konu, spor türleri ve turizm çeşitliliği olarak gelişecek diğer turizm amaçlı sportif faaliyetler olarak tanımlandığı, gerçek ve tüzel kişiler tarafından denizde gerçekleştirilecek turizm amaçlı su altı ve su üstü sportif faaliyetler için, deniz turizmi aracı işletmesi belgesi diğer faaliyet türleri için acenta belgesi alınmasının şart olduğu, 14. maddesinde izinsiz olarak turizm amaçlı sportif faaliyette bulunulması, işletme belgesi, veya izin belgesinde belirlenen türün ve ilan edilen parkur dışında sportif faaliyet yapılması, faaliyetin yeterlilik belgesi kapsamında olmayan malzeme-araç ve personel ile gerçekleştirilmesinin yasak olduğu, izinsiz olarak turizm amaçlı sportif faaliyette bulunanların, bulundukları yerlerin en büyük mülki amirleri tarafından derhal faaliyetten men edileceği ve 30/3/2005 tarihlve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 32 nci maddesi hükmü uyarınca işlem yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; 07.08.2008 tarihinde davacının paraşütle atlama hizmeti satın alarak gerçekleştirdiği atlayış sırasında iniş alanında park halindeki araca çarpması nedeniyle fiziki ve ruhsal açıdan zarara uğramış olduğu, bunun üzerine Kaş Sulh Ceza Mahkemesinin E:2008/286 sayılı dosyası ile olaya karışanlar hakkında ceza davası açıldığı, yine olay nedeniyle sorumluluğu bulunduğu iddiasıyla Kaş Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2009/281 sayılı dosyası ile dava dışı gerçek ve tüzel kişiler aleyhine tazminat davası açıldığı, iş bu davalar devam ederken Sulh Ceza Mahkemesi tarafından kusurun belirlenmesi için alınan raporda, davalı Kaş Belediyesinin asli kusurlu olduğu tespitine varıldığı, iş bu raporun müşteki vekiline 08.08.2011 tarihinde tebliğ edildiği, bunun üzerine davacı tarafından Kaş Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı Kaş Belediye Başkanlığı aleyhine E:2013/202 sayılı dosyası ile 17.04.2013 tarihinde tazminat davası açıldığı, bu davanın 2009/281 sayılı dosya ile birleştirildiği 2014/201 karar numarası ile verilen kararın Yargıtay tarafından davalı yönüyle hizmet kusurunun idari yargının görevine girdiği gerekçesiyle bozulması üzerine Kaş Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2015/299 K:2015/452 sayılı görevsizlik kararı verilmesi üzerine, gelir ve iş gücü kaybı karşılığında, geçici iş göremezlik dönemi zararı olarak 18.631,01 TL, sürekli iş göremezlik dönemi zararı olarak 1.224.314,38 TL, tedavi gideri harcamaları için 12.670,96 TL olmak üzere 1.255.616,35 TL maddi tazminat ile uğradığı tüm manevi zararları için 30.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacının yamaç paraşütüyle inişi sırasında fiilen yamaç paraşüt iniş alanı olarak tahsis edilen ve yamaç paraşütleri tarafından düzenli olarak bu amaçla kullanılan alana araç (otomobil) park edilmesi sonucunda arabaya çarparak yaralandığı, tandem yamaç paraşüt hizmeti sunan ... Merkezinin, kalkış gerçekleştirilen tepeden iniş alanına iniş gerçekleştirilene kadar geçen sürede meydana gelebilecek pilotun kontrol edemeyeceği (rüzgar yön değişimi ve ani artışın bildirilmesi, iniş alanındaki inişi zorlaştırabilecek değişimlerin kontrolü vb.) durumlarda pilota bildirmek ve alternatif çözüm yolları belirlenmesinde yardımcı olabilecek tecrübeye sahip yer ekibi bulundurması gerektiği ancak olay anında yer ekibinin bulunmadığı, hususları dikkate alındığında söz konusu faaliyetin yapılmasına izin veren idarelerin denetim ve gözetim görevinin mevzuatın öngördüğü şekilde yerine getirilip getirilmediği, tahsis, denetim ve kalkış ve iniş parkurlarının usulüne uygun düzenlenerek kullanılıp kullanılmadığı dolayısıyla hizmetin işletilmesinde İçişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Antalya Valiliğinin de görev ve sorumlulukları değerlendirilerek davacının maddi ve manevi tazminat isteminin değerlendirilerek karşılanması gerekmektedir.
Bu durumda, dava konusu uyuşmazlığın bir turizm faaliyeti olan yamaç paraşütü faaliyetinden kaynaklandığı tartışmasız olup, bu hizmetin yürütülmesiyle ilgili yasal izinlerin verilmesi, yer seçimi (atlayış ve iniş alanı), üçüncü kişilerin denetlenmesi v.b hususlar birlikte dikkate alınarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak gerektiğinde ilgili diğer idareler hasım mevkiine alındıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar irdelenmeksizin verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1- İstinaf isteminin kabulüne,
2- Antalya 3. İdare Mahkemesi'nin 26/12/2019 tarih ve E: 2017/932, K: 2019/1218 sayılı kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesine,
3- Mahkemece yeniden verilecek kararda yargılama giderlerine hükmedileceğinden yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmamasına,
2577 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca, 06/10/2020 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.