(2577 S. K. m. 45, 46) (3194 S. K. Geç. m. 16) (775 S. K. m. 18)
İSTEMİN KONUSU: İstanbul 7.İdare Mahkemesinin 29/11/2019 tarih ve E:2019/1570, K:2019/2647 sayılı kararının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Silivri İlçesi, …… Mahallesi, 723 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapının 775 sayılı Gecekondu Kanunu uyarınca yıkımına ilişkin 19.06.2019 tarih ve E.802932 sayılı Silivri Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının özeti: İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 29/11/2019 tarih ve E:2019/1570, K:2019/2647 sayılı kararı ile; " ...Hazineye ait taşınmaz üzerinde inşa edilen uyuşmazlığa konu yapı için 3194 sayılı Yasanın geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenmiş Yapı Kayıt Belgesi olduğundan, 775 sayılı Yasanın 18. maddesi gereğince işlem tesis etme olanağı kalmayan yapı hakkında, anılan yasa uyarınca tesis edilen yıkım işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
İSTİNAFA BAŞVURANIN İDDİALARI: Davalı idare tarafından; dava konusu yapının 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı, tarım alanında kaldığı bu nedenle yapı kayıt belgesinden faydalanamayacağı ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından; dava konusu işlemin iptaline dair kararın hukuka uygun olduğu ileri sürülerek, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı(Değişik 6545 S.K./19. md.)45. maddesinin;3. fıkrasında; “Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.”; 6. Fıkrasında ise, "Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükmü yer almış olup, ilk derece mahkemelerinin nihai kararlarının istinafen kaldırılması ise; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/4. maddesinde yer alan sebebin varlığı halinde mümkün bulunmaktadır.
İstinaf incelemesine konu karar usul ve hukuka uygun olup istinaf dilekçesinde ileri sürülen hususlar kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUNREDDİNE,
2-Aşağıda dökümü yapılan istinaf yargılama giderinin başvuran üzerinde bırakılmasına,
3-Artan posta giderinin mahkemesince istinaf isteminde bulunana iadesine,
4-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesinin 6.bendi gereğince kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemesine gönderilmesine,
5-Aynı Kanun maddesi uyarınca kesin olarak 03/06/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. maddesinin 4. fıkrasında; "Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir..."; 6. fıkrasında; "Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükmü yer almaktadır.
775 sayılı Gecekondu Kanununun 18. maddesinde; "Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra, belediye sınırları içinde veya dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak, daimi veya geçici bütün izinsiz yapılar, inşa sırasında olsun veya iskân edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır. Yıkım sırasında lüzum hâsıl olduğunda, belediyeler ilgili mülkiye amirlerine başvurarak yardım isteyebilirler. Mülkiye amirleri, Devlet zabıtası ve imkânlarından faydalanmak suretiyle, izinsiz yapıların yıkımı konusunda yükümlüdürler. Özel kişilere veya bu maddenin 1 inci fıkrasında sözü geçenler dışındaki tüzel kişilere ait arazi ve arsalar üzerinde yapılacak izinsiz yapılar hakkında, arsa sahiplerinin yazılı müracaatları üzerine ve mülkiyet durumlarını tevsik etmeleri şartıyla bu madde hükümleri, aksi halde genel hükümler ve 3194 sayılı İmar Kanunu hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; İstanbul ili, Silivri ilçesi, ........ Mahallesi’nde bulunan, mülkiyeti Hazineye ait 723 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsatsız yapı inşa edildiğinin 30/10/2018 tarihli tutanakla tespit edilmesi üzerine, 19/06/2019 günlü, E.802932 sayılı Silivri Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü işlemiyle 775 sayılı Gecekondu Kanununa göre 25/06/2019 tarihinde söz konusu yapının yıkımının yapılacağı yönünde bildirimde bulunulduğu, 723 parsel sayılı taşınmazın 1/5000 ölçekli Silivri İlçesi, ........, ........, ........, ........, ........, ........, ........, ........ Mahalleleri İdari Sınırlarını Kapsayan Alanlara İlişkin Nazım İmar Planında Tarımsal Niteliği Korunacak Alanda kaldığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının bulunmadığı, İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği hükümlerinin geçerli olduğu, 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Notları gereği Tarımsal Niteliği Korunacak Alanlarda, yürürlükteki 1/100000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planının Tarımsal Niteliği Korunacak Alanlara ilişkin plan notlarının geçerli olduğu, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümlerine tabi olduğu, 1/100000 ölçekli plan notu uyarınca İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin 13/04/2012 tarih ve 885 sayılı kararı gereği 20.000 m2 den küçük parsellere yapı yapılamayacağı yönünde bilgi notunun dosyada mevcut olduğu, İdare Mahkemesince, olayda; Hazineye ait taşınmaz üzerinde inşa edilen uyuşmazlığa konu yapı için 3194 sayılı Yasanın geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenmiş Yapı Kayıt Belgesi olduğundan, 775 sayılı Yasanın 18. maddesi gereğince işlem tesis etme olanağı kalmayan yapı hakkında, anılan yasa uyarınca tesis edilen yıkım işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda hükmü aktarılan 775 sayılı Kanunun 18. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen; belediye sınırları içinde veya dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak, daimi veya geçici bütün izinsiz yapılar ile aynı maddenin son fıkrasında; özel kişiler veya maddenin birinci fıkrasında belirtilenler dışındaki tüzel kişilere ait arazi ve arsalar üzerinde yapılacak izinsiz yapılardan kasıt, yapının tamamının izinsiz olarak belediye sınırları içinde veya dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere veya üçüncü bir özel veya tüzel kişiye ait arazi veya arsa üzerinde yapılmasıdır. Diğer bir ifadeyle, yapının tamamının 775 sayılı Kanunun 18. maddesinde sayılan yerlerde kalması durumunda, bu madde kuralı uyarınca yıkım işleminin tesis edilmesi mümkündür.
Uyuşmazlık konusu yapının tamamının, 775 sayılı Kanunun 18. maddesinde belirtilen Hazineye ait taşınmaz üzerinde izinsiz olarak yapılmış olması karşısında, söz konusu yapının anılan yasa hükmüne göre yıkımı konusunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, 3194 sayılı İmar Kanununun 18 Mayıs 2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 16’ncı maddesi ile eklenen geçici 16’ncı maddesinin birinci fıkrasında; "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir." hükmüne, dördüncü fıkrasında; "Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir." hükmüne yer verilmiş ve yedinci fıkrasında, Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazların Bakanlığa tahsis edileceği, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine taşınmazların Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yasa hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 6 Haziran 2018 tarihli ve 30443 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin 6. maddesinde, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapıların maliklerinin, bu belgenin bir örneğini belediye ve mücavir alan sınırları içinde ilgili belediyesine, bu sınırlar dışında il özel idaresine vermek zorunda oldukları, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edileceği, 7. maddesinde ise, Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlardan özel kanunları kapsamında kalan ve bu özel kanunlara göre değerlendirilmesi gerekenler dışında kalanların Bakanlığa tahsis edileceği, tahsis işleminden sonra, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bu taşınmazların Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılacağı, taşınmazın yüzölçümü büyük olmakla birlikte üzerindeki yapının küçük bir alanı kaplaması halinde yapının bulunduğu alan ifraz edilerek, ifrazın mümkün olmaması durumunda taşınmazın hisseli olarak satışa konu edileceği belirtilmiştir.
Anılan yasa ve tebliğ hükümlerine göre, Hazineye ait taşınmazlar üzerine 31/12/2017 tarihinden önce inşa edilmiş yapılar için de Yapı Kayıt Belgesinin düzenlenebileceği ve bu belgenin sağlayacağı haklar arasında, düzenlendiği yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edileceğinin de bulunduğu kuşkusuz ise de; Yapı Kayıt Belgesi verilen yapıların maliklerinin, bu belgenin bir örneğini belediye ve mücavir alan sınırları içinde ilgili belediyesine, bu sınırlar dışında il özel idaresine verme zorunluluğunu yerine getirmelerinden sonra, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının, idari yargı içtihatlarıyla oluşmuş, idare hukukunun önemli ilkelerinden birisi olan ve bir işlemin tesisinde uygulanan yetki ve usul koşullarının aynı işlemin geri alınması ve işlemin kaldırılması işlemlerinde de aynen uygulanması zorunluluğunu ifade eden yetki ve usulde paralellik ilkesi uyarınca, yıkım ve para cezasına ilişkin işlemi tesis eden idari makam ve mercilerce iptal edileceği, idarenin emredici yasa kuralını yerine getirmemesi durumunda ilgililerce 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptali istemiyle idareye başvurabileceği, başvurunun reddedilmesi halinde başka bir davada uyuşmazlık konusu edilmesi gerekeceği açıktır.
Buna göre, uyuşmazlığa konu yapı için 3194 sayılı Yasanın geçici 16. maddesi uyarınca 09/10/2018 tarihli, 2226745 başvuru numaralı, 1SJV8ZVZ belge nolu Yapı Kayıt Belgesinin düzenlenmiş olmasının, Hazinenin mülkiyetinde bulunan taşınmazda izinsiz yapı yapıldığı durumunu değiştirmediği, bu belge Hazineye ait taşınmaz üzerinde izinsiz inşa edilen yapının 775 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca yıktırılmasına engel teşkil etmeyeceği gibi, esasen, 3194 sayılı Yasanın geçici 16. maddesi ile, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili olarak iptal edileceği öngörülen yıkım kararlarının “3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları” olduğu dikkate alındığında, yasa kuralının, 775 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu yıkım işlemini kapsamadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, mülkiyeti Hazineye ait taşınmaz üzerinde izinsiz olarak inşa edilen yapının, 775 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca yıkılacağının bildirilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi düşünceyle ve dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca davalı İdarenin istinaf başvurusunun kabulü ile, İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 29/11/2019 günlü, E:2019/1570, K:2019/2670 sayılı kararının kaldırılmasına, aynı Kanun maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, Dairemiz kararına katılmıyorum.