(5015 S. K. m. 2, 4, 19, 20, Geç. m. 6) (2577 S. K. m. 50) (5326 S. K. m. 2, 3, 5, 17) (5237 S. K. m. 7, 45) (Petrol Piyasası Fiyatlandırma Sistemi Yönetmeliği m. 4, 7, 12, 13)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirketin sahibi olduğu akaryakıt istasyonunda 28.03.2016 tarihinde yapılan denetimde, ilan panosunda ilan ettiği fiyatın üzerinde akaryakıt sattığının tespit edildiği, bu durumun ise 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile Petrol Piyasası Fiyatlandırma Yönetmeliğinin 7. maddesinin birinci fıkrasının c) bendine ve 13. maddesinin birinci fıkrasının ç) bendine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davacı şirket hakkında 5015 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin 7. fıkrası uyarınca 84.575,-TL tutarında idari para cezası uygulanmasına ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 15.02.2018 tarih ve 7695-21 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; 28/03/2016 tarihinde yapılan denetimde davacının ilan panosunda yer alan tavan fiyatın üzerinde akaryakıt satışı yaptığının tespit edildiği açık ise de, davalı idare tarafından idari para cezasının hangi nedenle üst sınırdan verildiğinin hukuken haklı bilgi ve belgelerle gerekçelendirilmediği, ayrıca bu konuda herhangi bir açıklama da getirilmediği göz önünde bulundurulduğunda, herhangi bir kriter gözetmeksizin salt takdir yetkisinden hareketle 5015 sayılı Kanunda öngörülen üst sınırdan idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu kararda hukuka ve hakkaniyete uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/09/2018 tarih ve E:2018/853, K:2018/1882 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesince, dava konusu işlemin iptaline ilişkin Ankara 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/09/2018 tarih ve E:2018/853, K:2018/1882 sayılı karara karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin Dairemizin 08/05/2019 tarih ve E:2019/678, K:2019/998 sayılı kararının Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 13/09/2019 tarih ve E:2019/2685, K:2019/2559 sayılı kararı ile bozulması nedeniyle, Dairemize intikal eden dava dosyası 2577 sayılı Yasanın 50. maddesinin 3. fıkrası uyarınca yeniden incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı şirketin sahibi olduğu akaryakıt istasyonunda 28.03.2016 tarihinde yapılan denetimde, ilan panosunda ilan ettiği fiyatın üzerinde akaryakıt sattığının tespit edildiği, bu durumun ise 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile Petrol Piyasası Fiyatlandırma Yönetmeliğinin 7. maddesinin birinci fıkrasının c) bendine ve 13. maddesinin birinci fıkrasının ç) bendine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davacı şirket hakkında 5015 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin 7. fıkrası uyarınca 84.575,-TL tutarında idari para cezası uygulanmasına ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 15.02.2018 tarih ve 7695-21 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; 28/03/2016 tarihinde yapılan denetimde davacının ilan panosunda yer alan tavan fiyatın üzerinde akaryakıt satışı yaptığının tespit edildiği açık ise de, davalı idare tarafından idari para cezasının hangi nedenle üst sınırdan verildiğinin hukuken haklı bilgi ve belgelerle gerekçelendirilmediği, ayrıca bu konuda herhangi bir açıklama da getirilmediği göz önünde bulundurulduğunda, herhangi bir kriter gözetmekszin salt takdir yetkisinden hareketle 5015 sayılı Kanunda öngörülen üst sınırdan idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu kararda hukuka ve hakkaniyete uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Dairemizin 08/05/2019 tarih ve E:2019/678, K:2019/998 sayılı kararıyla ;davacıya ait akaryakıt istasyonunda 28/03/2016 tarihinde yapılan denetimde, fiyat ilan panosunda motorin fiyatının 3,24-TL, benzin fiyatının ise 4,30-TL olduğu, 1 ve 2 no.lu adada bulunan pompa satış ekranında motorin fiyatının 3,42-TL, benzin fiyatının ise 4,20-TL olduğu, ilan edilen fiyatın üzerinde bir fiyattan akaryakıt ikmalinde bulunulduğuna ilişkin üç adet satış fişi de bulunduğundan fiilin sabit olduğu, lisans sahibinin yazılı savunmasında; ilan panosunun elektrikle değil manuel olarak çalıştığı, istasyon çalışanının hatasından dolayı 2 ve 4 rakamının yer değiştirdiği ifade edilerek, aslında ilan panosunda ilan edilmesi gereken fiyatın 3,42-TL olduğu beyan edilmesine karşın, savunmanın devamında, olay tarihinde elektriklerin kesik olduğu ve bu nedenle de gerekli değişimin pompaya yansıtılamadığı ileri sürülerek, ilan panosundaki fiyatın istasyonda uygulanması gereken fiyat olduğunun beyan edilmesiyle ortaya çıkan bu çelişkili ifadeler birlikte değerlendirildiğinde, mevzuatla yasaklanmış olan piyasa faaliyetleri kapsamında ticari faaliyet yürütüldüğünün dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, bu fiilin niteliği itibarıyla da kasıtlı bir davranış sonucu gerçekleştiği ve dolayısıyla davalı idarenin 5015 sayılı Kanun’un 19/7 maddesinde belirlenen üst sınırdaki tutar üzerinden takdir hakkını kullanmasında hukuka, adalete, hakkaniyete ve ölçülülük ilkesi yanında, 5015 sayılı Kanun'un amaçlarına aykırılık bulunmadığından, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, dava konusu işlemin iptali yolundaki Ankara 10. İdare Mahkemesi'nin 27/09/2018 tarih ve E:2018/853, K:2018/1882 sayılı kararının kaldırılmasına ve esastan incelenen davanın reddine karar verilmesi üzerine, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 13/09/2019 tarih ve E:2019/2685, K:2019/2559sayılı kararı ile; "5015 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik uyarınca alınan düzenleyici Kurul kararıyla niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller arasında sayılan "Fiyat ilan panosunda ilan edilen fiyatın üzerinde ancak bağlı dağıtım şirketince fiil tarihi itibarıyla belirlenen tavsiye fiyatının altında fiyatla akaryakıt satışı yapılması" fiili nedeniyle idarî para cezası verilmeden önce ihtarda bulunma şartının yerine getirilmesi ve lehe kanun niteliği taşıyan söz konusu kuralın davacıya da uygulanması zorunluluğu karşısında, lehe kanun hükmü dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulduğu anlaşılmaktadır.
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 2. maddesinde; lisans; "bu Kanuna göre gerçek ve tüzel kişilere piyasada faaliyet gösterebilmeleri için Kurul tarafından izin verildiğini gösterir belgeyi ifade eder" şeklinde tanımlanmış, "Lisans Sahiplerinin Temel Hak ve Yükümlülükleri" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında; “Lisans, sahibine lisansta yer alan faaliyetin yapılması ile bu konularda taahhütlere girişilmesi haklarını verir.”, ikinci fıkrasında ise, “Lisans ile tanınan haklar; bu Kanunun, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılır.” hükmüne yer verildikten sonra, “İdari Para Cezaları” başlıklı 19. maddesinde idari para cezaları ile ilgili düzenlemeler yer almış olup, bu maddenin 7. fıkrasında da, maddede sayılanların dışında kalan ancak Kanunun getirdiği yükümlülüklere uymayanlara bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadaridari para cezası verileceği belirtilmiştir.
5015 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Petrol Piyasası Fiyatlandırma Sistemi Yönetmeliği'nin 4.maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde (Değişik:RG-30/11/2012-28483); İlan Panosu: Akaryakıt istasyonlarında satışa sunulan akaryakıtların resmi isim ve tavan fiyatlarının (her bir resmi ismin kapsamı içerisindeki ticari ürün isimleri ve bu ürünlerin tavan fiyatlarıyla birlikte) ilan edildiği pano , " şeklinde tarif edilmiş, ''Tarife, fiyat listesi ve fiyat ilanına ilişkin yükümlülükler'' başlıklı 7. maddesinin (c) bendinde; Bayilik (istasyonlu) lisansı sahiplerinin akaryakıt teslimlerini fiyat ilanlarına göre yapmakla yükümlü oldukları kurala bağlanarak, 12. maddesinin 3. fıkrasında; Fiyat ilanlarının, akaryakıt istasyonlarında veya köy pompalarında yer alan ilan panolarında yapılacağı hüküm altına alınmış, "Fiyat İlanı" başlıklı 13. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde ise; Bayilik (İstasyonlu) lisansı sahiplerinin; ilan panosunda yer alan tavan fiyatların üzerinde akaryakıt satışı yapmamakla yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat " deyiminin; Kanun'un, karşılında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği belirtilmiş; ‘’İdarî para cezası’’ başlıklı 17. maddesinde; ‘’ (1) İdarî para cezası, maktu veya nispi olabilir. / (2) İdarî para cezası, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur. ... ‘’hükmü yer almıştır.
5015 sayılı Kanu'un 19. maddesi kapsamında belirlenen ihlalin varlığı halinde idareye takdir hakkı tanınmış ise de, bu takdir hakkının mutlak ve sınırsız olmadığı, hukukun genel ilkeleri, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle örtüşür bir şekilde kullanılması gerektiği de tartışmasızdır.
Dolayısıyla, 5015 sayılı Kanun Kapsamında belirlenmiş olan fiillerin ihlali halinde uygulanacak olan idari para cezalarının miktarının ve/veya aralığının tespitinde, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinde yer alan düzenleme de göz önününde bulundurmak suretiyle, fiilin ağırlığı, failin kastı, kusuru ve ekonomik durumu gibi etkenler, gerek idarenin takdir hakkının hukuksal gerekçesi ve aynı zamanda da, yargısal denetimde hükme dayanak oluşturacak temel ve kaçınılmaz ölçütler olacaktır.
Başka bir ifadeyle, idari para cezaları için 5015 sayılı Kanun’ un 19/7. maddesinde nispi miktar olarak tespit edilmiş olan aralık, belirtilen ölçütler esas alınarak doldurulacak, fiilin ağırlığı, failin kastı, kusuru gibi ağırlaştırıcı nedenlerin varlığı halinde alt sınırdan uzaklaşılarak üst sınıra yaklaşılacak, hafifleştirici nedenler ise bu aralığı üst sınırdan alt sınıra doğru daraltacaktır.
5015 sayılı Kanunun "Yaptırımlar" başlıklı 20. maddesi7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun33. maddesi ile yeniden düzenlenmiş ve yeniden düzenlenen "İdari Yaptırımlar" başlıklı 20. maddesinde,"İdari yaptırımlar; tedbirler, lisans iptalleri ve idari para cezalarından oluşur. Bu Kanuna göre idari para cezaları, tedbirler ve lisans iptallerinin uygulanması bu Kanunun diğer hükümlerinin uygulanmasına engel oluşturmaz. Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları, alınan tedbirler ve lisans iptalleri diğer kanunlar gereği yapılacak işlemleri engellemez. Bu Kanuna göre idari yaptırımlar aşağıdaki usulde yürütülür:
a) Lisans sahibi kişiler hakkında bu Kanuna, ikincil mevzuata veya lisans hükümlerine, Kurul kararlarına aykırı davranılması hâlinde; Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller için ilgilisine Kurum veya Kurumca yetkilendirilen kuruluşlar tarafından, otuz gün içerisinde aykırılığın giderilmesi, aksi halde hakkında geçici durdurma yapılabileceği ihtar edilir. Verilen ihtar süresi sonunda mevzuata aykırı durumu devam ettirenlerin ilgili piyasa faaliyeti altmış gün süre ile geçici olarak durdurulur. Niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiilin tespit tarihinden itibaren iki yıl içerisinde tekrar edilmesi hâlinde ise ihtar işlemi uygulanmaksızın ilgili piyasa faaliyeti altmış gün süre ile geçici olarak durdurulur. Geçici durdurma süresince, tehlikeli eylemin veya kötüniyetin veya ürünlerde zarar oluşmasının önlenmesi ile faaliyetin durdurulmasına neden olan durumun ortadan kaldırılmasına ilişkin faaliyetler dışında hiçbir piyasa faaliyeti yapılamaz. Geçici durdurma süresi sonunda da tespit edilen aykırılıklar giderilmezse, faaliyetin durdurulmasına devam edilerek soruşturma başlatılır ve gerekli idari yaptırımlar uygulanır. Lisans iptalleri Kurumca yapılacak soruşturma neticesine göre karara bağlanır. Yapılan geçici durdurma sonrasında mevzuata aykırı durumun ortadan kalkması hâlinde geçici durdurma hali sona erdirilir......" şeklinde düzenleme getirilmiştir.
5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yer verilen kural kapsamında, 14/03/2019 tarih ve 8487-3 sayılı Kurul kararı ile, niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller belirlenmiş, "Fiyat ilan panosunda ilan edilen fiyatın üzerinde ancak bağlı dağıtım şirketince fiil tarihi itibariyle belirlenen tavsiye fiyatının altında akaryakıt satışı yapılması"bu fiiller arasında sayılmıştır.
Ayrıca, 5015 sayılı Kanuna 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun34. maddesi ile eklenen Geçici 6. maddesinin birinci fıkrasında, " Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idari para cezası verilmemiş olanve Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller için, 20 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ihtar yapıldıktan sonra sonucunagöre gerekirse idari soruşturma başlatılarak yaptırımlar uygulanır. " kuralına, anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, " .............Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kurul kararına bağlanmış ancak tahsilatı tamamlanmamış olan idari para cezaları, işlenen fiil için bu Kanunla birlikte daha düşük bir idari para cezası uygulanmasının öngörülmesi hâlinde, ilgili vergi dairesince 19 uncu maddenin ilgili bentlerinde belirlenmiş olan asgari maktu hadden tahsil edilir. Kısmen veya tamamen tahsil edilen idari para cezaları iade edilmez." kuralına yer verilmiştir.
İdarî yaptırımlar; yasaların açıkça yetki verdiği ve yasaklamadığı durumlarda, araya yargı kararı girmeden, idarenin doğrudan doğruya, bir işlemi ile ve idare hukukuna özgü usullerle uyguladığı müeyyideler şeklinde tanımlanmaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunun "Cezalar" başlıklı 45. maddesinde, "Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adli para cezalarıdır" şeklinde bir düzenleme ile kabahatleri ceza kanunu dışında bırakmıştır.
Söz konusu durum karşısında Kabahatler tamamen müeyyidesiz bırakılmayıp 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ile düzenlenmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanununda idari yaptırımları “idari para cezası” ve “idari tedbirler (mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve diğer tedbirler)” olarak belirlemiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinde, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde; diğer genel hükümlerin ise, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı belirtilmiş ve bu genel hükümlerden birisi de "zaman bakımından uygulama"Kabahatler Kanununun 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı belirtilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un “Zaman Bakımından Uygulama” başlıklı 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Zaman bakımından uygulama, cezaya ilişkin bir kanunun zaman dilimi itibariyle hangi andan itibaren uygulanabileceğinin belirlenmesiyle ilgili bir konudur. Zaman bakımından uygulama konusunda Türk Ceza Kanunu “fiilin işlendiği zamanı” esas almıştır. Buna göre fiilin işlendiği zamanda yürürlükte olan kanununa göre bir değerlendirmede bulunulacaktır.
Buna göre, idari para cezalarında, ceza verilmesinin dayanağı kuralın yürürlükten kaldırılması veya lehe düzenleme yapılması yoluyla ortaya çıkan yeni hukuki durumun dikkate alınması gerekmektedir.
Bu bakımdan; İdari yaptırımlarda, sonradan yürürlüğe giren kanunların ne şekilde uygulanacağı, başka bir ifade ile idari yaptırımlara ilişkin olarak lehe olan kanunun geçmişe yürüyüp yürümeyeceği konusu önem arzetmekte, bu hususa yönelik olarak getirilen geçici maddelerde yapılan düzenlemelerle bir ilinti kurulmaktadır.
Yukarıda aktarımı yapılan 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun33. ve 34 (Geçici 6). Maddelerinin gerekçesinde de ifade edildiği üzere, petrol piyasasında kabahat olarak nitelendirilip belli bir müeyyideye bağlanmış ancak maddenin yürürlüğe girdiği 28.02.2019 tarihinden önce kurulca idari para cezası verilmemiş olan ve niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan mevzuat ihlalleri için, soruşturma açma veya idari para cezası uygulanmadan önce ihtar müessesesi getirilmiş, maddenin yürürlüğe girdiği28.02.2019tarih itibarıyla Kurul kararına bağlanmış, ancak tahsilatı tamamlanmamış olan idari para cezaları için bu kanunla birlikte daha düşük bir idari para cezası uygulanmasının öngörülmesi hâlinde ilgili vergi dairesince asgari maktu hadden tahsil edileceği öngörülmüştür.
Madde düzenlemesindeki ''ve'' bağlacı; her iki koşulun 1-Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idari para cezası verilmemiş olma ve 2-Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde Kanunda öngörülen düzenlemenin uygulanmasını kayıt altına almaktadır. Bir başka ifadeyle Kanun koyucunun5015 sayılı Kanunun 20. maddesindeki idari yaptırımlara ilişkin getirdiği yeni usuldeki koşulları düzenlenlerken dikkate aldığı hususlar, daha önce verilmiş ve kesinleşmiş idari para cezalarının bu yeni usülden yararlanamayacağı sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Kanunun bu açık düzenlemesi karşısında artık lehe Kanun tartışmasının yapılmasına da hukuki olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, yukarıda yer verilen tüm anlatımlar, dava konusu uyuşmazlık ile birlikte değerlendirilecek olursak; idari yaptırıma konu olan ve davacıya atfedilen " Fiyat ilan panosunda ilan edilen fiyatın üzerinde ancak bağlı dağıtım şirketince fiil tarihi itibariyle belirlenen tavsiye fiyatının altında akaryakıt satışı yapılması" şeklindeki yükümlülüğün yürürlükten kaldırılmadığı, başka bir ifade ile idari para cezası verilecek fiiller kapsamından çıkarılmadığı ve söz konusu fiil için öngörülen idari para cezası miktarında ise bir azalma meydana gelmediği, aksine idari para cezası oranının yükseltildiği, ayrıca 7164 sayılı Kanunun Geçici 6. maddesinin getirdiği sınırlama kapsamında ihtarın yalnızca maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca para cezası verilmemiş ve niteliği itibarıyla düzeltme imkanı olan fiiller için getirildiği göz önüne alındığında, 7164 sayılı Kanun ile getirilen yeni düzenlemelerin davacının fiili yönünden lehe bir durum yaratmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davanın esası yönünden de, dava konusu idari para cezasına neden olan fiil ve olayın gelişimi dikkate alındığında; davacıya ait akaryakıt istasyonunda 28/03/2016 tarihinde yapılan denetimde, fiyat ilan panosunda motorin fiyatının 3,24 TL, benzin fiyatının ise; 4,30 TL olduğu, 1 ve 2 nolu adada bulunan pompa satış ekranında motorin fiyatının 3,42, benzin fiyatının ise; 4,20 TL olduğu, gün içinde aralıklarla fiyatların değiştiği, ilan ettiği fiyatın üzerinde bir fiyattan akaryakıt ikmalinde bulunduğuna ilişkin 3 adet satış fişi de olduğundan, fiilin sabit olduğu, lisans sahibinin yazılı savunmasında ilan panosunun elektrikle değil manuel olarak çalıştığı, istasyon çalışanının hatasından dolayı 2 ve 4 rakamının yer değiştirdiğini ifade ederek, aslında ilan panosunda ilan etmesi gereken fiyatın 3,42 TL olduğunu beyan etmesine karşın, savunmanın devamında olay tarihinde elektriklerin kesik olduğunu bu nedenle de gerekli değişimin pompaya yansıtılamadığını ileri sürerek, ilan panosundaki fiyatın istasyonda uygulanması gereken fiyat olduğunu beyan etmesi nedeniyle, bu çelişkili ifadeler birlikte değerlendirildiğinde, bu fiilden haberdar olunmak suretiyle mevzuatla yasaklanmış olan piyasa faaliyetleri kapsamında ticari faaliyet yürütüldüğü dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden anlaşılmış olup, bu fiilin niteliği itibariyle de kasıtlı bir davranış sonucu gerçekleştiği ve dolayısıyla davalı idarenin 5015 sayılı Kanun’un 19/7. maddesinde belirlenen üst sınırdaki tutar üzerinden takdir hakkını kullanmasında hukuka, adalete, hakkaniyete ve ölçülülük ilkesi yanında, 5015 sayılı Kanun amaçlarına aykırılık bulunmadığından dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararında ise, hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin anılan bozma kararına uyulmayarak, Dairemizin 08/05/2019 tarih ve E:2019/678, K:2019/998 sayılı kararında ISRAR edilmesine, davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/09/2018 tarih ve E:2018/853, K:2018/1882 sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, davanın REDDİNE; aşağıda dökümü yapılan, mahkeme ve temyiz safhasına ait toplam 699,55 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasına ait 130,60 TL yargılama giderinin ve yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.700,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde istinaf başvurusunda bulunan tarafa iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 01.10.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)