(193 S. K. Mük. m. 120) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına, sahte belge düzenleme yönünden yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 17.09.2018 tarih ve 2018-A-1414/6 sayılı Vergi Tekniği Raporuyla davacının 2016 takvim yılında komisyon karşılığı sahte fatura ticareti ile iştigal ederek komisyon geliri elde ettiğinin tespit edildiğinden bahisle, anılan vergi tekniği raporuna istinaden takdir komisyonunca takdir olunan matrah üzerinden tarh olunan 2016/1-12 dönemine ait tekerrür uygulamalı üç kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile 2016/I,II,III,IV dönemlerine ait üç kat vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davanın; davacı hakkında tanzim olunun 17.09.2018 tarih ve 2018-A-1414/6 sayılı Vergi Tekniği Raporu ile davacı hakkındaki tüm tespitler birlikte değerlendirildiğinde; davacının defter ve belgelerini mücbir sebep olmaksızın incelemeye ibraz etmediği, defter ve belgelerin kayıp olduğu hususunu somut ve hukuken itibar edilebilir delillerle ispat edemediği, dolayısıyla 213 sayılı VUK bağlamında gizleme fiilinin gerçekleştiği, davacının ilgili dönemlerde beyan etmiş olduğu KDV matrahlarını karşılayacak oranda sermaye, kapasite ve iş organizasyonuna(kayıtlı işçi, depo, motorlu araç vs.) sahip olmadığı, depo ve şubesinin bulunmadığı hususlarının davacı tarafından da beyan edildiği, Ba-Bs analizinde mükellefe mal/hizmet sattığını/sunduğunu bildiren herhangi bir mükellef bulunmamasına rağmen davacının faaliyete başladığı ilk ayda 20.000,00-TL ile 30.000,00-TL arasında değişen tutarlarda(ilk ay toplamda KDV dahil 153.530,98-TL) 5 adet fatura düzenlediği, 2016/1 dönemi KDV ödemesi hariç ödeme yapmadığı, 13.01.2016 tarihli işe başlama yoklamasının yapıldığı gün dışında işyerinin devamlı kapalı olduğu, 2016 yılında fatura düzenlediği firmalar tarafından ödemelerin nakit olarak gerçekleştirildiği, anılan firmalar satın alınan malların davacı tarafından taşındığını beyan etmişse de yapılan GİB-Ybs sorgulamasında davacı adına kayıtlı herhangi bir motorlu taşıta rastlanmadığı, davacıdan fatura alan firmaların sahte fatura düzenleme/kullanma fiilleri nedeniyle özel esaslara alındığı yönündeki hususlar göz önüne alındığında, davacının anılan dönemlerde gerçek bir emtia teslimine dayanmayan sahte fatura ticareti organizasyonu içinde yer aldığı ve beyannamelerini vererek bu faaliyetini gizlemeye çalıştığı sonucuna varıldığı, vergi tekniği raporunda davacı dönem matrahları bulunurken davacı beyanları ve diğer mükelleflerin Ba bildirimleri karşılaştırılarak yüksek olanın esas alındığı görülmüş olup, mükellef tarafından defter-belgeler sunulmadığı ve incelemeye esas veri olarak inceleme elemanının elinde sadece bu değerler bulunduğundan, kaldı ki dikkate alınan bilgiler somut veriler olup mükellef ya da mükelleften alış yapanların beyanları olduğundan yapılan değerlendirme mahkemesince de uygun görüldüğü, hal böyle olunca, davacı tarafından 2016 yılında düzenlendiği tespit edilen gerçek bir emtia teslimine dayanmayan fatura bedelleri üzerinden %2 oranında elde edildiği ve beyan dışı bırakıldığı kabul edilen komisyon geliri tutarlarının dikkate alınması suretiyle davacı adına 2016/1-12 dönemine ilişkin olarak re'sen tarh olunan üç kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Gelir Vergisi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının tekerrüre ilişkin kısmı yönünden; tekerrür için cezanın değil, fiilin esas alınması gerektiği ve cezayı gerektiren ikinci fiilin, birinci fiil için kesilen cezanın kesinleşmesinden sonra işlenmiş olması gerektiği, olayda, dava konusu vergi ziyaı cezasında uygulanan tekerrürün dayanağı olarak, 2016/12 dönemi KDV beyannamesini hatalı veren davacının 28.01.2017 tarihinde verdiği düzeltme beyannamesi üzerine tahakkuk eden KDV üzerinden 2016/12 dönemine ilişkin olarak kesilen ve 28.01.2017 tarihinde tahakkuk eden(kesinleşen) vergi ziyaı cezasının dikkate alındığı, somut olayda, ilk fiil için kesilen cezanın kesinleşme tarihinin 2017 yılı olduğu, tekerrür için 2018 yılından itibaren işlenmiş bir fiilin mevcut olması gerektiği, ihtilaf konusu cezayı doğuran fiilin ise 2016 hesap dönemi içerisinde işlendiği göz önüne alındığında, tekerrürden bahsetmenin olanaksız olduğu, bu nedenle davacı adına gelir vergisi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet eden kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, geçici gelir vergisi aslı yönünden; olayda, her ne kadar davacı adına, 2016/I,II,III,IV dönemlerine ilişkin olarak geçici vergi tarhiyatı yapılmış ise de 193 sayılı Kanunun yukarıda alıntısı yapılan mükerrer 120. maddesi uyarınca mahsup dönemi geçen geçici vergi aslı için tarhiyat yapılamayacağından, dava konusu geçici vergi tarhiyatlarında hukuka uyarlık bulunmadığı, geçici gelir vergisi üzerinden kesilen 3 kat vergi ziyaı cezası yönünden; uyuşmazlıkta, davacının 2016 yılında gerçek bir emtia teslimine dayanmayan fatura bedelleri üzerinden %2 oranında komisyon geliri elde ettiği ve bu geliri beyan dışı bıraktığı sonucuna varılarak cezalı gelir vergisi tarhiyatı yerinde görüldüğünden, 2016/I,II,III,IV dönemlerine ilişkin olarak geçici vergi üzerinden ceza kesilmesi 193 sayılı Kanunun yukarıda alıntısı yapılan mükerrer 120. maddesine uygun ise de yıllık vergiye mahsuben alınan peşin bir vergi niteliği taşıyan geçici vergi nedeniyle yol açılan vergi kaybından dolayı bir kat vergi ziyaı cezası kesilebileceğinden, davacı adına geçici vergi üzerinden üç kat oranında kesilen vergi ziyaı cezasının bir kata isabet eden kısmında hukuka aykırılık, fazlaya isabet eden kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığı, gerekçesiyle kısmen kabulüne, kısmen reddine karar veren Balıkesir Vergi Mahkemesi'nin 28/11/2019 tarih ve E:2019/258, K:2019/688sayılı kararının, aleyhe olan kısmının yasal dayanaktan yoksun olduğu, geçici vergi aslı için karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, ayrıca geçici vergi için 359. madde uyarınca üç kat vergi ziyaı cezası kesildiği ileri sürülerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1.Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü;
Dava dosyası kapsamında yer alan bilgi ve belgeler dahilinde yapılan inceleme neticesinde, istinaf başvurusuna konu edilen, Balıkesir Vergi Mahkemesi'nce verilen 28/11/2019 gün ve E:2019/258, K:2019/688 sayılı kararın, usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/3. maddesine istinaden istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yer alan 105,50 TL yargılama giderinin istinaf başvurusunu yapan taraf üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesi'nce H.M.K'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 13/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)