(2577 S. K. m. 45, 46) (213 S. K. m. 3, 30, 31, 72, 74, 75, 134) (193 S. K. Mük. m. 120)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, hakkında, sahte belge düzenlemek suretiyle elde ettiği komisyon gelirini beyan dışı bıraktığı yönünde teknik raporu done alan takdir komisyonu kararına istinaden, adına 2015/07-09 dönemi için re'sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergisini ihtiva eden ihbarnamenin iptali istemiyle açılan davanın,"... hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer verilen tespitlerden, davacının, mükellefiyetin ilk dönemlerinde faaliyetle ilgili olduğu, işe başlama bildiriminde bulunduğu, işe başlama yoklamasında yer aldığı anlaşılmakla, faaliyetin davacı ....... tarafından yürütüldüğü şeklinde bir kanaat oluşmaktaysa da; tarh dosyası kapsamında ibraz edilen evrakın incelenmesinden, söz konusu faaliyetin adına mükellefiyet tesis ettirilen davacı ....... tarafından münferiden mi yerine getirildiği, tespitlerde adı geçen firma ve şahısların anılan faaliyet kapsamındaki usulsüzlüklere dahil olup olmadıkları yönünde bir değerlendirme yapılmadığı, çekle yapılan ödemeleri bankadan tahsil eden ....... ve .......'ın ifadelerine başvurulmadığı, söz konusu faaliyetin, adına mükellefiyet tesis ettirilen davacı ....... tarafından münferiden yerine getirilmediği, tespitlerde adı geçen şahıs veya firmaların anılan faaliyet kapsamındaki usulsüzlüklere dahil oldukları, dolayısıyla yine bu mükellefiyet kapsamında sahte fatura düzenleme veya başkaca bir usulsüzlük söz konusu ise ve bu usulsüzlük nedeniyle bir eleştiri konusu yapılacaksa öncelikle ilgili şahıs veya firmaların incelemeye dahil edilerek sahte fatura düzenleme fiilini organizasyon dahilinde birlikte işledikleri sonucuna varılması halinde bu kişiler adına adi ortaklık şeklinde mükellefiyet tesis ettirilmesi gerekirken söz konusu usulsüzlüklerin tamamının davacı ....... tarafından, (davacının inceleme aşamasında ileri sürdüğü iddialar dikkate alınmaksızın ve bu konuda bir araştırma yapılmaksızın) yapıldığından bahisle varsayıma ve eksik incelemeye dayalı olarak yapılan cezalı tarhiyatta hukuki isabet görülmediği..." gerekçesiyle kabulüne karar veren İstanbul 9. Vergi Mahkemesi'nin 29/11/2019 tarih ve E:2019/388, K:2019/2395 sayılı kararının, davalı idare vekili tarafından, davacı hakkında düzenlenen 24.10.2017 tarih ve 2017-A- 8563/25 sayılı vergi tekniği raporunda, davacının 01.07.2015 tarihinden itibaren komisyon karşılığı sahte fatura ticareti yapmak amacıyla faaliyette bulunduğu sonucuna varıldığı, takdir komisyonunca da davacının komisyon gelirinin matrahı takdir edilirken yukarıdaki raporun done alındığı, yapılan işlemlerin yasal mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek, istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
İstinaf başvurusu, davacı tarafından, hakkında, sahte belge düzenlemek suretiyle elde ettiği komisyon gelirini beyan dışı bıraktığı yönünde teknik raporu done alan takdir komisyonu kararına istinaden, adına 2015/07-09 dönemi için re'sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergisini ihtiva eden ihbarnamenin iptali istemiyle açılan davanın kabulüne karar veren İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1.fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında ise, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hükümleri yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 2015 hesaplarının incelenmesi neticesinde tanzim olunan 24/10/2017 tarih ve 2017-A-8563/25 sayılı vergi tekniği raporu ile komisyon karşılığı sahte fatura düzenlediğinin tespit edildiğinden bahisle sevk edildiği takdir komisyonunca 2015/07-09dönemi için re'sen üç kat vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergisi tarh edildiği, anılan vergi ve cezanın kaldırılması istemiyle bakılan davanın anlaşılmaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu belirtilmiş, 30. maddesinde re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanarak, re'sen takdir sebepleri bentler halinde sayılmış, 6. bentte, tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması resen takdir sebebi olarak belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 31. maddesinde ise takdir komisyonunca belli edilen matrah veya matrah kısmının takdir kararına bağlanacağı ve takdirin müstenidatı ve takdir hakkında izahatın takdir kararlarında bulunması gereken malumat arasında olduğu belirtilmiş, 72. maddenin 1. fıkrasına göre kurulan takdir komisyonlarının, 74. maddedeki görevleri dolayısıyla bu Kanunda yazılı inceleme yetkisini haiz oldukları, komisyonun yetkilerini belirleyen 75. maddenin 1. fıkrasında düzenlenmiştir. Kanunun 134. maddesinde de vergi incelemesinden amacın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırarak, tespit etmek ve sağlamak olduğu açıklanmıştır.
Dava konusu cezalı tarhiyatl, davacının sahte fatura düzenleyerek komisyon geliri elde ettiğinin kabulüne dayanılarak yapıldığından, davacı hakkında sahte fatura düzenleme faaliyetine yönelik olarak yapılan inceleme sonucu tanzim edilen vergi tekniği raporunda yer verilen tespitlerin ve bu tespitlerin davacı tarafından düzenlenen faturaların sahte olduğunu göstermek için yeterli olup olmadığının irdelenmesi uyuşmazlığın çözümü bakımından önem arz etmektedir.
Bu itibarla, davacı hakkında düzenlene.......4/10/2017 tarih ve 2017-A-8563/25 sayılı vergi tekniği raporunda özetle; Şişli Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün ....... vergi kimlik numaralı mükellefi .......'ün (mükellef 09/01/2016 tarihinde evlenerek ....... soyadını almıştır.) ....... adresinde sinema filmi, video ve televizyon programları yapım (belgesel yapımcılığı dahil) faaliyeti ile iştigal etmek üzere 01/07/2015 tarihi itibariyle mükellefiyet tesis ettirdiği, 31/08/2015 tarihinde Şişli Vergi Dairesince re'sen terk ettirildiği, mükellefin ifadesinde, "2015 yılı 6. Ay'ın sonlarında sosyal medyada tanıştığım insanların beni iş bulma vaadiyle kandırması sonucunda üzerime şirket kuruldu. Üzerime şirket kuran şahısların isimleri ....... ve .......'tir. Bu kişiler bana ….. adresinde çalışacağımı söylediler ve ben de iş bulma sevinciyle bu durumu kabul ettim. Ayrıca aynı adreste esasında ....... PRODUKSİYON SES VE IŞIK SİSTEMLERİ LTD. ŞTİ. ünvanlı işyeri faaliyet gösteriyordu. ....... bu iş yerinin kendisinin olduğunu söylüyordu. Her ne kadar şikayete konu işyeri benim üstüme görünse de benim üstüme görünen işyerinden sigortalı bildirilen şahısların hiçbirini tanımamaktayım. Zaten orada 50 kişinin çalışması imkan dahilinde bile değildir. Hatta benim üzerimden sigortalı bildirilen şahıslar ....... PRODUKSIYON SES VE IŞIK SISTEMLERI LTD. ŞTI. ünvanlı iş yerinin de çalışanı olabilirler. Üzerime şirket kurulması ile alakalı olarak notere ....... isimli bir kadın götürdü. Vekalette ismi geçen şahısların hiçbirini tanımamaktayım. Ancak daha sonra yaptığım araştırmalarda bu kişilerin ....... Ticaret Merkezinde çalışan muhasebeci olduklarını öğrendik. Şirkete ilişkin kayıtlar bulunabilinip incelendiği takdirde bu şirkette ve bu şirket üzerinden sigortalı bildirilenlerle hiçbir alakam olmadığı açığa çıkacaktır. Konu ile alakalı olarak savcılık ifadem de mevcuttur." şeklinde beyanda bulunduğu, 15/10/2015 tarihinde yapılan yoklamada, iş yerinin geçici olarak kapalı olduğu, adrese gidildiğinde iş yerindeki kapıda 05/10/2015 tarihli tebligat bildirim evrakı olduğu ancak mükellefe ulaşılamadığı, yoklama sırasında, mükellefin 5 adet toplamda KDV hariç 770.000,00-TL satışının olduğu ....... Prodüksiyon Ses ve Işık Sistemleri Ltd. Şti.'nin fotoğraflarının olduğunun tespit edildiği, mükellef .......'nun 23/10/2015 tarihinde Şişli Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne verdiği iş yeri kapanış dilekçesinde "Daireniz nezdinde ....... TC kimlik nolu .......-Merkez Mah. ....... Şişli/İstanbul adresinde firma dolandırıcılar tarafından rızam dışında şahsıma kurdurulmuştur. Güvenlik sebebiyle firma adresime gidemiyorum şahsen gidemiyorum. Yoklama memurunun bu konuyu dikkate almalarını, kanunun adli mercilere intikal ettiğinden dolayı, bu beyanımın dikkate alınmasını saygılarımla arz ederim." şeklinde beyanda bulunduğu, 26/10/2015 tarihinde yapılan işyeri kapanış yoklamasında, mükellefin adresine gidildiği, adresin kapalı olduğu, yetkiliye ulaşılamadığı ve apartman görevlisinden bilgi alınamadığının tespit edildiği, mükellefin faaliyet konusunun sinema filmi, video ve televizyon programları yapım (belgesel yapımcılığı dahil) faaliyetleri olmasına rağmen mükellef tarafından düzenlenen faturalardaki tutarda mal veya hizmet satışı yapacak herhangi bir donanım ve ekipmana sahip olmadığı, işyerinden sigortalı bildirilen şahısların Temmuz ayında 42, Ağustos ayında 49 kişi olduğu ancak hepsinin aslında ....... Sinema Televizyon ve İletişim Hizm. Ltd. Şti. unvanlı iş yerinde çalıştıkları tespit edildiği, mükellefte sigortalı görünen şahısların alınan ifadelerinde mükellef .......'ü tanımadıklarını, böyle bir işyerinde çalışmadıklarını beyan ettikleri, ....... Sinema Televizyon ve İletişim Hizm. Ltd. Şti. ünvanlı işyerinin işvereni ....... ifadesinde, "Şirket olarak genellikle dizi sektöründe faaliyet göstermekteyiz. .......'de yayınlanan ....... adlı dizinin çekimlerine personel temini amacıyla ....... ile hizmet alım sözleşmesi yaptık. Projenin tamamında değil de bir kısmında çalışan personeli ....... aracılığıyla temin ettik. Projede çalışan personelin hiçbirinin ücretini ben vermedim. ....... ile ilişkim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunduğu, ayrıca davacı hakkında İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen 20/05/2016 tarih ve 2016/79 sayılı inceleme raporunda ödemelerin çekle yapıldığı, çeklerin ....... tarafından ciro edildiği, ....... VE ....... tarafından tahsil edildiği, .......'in .......'den sigortalılık bildiriminin olduğu, .......'ın ise ....... ile bağlantısının olmadığı, 2014 /1 ila 2014/6 ay arası ....... Prodüksiyon Ses ve Işık Sistemleri Ltd. Şti.'de sigortalı çalıştığı, tahsil edilen çeklerle ilgi olarak ....... VE .......'ın ifadelerine başvurulmadığı, davacı tarafından fatura düzenlenen ....... Kesim Kalıpları ve Makine Sanayi Dış Ticaret Limited Şirketi nezdinde yapılan karşıt tespitte şirket yetkilisince görüşmelerin kendisini firma sahibi olarak tanıdığı ....... beyle yaptığı, düzenlenen faturayı işin hatalı yapılmasından dolayı ödemediği ve faturaya itiraz ettiği beyanında bulunduğu, muhasebecisi .......'ın alınan ifadesinde, "Ben ....... ünvanlı işyerinin muhasebecisiyim. Bu işyerinin iş ve işlemleri ....... Muh. Mali Müş. Ltd. Şti. ünvanlı işyerinin bünyesinde yapılıyordu. Mali Müşavirimiz .......'dür. .......,....... aracılığıyla bize geldi ve .......'ın aynı adreste olan ofisini kiraladığını, vergi dairesi açılış işlemlerini tamamladığını ve bundan sonraki süreci bizim yapmamızı istedi. Ben de kendisinden iş ve işlemlerin yürütümü adına vekaletname çıkarmamız gerektiğini söyledim. Daha sonra Beyoğlu 42. Noterliği'nden adımıza vekaletname çıkartıldı. Bu vekaletnameye istinaden firmanın resmi iş ve işlemlerini yürütmeye başladık. Bu şirkete ilişkin iş ve işlemler yine büromuzun çalışanı olan ......., ......., ....... ve benim aracılığımla yapılıyordu. Bu iş yerinde yapılan sigortalı işe girişlerinin talimatını ....... ve ....... adlı şahıstan alıyordum. İşyeri ile alakalı talimatlar yoğun olarak .......'dan geliyordu." şeklinde beyanda bulunduğu, mükellefin 5 adet toplamda KDV hariç 770.000,00-TL satışının olduğu ....... Prodüksiyon Ses ve Işık Sistemleri Ltd. Şti. hakkında vergi müfettiş yardımcısı ....... tarafından yazılan 30/11/ 2016 tarih ve 2016-A-6842/23 sayılı Vergi Tekniği Raporu ile Vergi Müfettişi ....... tarafından yazılan 30/07/2015 tarihli ve 2015-A-304/11 sayılı Vergi Tekniği Raporu mevcut olduğu, mükellefin beyan ve bildirimlerinden 2015 hesap dönemi ile ilgili olarak yapılan genel değerlendirme sonucunda, mükellefin KDV matrahının Temmuz ayında 780.000,00-TL ve Ağustos ayında da 630.000,00-TL olduğu, mükellefin 2015 hesap döneminde mal ve hizmet alımı beyan etmediği, mükellefin 2015 hesap döneminde, Form BS ile satış beyan etmemesine karşın, karşı mükellefler ise mükellef kurumdan 11 fatura karşılığında 1.512.539,00-TL tutarında mal/hizmet aldıklarını Form BA ile beyan ettikleri, söz konusu beyan ve bildirimler arasında tutarsızlıklar olduğu, mükellefin vermiş olduğu beyannamelerde KDV matrahının açılış tarihi olan 2015/07 döneminden itibaren yüksek tutarda olduğu ve mevcut bildirimleri dikkate alındığında sadece 2 ay gibi kısa bir sürede bu tutarda satış yapmasının ticari ve teknik icaplara uygun olmadığı, mükellefin verdiği hizmetlerin neredeyse tamamına yakınını BS formu ile beyan etmediği, sahte belgelerle belgelendirilmiş olması dolayısıyla gerçek bir satışı olmadan mal/hizmet çıkışı varmış gibi gösterilmeye ve düşük tutarlarda ödenecek vergi çıkartılmaya çalışıldığı, mükellefin 2015/07 döneminde yüksek tutarlı KDV matrahı beyan etmesine rağmen ilgili dönemlerde yüksek tutarlarda indirilecek KDV beyanı nedeniyle ödenecek KDV'sinin çıkmadığı, aksine 30.240,00-TL tutarında sonraki döneme devreden KDV'sinin ve Ağustos ayında da 26.640,00-TL tutarında sonraki döneme devreden KDV'sinin çıktığı, 2015 yılı Gelir Vergisi Beyannamesini ve 2015/3. dönem Gelir Geçici Vergi Beyannamesini vermediği, mükellef .......'ya mükellefiyet tesis edilmesinin nedeninin ....... Prodüksiyon Ses Işık Sistemleri Ltd. Şti.'nin paravan şirketi olarak kurulması olduğu, yapılan bu açıklama ve tespitler ile yasal mevzuat ve ilgili Danıştay kararları birlikte değerlendirildiğinde, mükellef kurumun karşılaştırmalı Form Ba Bs analiz bildirimlerinde yer alan fatura tutarlarını düzenleyecek sermaye kapasitesine ve ticari organizasyona sahip olmadığı, söz konusu çaptaki ticari faaliyetlerin gerçekleştirilebilmesi için gereken nakdi ve beşeri sermayeye, depo, taşıt ve demirbaş gibi maddi duran varlıklara sahip bulunmadığı, mükellef kurumun Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına çalışan olarak bildirdiği şahıslardan ifadesine başvurulanların aslında mükellef kurumda çalışmadıkları, mükellefin adına tahakkuk eden vergilere kaynak teşkil eden beyannamelerin yasadışı sahte fatura ticareti faaliyetinin gizlenmesi amacıyla verildiği, beyanlara göre tahakkuk eden ve elde edilen hasılatlara göre oldukça düşük olan vergilerin de ödenmediği, tamamına yakın kısmı tevsik hükümleri kapsamında banka ve finans kurumları aracılığıyla gerçekleştirilmesi gereken görünürdeki alış ve satış bedellerine ilişkin olarak mükellef kurumun inceleme dönemlerinde banka kayıtları üzerinden herhangi bir ödeme ya da tahsilat gerçekleştirmediği, inceleme dönemlerinde gerçek anlamda bir mal ya da hizmet alışı bulunmayan mükellef kurumun 01/07/2015 tarihinden itibaren komisyon karşılığı sahte belge düzenlemek maksadıyla faaliyette bulunduğu, mal teslimi ya da hizmet ifasına dayalı gerçek anlamda bir ticari faaliyetinin bulunmadığı ve 01/07/2015 tarihinden itibaren düzenlediği tüm belgelerin, mal teslimi ya da hizmet ifasına dayanmayan, komisyon karşılığı düzenlenmiş sahte belgeler olarak dikkate alınması gerektiği sonucuna varıldığı tespitlerine yer verilmiştir.
Anılan vergi tekniği raporu ile dosyada bulunan sair evrak ve davacı beyanları birlikte değerlendirildiğinde; söz konusu mükellefiyetin gerçek bir ticari faaliyete dayanmadığı açık olup, mükellefiyetin davacı tarafından tesis edildiği, davacı tarafından işe başlama bildiriminde bulunulduğu, faaliyetin ilk dönemlerinde davacı tarafından yürütüldüğü, 2015 yılının 7 ve 8. aylarına ilişkin katma değer vergisi beyannamesinin davacı tarafından verildiği hususlarının, davacının komisyon karşılığı sahte fatura ticareti yaptığını göstermek için kuvvetli delil niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacının kendisi tarafından verilen 2015 yılı 7. ve 8. aylara ilişkin katma değer vergisi beyannamelerinde belirtilen matrahlar dikkate alınarak hesaplanan ve yerleşik Danıştay içtihatları ile kabul gören %2 oranında komisyon geliri esas alınmak suretiyle takdir edilen matrahta hukuka aykırılık hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bunun yanı sıra, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 120. maddesinde; ticari kazanç sahipleri (basit usulde vergilendirilenler hariç) ile serbest meslek erbabının, cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere, bu Kanunun ticari veya mesleki kazancın tespitine ilişkin hükümlerine göre (indirim ve istisnalar ile Vergi Usul Kanunun değerlemeye ait hükümleri de dikkate alınarak) belirlenen ilgili hesap döneminin altışar aylık kazançları (42 nci madde kapsamına giren kazançlar ile noterlik görevini ifa ile mükellef olanların bu işlerden sağladıkları kazançlar hariç ) üzerinden, 103 üncü maddede yer alan tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan oranda geçici vergi ödeyecekleri;..., yapılan incelemeler sonucunda geçmiş dönemlere ait geçici verginin %10’u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti halinde eksik beyan edilen kısım için resen veya ikmalen geçici vergi tarh edileceği mahsup süresi geçtikten sonra geçici verginin terkin edileceği, gecikme faizi ve cezanın tahsil edileceği belirtilmiştir.
Geçici verginin yıllık vergiye mahsuben alınan peşin bir vergi olması nedeniyle dava konusu döneme ilişkin olarak yol açılan geçici vergi kaybından dolayı bir kat vergi ziyaı cezası uygulanması hakkaniyete uygun olacağından ve hesap döneminin kapanması nedeniyle mahsup süresi de geçtiğinden, dava konusu döneme ilişkin kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının, vergi aslının bir katını aşan kısmı ile aranılmaması gereken gelir geçici vergi aslında bu gerekçeyle hukuka uyarlık görülmeyerek, davalı istinaf isteminin bu kısım yönünden belirtilen gerekçeyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı istinaf isteminin, vergi aslının 1 katına isabet eden vergi ziyaı cezası yönünden ise kabulüyle, Mahkeme kararının bu kısım yönünden kaldırılmasına ve davanın bu kısım yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen gerekçeli reddine, İstanbul 9. Vergi Mahkemesi'nce verilen 29/11/2019 tarih ve E:2019/388, K:2019/2395 sayılı kararın, vergi aslının 1 katına isabet eden vergi ziyaı cezası yönünden kaldırılmasına, bu kısım yönünden DAVANIN REDDİNE, istinaf isteminin, diğer kısımlara yönelik olarak, yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, Dairemizin iş bu kararı ile hüküm fıkrası değiştirildiğinden ve dava kısmen kabul, kısmen ret şeklinde sonuçlandırıldığından, yargılama giderlerinin, davadaki haklılık oranında yeniden takdiri gerekli görülerek, aşağıda ayrıntısı gösterilen ve ilk dava aşamasında davacı tarafından yapılan 160,90-TL yargılama giderinin 60,90 TL kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 100,00 TL kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı idarece istinaf başvurusu aşamasında yapılan 30,00-TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, taraf vekilleri için ayrı ayrı olmak üzere, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1890,00-TL vekalet ücretine hükmedilmesine, 54,40-TL'den az olmamak üzere, reddedilen tutar üzerinden binde 4,55 oranında hesaplanacak nispi karar harcı ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca, istinaf başvurusu aşamasında harçtan muaf olması nedeniyle davalı idareden aranmayan 157,50-TL istinaf başvuru harcının davalı idarece davacıdan tahsiline, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu tutar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/b bendinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 29/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)