(2577 S. K. m. 32, 36, 43, 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Kıbrıs’ta vatani görevini yapmakta iken geçirdiği psikolojik rahatsızlık sebebiyle askerliğe elverişsiz hale gelerek terhis edilen davacı tarafından, psikolojik rahatsızlığına askerde iken yakalandığı, hastalığının askerlikten önce mevcut olmadığı, askerliğin neden ve tesiri ile gerçekleştiği ileri sürülerek 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın askerliğe elverişsiz hale gelme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılan davada, davanın reddine ilişkin Mersin 2.İdare Mahkemesi'nce verilen 10/05/2018 tarih ve E:2018/393, K:2018/645 sayılı kararın; Mersin İdare Mahkemesinin bu davaya bakma yetkisinin bulunmadığı, davalı idarenin her halükarda kusursuz sorumluluk ilkesi gereği oluşan zarardan sorumlu olduğu, hem maktu hem nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin adil yargılanma hakkına aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMA ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Adana Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, davalı idarede vatani görevini yapmakta iken geçirdiği psikolojik rahatsızlık sebebiyle askerliğe elverişsiz hale gelerek terhis edilmesi nedeniyle 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın askerliğe elverişsiz hale gelme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 32. maddesinin 1. fıkrasında, göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesinin, dava konusu idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi olduğu; 36. maddesinde, "İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla: a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili, b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, c) Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer, İdari mahkemesidir.'' hükümlerine yer verilmiş, Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrasında; bu Kanunun uygulanmasında yetkinin kamu düzeninden olduğu hükme bağlanmış; "Görevsizlik ve yetkisizlik hallerinde yapılacak işlem" başlıklı 43.maddesinin 1.fıkrasının (b) bendinde, görevsizlik veya yetkisizlik sebebiyle dosyanın gönderildiği mahkeme kendisini görevsiz veya yetkisiz gördüğü takdirde, söz konusu mahkeme ile ilk görevsizlik veya yetkisizlik kararını veren mahkeme aynı bölge idare mahkemesinin yargı çevresinde ise, uyuşmazlık bölge idare mahkemesince, aksi halde Danıştay’ca çözümleneceği kuralına yer verilmiş, "Kararlara Karşı Başvuru Yolları" başlıklı 45/5.maddesinde ise," Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Kasım 2014 celp döneminde askere alındığı ve 12 Kasım 2014 de askerlik şubesinden sevk edildiği, yaklaşık 1 ay sonra uyum sorunu yaşadığının anlaşılması üzerine sağlık muayenesine gönderildiği, 18.12.2014 tarihli Van Askeri Hastanesi'nden alınan raporda "anksiyete bozukluğu, tanımlanmamış" tanısının konulduğu, müteakiben gönderildiği GATA Hastanesi Sağlık Kurulunca 30.12.2014 tarihli raporla bir ay hava değişimi, bu sürenin sonunda verilen 6.2.2015 tarihli ikinci raporla 2 ay hava değişimi,6 Nisan 2015 tarihinde 4 gün hava değişimi verildiği, 17.4.2015 tarihli ve 5406 sayılı sağlık kurulu raporu ile de askerliğe elverişli olmadığının tespit edildiği, müteakiben aynı tarihli işlemle terhis edildiği, bunun üzerine davacı tarafından; vatani görevini yapmakta iken geçirdiği psikolojik rahatsızlık sebebiyle askerliğe elverişsiz hale geldiğinden bahisle 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın askerliğe elverişsiz hale gelme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının askerlik yaptığı 28. Mekanize Piyade Tümen Komutanlığının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde olduğu, söz konusu Komutanlığın idari açıdan Kara Kuvvetleri Komutanlığına (Ankara) bağlı olduğu anlaşıldığından, davanın görüm ve çözümünün, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda aktarılan 36. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde düzenlenen yetki kuralı uyarınca, davacının askerlik hizmetini yerine getirdiği ve dava konusu olayın gerçekleştiği 28. Mekanize Piyade Tümen Komutanlığının bünyesinde faaliyet yürüttüğü Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığının bağlı olduğu Kara Kuvvetleri Komutanlığının idari yargı açısından yargı çevresine dahil olduğu Ankara İdare Mahkemesinin yetkisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan, bakılan davada, daha önce Ankara 15. İdare Mahkemesi'nin 28/03/2018 tarih ve E:2017/3233, K:2018/575 sayılı kararıyla yetki ret kararı verilerek dosyanın Mersin İdare Mahkemesi'ne gönderilmiş olması nedeniyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 43. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde gereğince yetkili mahkemenin belirlenmesi için dosyanın Danıştay’a gönderilmesi gerektiği de açıktır.
Nitekim Danıştay 10.Dairesi'nin 29/06/2020 tarih ve E:2020/376, K:2020/2449 sayılı yetkili yargı yerinin belirlenmesi kararı da bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle, davacı istinaf başvurusunun kabulüne, Mersin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 10/05/2018 tarih ve E:2018/393, K:2018/645 sayılı kararın kaldırılmasına, yukarıda belirtilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere 2577 sayılı Yasa'nın 45/4. maddesi uyarınca dosyanın mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri mahkemesince yeniden verilecek kararla hüküm altına alınacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrasına göre kesin olarak, 16/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)