(1905 S. K. m. 6) (4458 S. K. m. 3, 181, 195, 233) (3065 S. K. m. 21)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, bir firma tarafından dahil olduğu grup firmalardan yaptığı alımlarda royalty ve faiz ödemelerinin gümrük kıymetine dahil edilmediği ve vadeli alımların peşin gibi gösterilerek kaynak kullanımı destekleme fonu ödenmeden ithalat gerçekleştirildiğinden bahisle vergi kaybına neden olunduğu iddiasında bulunularak ihbar ikramiyesi ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair 13.06.2019 tarih ve (80571967-663.99) E.45081703 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davayı; ihbar edilen mükellef hakkında yapılan inceleme sonucu 15.10.2015 tarih ve 95-B/18 sayılı İnceleme Raporunun düzenlendiği ve bu rapora istinaden KKDF ek tahakkuku ve buna bağlı katma değer vergisi tahakkuku ile KKDF ve KDV üzerinden para cezası kesildiği, 22.04.2015 tarihinde yapılan uzlaşma toplantısı sonucunda uzlaşıldığı belirtilen tutarın ilgili firmadan tahsil edildiği, 1905 sayılı Kanunda, daimi nitelikteki vergilerden gizlenmiş olanları haber verenlere, tahakkuk edecek ya da tahakkuk işlemi henüz sonuçlanmamış vergi ve cezaları üzerinden ihbar ikramiyesi ödeneceğinin hükme bağlandığı, uyuşmazlığın çözümünün, Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu'nun 1905 sayılı Kanununda belirtilen vergi ve cezalardan olup olmadığının tespitine bağlı olduğu, 4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 3/a maddesinde, kaynak kullanımını destekleme fonu kesintilerinin, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunacağı ve doğrudan genel bütçeye gelir yazılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirileceği, kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya onbeş puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya Cumhurbaşkanının yetkili olduğu, bu kesintilerin vergi kanunlarındaki tahakkuk ve tahsilat hükümlerine göre takip edileceğinin hükme bağlandığı, 31.12.1931 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 1905 sayılı Kanun'un ''daimi vergilerle'' sınırlı tutulduğu, Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu kesintilerinin vergi, resim ve harç ile benzeri mali yükümlülük olmadığı, 1905 sayılı Kanun'un vergi dışı amme alacaklarına kıyasen uygulanmasının mümkün olmadığı, davacıya ihbar ikramiyesi ödenmesi için gereken yasal şartların oluşmadığı, bu nedenle, davacının tarafına ihbar ikramiyesi ödenmesi talebinin reddine yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği, öte yandan, davacı tarafından, yapmış olduğu ihbar neticesinde, ihbar olunan mükellef adına katma değer vergisi de tahakkuk ettirildiği belirtilmiş ise de, kaynak kullanımı destekleme fonunun katma değer vergisi matrahına dahil edilmesi sonucunda, KKDF'ye bağlı olarak tahakkuk ettirilen katma değer vergisi ve KKDF ile KDV üzerinden kesilen para cezalarının da, asıl alacağa bağlı olarak tahsil edildiği, bu kapsamda, 1905 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmeyen KKDF'ye bağlı olarak tahakkuk ettirilen katma değer vergisi ve KKDF ve KDV üzerinden kesilen para cezaları üzerinden ihbar ikramiyesi hesaplanamayacağı, gerekçeleriyle reddeden Ankara 2. Vergi Mahkemesinin 26/12/2019 gün ve E:2019/722, K:2019/1408 sayılı kararının; kaynak kullanımı destekleme fonunun daimi bir vergi olduğu, davalı idare tarafından daha önceden tesis edilen olumsuz işlemin iptaline dair mahkeme kararının etkisiz bırakılmaya çalışıldığı, ihbar neticesinde katma değer vergisi tarhiyatının yapıldığı ve vergi ziyaı cezası kesildiği, Gümrük Kanunu hükümlerine göre ikramiye ödemesi yapılamayacağına ilişkin davalı idare iddiasının yerinde olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara 4. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
İstinaf başvurusu, davacının yaptığı ihbar neticesinde tahsil edilen kaynak kullanımı destekleme fonu ve katma değer vergisi ile cezaları üzerinden ihbar ikramiyesi ödenmesine ilişkin başvurusunun reddine dair işleme karşı açılan davanın yukarıda yer verilen gerekçeyle reddine dair mahkeme kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali istemlerine ilişkindir.
Davacı tarafından istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler mahkeme kararının kaynak kullanımı destekleme fonu ve cezasına ilişkin kısmı yönünden davanın reddine dair dava konusu işlemin hüküm fıkrası kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Katma değer vergisi ek tahakkukları ve cezaları üzerinden ihbar ikramiyesi ödenmesi istemine ilişkin kısmına gelince;
1905 sayılı Menkul ve Gayrimenkul Emval ile Bunların İntifa Haklarının ve Daimi Vergilerin Mektumlarını Haber Verenlere Verilecek İkramiye Hakkında Kanunun 6. Maddesinde, "Bina, arazi ve arsalardan tahrir harici kalanlar ile kazanç, hayvanlar, veraset ve intikal, muamele, dahili istihlak ve damga gibi daimi vergilerden yanlış beyanname vermek veya çift defter tutmak veya sair suretlerle ketmedilmiş olanları haber verenlere tahakkuk edecek vergi ve misil cezaları mecmuu üzerinden aşağıdaki nispetler dahilinde ikramiye verilir:
500 liraya kadar yüzde 15
5 000 liraya kadar, 500 liradan yukarı olan kısım için " 30
15 000 liraya kadar, 5 000 liradan yukarı olan kısım için " 20
15 000 liradan yukarı olan kısım için " 10
Bu nispetlere göre hesap olunacak ikramiyenin üçte biri verginin kati surette tahakkukunda ve üçte ikisi verginin tahsili akabinde verilir.
Muhbirleri mevcut olupta tahakkuk muamelesi henüz intaç edilmemiş olan bu kabil mektumların muhbirlerine dahi işbu maddenin hükümlerine göre ikramiye verilir.
Bilumum malmemurları ile tahrir ve tahmin heyetleri mensuplarına ve tahakkuk muamelesinde vazifedar olanlara ikramiye verilmez." hükmü yer almaktadır.
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 3. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendinde “Gümrük vergileri” deyiminin, ilgili mevzuat uyarınca eşyaya uygulanan ithalat vergilerinin ya da ihracat vergilerinin tümünü ifade ettiği açıklanmış, Kanunun 181. ve devamı maddelerinde, gümrük yükümlülüğünün doğmasına, 195. madde ve devamı maddelerinde, gümrük vergilerinin tahakkuku, tebliği ve ödenmesine ilişkin düzenlemelere yer verilmek suretiyle, gümrükte alınacak vergilerin ve her türlü paylarla ilgili iş ve işlemlerin gümrük idaresince bu Kanunda yer alan usullere göre yerine getirileceği hükme bağlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 21. maddesinde ise, ithalatta alınacak katma değer vergisi matrahına ilişkin düzenlemeye yer verilmiş olup, (b) bendinde, "ithalat sırasında ödenen her türlü vergi, resim, harç ve paylar" vergi matrahı unsuru olarak sayılmıştır.
Bu düzenlemelere göre, ikramiye ödenebilmesi bakımından, ihbar edilen olaya istinaden 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na göre tahakkuk etmiş bir verginin olup olmaması şeklinde bir ayrıma gidilmediği gibi, katma değer vergisinin, gümrük vergisi şeklinde Gümrük Kanunu'nun hükümlerine göre tarh, tahakkuk ve tebliğ ettirilmesinin, başka bir anlatımla 213 sayılı Kanuna göre tarh, tahakkuk ve tebliğ edilmemiş olmasının daimi vergi olma niteliğini ortadan kaldırmayacağı açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden; ihtilafa konu katma değer vergisinin tahakkuklarının ve cezalarının dayanağının 2015 yılı içerisinde işlemleri ihbar edilen firma hakkında düzenlenen muhtelif tarihli A-95 sayılı raporlar olduğu, davacının 10-14/01/2019 tarih ve 40695562 sayılı başvurusuna, davalı idarece görüş sorulması üzerine cevaben gönderilen Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 30/05/2019 gün ve E.80109 sayılı yazısı ile, bakanlıklarınca yapılan ihbar ikramiyesi ödemlerinin 1905 sayılı Kanunun 6. maddesine göre yapıldığı, ihbar ikramiyesi ödemesi yapılabilmesi için vergi ve cezanın kesinleşmesi gerektiği, Başkanlıklarının muhbirlere ödenecek ikramiyeler hakkında yayınladığı 11/07/1974 tarihli ve 2480532-1/794 sayılı Genel Yazısında, muhbirin ikramiye talep etmesi, kendisini gizlememesi, ihbarın müşahhas olaylara ve delillere dayanması, ihbarın konusu ile bulunan matrah arasında illiyet bağının bulunması, incelemeyi yapan kişiye somut bilgi ve belge verilmesi, isimsiz ihbarda inceleme bitmeden muhbirin ortaya çıkması, ayrı bir 'İhbar İkramiyesi Raporu' düzenlenmesi ve bu raporda, ödenmesi uygun görülen ikramiyeye esas matrah ile ihbar konuları arasında illiyet bağının açıklanmış olması ve ödenecek ikramiyenin açıkça yazılmış olmasına yönelik açıklamalara yer verildiği, söz konusu olayda da, 1905 sayılı Kanununda ve anılan Genel Yazıda belirtilen ikramiye ödenme şartlarının gerçekleşmediği, ayrıca incelemenin konusunun 4684 sayılı Kanuna göre kurulan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonunun 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamında değerlendirilemeyeceğinden 1905 sayılı Kanunun ikramiyeye ilişkin hükümlerinin uygulanamayacağının bildirildiği, ayrıca olayda 4458 sayılı Gümrük Kanunun 233. maddesinin de uygulanamayacağı gibi, bu hüküm dışında gümrük mevzuatında muhbirlere ikramiye ödeneceğine dair başkaca bir hüküm bulunmadığından bahisle davacının ihbar ikramiyesi talebinin reddedildiği; ihbar ikramiyesi hakkında düzenlendiği belirtilmiş ve dosyaya ibraz edilmiş bir rapor bulunmamakla birlikte ihbar ikramiyesi açısından nazara alınabilecek raporun 15/10/2015 tarih ve 95/-B/17 sayılı Gümrük ve Ticaret Müfettişliği İnceleme Raporu olduğu, çünkü bu raporun konusunun, raporunda belirtildiği gibi ihbar edilen firmanın ithalat işlemlerinin incelemesinden ibaret olduğu ve davacıya ait ihbar mektubuna istinaden başlatıldığının açıkça belirtildiği, raporun sonuç kısmında da katma değer vergisi matrah unsurunu teşkil eden kaynak kullanımı destekleme fonu açısından gelir kaybının tespitine ilişkin raporların düzenlendiğinin açıklandığı, incelemedeki saptamaların ihbar mektubunda ileri sürülen müşahhas usullerle gerçekleşen birden çok tekrarlanmış işlemlerden oluştuğu, ihbar edilen firmanın, bu ihbar nedeniyle düzenlenen raporlar üzerine yapılan gerek kaynak kullanımı destekleme fonu, gerekse katma değer vergisi tahakkuk işlemleri ve ceza kararı işlemleri için uzlaşmaya başvurduğu ve uzlaşılma sonucunda söz konusu işlemlerin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Olayda, ihbar edilen firmanın ihbara konu işlemlerinden hareketle tespit edilen KKDF üzerinden alınması gereken ek katma değer vergilerinin tarh ve tahakkuk işlemlerinin 4458 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre yapılmakla birlikte, dayanağının 3065 sayılı Kanun olması ve davacının muhbir olarak kendisini gizlemeden ikramiye talep etmesi, katma değer vergisi matrahı olan KKDF kayıplarının davacının ihbarı üzerine belirttiği müşahhas usullerle gerçekleştiğinin inceleme raporlarıyla tespitli olması, dolayısıyla ihbar edilen firma ve işlemleri nedeniyle başlatılan inceleme sonucu kesinleşen katma değer vergileri ve cezaları ile ihbarın hem kişisi, hem konusu ve içeriği somut bilgiler arasında illiyet bağının bulunması hususlarının tamamı birlikte nazara alındığında, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 30/05/2019 gün ve E.80109 sayılı yazısında bahsi geçen 11/07/1974 tarihli ve 2480532-1/794 sayılı Genel Yazıda aranan şartların, davacıya, muhbir olarak ihbar ikramiyesi ödenmesi bakımından mevcut olduğu, "İhbar İkramiyesi Ödenmesi Hakkında İnceleme Raporu" şeklinde veya başka bir isimlendirmeyle hazırlanmış bir raporun mevcut olmamasının olumsuz sonuçlarının muhbire yüklenemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacının ihbar ettiği firma ve gümrük işlemlerinin incelenmesi neticesinde yine ihbarında belirttiği yol ve yöntemlerle kayba uğratıldığı saptanan kaynak kullanımı destekleme fonları üzerinden hesaplanıp kesinleştirilen katma değer vergileri ve cezaları üzerinden tahsil edilip edilmedikleri de dikkate alınmak suretiyle 1905 sayılı Kanuna göre ihbar ikramiyesi ödenmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemin, katma değer vergileri ve cezalarına ait ikramiye istemine ilişkin kısmında ve istinaf başvurusuna konu mahkeme kararının, bu kısımla ilgili davanın reddine dair hüküm fıkrasında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf isteminin dava konusu işlemin KKDF ve para cezasına ilişkin kısmı yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrasına yönelik kısmının reddine, kısmen kabulü ile Ankara 2. Vergi Mahkemesince verilen 26/12/2019 gün ve E:2019/722, K:2019/1408 sayılı kararının, katma değer vergileri ve cezaları üzerinden istenen ihbar ikramiyesine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına ve 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca dava konusu işlemin, kaynak kullanımı destekleme fonları nedeniyle yapılan ek katma değer vergisi tahakkukları ve cezaları üzerinden ihbar ikramiyesi ödenmesine ilişkin davacı isteminin reddine dair kısmının iptaline, davacı vekili için taktir edilen 1.890,00.-TL vekalet ücreti ile davacı tarafından yapılan 392,85.-TL yargılama giderinin haklılık oranına ve takdiren belirlenen 92,85.-TL kısmının davalı idarece davacıya verilmesine, kalan yargılama gideri kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare vekili için ilk derece mahkemesince vekalet ücreti taktir edildiğinden bu konuda ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, maktu karar harcı peşin alındığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, posta gideri avansından artan miktarın Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüğü'nce davacıya iadesine, kesin olarak 27/10/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)