(7201 S. K. m. 51) (213 S. K. m. 107) (2577 S. K. m. 45) (6100 S. K. m. 333)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına, komisyon karşılığı sahte fatura düzenlediğinden bahisle 2018/1-3, 4-6, 7-9 dönemlerine ilişkin re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı kurumlar geçici vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davayı, "olayda, davacı şirketin 03.12.2015 tarihinde Şehitkamil Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne verdiği "Elektronik Tebligat Talep Bildirimi" formunun incelenmesinden; davacının belirtilen talep formunda kısa mesaj servisi ve e-posta ile bilgilendirilmek istediğine dair talepte de bulunduğunun anlaşıldığı, 456 sıra nolu Genel Tebliğ hükümleri uyarınca form ekinde başvuruyu imzalayan davacı şirketin ilgili dönem kanuni temsilcisi olan ...'e ait imza sirkülerinin de yer aldığı, buna göre davacı iddialarının aksine elektronik tebligat talep bildirimi içeriğinde belirtilen cep telefonu numarasının ve e-posta adresinin yanlış beyan edilmesinden dolayı davalı İdareye yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı ve bu hususun muhatabın sorumluluğu içerisinde yer aldığı; öte yandan, vergilendirme ile ilgili hüküm ifade eden belgeler, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla, adresleri bilinmeyenlere ilan yoluyla tebliğ edilecek olup; yasa koyucu tarafından günümüzdeki gelişmelere paralel olarak zaman ve emek kaybının önüne geçmek amacıyla elektronik ortamda tebligat yapılabilmesine imkan tanıyacak düzenleme yapılmış ve buna ilişkin gerekli düzenlemeleri yapmak için Maliye Bakanlığı'na yetki verildiği; Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan Genel Tebliğ'de de elektronik ortamda yapılacak tebliğlere ilişkin bir kısım düzenlemeler getirilmiş olmakla birlikte; muhataba elektronik ortamda tebligat yapıldığına ilişkin SMS ve/veya e-posta yolu ile bilgilendirme yapılması hususunda herhangi bir düzenleme getirilmediğinden, 7201 sayılı Kanunun anılan 51'inci maddesi hükmü gereğince belirtilen şekilde bir bildirim yapılması gerekip gerekmediği konusunda Tebligat Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği; bu durumda; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 107/A ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 51'inci maddeleri ile Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin 10'uncu maddesi hükmünün birlikte değerlendirilmesinden, vergi dairesi müdürlüklerince elektronik ortamda yapılan bir tebligatın geçerliği açısından muhataba kısa mesaj (SMS) ve/veya e-posta yolu ile bir bilgilendirme gerekmediği, SMS ve e-postanın asıl tebligat işlemini haber vermek adına sadece muhataba hatırlatmada bulunmak amacıyla sunulan bir hizmet olduğu anlaşılmakla, usulüne uygun biçimde davacının elektronik tebligat adresine 19.11.2019 tarihinde dayanağı raporlar ile birlikte tebliğ edilen dava konusu vergi ve cezaya karşı yasal dava açma süresinin son günü olan 19.12.2019 tarihine kadar dava açılması gerektiğinden, bu tarih geçirildikten sonra 21.01.2020 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu anlaşılmakla, uyuşmazlığın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı; diğer taraftan, davacı tarafından elektronik tebligat şifresinin yetkisiz kişilere verildiği ileri sürülmüş ise de; internet vergi dairesini kullanarak elektronik ortamda bildirimde bulunan mükelleflere ayrıca internet vergi dairesi şifresi verilmeyecek olup, mevcut kullanıcı şifresiyle e-tebligat bölümüne giriş yapılacağı belirtildiğinden ve Mahkemelerinin 03.02.2020 tarihli ara kararına davalı İdarece verilen yanıtta; davacı şirketin ilgili dönem kanuni temsilcisi olan ... tarafından şirket adına vekil olarak tayin edilen ... tarafından verilen 11.09.2013 tarihli "internet hizmetleri kullanım başvuru formu" üzerine kullanıcı kodu ve kişisel şifreyi içeren kapalı zarfın imza karşılığı vekaletnameye binaen usulüne uygun olarak teslim edildiği, kaldı ki tarhiyata dayanak raporlar incelendiğinde de 2018 yılına ilişkin bir kısım beyannamelerin internet vergi dairesi sistemine erişim sağlanarak elektronik ortamda verildiğinin anlaşıldığı, 2015 yılında davacı şirketin kanuni temsilcisi değişikten sonra da sistem kullanımına ilişkin olarak kullanıcı kodu, parola ve şifre gibi bilgilerin istenmeyen şekilde üçüncü kişilerin eline geçtiğini hakkında yapılmış bir başvurunun da bulunmadığı anlaşıldığından, davacının bu iddialarına itibar edilmesi yasal olarak mümkün görülmediği" gerekçesiyle süre aşımı yönünden reddeden Gaziantep 2. Vergi Mahkemesinin 25/02/2020 tarih ve E:2020/101, K:2020/190 sayılı kararının; davacı vekili tarafından, bilgilendirme gönderilen cep telefon numarası ve e-mail adresinin müvekkiline ait olmadığı, kendisine ait olmadığı için geç haberdar olduğu, 11/01/2020 tarihinde okuyarak ancak haberdar olduğu, müvekkili adına yetkili olmayan birileri tarafından müvekkilin imzası taklit edilerek elektronik tebligat adresi alındığı, davalı idarenin tebligatı 213 sayılı Kanun'a göre müvekkile tebliğ etmesi gerektiği, bu Kanun'da hüküm bulunmaması durumunda tebligatın 7201 yılı Kanun'a göre yapılması gerektiği, 213 sayılı Kanun'da tebligat yapılmasına engel bir durum mevcut değilken mahkeme kararında sürekli 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na atıf yapılarak karar verilmesinin vergi hukuku açısından yanlış olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Yasal mevzuat gereği e-tebliğin görülmüş sayıldığı tarih 19/11/2019 olarak açıkça ispatlandığından, hukuka uygun olan mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca dosya incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Davacı tarafından, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun uygulanması gereken olayda, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine dayanılarak karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı ileri sürülmüş ise de, 456 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 19/10/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 511 sıra nolu Tebliğin 3. maddesi ile değişik 6. maddesinde de, kendisine elektronik ortamda tebligat yapılacak muhatap tarafından elektronik tebligat sistemine başvuru sırasında veya daha sonra bildirilen mobil telefon numarasına ve/veya e-posta adresine, kendisine gönderilen tebligata ilişkin bilgilendirme mesajı gönderilebileceği, bilgilendirme mesajının herhangi bir nedenle muhataba ulaşmamış olmasının tebligat süresini ve geçerliliğini etkilemeyeceği öngörülmüş olup, bu düzenlemeye göre de SMS ve e-posta yoluyla bilgilendirmenin muhataba ulaşmamış olması tebligatın geçerliliğini etkilemediğinden, davacının söz konusu iddiası ile Mahkemece, 456 sayılı Tebliğde SMS ve/veya e-posta yolu ile bilgilendirme yapılması hususunda herhangi bir düzenleme bulunmadığından, 7201 sayılı Kanunun anılan 51'inci maddesi hükmü gereğince belirtilen şekilde bir bildirim yapılması gerekip gerekmediği konusunda Tebligat Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilerek yapılan değerlendirmeyle karar verilmiş olması mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek sebep olarak görülmemiştir.
Bu itibarla, istinaf başvurusuna konu mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek neden bulunmadığından, istinaf başvurusunun reddine; istinaf aşamasında yapılan aşağıda dökümü gösterilen yargılama giderlerinin başvuruda bulunan taraf üzerinde bırakılmasına; posta giderine karşılık yatırılmış olan avanstan artan tutarın Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa re'sen iadesine; 54,40-TL maktu istinaf karar harcının davalı idarece davacıdan alınmasına; 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olduğundan, işbu karara karşı temyiz yolu kapalı olmak üzere, 29.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)