(2709 S. K. m. 46) (2577 S. K. m. 16, 45) (6459 S. K. m. 4)
İSTEMİN ÖZETİ: Bursa İli, Nilüfer İlçesi, ….. Mahallesi, …. pafta, 4394 ada, 1 parsel sayılı taşınmaza hissedar olan davacılar tarafından; söz konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "spor tesis alanı" olarak belirlenmesine ve planın üzerinden 5 yıldan fazla bir süre geçmesine karşın kamulaştırılmadığı, bu nedenle taşınmazını kullanamadıkları, mülkiyet haklarının kısıtlandığı ve hukuken el konulduğu ileri sürülerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, taşınmazın değerine karşılık her bir davacı için 10.000,00-TL olmak kaydıyla toplam 20.000,00-TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden ilamın kesinleştiği tarihe kadar geçen dönem için yasal faizi, kesinleşmeden sonraki dönem için ise Anayasa'nın 46/son maddesi hükmü uyarınca kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranıyla birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın kabulüne, her bir davacı için 10.000,00-TL olmak üzere toplam 20.000,00-TL'nin dava tarihinden (30/05/2018) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden alınarak davacılara ödenmesine ilişkin Bursa 3. İdare Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 23/03/2020 tarih ve E:2019/627, K:2020/223 sayılı kararın, davacı tarafça; bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken izlenen usul ve yöntemin hukuka uygun olmadığı, hükmedilen tutara kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerekirken yasal faize hükmedilmesinin isabetli olmadığı, bilirkişi raporuna (ilk derece yargılaması sırasında yaptıkları) itirazlarını tekraren dava değerini davacılardan …. bakımından toplam 363.393,76.-TL ve ….. bakımından toplam 181.696,88.-TL üzerinden ıslah ettikleri, bu tutarlar üzerinden kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmesini talep ettikleri, davalı idarelerden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; davanın süresinde açılmadığı, İmar Kanunu ve Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelikte yapılan değişiklikler sonucu parselasyon planlarının yapımı ve onaylanmasının 10.07.2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde yapılabileceği, bu sürenin de henüz dolmaması nedeniyle davanın reddi gerektiği, uygulama imar planının Nilüfer Belediye Başkanlığı tarafından yapılmış olması ve spor tesisi ve her türlü gençlik eğitim tesisleri ile ilgili olarak Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın yetkili olması nedeniyle kamulaştırma konusunda idarelerinin yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, idarelerine husumet yöneltilmemesi gerektiği, idare mahkemelerince tescile yönelik karar verilememesi nedeniyle yalnızca tazminata hükmedilmesinin ve mülkiyetin şahıslar üzerinde kalmaya devam etmesinin hukuka aykırı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmayan, objektiflikten uzak, soyut ve eksik inceleme sonucu düzenlendiği, rapora yaptıkları itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığı, tespit edilen bedelin fahiş olduğu,, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından ise; davanın süresinde açılmadığı, idarelerinin herhangi bir dahli, kusuru, işlemi veya eyleminin söz konusu olmaması nedeniyle kendilerine husumet yöneltilemeyeceği, spor alanı olarak ayrılan tüm alanların idarelerinin yetki ve sorumluluğunda bulunmadığı iddialarıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ :Davalı idarelerden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile davacı tarafından, verilen cevap dilekçelerinde mahkeme kararının lehlerine olan kısımlarının hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek karşı istinaf başvurularının reddi gerektiği savunulmakta olup, diğer davalı Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
Dava; davacıların hisseli maliki olduğu Bursa İli, Nilüfer İlçesi, .... Mahallesi, …. pafta, 4394 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "spor tesis alanı" olarak belirlenmesine ve planın üzerinden 5 yıldan fazla bir süre geçmesine karşın kamulaştırılmadığı, bu nedenle taşınmazını kullanamadıkları, mülkiyet haklarının kısıtlandığı ve hukuken el konulduğu ileri sürülerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, taşınmazın değerine karşılık her bir davacı için 10.000,00-TL olmak kaydıyla toplam 20.000,00-TL'nin fazlaya ilixkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden ilamın kesinleştiği tarihe kadar geçen dönem için yasal faizi, kesinleşmeden sonraki dönem için ise Anayasa'nın 46/son maddesi hükmü uyarınca kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranıyla birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Bursa 3. İdare Mahkemesi Hakimliği'nce; dava dosyasında yer alan mevcut bilgi ve belgeler ile dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapor ve diğer hususların birlikte değerlendirilmesi neticesinde; tazminat istemine konu davada, taşınmazın spor alanı olarak belirlenmesinin üzerinden 5 (beş) yıldan fazla bir süre geçmiş olmasına karşın 5 (beş) yıllık imar programının hazırlanmadığı ve kamulaştırma yapılmadığı, ayrıca ne zaman kamulaştırma yapılabileceği konusunda davacılara kesin bir cevap da verilmediği; dolayısıyla davacıların maliki olduğu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının süresi belirsiz bir şekilde kısıtlandığı anlaşıldığından, taşınmaz malın değerinin belirlenerek davacılara ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacılardan .... için 10.000,00-TL'nin ve davacılardan .... için 10.000,00-TL'nin dava açma tarihi olan 30/05/2019 tarihinden itibaren, işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Taraflarca, anılan kararın hukuka, aykırı olduğu ileri sürülerek aleyhlerine olan kısımlarının istinafen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı kanunun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir'' cümlesi, aynı Kanunun 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.'' cümlesi eklenmiştir.
Nitekim, 6459 sayılı Kanunun 4. maddesinin (Tasarının 3. maddesi) gerekçesinde, ''AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır.'' ifadesine yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, 6459 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin artırılmasına olanak tanınmıştır. Madde gerekçesinde de ifade edildiği üzere, yasal değişiklikle ilgililerin uğramış olduğu zararın, dava dilekçesinde gösterilen zarar miktarından fazla olmasına karşın, davacı veya davacıların dava dilekçesinde gösterdikleri zarar miktarını artırmalarına yönelik taleplerinin mahkemelerce kabul edilmeyerek istemle bağlı kalma kuralını uygulayarak dava dilekçesinde gösterilen zarar tutarı kadar tazminata hükmetmelerinden doğan hak kayıplarının giderilmesi amaçlanmıştır. Bir başka ifade ile mahkemelerce istemle bağlı olma kuralı uygulanmak suretiyle verilen kararlara karşı taraflardan herhangi birinin kanun yoluna başvurmuş olması şartıyla davacı veya davacıların artırılan miktara isabet eden harcı ödemek suretiyle kararı veren Mahkemeye verecekleri dilekçe ile bir defaya mahsus olmak üzere dava dilekçesinde gösterilen miktarı artırmaları mümkündür.
Bu durumda, her ne kadar 2577 sayılı kanunda bu yönde açık bir düzenleme bulunmasa da hak kayıplarının önlenmesi amacıyla, esas hakkında karar verilmeden önce bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise bilirkişi raporunun tebliğ edilmesinden sonra tarafların anılan rapora itirazlar değerlendirilerek bu hususta ara kararı alınıp, şayet bilirkişi raporuna itirazlar yerinde görülmeyecek ise, bu durum ile dosyanın esası hakkında karar verilebilecek durumda olduğunun veya dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre karar verileceğinin davacıya bildirilerek tazminat talep miktarını artırmak isteyenlere ıslah hakkı imkanı tanınması hakkaniyet gereğidir.
Uyuşmazlık konusu olayda; bilirkişi raporunun 13.01.2020 tarihinde dava dosyasına sunulmasından sonra, davacılar vekili tarafından 31.01.2020 tarihinde UYAP üzerinden verilen ve 03.02.2020 tarihinde mahkeme dosyasına alınan dilekçe ile taşınmaz birim metrekare fiyatının emsallere göre düşük hesaplandığı iddiasıyla rapora itiraz edildiği, yine davalı idarelerden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından da 04.02.2020 havale tarihli dilekçe ile bilirkişi tarafından bulunan bedelin fahiş olduğu iddiasıyla itirazda bulunulduğu, bilahare davacılar vekili tarafından verilen ve 12.03.2020 tarihinde UYAP üzerinden verilen dilekçe ile ıslah hakkının kullanılabilmesi amacıyla 31.01.2020 tarihinde verdikleri dilekçede gösterilen sebeplerle ek bilirkişi raporu alınması, ek rapor alınması taleplerinin reddi halinde ise ıslah hakkının kullanılması için taraflarına ek süre verilmesinin talep edildiği, mahkemece tarafların bilirkişi raporuna yapmış olduğu itirazlar hakkında işin esası hakkında karar verilmeden önce bir irdeleme ve değerlendirme yapılmaksızın, 23.03.2020 tarihinde esas hakkında karar verildiği, kararın tebliği üzerine davacı vekili tarafından 12.06.2020 tarihinde kayıtlara giren istinaf başvuru dilekçesinde aynı zamanda ıslah talebinde de bulunulduğu görülmektedir.
Buna göre; idare mahkemesince karar verilmeden önce, tarafların bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilerek yapılacak değerlendirmenin sonucundan tarafların haberdar edilmesi, dosyadaki bilgi ve belgelere göre esas hakkında karar verileceğinin bildirilmesi ve böylelikle ıslah hakkının kullanılmasına fırsat tanınması gerekirken, bu husus gözardı edilerek ve ıslah hakkının kullanılmasına fırsat tanınmadan taleple bağlı kalınarak verilen Mahkeme kararında bu yönüyle hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacı tarafa, istenilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen hukuki durum, davanın konusunu oluşturan tazmini istenilen miktarı doğrudan ilgilendiren bir husus olduğundan bu eksikliğin ikmalinin, buna göre yargısal iş ve işlemlerin de ilk derece mahkemesince yapılması dereceli yargılama sisteminin doğal bir sonucudur.
Öte yandan yukarıda yer verilen usuli eksiklik nedeniyle bu aşamada tarafların istinaf başvurularının incelenmesine olanak bulunmamakta olup, mahkemece iş bu karar sonrası verilecek karar üzerine istinaf başvurusunda bulunulması halinde başvuruların inceleneceği tabiidir.
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca Bursa 3. İdare Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 23/03/2020 tarih ve E:2019/627, K:2020/223 sayılı kararın kaldırılmasına, aynı hüküm gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, yapılacak yargılama sonucunda verilecek karar ile yargılama giderleri hakkında da hüküm kurulacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 11/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)