(2577 S. K. m. 45, 46, 49)
İSTEMİN ÖZETİ: 23/03/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacıya Nazilli Devlet Hastanesinde ilk muayene ve müdahalenin hatalı yapıldığı ve uzun süre bekletildiğinden bahisle uğradığı zararın giderilmesi amacıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 15.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 215.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle açılan davada; maddi tazminat yönünden; uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle Adli Tıp Kurumu marifetiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, dosyanın gönderildiği Adlî Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 24/10/2019 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren raporunun "Sonuç" kısmında özetle; davacının hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; 23/03/2015 tarihinde motosiklet kazası geçirdiği, 112 ekiplerince 17:36'da Nazilli Devlet Hastanesi'ne getirildiği, sağ bacak diz altı ampüte halde gelen hastanın muayenesinde; genel durumunun kötü olduğu, BBT, abdomen BT ve toraks BT'de normal bulgular izlendiği, 112 ile yapılan nakil görüşmeleri sonrasında GATA Hastanesi'nin hastayı kabul ettiği, hastanın Ankara'ya götürülmek üzere Nazilli'den İzmir Adnan Menderes Havaalanına ambulansla götürüldüğü, 23:41'de havalimanında hastanın ambulans uçağa teslim edilerek Ankara'ya götürüldüğü, GATA Hastanesi'nde 24/05/2015 tarihinde, saat:01:30 sularında acil operasyona alındığı ve reimplantasyon yapıldığı, günlük pansuman ve takibinin yapıldığı, 26/03/2015 tarihinde hastanın ayak kanlanmasının bozulması üzerine acil ameliyatla damarlarda kontrol yapılarak akımın devam ettiğinin gözlendiği, ancak takibinde nekroz bulguları gelişerek 28/03/2015 tarihinde hastanın onamı da alınmak suretiyle sağ diz altı amputasyon ameliyatının uygulandığı anlaşılmakla; alt ekstremite travmatik amputasyonlarında reimplantasyonun (kopan uzvun yerine dikilmesi) tedavi yöntemlerinden biri olduğu, motosiklet kazası gibi amputatın kirli olduğu türde yaralanmalarda reimplantasyon cerrahisinin fonksiyonel başarı şansının daha düşük olduğunun tıbben bilindiği, reimplantasyon için Sağlık Bakanlığı'nca belirlenmiş nöbetçi merkezlerin bulunduğu, Op. Dr. ...'ın ve Aydın 112 biriminde çalışan sağlık personelinin kaza sonrası ilk 6-8 saatlik süre içerisinde replantasyon seçeneğine yönelik gerekli organizasyon için girişimlerde bulunduğu ve kaza anından itibaren 8,5 saat sonra reimplantasyon ameliyatının yapıldığı, dolayısıyla Op. Dr. ...'ın ve Aydın 112 biriminde çalışan sağlık personelinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatasının tespit edilmediği, bu durumda davacıya yapılan müdahaleye ilişkin olarak davalı idarenin hizmet kusurunun tespit edilemediği, dolayısıyla maddi tazminat ödenmesini gerekli kılacak en önemli unsur olan hizmet kusurunun mevcudiyeti şartının olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın maddi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden reddi gerektiği, manevi tazminat yönünden ise;dava konusu olayda 112 acil birimine ait telefon kayıtlarının dinlenmesinden ve dosya içerisindeki hastane raporlarının incelenmesinden; 23/03/2015 tarihinde 17:12 sıralarında kazanın gerçekleştiği, raporların incelenmesinde ise 17:36'da başka hastaneye sevk kaydının düşüldüğü, bu kaydın düşüldüğü saatten itibaren müdahilin 112 acil sevk birimi ile irtibata geçtiği, gerek 112 sevk birimi gerekse müdahilin 90 kerenin üzerinde telefon görüşmesi yaptığı, saatlerce telefon başında hastayı sevk edecek birim aradığı, telefon görüşmelerinde bölgedeki tüm hastanelerin nöbetçi hastanenin İzmir İlinde bulunan Ege Üniversitesi Hastanesi olduğunu ve bazı hastanelerin reimplantasyonu sağlayacak ekipman ve doktorun bulunmadığını beyan ettiği, ancak 10 kereden fazla Ege Üniversitesi Hastanesi ile görüşülmesine ve bu hastanenin nöbetçi olmasına rağmen bekleyen hastaların bulunduğu gerekçesiyle hastayı kabul etmediği, hatta 9 Eylül Üniversitesi Hastanesi ile yapılan görüşme de Ege Üniversitesi'nin nöbetçi olmasına rağmen hastaları kabul etmeyip kendilerine yönlendirdiklerinin beyan edildiği, öte yandan davacının yakınlarının kendi imkanları ile İzmir İlinde bulunan ve mikrocerrahi alanında çalışan Emot Hastanesi ile iletişime geçtikleri, hastanenin beyin ve genel cerrahının bulunmadığı bu yönlerden rapor verilmesi suretiyle ameliyat için davacıyı kabul edeceklerini yada istenilen yere gelerek ameliyatı yapabileceklerini beyan etmesine rağmen Ege Üniversitesi Hastanesi'nin bu durumu da (Nazilli Devlet Hastanesinde sözü geçen cerrahların bulunmaması nedeniyle) kabul etmediği, bu şekilde bölgede bulunan (Aydın, İzmir, Isparta, Denizli, Manisa, İzmir) tüm hastaneler ile iletişime geçildiği, ancak davacıyı kabul edip tedavisini yapacak bir kurumun bulunamadığı, öte yandan, davacının ambulans uçakla sevk edilme hususunun ortaya çıkmasından sonra davacının uçağa ne şekilde götürüleceğinin tespiti ile helikopterle götürülmesine karar verilmesinden sonra uzunca bir süre helikopterin nereye ineceği konusunda telefon görüşmelerinin devam ettiği, en son hava şartları nedeniyle helikopterin gelememesi nedeniyle davacının ambulans ile uçağa götürüldüğü, sadece naklin nasıl yapılacağı ile ilgili İlçe Jandarma Komutanlığı, İlçe Emniyet Müdürlüğü, İlçe Spor Müdürlüğü ile yapılan bu görüşmelerin yaklaşık 1- 1,5 saat arasında sürdüğü, bu durumda Nazilli Devlet Hastanesi doktoru olan müdahil ve 112 personelinin tüm imkanları değerlendirerek saatlerce çaba göstermesi nedeniyle bu kişilere atfı kabil kusur bulunmamakla birlikte; gerek hastayı kabul etmeyen hastaneler gerekse özel hastane için gereken raporların hazırlanamaması; öte yandan davacının sevkinin ne suretle sağlanacağına ilişkin görüşmeler incelendiğinde davacının hastaneye geldiği saat olan 17:36 ile uçağa teslim edildiği 23:45 arasındaki 6,5 saate yakın süre zarfında telefon trafiği yaşandığı ve davalı idarenin bu tarz acil durumları çözebilecek hasta sevk ve kabul prosedürüne ilişkin gerek hastaneler arası gerekse hastaların taşınmasına ilişkin önlemleri almadığı dolayısıyla davalı idarenin görev tanımı içerisinde yer alan sağlık hizmetlerinin sunumunda ve işleyişinde bir gecikmenin yani; hizmetin geç işlemesi durumunun bulunduğu, davacının ise bu süreç içerisinde gelişen olaylar neticesinde manen yıprandığı açık olup manevi tazminatın malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp manevi tatmin aracı olduğu, manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi gerektiği hususları ile birlikte yukarıda aktarılan olayın gelişimi dikkate alındığında 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu maddi tazminat isteminin reddi, dava konusu manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile kısmen reddi, manevi tazminat talebinin 20.000,00 TL'lik kısmının kabulü, fazlaya ilişkin (180.000,00 TL) kısmının reddine, 20.000,00 TL tazminat tutarının başvuru tarihi olan 18/11/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi yolunda Aydın 2. İdare Mahkemesince verilen 10/01/2020 tarih, E:2017/146, K:2020/19 sayılı kararın; davacı tarafından; hükmün bir kısmında davacıya yapılan müdahaleye ilişkin olarak davalı idarenin hizmet kusurunun tespit edilmediği yer alırken, bir diğer kısmında yaklaşık 6,5 saat süren hasta sevk prosedürü konusunda hizmetin geç işlemesi durumunun bulunduğu tespitinin yapıldığı, söz konusu kazada idarenin, gerekli donanımı ve organizasyonu sağlayamadığı ve kusuruyla zararın meydana gelmesine sebebiyet verdiği, 20.000,00-TL manevi tazminatın davacının manevi zararını gidermekte yetersiz kaldığı, davalı idare tarafından; dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu Başkanlığının kararının manevi tazminat bakımından dikkate alınmamasının hatalı olduğu, manevi tazminatın, “alelade hizmet kusuru” bulunması halinde değil de, “ağır hizmet kusuru” bulunması halinde hükmedilecek bir tazminat olduğu, manevi tazminat talebinin kısmen reddi yönünde verilen kararın hatalı olduğu, verilen kararın kaldırılması gerektiği, davalı yanında müdahil tarafından; maddi tazminatın reddi yönündeki hükme katılınmakla beraber, manevi tazminat talebinin reddedilmesi gerektiği, zira, kusurlu ve kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazmini gereken bir husus bulunmadığından kısmen kabul yönündeki kararın hatalı olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istemidir.
DAVACI SAVUNMASININ ÖZETİ: İdarenin sağlık işlemlerinden doğan sorumluluğunun da kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandığı belirtilerek davalı ve müdahil istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVALI SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
MÜDAHİL SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir.
...
4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.
...
6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. " kurallarına yer verilmiş; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde Bölge İdare Mahkemelerinin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştayda temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinde,"1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.
2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.
3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir...." kuralına yer verilmiştir.
Dava, 23/03/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacıya Nazilli Devlet Hastanesinde ilk muayene ve müdahalenin hatalı yapıldığı ve uzun süre bekletildiğinden bahisle uğradığı zararın giderilmesi amacıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 15.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 215.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davalının(ve davalı yanında müdahilin), kararın manevi tazminatın kısmen kabulune ilişkin istinaf talebinin incelenmesinden;
Bakılan davada, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan bilimsel raporda,"alt ekstremite travmatik amputasyonlarında reimplantasyonun (kopan uzvun yerine dikilmesi) tedavi yöntemlerinden biri olduğu, motosiklet kazası gibi amputatın kirli olduğu türde yaralanmalarda reimplantasyon cerrahisinin fonksiyonel başarı şansının daha düşük olduğunun tıbben bilindiği, reimplantasyon için Sağlık Bakanlığı'nca belirlenmiş nöbetçi merkezlerin bulunduğu, Op. Dr. ...'ın ve Aydın 112 biriminde çalışan sağlık personelinin kaza sonrası ilk 6-8 saatlik süre içerisinde replantasyon seçeneğine yönelik gerekli organizasyon için girişimlerde bulunduğu ve kaza anından itibaren 8,5 saat sonra reimplantasyon ameliyatının yapıldığı, dolayısıyla Op. Dr. ...'ın ve Aydın 112 biriminde çalışan sağlık personelinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatasının tespit edilmediği, bu durumda davacıya yapılan müdahaleye ilişkin olarak davalı idarenin hizmet kusurunun tespit edilmediğinin"belirtilmesi karşısında; maddi tazminata hükmedilmesinin koşulları oluşmamakla birlikte, davacının daha yakındaki hastanelere kabul edilmemesinin davacıda sağlık hizmetinin gerektiği gibi yürütülmediği yönünde endişe ve üzüntüye yol açtığı görüldüğünden, davacının duyduğu acı ve üzüntünün kısmen de olsa hafifletilmesi amacıyla manevi tazminat isteminin değerlendirilmesi gerekmekte olup, bu bakımdan ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarı Mahkememizce de yerinde görülmüş ancak belirtilen gerekçeyle manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı tarafın istinaf başvurusunun;
İşin esasına ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden; dosyadaki belgeler ile başvuru dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden, istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yönünden incelenmesinden;
02.01.2020 tarih ve 30996 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, ilk derece Mahkemesi Kararı'nın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13.maddesinde;"(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." kuralı düzenlenmiştir.
Buna göre, İdare Mahkemesince, maddi tazminat isteminin tamamı için ret hükmü kurulurken, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4.maddesinin açık hükmü uyarınca, Tarife'nin "ikinci kısmının ikinci bölümüne göre", başka bir ifadeyle "maktu" avukatlık ücreti verilmesi gerektiği halde, davalı lehine nispi vekâlet ücreti hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; Aydın 2. İdare Mahkemesince verilen 10/01/2020 tarih, E:2017/146, K:2020/19sayılı karara yönelik;
-Davalı ve davalı yanında davaya katılan müdahilin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan gerekçe ile reddine,
-Davacı istinaf başvurusunun esasa ilişkin kısmının reddine, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına,
-İlk derece Mahkemesi Kararının verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4. maddesi uyarınca, tamamı reddedilen maddi tazminat talebi için 1.700,00-TL maktu avukatlık ücretinin davacı tarafından davalıya ödenmesine,
-İlk derece Mahkemesi Kararında taraflar lehine hükmedilen diğer avukatlık ücretleri ile ilk derece yargılama giderleri yönünden mükerrerlik olmaması bakımından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
-Aşağıda ayrıntısı gösterilen istinaf yargılama giderlerinin istinaf isteminde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından fazladan yatırılan 83,50-TL harcın istemi halinde davacıya iadesine, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesince kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, kararımızın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştayda temyiz yolu açık olmak üzere12/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)