(2577 S. K. m. 46)
....., ....., ....., ..... ve ..... vekili Av. ..... tarafından, davacıların hissedarı olduğu Samsun ili, Canik ilçesi, ..... Mahallesi, 5878 ada, 3-5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "ilköğretim alanı" olarak belirlenerek uzun süre kamulaştırılmaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık artırılan tutarla birlikte 168.136,50 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle Samsun Valiliği'ne karşı açılan davada, bozma kararına uyulmak suretiyle verilen Samsun 2. İdare Mahkemesinin 19/03/2020 günlü, E:2020/152, K:2020/456 sayılı kararına karşı davalı idare yapılan temyiz başvurusu üzerine Mahkemesince Dairemize gönderilen dosya incelenerek işin gereği görüşüldü:
Bakılan davada, davanın kabulü yolunda Samsun 2. İdare Mahkemesince verilen 08/05/2015 günlü, E:2014/229, K:2015/756 sayılı kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 09/03/2017 günlü, E:2016/13838, K:2017/1605 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda Samsun 2.İdare Mahkemesince verilen 17/07/2017 günlü, E:2017/878, K:2017/1314 sayılı kararın da Danıştay Altıncı Dairesinin 30/10/2018 günlü, E:2017/7952, K:2018/8581 sayılı kararı ile bozulduğu, bunun üzerine Samsun 2.İdare Mahkemesince bozma kararına uyulmak suretiyle konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda 19/03/2020 günlü, E:2020/152, K:2020/456 sayılı kararın "temyiz yolu açık olmak üzere" verildiği, davacı tarafından da Danıştay'a hitaben yazılan 11/06/2020 havale tarihli dilekçe ile anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulduğu ancak dosyanın sehven Dairemize gönderildiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; dosyanın esas kaydının kapatılarak Danıştay Altıncı Dairesi'ne gönderilmesine, 29/07/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Anayasının 142.maddesinde, "Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Anayasa hükmü uyarınca görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanın açıldığı anda görevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dair intikal hükümlerinin varlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.
Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme o dava için görevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için) davaya bakmaya devam etmesi gerekir.
Görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olmasının bir başka sonucu ise, göreve ilişkin Kanun hükümlerinin yorumlanması sırasında, dar ve katı yorum yapılması zorunluluğu içeren lafzi yorum yöntemi kullanılmak suretiyle Mahkemelerin görev alanlarının yorum yoluyla genişletilmesi yada daraltılmasının önüne geçilmesi, geniş yorum yapmaya olanak tanıyan amaçsal yorum yönteminin kamu düzenine ilişkin usul hükümlerinin yorumlanması sırasında kullanlmasına olanak bulunmadığı bilinen bir yorum ilkesidir.
Bu çerçevede, göreve ilişkin düzenlemelerin derhal uygulanacağı, bunun tek istisnasının Kanun koyucunun geçiş hükümleri ile uygulamaya yönelik belirleyeceği istisnalar olacağı, Kanun'da açık bir istisnaya yer verilmediği sürece düzenlemenin yürürlüğe girmesinden sonra tüm uyuşmazlıklara derhal uygulanmasının gerekeceği kuşkusuzdur.
Bakılan davada, idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen ve 2577 sayılı Kanun'un 45.maddesinde sayılmayan uyuşmazlıklara ilişkin kararların ve bu arada bakılan davanın konusu hakkında verilen kararın incelemesi temyiz yoluyla yapılmakta iken 2577 sayılı Kanun'da 6545 sayılı Kanunla yapılan ve 20.07.2016 tarihinden yürürlüğe giren düzenleme ile söz konusu kararların denetimi görevinin istinaf yoluyla bölge idare mahkemelerine verildiği ve Kanun'a herhangi bir geçici madde veya geçiş hükmü eklenmediği görüldüğünden, bakılan davanın konusu kararın istinaf yoluyla Dairemiz tarafından incelenmesi gerekmektedir.
Öte yandan, 6545 sayılı Kanun tasarısında daha önce Danıştay tarafından verilen bozma kararlarına uyulmak suretiyle verilen kararların denetiminin Danıştay tarafından yapılması amacıyla 2577 sayılı Kanun'a geçici madde eklenmesi öngörülmekte iken bu düzenleme komisyon aşamasında tasarıdan çıkarıldığı, bu nedenle yasa koyucu tarafından bu uyuşmazlıkların istinaf yoluyla incelenmesi konusunda açık irade ortaya konulduğu görüldüğünden, Kanun'da herhangi bir boşluğun varlığından söz etmeye olanak bulunmayan somut olayda yorum yoluyla Dairemizin görev alanının daraltılması sonucu doğuran Dairemiz kararına katılmıyorum. Kaldı ki, aynı konuya ilişkin bölge adliye mahkemelerine yönelik olarak 6100 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici maddenin korunduğu ve adli yargıya yönelik geçiş hükmü düzenlemesi getirildiği görülmektedir.
Ayrıca, 6545 sayılı Kanun'un özellikle Danıştayda oluşan iş yükünün ve yığılmanın önlenmesi ve çözümlenmesi amacıyla çıkarıldığı gözetildiğinde, bu şekilde geçiş hükmü öngörülmemesinin Kanun'un genel amacına da uygun olduğu kuşkusuzdur.
Davacı tarafından Danıştay'a hitaben dilekçe yazılmak suretiyle açıkça temyiz yoluna başvurulmuş olması ve idari yargıda istemle bağlılık ilkesinin bulunması nedeniyle anılan dilekçenin istinaf başvuru dilekçesi olarak değerlendirilemeyeceği düşünülse bile, 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'un 19.maddesi ile değişik 45.maddesinin 2.fıkrasında; "İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir." kuralı yer aldığından, davacının hitap ve isteğine bakılmaksızın başvurunun istinaf başvurusu olarak kabul edilerek istinaf incelemesine tabi tutulması yasal zorunluluktur.
Açıklanan nedenlerle, idare mahkemesi kararının, 2577 sayılı Yasanın 6545 sayılı Yasa ile değişik 45/1. maddesi uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, bu nedenle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyorum. (¤¤)