İSTEMİN ÖZETİ: Kafkasya kökenli Rusya vatandaşı davacının, insani ikamet izni talebinin reddi işleminin iptali istemiyle açılan davada; olayda davacının 29.09.2025 bitiş tarihli geçerli bir pasaportunun bulunduğu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ile herhangi bir evlilik bağı bulunmadığı, hakkında olumsuz bilgi olduğundan bahisle insani ikamet izin talebinin reddine karar verilmişse de; davacının hakkında daha evvel alınan 16.03.2017 tarihli sınırdışı kararının Mahkemelerinin 2017/411 E ve 2017/1379 sayılı kararı ile 6458 sayılı Yasanın 55. maddesinde yer bulan geri gönderilemezlik kurumu da değerlendirilerek " ...6458 sayılı Kanun'un 55/1-a maddesinde, sınırdışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı yada onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar hakkında sınırdışı etme kararının alınamayacağının öngörüldüğü, uluslararası alanda faaliyet gösteren insan hakları örgütlerinin (İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Af Örgütü), Rusya'ya ilişkin raporlarında da davacının iddialarını destekler nitelikte tespitlere yer verilmesi nedeniyle, davacının ülkesine sınır dışı edilmesi hâlinde hayatına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne matuf ciddi bir tehlikeyle karşılaşma ihtimali bulunduğu anlaşıldığından davacının sınır dışı edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesi ile iptaline karar verildiği, bu iptal kararı üzerine davacı tarafından insani ikamet izni verilmesi talebi ile davalı idareye 09.11.2017 tarihinde başvuru yapıldığı, ancak davalı idare tarafından başvurunun reddine karar verildiği, davacı tarafından ret işleminin iptali talebi ile Mahkemelerinin 2018/144 E. sayılı dosyası ile açılan davada, Mahkemelerinin 2018/1746 sayılı kararı ile red işleminin iptal edildiği, iptal kararı üzerine davalı idare tarafından davacının başvurusunun Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne değerlendirilmek üzere gönderildiği ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğünce mahkeme kararının gereğinin icra edilmesi gerekirken yasada öngörülmeyen gerekçelerle yaptığı olumsuz değerlendirmede hukuka uygunluk bulunmadığı gibi, insani ikamet izni verilebilmesi için diğer ikamet izinlerinin verilmesindeki şartların aranmayacağı, vize ihlaline düşülmesinin insani ikamet izninin reddine gerekçe edilemeyeceği, davacının ülkesinde ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda iddialarının Mahkemizce de sabit görüldüğü, davacı hakkında bu iptal kararı sonrası yeni bir sınırdışı kararı da alınmadığı, davacının geri gönderilmezliği karşısında çıkışının yaptırılamayacağı ve Türkiye'de yasal kalışının sağlanması gerektiği, insani ikamet izninin düzenlenmesinin amacının ülkeden ayrılması mümkün olmayan veya sınırdışı edilemeyecek yabancıların belirli bir statüye bağlanarak ikamet etmelerinin sağlanması olduğu, 46. maddedeki şartlara haiz davacının ülkemizde kayıtlı ve idarenin bilgi ve denetimi altında yaşamasının da kamu yararına olduğu değerlendirildiğinden davacının insani ikamet izin talebinin reddine dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin İstanbul 1. İdare Mahkemesi 'nce verilen 21/01/2020 tarih ve E:2019/1882, K:2020/102 sayılı kararın; davalı idare tarafından, hukuka ve mevzuata aykırı olduğu ileri sürülerek2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İstinaf'' başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasında; istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, anılan maddenin 3. fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, kararda maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise, gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği hükme bağlanmıştır.
Aynı kanunun ''Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar'' başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında ise; ''görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması'' bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf yoluyla kaldırılması istenilen İdare Mahkemesi kararında kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar da sözkonusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden başvurunun reddine, aşağıda dökümü gösterilen kanun yolu aşamasına ait yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına, başvuru sırasında tahsil edilen tebligat avansından artan kısmın mahkemesince ilgilisine resen iadesine, kararın taraflara tebliği amacıyla dosyanın mahkemesine gönderilmesine, temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 25/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)