(2577 S. K. m. 45)
BAŞVURUNUN KONUSU: Davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla tanzim olunan 20190205...1-2-3 sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davada; davacı adına düzenlenen 05.02.2019 tarih ve 20190205...1 sayılı ödeme emri bakımından; ödeme emri içeriği borçların, asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi amacıyla şirket adına 20040313...1259, 20031007...0963, 20030721...3853, 20040312..8703, 20040314...1258, 20031006...4050, 20040312....6580, 20030722...4216, 20031212...0627, 20040312...5294 ve 20031217...9239 sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği, asıl borçlu şirket adına düzenlenen 20040312...6580 ve 20040312...5294 sayılı ödeme emirlerinin ilanen tebliğ edildiğine dair ilan listesinin ve ilanen tebliğden önce yapılan tebliğe ilişkin tebliğ mazbatasının dosyaya ibraz edildiği, sunulan tebliğ mazbatasına yalnızca "tanınmıyor, iade" yazıldığı, ancak bu suretle tebliğe olanak bulunmadığına ilişkin Vergi Usul Kanununda yer alan düzenlemeler uyarınca "komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra" edildiği ve imza altına alındığına ilişkin bir kaydın bulunmadığı, sonrasında ise ilanen tebliğ usulünün işletildiği ve ilanen tebliğ edildiğinin görüldüğü, vergi cezalarının temel tebliğ yöntemi bilinen adreste tebliğ olduğu, bu usul işletilmeden ve bu usule göre tebliğin mümkün olmadığı usulüne uygun şekilde kayıt altına alınmadan ilanen tebliğ edildiği; asıl borçlu şirket adına düzenlenen 20040313...1259, 20031007...0963, 20040312...8703, 20040314...1258, 20031212...0627, 20031217...9239 sayılı ödeme emirlerinin ilanen tebliğ edildiğine dair ilan listesinin dosyaya ibraz edildiği, ancak şirkete bilinen adresine tebliğe çıkarıldığına ve tebliğ edilemediğine dair tebliğ mazbatası ve usulüne uygun olarak tutulmuş adres tespit tutanağı gönderilmediği; 20030721...3853, 20031006...4050, 20030722...4216 sayılı ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin olarak ise herhangi bir bilgi-belgenin sunulmadığı, bu durumda, ödeme emri içeriği amme alacaklarının usule uygun olarak kesinleşerek ödenmesi gereken safhaya geldiğinden bahsedilemeyeceği, amme alacaklarının 2002, 2003 dönemlerine ait olduğu, vadelerinin (2003) rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılından itibaren 5 yıllık tahsil zamanaşımı süresi içerisinde, şirket adına ödeme emirlerinin usule uygun olarak tebliğ edilmek suretiyle tahsili yoluna gidildiğinin davalı idarece ispatlanamadığı ve zamanaşımını kesen başkaca sebeplerin ortaya konulamadığı dikkate alınarak, tahsil zamanaşımına uğrayan 2002 ve 2003 dönemi için davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu 05.02.2019 tarih ve 20190205...1 sayılı ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı, davacı adına düzenlenen 05.02.2019 tarih ve 20190205...2 ve 3 sayılı ödeme emirleri bakımından; ödeme emirleri içeriği borçların asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi amacıyla şirket adına 20040313...9584 ve 20050304...4646 sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği, bu ödeme emirlerinin işyeri adresinde 08/06/2009 tarihinde tebliğe çıkarıldığı ancak tebliğ edilemediği, tebliğ mazbatasına "tanınmıyor", "iade" yazıldığı, ancak bu suretle tebliğe olanak bulunmadığına ilişkin Vergi Usul Kanununda yer alan düzenlemeler uyarınca "komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra" edildi ve imza altına alındığına ilişkin bir kaydın bulunmadığı, sonrasında ise ilanen tebliğ usulünün işletildiği ve ilanen tebliğ edildiğinin görüldüğü, vergi cezalarının temel tebliğ yöntemi bilinen adreste tebliğ olduğu, bu usul işletilmeden ve bu usule göre tebliğin mümkün olmadığı usulüne uygun şekilde kayıt altına alınmadan yapılan ilanen tebliğin geçerli sayılmasının mümkün olmadığı, bu durumda, ödeme emirleri içeriği amme alacağının kesinleşerek ödenmesi gereken safhaya geldiğinden bahsedilemeyeceğinden ve ödeme emirleri içeriği borçların 2003,2004 dönemlerine ilişkin amme alacakları olduğu ve vadelerinin de 2004,2005 yılları olduğu ödeme emri içeriğinden anlaşılmakla, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılının başından itibaren beş yıl içinde, yani en geç 31.12.2009,2010 tarihlerine kadar tahsile yönelik işlemlere başlanılması gerekmesine rağmen, tahsile yönelik asıl borçlu şirket hakkında ödeme emri düzenlendiğinin ve usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin ortaya konulamaması karşısında tahsil zamanaşımını kesen başkaca bir işlemin de bulunmaması nedeniyle, tahsil zamanaşımına uğrayan amme alacağının cebren tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu 05.02.2019 tarih ve 20190205...2 ve 3 takip numaralı ödeme emirlerinde de hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar veren İstanbul 14. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 26/11/2019 tarih ve E:2019/1247, K:2019/2128sayılı kararına davalı idare tarafından istinaf başvurusunda bulunularak; kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Altıncı Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında işin gereği görüşüldü:
Dava dosyasının incelenmesinden, dayandığı gerekçeler karşısında, istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu anlaşıldığından ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine, istinaf aşamasına ait 30,00-TL yargılama giderinin istinaf yoluna başvuran davalı idare üzerinde bırakılmasına, tahsil edilen posta avansından artan kısmın ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 17/07/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)