(7033 S. K. m. 10) (213 S. K. m. 305, 378) (1319 S. K. m. 4)
BAŞVURULARIN KONUSU: Davacı şirket tarafından, İzmir ili, Kemalpaşa ilçesi, ….. mahallesi, İzmir-Ankara asfaltı caddesi 504 ada 11 parselde bulunan taşınmaza ait 2018 yılına ilişkin arsa vergisi ile ferilerinin tahsili amacıyla adına düzenlenen 30.04.2019 tarihli ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada; üzerinden dava konusu arsa vergisi ile ferilerinin hesaplandığı taşınmaza ilişkin olarak verilen beyannamenin davacı şirketin muhasebe görevlisi tarafından verildiği, ancak noter nezdinde tanzim edilen 22.10.2010 tarih ve 36083 numaralı vekaletname ile söz konusu kişiye şirket adına taşınmaz alımı, ipotek alımı ve kaldırma konuları ile sınırlı olmak üzere yetki verildiği görülmekle birlikte şirkete ait taşınmazlar için belediyelere emlak vergisi beyanı verilmesi hususunda açıkça bir yetki verilmediği dikkate alındığında, dava konusu ödeme emrinde yer alan amme alacakları için usulüne uygun olarak verilmiş beyannameden bahsetmenin mümkün olmadığı, bu durumda usulüne uygun bir şekilde tarh ve tahakkuk işlemleri yapılarak buna ilişkin ihbarnamenin davacı şirkete tebliğ edilmesi gerekirken, emlak vergisi beyannamesi verme konusunda yetkisi bulunmayan kişi tarafından verilen bildirim dikkate alınarak yapılan tahakkuk işlemi sonrasında doğrudan ödeme emri ile takibe geçilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin iptaline ilişkin İzmir Üçüncü Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 30.01.2020 tarih ve E:2019/703, K:2020/158 sayılı kararın; davacı tarafından; şirketin Kemalpaşa ..... Bölgesi'nde faaliyet gösterdiği, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nda yapılan değişik ile ..... bölgelerinde yer alan binaların daimi olarak bina vergisinden muaf olduğu, anılan hükme rağmen teşvik amacını bertaraf edecek şekilde davacı adına arsa vergisi ve ferilerine ilişkin tahakkuk yapıldığı ileri sürülerek kabul kararının gerekçe kısmının, davalı tarafından; 7033 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi ile ..... bölgelerinde yer alan binaların muaf olduğu hususunun düzenlendiği, bu madde hükmüne göre davacıya ait arsa üzerindeki binalara bina vergisi muafiyetinin uygulandığı, geriye kalan arsa paylarına ilişkin olarak ise tahakkuk yapıldığı, söz konusu Kanun'da arsa vergisine ilişkin muafiyetten bahsedilmediği, bu nedenle yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın kaldırılması istenilmektedir.
DAVACI SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALI SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının istinaf nedenlerine karşı gerek davaya cevap dilekçesinde, gerekse de istinaf dilekçesinde ayrıntılı olarak cevap verildiği, hukuki dayanaktan yoksun olan bu iddiaların ve davacının istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu, davacı şirketin İzmir İli, Kemalpaşa İlçesi, ..... Mahallesi, ..... Caddesi 504 Ada 11 Parselde bulunan taşınmaza ait 2018 yılına ilişkin arsa vergisi ile ferilerinin tahsili amacıyla adına düzenlenen 30.04.2019 tarihli ödeme emrinin iptali istemiyle açtığı davada, İzmir Üçüncü Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen kabul kararının gerekçe kısmına, davalı idare istinaf başvurusu ise; İzmir Üçüncü Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 30.01.2020 tarih ve E:2019/703, K:2020/158 sayılı kabul kararına ilişkindir.
İstinafa konu mahkeme kararında her ne kadar, ''beyannamenin davacı şirketin muhasebe görevlisi tarafından verildiği, ancak noter nezdinde tanzim edilen 22.10.2010 tarih ve 36083 numaralı vekaletname ile söz konusu kişiye şirket adına taşınmaz alımı, ipotek alımı ve kaldırma konuları ile sınırlı olmak üzere yetki verildiği görülmekle birlikte şirkete ait taşınmazlar için belediyelere emlak vergisi beyanı verilmesi hususunda açıkça bir yetki verilmediği, dava konusu ödeme emrinde yer alan amme alacakları için usulüne uygun olarak verilmiş beyannameden bahsetmenin mümkün olmadığı, bu durumda usulüne uygun bir şekilde tarh ve tahakkuk işlemleri yapılarak buna ilişkin ihbarnamenin davacı şirkete tebliğ edilmesi gerekirken, emlak vergisi beyannamesi verme konusunda yetkisi bulunmayan kişi tarafından verilen bildirim dikkate alınarak yapılan tahakkuk işlemi sonrasında doğrudan ödeme emri ile takibe geçilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle'' kabul kararı verilmiş ise de; dosya içerisinde yer alan 22.10.2010 tarih ve 36083 numaralı vekaletnamenin incelenmesinden, beyanname verme konusunda da vekalet verildiği görüldüğünden verilen kararın gerekçesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Emlak Vergisi Kanunu'nun 1'inci maddesinde Türkiye sınırları içinde bulunan binaların bu kanun hükümlerine göre Bina Vergisine tabi olduğu, 2'nci maddesinde bu kanundaki bina tabirinin, yapıldığı madde ne olursa olsun, gerek karada gerek su üzerindeki sabit inşaatın hepsini kapsadığı ve bu kanunun uygulanmasında Vergi Usul Kanununda yazılı bina mütemmimleri de bina ile birlikte nazara alınacağı hükmüne yer verilmiştir.
Emlak Vergisi Kanunu'nun atıf yaptığı 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun “Mütemmimat” başlıklı 305'inci maddesinde ise, belediye teşkilatı bulunan yerlerde belediye sınırları içindeki binaların ve belediye teşkilatı bulunmayan yerlerde köyü teşkil eden binaların işgal eylediği saha dahilindeki binaların mütemmimatından olan arazinin irat takdirinde binaya tabi olduğu, bina ile sınırlanmış olup kullanış tarzı itibariyle bina ile birlik teşkil eden avlu, bahçe ve sair arazinin binanın mütemmimatından olduğu hükmü yer almaktadır.
Yine Emlak Vergisi Kanunu'nun 4'üncü maddesinde ise; aşağıda yazılı binaların, kiraya verilmemek (24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanun kapsamında yapılan işletme hakkı devirleri hariç) şartıyla Bina Vergisinden daimi olarak muaf olduğu belirtilmiş olup, maddenin (m) bendinde ise, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ait binalar (Vakıf senedindeki cihete tahsis edilmek şartıyla) ile..... bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve sanayi sitelerinde yer alan binalar olarak belirtilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; şirket yetkilisi tarafından noter nezdinde düzenlenen vekaletname ile şirket adına taşınmaz alımı, ipotek alma ve kaldırma, beyannameler ve dilekçeler vermeye ilişkin olarak muhasebe görevlisinin yetkili kılındığı, söz konusu vekaletnamaye istinaden muhasebeci tarafından davacı şirketin maliki olduğu İzmir İli, Kemalpaşa İlçesi, ..... Mahallesi ..... Caddesi 504 Ada 11 Parselde bulunan taşınmaza ilişkin emlak vergisi beyannamesi verildiği ve beyan üzerine 2018 yılına ilişkin emlak (arsa) vergisinin tahakkuk ettirildiği, yapılan tahakkuk işlemi sonrasında ise söz konusu amme alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına 30.04.2019 tarihli dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
213 sayılı Kanun’un 378'inci maddesinin ikinci fıkrasında; mükelleflerin beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamayacakları, ancak bu Kanunun vergi hatalarına ait hükümlerinin mahfuz olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Mükelleflerin beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamamalarını öngören kuralın, ”mahkemeye erişim hakkı”na ve dolayısıyla da adil yargılanma hakkına yönelik bir müdahale olduğu açıktır. Türk vergi sisteminde benimsenen tarh usulü, beyannameye dayalı tarhtır. Bu tarh usulünde mükellef, matrahını beyan etmekte ve idare beyan edilen bu matrah üzerinden tarhiyat işlemini gerçekleştirmektedir. Söz konusu kural ile mükelleflerin kendi beyanlarına karşı dava açmaları yasaklanmakta, nitekim kişinin kendi beyanına karşı dava açmasında hukuki yarar da bulunmamaktadır. Ancak bu kuralın devamındaki cümlede yer alan “Bu Kanunun vergi hatalarına ait hükümleri mahfuzdur” hükmüyle, yalnızca vergi hatalarının bu kuralın istisnası olduğu belirtilmektedir.
Olayda, davacı şirketin muhasebecisi tarafından hem bina beyannamesi, hemde arsa beyannamesi verilerek bildirim yapılmış ise de; dosya içeriğinden ve UYAP ve TAKBİS sistemi üzerinden yapılan incelemeden; davacı şirketin, İzmir İli, Kemalpaşa İlçesi, ..... Mahallesi ..... Caddesi 504 Ada 11 Parselde bulunan taşınmazı üzerinde iki katlı idari bina ve imalathane olan arsasının bulunduğu, toplam alanın 10.000 metrekare olduğu, bunun 4.348 metrekaresinin binalara ait, 5.652 metrekaresinin arsaya ait olduğu, bu alanların davacı şirket muhasebecisinin verdiği beyanlarla da örtüştüğü, dolayısı ile davacı şirketin ..... Bölgesinde yer alan taşınmazının (bina ve mütemmim cüzü olan arsanın) ki davalı idarece aksi yönde bir tespit bulunmadığı da dikkate alındığında, emlak vergisinden muaf olduğu sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla hatalı yapılan beyan üzerine tahakkuk eden emlak vergisinde ve tahsili amacı ile düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Davacı tarafından Mahkemenin kabul kararına, gerekçe yönünden itiraz edildiği görülmüş olup, Mahkeme kararı yukarıda yer alan gerekçe ile onandığından, davacı istinaf başvurusunun reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, İzmir Üçüncü Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 30.01.2020 tarih ve E:2019/703, K:2020/158 sayılı karara yönelik istinaf başvurularının yukarıda yer alan gerekçe ile reddine, aşağıda dökümü yapılan toplam miktarı 383,00-tl yargılama giderinden davacı tarafından karşılanan 195,50-tl yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından karşılanan 187,50-tl yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, 492 sayılı Harçlar Kanunu ve buna bağlı tarife uyarınca belirlenen 54,40-tl istinaf karar harcının davacıdan ve davalı idareden ayrı ayrı tahsili için mahkemesince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın tebligat işlemlerinin tamamlanmasından sonra mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333'üncü maddesi uyarınca yatırana iadesine, kesin olarak 13.07.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)