İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, maliki olduğu .... adresinde bulunan ve tapunun 2605 ada 49 parsel numarasında kayıtlı taşınmazda ruhsat ve eklerine aykırı olarak imalatlar yapıldığından bahisle tanzim edilen 06/12/2018 tarihli zabıt varakası ile 15/01/2019 gün ve 43 karar numaralı Belediye Encümen kararıyla verilen 14.609,00 TL idari para cezasının iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; uyuşmazlığın yapı tatil zaptının iptali istemi yönünden incelenmesinden; dava konusu taşınmaza ait 03/10/2016 onay tarih ve 524 ruhsat numaralı yapı ruhsatında; yapının 2 adet bağımsız bölümden oluştuğu ve mesken olarak kullanılacak alanın 378 m2, ortak alan (garaj) 111 m2, ortak alan (merdiven) 48 m2, diğer ortak alanın ise 29 m2 olduğu; ayrıca mimarı projede de emsale esas kullanım alanı olarak, bodrum katın 0 m2, zemin ve normal katın ayrı ayrı 144,20 m2, dubleks katın ise 59,25 m2 olarak belirlenmesine rağmen davalı idare teknik ekiplerince mahallinde yapılan tespitte; bodrum katın 144 m2, çatı katının ise 144 m2 olmak üzere toplam 288 m2'lik ruhsat harici aykırılığın davaya konu 06/12/2018 tarih ve 2018/86 sayılı yapı tatil zaptıyla somut bir şekilde ortaya konulduğu, yine söz konusu bu zaptı da aynı gün davacının ihtirazi kayıt koymadan imzaladığı, açıklanan ruhsata aykırılıkların dava dosyasında bulunan fotoğraflar ile de sabit olduğu görüldüğünden tanzim edilen yapı tatil zaptında hukuka aykırılık bulunmadığı, İmar para cezasının iptali istemi yönünden, davalı idarece; davacının taşınmazına ilişkin yapı sınıfının (3. Sınıf A Grubu), uygulama imar planı yapılan bir alanda ruhsatlı olarak taşınmazda ruhsat ve eklerine aykırı imalatlar yapıldığının ve yine yapıda henüz kullanım bulunmamakla birlikte inşai faaliyetlerin tamamlandığı hususlarının usulüne uygun düzenlenen ve davacı tarafından imzalanan yapı tatil zaptıyla tespit edildiği anlaşıldığından İmar Kanunu 42. maddesinde belirlenen birim ceza bedelinin ve ceza arttırımları yapılarak para cezasının verilmesine dair işlemde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamaktaysa da; para cezası uygulanırken aynı Kanunun ikinci fıkrası uyarınca hesaplanan temel para cezasına (c) bendinde sayılan artırım nedenleri arasında yer alan para cezasına konu ruhsata aykırılığın, çevre ve görüntü kirliliğine sebebiyet verdiğinden bahisle 13 sayılı alt bendinin de uygulandığı görülmekle davalı idarece bu hususa ilişkin somut ve ikna edici bir tespitin bulunmadığı ve bu bendin uygulanma gerekçelerinin ortaya konulamadığı anlaşıldığından verilen para cezasının bu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle Isparta İdare Mahkemesi'nce verilen dava konusu encümen kararıyla verilen para cezasının 1.947,88 TL'lik kısmının iptaline, kalan istemler yönünden davanın reddine ilişkin 28/11/2019 gün ve E:2019/350, K:2019/1555 sayılı kararın; davacı vekilince, davacının yapı denetim firması ile sözleşmeyi feshetmesi üzerine davalı idareye durumu ihbar ettiği, belediye yetkililerinin de gerekli incelemeyi yapmadan sözleşme feshi sebebiyle 2017 yılında yapılan imalatları 2018 yılı gibi göstererek ceza yazıp Çevre ve Şehircilik Müdürlüğüne bildirdiği, davacının mevcut imar affı yasası kapsamında cezaya konu olan çatı ve bordum kata ilişkin yapı kayıt belgesini alırken de bu kanuna uygun hale getirerek yapı kayıt belgesini aldığı, usule ve mevzuata uygun olarak yapı kayıt belgesi alındığından imar affı yasası gereği davaya konu taşınmazın kaçak yapı statüsünden çıktığı, bu nedenle işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, davalı idare vekilince; mülk sahibi tarafından belediyeye yapı kayıt belgesi alındığı hususunda bir müracaatın bulunmadığı, kararın iptale yönelik kısmının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın aleyhlerine olan kısımlarının istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı tarafından, maliki olduğu .... adresinde bulunan ve tapunun 2605 ada 49 parsel numarasında kayıtlı taşınmazda ruhsat ve eklerine aykırı olarak imalatlar yapıldığından bahisle tanzim edilen 06/12/2018 tarihli zabıt varakası ile 15/01/2019 gün ve 43 karar numaralı Belediye Encümen kararıyla verilen 14.609,00 TL idari para cezasının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davacı tarafından ileri sürülen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirmediğinden davacı istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Davalı idare istinaf istemi yönünden ise;
İstinafa konu karar ile "Davalı idarece; davacının taşınmazına ilişkin yapı sınıfının (3. Sınıf A Grubu), uygulama imar planı yapılan bir alanda ruhsatlı olarak taşınmazda ruhsat ve eklerine aykırı imalatlar yapıldığının ve yine yapıda henüz kullanım bulunmamakla birlikte inşai faaliyetlerin tamamlandığı hususlarının usulüne uygun düzenlenen ve davacı tarafından imzalanan yapı tatil zaptıyla tespit edildiği anlaşıldığından İmar Kanunu 42. maddesinde belirlenen birim ceza bedelinin ve ceza arttırımları yapılarak para cezasının verilmesine dair işlemde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamaktaysa da; para cezası uygulanırken aynı Kanunun ikinci fıkrası uyarınca hesaplanan temel para cezasına (c) bendinde sayılan artırım nedenleri arasında yer alan para cezasına konu ruhsata aykırılığın, çevre ve görüntü kirliliğine sebebiyet verdiğinden bahisle 13 sayılı alt bendinin de uygulandığı görülmekle davalı idarece bu hususa ilişkin somut ve ikna edici bir tespitin bulunmadığı ve bu bendin uygulanma gerekçelerinin ortaya konulamadığı anlaşıldığından verilen para cezasının bu kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır." gerekçesiyle dava konusu imar para cezasının 3194 sayılı İmar Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 13 numaralı alt bendi uyarınca arttırılmasına ilişkin kısmının (1.947,88 TL'lik) iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından, dava konusu imar para cezasının 3194 sayılı İmar Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 13 numaralı alt bendi uyarınca arttırılmasına ilişkin kısmının (1.947,88 TL'lik) iptaline yönelik Mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42/2 nci maddesinde, "Ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, (...) yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere, aşağıdaki şekilde hesaplanan idari para cezaları uygulanır:
a) Bakanlıkça belirlenen yapı sınıflarına ve gruplarına göre yapının inşaat alanı üzerinden hesaplanmak üzere, mevzuata aykırılığın her bir metrekaresi için;
(...)
2) III. sınıf (...) A grubu yapılara onsekiz (...) Türk Lirası (...) idari para cezası verilir.
(...)
c) (a) ve (b) bentlerine göre cezalandırmayı gerektiren aykırılığa konu yapı;
1) Hisseli parselde diğer maliklerin muvafakati alınmaksızın yapılmış ise cezanın % 30’u,
2) (...)
13) Çevre ve görüntü kirliliğine sebebiyet veriyor ise cezanın % 20’si,
(a) ve (b) bentlerinde belirtilen şekilde tespit edilen para cezalarının miktarına göre ayrı ayrı hesap edilerek ilave olunur. Para cezalarına konu olan alanın hesaplanmasında, aykırılıktan etkilenen alan dikkate alınır" hükmüne yer verilmiştir.
Mevzuat koyucu gerek gerek plânlı alanlarda gerekse uygulama imar plânı sınırları dışında kalan sahalarda gelişigüzel yapı yapılmasını yasaklayarak, yapılaşmayı imar düzenine tabi kılmıştır.
İmar Plânı ile plân sahasındaki alanlara yapılacak yapıların yapı yoğunluğu ile bu bölgelerin kişi yoğunluğu, bu alanlara ne tür yapıların yapılabileceği açıklanmak sureti ile belirlenmiştir.
Dolayısıyla planlama safhasında yapılaşma kuralları vasıtasıyla o alandaki kişi yoğunluğu ile o alandaki yapı yoğunluğu ayrı ayrı hesap edilmekte; hesaplanan kişi yoğunluğu ve yapı yoğunluğu ile dengeli/uyumlu biçimde çevreye (çöp v.b.) katı, (kanalizasyon, atıksu v.b.) sıvı yahut (karbondioksit, buhar, duman, azot v.b.) gaz atık verilmesi öngörülmekte, böylelikle imar plânları vasıtası ile plânlı şehirleşmenin yanında çevre de kontrol altında tutulmaktadır.
Zîra mevzuat ile kişi yoğunluğuna ve yapı yoğunluğuna sınır getirilmesinin sebeplerinden birisi de, yoğunluğun belli bir düzeyde sınırlanarak, bu sınırın üzerinde çevreye katı, sıvı yahut gaz atık verilmesinin önlenmesi ve böylelikle çevrenin korunmasıdır.
Olayda, ruhsat harici toplam 288 metrekare yapı yapılmış, uyuşmazlık konusu yapıda irihsata aykırı biçimde alan kullanımı artırılmıştır. Dolayısıyla söz konusu yapı vasıtasıyla, sahadaki kişi yoğunluğunun ve yapı yoğunluğunun plânda öngörülmeyen biçimde artırıldığı görülmektedir.
Bu alandaki kişi ve yapı yoğunluğunun artması neticesinde,
=>İlâve katı atık, İlâve gaz atığı, İlâve sıvı atık ortaya çıkmaktadır.
=>Ayrıca hem yapı hem de kişi yoğunluğunun artmış olması nedeniyle, ilâve yapılan bu yapılar bölgedeki kişi başına düzen yeşil alan oranını azaltmaktadır.
=>Mevzuata aykırı yapı oturumları nedeniyle hava akımı olumsuz etkilenmektedir ki, bu da diğer binalar arası ve bina çevresi temiz hava ve rüzgâr sirkülasyonuna olumsuz etki etmektedir.
=>İlâve yapıyı kullanan kişilerin araçları dolayısıyla, bölgedeki yollarda ilâve yakıt salınımı gerçekleşmektedir.
Bütün bu unsurlar bir arada değerlendirildiğinde; söz konusu yapı dolayısıyla çevre kirliliğinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Görüntü kirliliği ise, "çevre estetiğini ve şehir estetiğini olumsuz yönde etkileyen unsurlar neticesinde ortaya çıkan görsel kirlilik" olarak tanımlanmaktadır.
İmar mevzuatı ile yapı yaklaşma - çekme, yükseklik/gabari ve parsel oturumları ile dış cephe bakımından mevzuat bir düzen getirerek, yapıların taslak bir plân ve mimarî tasarım üzerine yapılması kurgulanmıştır.
Dolayısıyla yapılaşma kuralları ile doğal çevreye yapay şekil verilmektedir. Ancak bu şekil verme esnasında bazı estetik kurallara dikkat edilmektedir ki, bu kurallar arza müdahalenin "mimarî tasarım boyutu"nu oluşturmaktadır.
Diğer bir ifadeyle, mevzuat ile kişi yoğunluğuna ve yapı yoğunluğuna (bu bağlamda kat yüksekliğine ve yapı/parsel formlarına) sınır getirilmesinin sebeplerinden birisi de, estetiğin sağlanmasıdır.
Nitekim mevzuat ile kat yükseklikleri, yapı formları ve parsel durumları belirlenirken, sadece jeolojik-jeoteknik nedenler ve iklim şartları değil; aynı zamanda arza şekil vermenin mimarî tasarım boyutu dolayısıyla "iki boyutlu dış kontür" olarak adlandırılan siluetin estetik bir görünümde olması da göz önünde bulundurulmaktadır.
Öte yandan estetik görünüş, herhangi bir kişinin kendince tahayyülî estetiği değil, mevzuatın kabul ettiği (Yönetmelik ve plân kuralları ile belirlenen ve onaylı plan ve projelerle hayat bulmuş) yasal estetiktir.
Ayrıca bir yapı inşa edilmeden evvel, yapının plânı olan mimarî proje hazırlanmaktadır ki, yapı plânı olan mimarî proje de bünyesinde bir estetik içermektedir. Zîra yapı plânı temelde bir "müellif eseri"dir.
Olayda ise, ruhsata ve mimari projeye aykırı yapı yapıldığı, dolayısıyla bu ek yapının yasal olarak görüntü estetiğinin mevcut olmadığı görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu ruhsata aykırı yapının çevre ve görüntü kirliliğine sebep olduğu sonucuna varıldığından bu sebeple imar para cezasının artırılmasına ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında da hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin kısmen iptaline ilişkin Isparta İdare Mahkemesinin 28/11/2019 gün ve E:2019/350, K:2019/1555 sayılı kararının (1.947,88-TL) tutar yönünden kaldırılmasına, para cezasının bu kısmı yönünden de davanın reddine, netice itibariyle dava tamamen reddedilmiş olduğundan, aşağıda dökümü gösterilen ve davacı tarafından dava ve istinaf aşamalarında yapılan toplam 427,30-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, yine aşağıda dökümü gösterilen ve davalı idare tarafından istinaf aşamasında yapılan toplam 183,55-TL yargılama giderinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine, dava tamamen reddedilmiş olduğundan davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine, Mahkeme kararında davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedildiğinden yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesine, artan posta giderinin mahkemesince taraflara iadesine, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere16/09/2020 tarihinde davacının istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısım bakımından oybirliği ile, davalının istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kısım bakımından oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
İstinafa konu Mahkeme kararının usûle ve hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına bu kısım yönünden katılmıyorum. (¤¤)