(193 S. K. Mük. m. 121)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından ihtirazi kayıtla verilen 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesinde düzenlenen %5 kurumlar vergisi indiriminden, kanuni süresinde ödenmeyen vergi borcunun bulunması ve hakkında uzlaşma talepli tarhiyat yapılması sebebiyle yararlanamamasına dair işlemin iptali istemiyle açılan davanın; davacı şirket tarafından ihtirazi kayıtla verilen 2018 kurumlar vergisi beyannamesinde, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesinde düzenlenen %5 kurumlar vergisi indiriminden, kanuni süresinde ödenmeyen verginin bulunması ve adına resen tarhiyat yapılmış olması sebepleriyle yararlanamamasından dolayı, vergiye uyumlu mükelleflere ilişkin vergi indiriminden faydalandırılmamasına dair olumsuz idari işlemin iptali istemiyle, işbu davanın açıldığı, uyuşmazlıkta, indirimden yararlanmanın 3. şartı noktasında herhangi bir ihtilafın bulunmadığı, uyuşmazlığın davacının ilk iki şartı sağlayıp sağlamadığı noktasında toplandığı, indirimden yararlanmanın ilk şartını düzenleyen 1. bende göre, indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş olması ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin kanuni süresinde ödenmiş olması gerektiği, olayda, davacının 2016 dönemi katma değer vergisinden doğan iade alacağını 2018 Haziran dönemi 2 nolu gerçek usulde kdv beyannamesine ait vergi borcundan mahsup etmek üzere 26.03.2018 tarih ve 2018/42 sayılı YMM kdv iadesi tasdik raporunu ibraz ettiği, raporun sonuç bölümünde 420.000 TL kdv'nin nakden iade/mahsubunun gerektiğinin belirtildiği, YMM raporunda tespit edilen eksikliklerin 25.04.2018 tarih ve 183994 ve 06.12.2018 tarih ve 495192 sayılı eksiklik yazıları ile bildirildiği, söz konusu eksiklik yazıları sonucu davacı tarafından düzeltme beyannamesi ile iade edilmesi gereken kdv tutarının 390.000 TL'ye düşürüldüğü, YMM raporu ile gelen eksiklik cevap yazılarına istinaden davacının talebi ile 04.01.2019 tarih ve 2019/3-4 sayılı ve 07.12.2018 tarih ve 2018/1053-1054 sayılı düzeltme fişleri ile toplam 385.396,12 TL'nin davacının borçlarına mahsuben iade işleminin gerçekleştirildiği, 07.12.2018 tarih ve 2018/1053-1054 sayılı düzeltme fişlerinin 17.12.2018 tarihinde, 04.01.2019 tarih ve 2019/3-4 sayılı düzeltme fişlerinin 09.01.2019 tarihinde muhasebeleştirildiği ve mahsup işlemlerinin yapıldığı, ancak mahsup işlemlerinin geç yapılması nedeniyle vergilerin süresinde ödenmemesi gerekçe gösterilerek, vergi indiriminden yararlandırılmadığı görülmüş olup, davacının mahsup talebini süresinde yaptığı dikkate alındığında, mahsup işlemlerinin süresinde yapılmaması nedeniyle verginin süresinde ödenmediğinden bahsedilemeyeceği gibi, bu hususta davacıya atfedilecebilecek bir kusur da bulunmadığından, bu halin, madde uygulaması bakımından şart ihlali olarak kabul edilmemesi gerektiği, indirimden yararlanmanın ikinci şartını düzenleyen 2. bende göre, haklarında beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması (Yapılan tarhiyatların kesinleşmiş yargı kararlarıyla veya 213 sayılı Vergi Usul Kanununun uzlaşma ya da düzeltme hükümlerine göre tamamen ortadan kaldırılmış olması durumunda bu şart ihlal edilmiş sayılmaz.) gerektiği, olayda davacı şirket hakkında 2015/12 ve 2016/1-2-3-4 dönemlerine ilişkin yapılan gelir vergisi tarhiyatları hakkında uzlaşmaya varıldığı ve uzlaşılan tutarların ödendiği görülmüş olup, bu halin, madde uygulaması bakımından şart ihlali olarak kabul edilmemesi gerektiği sonucuna varıldığı, bu durumda 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesinde kurumlar vergisi indiriminden yararlanılması için yasada belirtilen koşulları taşıdığı anlaşılan davacının, %5 vergi indiriminden yararlandırılmamasına dair olumsuz idari işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kabulüne karar veren İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nin 25/02/2020 tarih ve E:2019/633, K:2020/239 sayılı kararının, yasal dayanaktan yoksun olduğu, mükellefin mahsup taleplerinin dilekçe tarihi itibariyle yerine getirildiği, dairelerinin işlemlerinde herhangi bir gecikme olmadığı, Atatürk Organize Sanayi Bölgesi adına 2015/12, 2016/1,2,3,4 döneminde kira ödemelerinde bulunduğu ve gelir vergisi kesintisi yapılmadığının anlaşılması üzerine takdir komisyonuna sevk edilen mükellef hakkında yapılan tarhiyatların, uzlaşmaya varılması sonucu süresi içinde ödendiği, buna göre vergi dairesince yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Şirketlerince davalı idare nezdindeki tüm yükümlülüklerin zamanında yerine getirildiği, istinafa konu mahkeme kararının hukuka uygun olduğu, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1.Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü;
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi" kenar başlıklı mükerrer 121. maddesinde; "Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanlar ile kurumlar vergisi mükelleflerinden (finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç olmak üzere), bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartları taşıyanların yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5'i, ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirilir. Şu kadar ki hesaplanan indirim tutarı, her hâl ve takdirde 1 milyon Türk lirasından fazla olamaz. İndirilecek tutarın ödenmesi gereken vergiden fazla olması durumunda kalan tutar, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsup edilebilir. Bu süre içinde mahsup edilemeyen tutarlar red ve iade edilmez. Gelir vergisi mükelleflerinin yararlanacağı indirim tutarı, ticari, zirai veya mesleki faaliyet nedeniyle beyan edilen kazançların toplam gelir vergisi matrahı içerisindeki oranı dikkate alınmak suretiyle hesaplanan gelir vergisi esas alınarak tespit edilir.
Söz konusu indirimden faydalanabilmek için;
1. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş (Kanuni süresinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.) ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin kanuni süresinde ödenmiş olması (Her bir beyanname itibarıyla 10 Türk lirasına kadar yapılan eksik ödemeler bu şartın ihlali sayılmaz.)
2. (1) numaralı bentte belirtilen süre içerisinde haklarında beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re'sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması (Yapılan tarhiyatların kesinleşmiş yargı kararlarıyla veya 213 sayılı Vergi Usul Kanununun uzlaşma ya da düzeltme hükümlerine göre tamamen ortadan kaldırılmış olması durumunda bu şart ihlal edilmiş sayılmaz.),
3. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla vergi aslı (vergi cezaları dâhil) 1.000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmaması, şarttır."
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin ihtirazi kayıtla verilen 2018 kurumlar vergisi beyannamesinde, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesinde düzenlenen %5 kurumlar vergisi indiriminden, mahsuben iade işlemlerinin geç sonuçlanması nedeniyle kanuni süresinde ödenmeyen verginin bulunması ve adına resen tarhiyat yapılmış olması sebepleriyle yararlandırılmadığı, Atatürk Organize Sanayi Bölgesi adına 2015/12, 2016/1,2,3,4 döneminde kira ödemelerinde bulunduğu ve gelir vergisi kesintisi yapmadığı, ilgili dönem muhtasar beyannamelerini eksik bildirimle verdiği gerekçesiyle takdir komisyonuna sevk edilen davacı adına 03/10/2017 tarihli takdir komisyonu kararlarıyla takdir edilen matrahlar üzerinden tarh ve tebliğ edilen vergi ziyaı cezalı gelir stopaj vergileri için süresi içinde yapılan uzlaşma talebi üzerine gerçekleştirilen 23/01/2018 tarihli tarhiyat sonrası uzlaşma toplantısında uzlaşmaya varıldığı, uzlaşılan tutarlar üzerinden tahakkuk eden vergi ve cezaların 23/02/2018 tarihinde ödendiği anlaşılmaktadır.
Olayda, davacının mahsup talebini süresinde yapmadığı yönünde bir ihtilaf bulunmadığı dikkate alındığında, mahsup işlemlerinin süresinde sonuçlanamaması nedeniyle verginin süresinde ödenmediğinden bahsedilemeyeceği gibi, bu hususta davacıya atfedilecebilecek bir kusur da bulunmadığından, bu halin, madde uygulaması bakımından şart ihlali olarak kabul edilmemesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Ancak yukarıda yer verilen mükerrer 121. maddenin sağladığı indirim hakkından yararlanabilmek için ilgili fıkrada öngörülen tüm şartların sağlanması gerektiğinden maddenin ikinci fıkrasının birinci ve üçüncü bentlerindeki şartları taşıyan davacı hakkında, indirimden yararlanmanın ikinci şartını düzenleyen 2. bende göre, 2018 yılı ile bu yıldan önceki son iki yıla ilişkin olarak beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması veya yapılan tarhiyatların kesinleşmiş yargı kararlarıyla veya 213 sayılı Vergi Usul Kanununun uzlaşma ya da düzeltme hükümlerine göre tamamen ortadan kaldırılmış olması gerekmektedir. İkinci bentle, yapılan bir tarhiyatın tümüyle hukuk aleminden silinecek şekilde kaldırılması halleri de şart ihlali olarak sayılmadığı halde, uzlaşma müessesesine istinaden, tarh edilen vergiler hakkında varılan uzlaşma üzerine yapılan ödemelerle vergilerin kısmen kaldırılmış olması halinin şart ihlali sayılacağı tabiidir.
Bu durumda; davacı hakkında 2016 yılına ilişkin olarak re'sen gelir stopaj vergisi tarhiyatı yapıldığı, yapılan tarhiyatın, kesinleşmiş yargı kararlarıyla veya uzlaşma ya da düzeltme hükümlerine göre tamamen ortadan kaldırılmadığı, aksine taraflar arasında yapılan uzlaşma görüşmeleri sonucunda anlaşılan tutarlar üzerinden yapılan tahakkukların davacı şirket tarafından ödendiği açık olduğundan, kanunda indirimden yararlanmanın ikinci şartını düzenleyen 2. bendini ihlal eden davacının %5 vergi indiriminden yararlandırılmamasına dair işlemde hukuka aykırılık, bu işleme karşı açılan davanın kabulü yönünde verilen mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 25/02/2020 gün ve E:2019/633, K:2020/239 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yer alan ve davacı tarafından yapılan 148,00 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan 24,50TL yargılama gideri ile 2.450,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca istinaf aşamasında davalı idareden aranmayan 157,50 TL istinaf başvurma harcının davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, davalı idarece davacıdan 54,40 TL maktu karar harcı alınmasına, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesi'nce H.M.K'nun 333. maddesi uyarınca yatırana iadesine, 13/11/2020 tarihinde oyçokluğuyla kesin olmak üzere karar verildi.
AZLIK OYU
Dava dosyası kapsamında yer alan bilgi ve belgeler dahilinde yapılan inceleme neticesinde, İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 25/02/2020 gün ve E:2019/633, K:2020/239 sayılı kararın, usul ve esas yönünden hukuka uygun olup, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum. (¤¤)