İSTEMİN KONUSU: İstanbul4.İdareMahkemesinin 28/11/2019 tarih ve E:2018/2237, K:2019/2646sayılı kararının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi, .... Mahallesi 37 pafta 1376 ada üzerine kurulan sitenin içine davacı tarafından güvenlik amaçlı inşa edilen prefabrik kulübenin 10/09/2018 tarihinde belediye ekiplerince kaldırılmasına ilişkin işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle uğranılmış olan (ıslah edilmiş haliyle) 18.000,00.-TL zararın tazmini istenilmiştir.
İlk derece mahkemesi
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından; dava konusu işlemin iptaline dair kararın hukuka uygun olduğu ileri sürülerek, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. maddesinin 4. fıkrasında; Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. 6. fıkrasında ise, "Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükümleri yer almaktadır.
İstinaf başvurusu; İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi, .... Mahallesi 37 pafta 1376 ada üzerine kurulan sitenin içine davacı tarafından güvenlik amaçlı inşa edilen prefabrik kulübenin 10/09/2018tarihinde belediye ekiplerince kaldırılmasına ilişkin işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle uğranılmış olan (ıslah edilmiş haliyle) 18.000,00.-TL zararın tazmini istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline, Maddi tazminat talebinin tamamının kabulü ile 18.000,00-TL tazminat tutarının (10.000,00.-TLkısmı için davanın açıldığı 12/11/2018tarihinden itibaren, ıslah edilen 8.000,00-TLiçin ıslah dilekçesinin idareye tebliğ edildiği 24/11/2019 tarihinden itibaren işletilecek), yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar veren İstanbul4.İdareMahkemesinin 28/11/2019tarih ve E:2018/2237, K:2019/2646sayılı kararının davalı idare tarafından kaldırılması istemine ilişkindir.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
775 sayılı Gecekondu Kanununun 18. maddesinde; "Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra, belediye sınırları içinde veya dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak, daimi veya geçici bütün izinsiz yapılar, inşa sırasında olsun veya iskân edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır. Yıkım sırasında lüzum hâsıl olduğunda, belediyeler ilgili mülkiye amirlerine başvurarak yardım isteyebilirler. Mülkiye amirleri, Devlet zabıtası ve imkânlarından faydalanmak suretiyle, izinsiz yapıların yıkımı konusunda yükümlüdürler. Özel kişilere veya bu maddenin 1 inci fıkrasında sözü geçenler dışındaki tüzel kişilere ait arazi ve arsalar üzerinde yapılacak izinsiz yapılar hakkında, arsa sahiplerinin yazılı müracaatları üzerine ve mülkiyet durumlarını tevsik etmeleri şartıyla bu madde hükümleri, aksi halde genel hükümler ve 3194 sayılı İmar Kanunu hükümleri uygulanır."hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, 3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesinde; "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir.
Yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında alınacak kayıt bedeli başvuru sahibi tarafından genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. 6306 sayılı Kanun kapsamında kullanılmak üzere kaydedilen gelirler karşılığı Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir. Bu ödenek, dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılarak kullanılır. Kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir.
Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun ve 2960 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.
Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir. Bu durumda, ikinci fıkrada belirtilen bedelin iki katı ödenir.
Beşinci fıkra uyarınca kat mülkiyetine geçilmiş olması 6306 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez.
Yapı Kayıt Belgesi alman yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu durumda elde edilen gelirler bu maddenin ikinci fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedilir. Ayrıca bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazlar rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan satılır.
Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz.
Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır.
Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yasa hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 6 Haziran 2018 tarihli ve 30443 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin6. maddesinin birinci fıkrasında, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapıların maliklerinin, bu belgenin bir örneğini belediye ve mücavir alan sınırları içinde ilgili belediyesine, bu sınırlar dışında il özel idaresine vermek zorunda oldukları, aynı maddenin üçüncü fıkrasında, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edileceği belirtilmiş, ‘Yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar’ başlıklı 8.maddesinin 20 Eylül 2018 tarihli ve 30541 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik yapılmasına Dair Usul ve Esasların 5. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında ise; “Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez ve belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi, .... Mahallesi, 1376 ada, 1 parsel yanında bulunan tescilsiz alanın 18/06/1993 tarih onay tarihli 1/5000 Ölçekli Beşiktaş Geri Görünüm Önleme Bölgesi Revizyon Nazım İmar Planı ve 10/12/1993 tarihli Boğaziçi Geri Görünüm ve Etkilenme Bölgesi Uygulama İmar Planında "Çocuk Bahçesi"(yeşil alan) lejantında kaldığı, aynı bölgede yer alan"37 pafta 1377 ada 1, 2, 1378 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 7, 1567 ada 95, 96, 97 ve 98 numaralı parseller üzerine kurulan .... Sitesinin Belediye tasarrufunda olan, plan gereği sicilinden yeşile terk ettiği alanların işgaliye uygulamasının 01/09/2018 tarihine kadar 775 Sayılı Yasanın 18. maddesi kapsamında nüfus ve eşyadan arındırılması" yolunda Beşiktaş Belediye Başkanlığı Emlak ve İstimlak Müdürlüğünce 09/08/2018 tarih ve S-428-1228113-1970 sayılı işlemin tesis edilmesi üzerine, belediye ekiplerince mezkur alana gelinerek mobo nitelikli "güvenlik kabininin" kaldırılmasının istenildiği, bunun üzerine davacı şirket tarafından, 01.09.2018 tarihli, R0EFGNE1 belge numaralı yapı kayıt belgesinin varlığından bahisle 07.09.2018 tarihinde yıkım kararının iptal edilmesi hususunda itiraz başvurusunda bulunulduğu, buna karşın anılan mobonun bulunduğu yerden kaldırıldığı, akabinde 10.09.2018 tarihinde davacı şirket tarafından bu kez kaldırılan mobonun yerine getirilmesi talebiyle davalı idare nezdinde ikinci bir başvuru yapıldığı, ayrıca dava dışı .... Rekreasyon Tur. San. ve Tic. A.Ş tarafından da aynı istemle 24.09.2018 tarihinde başka bir başvuru yapıldığı, yapılan başvuruların reddi üzerine 775 sayılı Kanunun 18. Maddesi uyarınca tesis edilen işlemin iptali ile kaldırılan mobo bedelinin tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; yapı sahibinin beyanına dayalı düzenlenen yapı kayıt belgesi ile kayıt altına alınan yapıların, belgenin düzenlenmesine temel oluşturan Yasanın Geçici 16.maddesi ile belirlenen şartları taşımadığının ilgili idaresince tespiti halinde anılan Kanuna dayanılarak hazırlanan Tebliğin 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yine yetkili idaresince iptal edilmesi ve bu belgenin sağladığı hakların geri alınması mümkün olduğu gibi yargısal incelemesi devam eden davalarda da Yasanın istisna kapsamına aldığı alanlarda yapılan yapılar ile 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı idaresince somut olarak kanıtlanan yapıların yapı kayıt belgesi ile sağlanan haklardan yararlanamayacağı açıktır.
3194 sayılı Kanunun amacı, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak şeklinde belirlenmiş, aynı Kanunda ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar açısından ruhsat alınmadan yapıya başlandığının veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının ilgili idarece, fenni mesulce tespiti halinde, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilerek yapının mühürleneceği, inşaatın durdurulacağı ve eksiklikler giderilmediği takdirde yapı ruhsatının iptal edilerek belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe binanın yıktırılması sorumluluğu idarelere yüklenmiştir.
Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılaşan alanlarda, imar mevzuatına aykırı yapılaşmayı önlemek için ruhsata bağlanmayan yapıların yıktırılması ve ruhsatsız yapılaşmanın önlenmesi için kesin yapı yasağı şartı getirilmektedir.
Yine 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin görev ve sorumlulukları" başlıklı 14. maddesinde "Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık ... hizmetlerini yapar veya yaptırır..." hükmü ile belediyelere çevre sağlığı konusunda da sorumluluk yüklenmiştir.
Uyuşmazlığa konu olayda, 3194 sayılı Yasanın geçici 16. maddesi uyarınca Yapı Kayıt Belgesi verilen dava konusu yapının 18/06/1993 tarih onay tarihli 1/5000 Ölçekli Beşiktaş Geri Görünüm Önleme Bölgesi Revizyon Nazım İmar Planı ve 10/12/1993 tarihli Boğaziçi Geri Görünüm ve Etkilenme Bölgesi Uygulama İmar Planında "Çocuk Bahçesi"(yeşil alan) lejantında yer aldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; ruhsatsız yapının bulunduğu taşınmazın yürürlükteki 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "Çocuk Bahçesi"(yeşil alan) olarak belirlenmiş olması ve bu durumun 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesi hükmünün uygulanmasına engel oluşturması, bir başka deyişle işleme konu yapının bulunduğu yer itibariyle yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılardan olması karşısında, kamunun istifadesine ayrılmış taşınmaz üzerinde, davacı tarafından izinsiz inşa edildiği anlaşılan yapı hakkında 775 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca işlem tesis edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacı tarafından idareye sunulan itiraz dilekçelerinden anlaşılacağı üzere, "yapının ilgililerince kaldırılması, kaldırılmadığı takdirde idarece 10.09.2018 tarihinde saat:09:00'da kaldırılacağı" hususunda davacı tarafından uyarıldığı hususu açık olup 775 sayılı Kanunun 18. Maddesi uyarınca hukuka uygun şekilde tesis edilen işlemin icrası kapsamında yapılan yıkım nedeniyle (mobonun kaldırılması) oluşan zarardan kaynaklı olarak, davalı idareye izafe edilecek bir kusur bulunmadığı açıktır.
Bu durumda, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, idari işlemin iptali ile varlığı iddia edilen zararın tazmini istemiyle açılan davanın reddi gerekirken, dava konusu işlemin iptali ile 18.000,00 -TL tutarın yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUNKABULÜNE,
2-İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 28/11/2019 tarih ve E:2018/2237, K:2019/2646 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Aynı kanun maddesi uyarınca davanın REDDİNE,
4-Sonuç olarak dava Retile sonuçlandığından;
(i) Aşağıda dökümü gösterilen davacı tarafından karşılanan 574,15-TL ilk aşama yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
(ii)Davacı tarafından yatırılan 172,52-TL nispi harçtan, 35,90-TL maktu harcın mahsubu sonucu kalan 136,62-TL harç tutarının istemi halinde mahkemesince davacıya iadesine,
(iii) Aşağıda dökümü gösterilen davalı idare tarafından karşılanan 203,10-TL yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. Maddesinin (4) numaralı bendi(Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.)dikkate alınarak,2.040,00-TLvekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5-Artan posta giderinin mahkemesince istinaf isteminde bulunana iadesine,
6-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesinin 6.bendi gereğince kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemesine gönderilmesine,
7-Aynı Kanun maddesi uyarınca kesin olarak 29/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)