(2709 S. K. m. 125) (5237 S. K. m. 250) (926 S. K. m. 65) (211 S. K. m. 1) (2803 S. K. m. 3, 4, 13, 16, 17) (657 S. K. m. 141, 143) (5271 S. K. m. 231)
İSTEMİN ÖZETİ: İzmir İli, Menemen İlçe Jandarma Komutanlığı'nda astsubay olarak görev yapan davacının, görevden uzaklaştırıldığı dönemde maaşından yapılan kesintilerin ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile maaşından yapılan kesintilerin her ay için ayrı ayrı olmak üzere yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; "davacının hakkında Türk Ceza Kanunun 250/1. Maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 05.02.2019 tarih, E:2018/3392 ve K:2019/61 sayılı kararıyla görevi kötüye kullanma suçunu işlediğinden bahisle 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görüldüğü, bu durumda, yukarıda bahsedilen mevzuat hükümleri ve dava dosyasındaki bilgi belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; 926 sayılı Kanunun 65/f-2 maddesinde açığa alınanların göreve iade edildiğinde hangi durumlarda özlük haklarının ödeneceğinin kurala bağlandığı, bahsedilen mevzuat hükmünde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yer verilmediği görüldüğünden dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, parasal hakların ödenmesine de hukuki olanak bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen İzmir 3.İdare Mahkemesinin 09/03/2020 gün ve E:2019/1287, K:2020/345 sayılı kararının; davacı tarafından, Uzman Jandarma 1. Kad. Çavuş olarak Manisa il Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapmakta iken 15.06.2011-02.05.2016 tarihleri arasında görevden uzaklaştırılmasına sebep olan suçla ilgili yapılan yargılama sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve 02.05.2016 tarihinde görevine iade edildiği, 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
DAVALI İDARELERİNİN SAVUNMASININ ÖZETİ: Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, uzman jandarma olarak görev yapan davacının, görevden uzaklaştırıldığı dönemde maaşından yapılan 1/3 oranındaki kesintilerin ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile maaşından yapılan kesintilerin her ay için ayrı ayrı olmak üzere yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.
211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 1 nci maddesinde, 6.1.2017 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 681 sayılı KHK ile yapılan değişiklik ile (jandarma dahil) ibaresi madde metninden çıkartılıp, Türk Silahlı Kuvvetleri, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerinden oluşan silahlı Devlet kuvveti olarak tanımlanarak, Jandarma Genel Komutanlığı Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinden çıkarılmış, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun, 6755 sayılı Kanunun 5 nci maddesiyle değişik, 3 üncü maddesinde; "Türkiye Cumhuriyeti Jandarması, emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan ve diğer kanunların verdiği görevleri yerine getiren silahlı genel kolluk kuvvetidir." ve 6755 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle değişik, 4 ncü maddesinde; " Jandarma Genel Komutanlığı İçişleri Bakanlığına bağlıdır." hükmüne yer verilmiş, 6755 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36 ncı maddesine "VII EMNİYET HİZMETLERİ SINIFI" başlıklı bendinden sonra gelmek üzere, "VIII JANDARMA HİZMETLERİ SINIFI" başlıklı bent eklenmiş ve bu bentle, bu sınıfın Jandarma Genel Komutanlığı kadrolarında bulunan subay, astsubay ve uzman jandarmaları kapsadığı belirtilmiştir. Yine, 2803 sayılı Kanunun, 6755 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle değişik, 13 üncü maddesinin, 1. fıkrasında; Jandarma hizmetleri Sınıfı personelinin her türlü özlük işlerinde, bu Kanunda hükmün bulunmayan hallerde, 14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun uygulanacağı belirtilmiş, Kanunun "Görevden uzaklaştırma" başlıklı 16 ncı maddesi ile "Görevden uzaklaştırmanın hukuki ve mali sonuçları" başlıklı 17 nci maddesi 6755 sayılı Kanunun 20. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
Öncelikle, her ne kadar, istinaf başvurusuna konu idare mahkemesi uyuşmazlığı 926 sayılı Türk silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun 65 nci maddesini esas alarak çözmüş ise de, uyuşmazlığın yukarıda anılan düzenlemeler uyarınca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ilgili hükümlerine çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 141. maddesinde; görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisinin ödeneceği, bu gibilerin, bu Kanun'un öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam edecekleri, 143. maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte birinin kendilerine ödeneceği ve görevden uzakta geçirdikleri sürenin, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmının, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirileceği; 143. maddesinde; soruşturma veya yargılama sonunda yetkili mercilerce, haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenlerin, yargılamanın men'ine veya beraatine karar verilenlerin, hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılanların, görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenlerin, bu kararların kesinleşmesi üzerine haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılacağı hükmü yer almıştır.
Öte yandan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231. maddesine 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Yasa ile eklenen ve 23.01.2008 tarih ve 5728 sayılı Yasa ile değişik 5. fıkrada "Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. ...Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder." düzenlemesi yer almıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 143. maddesinde, görevinden uzaklaştırılan memurun göreve tekrar başlatılmasının zorunlu olduğu haller tek tek sayılmış ve 143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, görevden uzaklaştırılan memurların aylıklarının kesilmiş olan üçte birinin kendilerine ödeneceği konusunda idareye yükümlülük getirilmiştir.
Yukarıda anılan 5271 sayılı Kanunun 231'nci maddesinin, 5'nci fıkrasında yer alan hüküm dikkate alındığında, sanık hakkında bir hüküm kurulmuş olmakla birlikte, açıklanması geri bırakıldığında, bu hükmün sanık hakkında mahkumiyete ilişkin herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığı, bu bağlamda ilgililerin maaşından yapılan kesintilerin ödenmesi bakımından, 5 yıllık denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemediği takdirde, ceza mahkemesince, açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesi kararının verilmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu olayda, jandarma uzman çavuş olarak görev yapan davacının, hakkında açılan kamu davası nedeniyle 15.06.2011 tarihinde görevden uzaklaştırıldığı, yapılan yargılama sonucu Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 05.02.2019 gün ve E.2018/3392, K.2019/61 sayılı kararı ile görevi kötüye kullanmak suçunu işlediğinden bahisle 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verildiği, davacının 13.05.2019 tarihli dilekçe ile açıkta kaldığı 15.06.2011-02.05.2016 tarihleri arasında eksik ödenen maaşlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesini istediği, bu başvurusunun dava konusu Manisa İl Jandarma Komutanlığı'nın 04.07.2019 günlü ve 2932646 sayılı işlemi ile; açıkta geçirdiği süre içerisinde eksik ödenen parasal haklarının denetim süresi (5yıl) sonunda verilecek düşme kararından sonra ödenebileceği gerekçesiyle reddi üzerine bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
Bu durumda, 5271 sayılı Kanunu'nun 231.maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanık hakkında hukuki sonuç doğurmadığı ve 657 sayılı Kanun'un 143. maddesinde yer alan erteleme kurumuna göre daha fazla sanık lehine olduğu hususları dikkate alındığında, davacının açıkta kaldığı süre içinde maaşından yapılan 1/3 kesintilerin davacıya ödenmesi gerektiğinden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yönde verilen Mahkeme kararında yasal isabet bulunmamaktadır.
Nitekim, Danıştay 2. Dairesinin 04.11.2015 günlü ve E.2013/6359, K.2015/8623 sayılı kararı da bu yöndedir.
Öte yandan; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu düzenleyen Anayasa'nın 125. maddesi hükmü gereği, davacının açıkta kaldığı 15.06.2011-02.05.2016 tarihleri arasında maaşından yapılan kesintilerin, davalı idarece davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 3. İdare Mahkemesinin 09.03.2020 gün ve E.2019/1287, K.2020/345 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının maaşından yapılan kesintilerin davalı idareye başvuru tarihi olan 13.05.2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü yapılan ilk derece ve istinaf yargılama gideri toplamı olan 420,20 TL ile A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 2.040,00 TL vekalet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırana iadesine, 26/11/2020 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)