(6356 S. K. m. 8, 12) (2577 S. K. m. 11, 14, 15) (5326 S. K. m. 2) (Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelik m. 9)
İstemin Özeti: Davacı tarafından, 6563 Sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun'un 8/2. maddesiyle Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmeliğin 9/3. maddesine aykırı hareket edildiğinden bahisle 42.000-TL idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Valiliği Ticaret İl Müdürlüğünün 26.01.2018 tarih ve 78745544-421.05 Sayılı işleminin geri alınması istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine dair bila tarihli, 78745544-421.05 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davanın, davalı idare tarafından tesis edilen 26.01.2018 tarih ve Dİ-130 Sayılı idari yaptırım kararı ile davacı hakkında verilen idari yaptırım kararının 06.02.2018 tarihinde tebliği edildiği, anılan idari para cezasının geri alınması istemiyle 26.02.2019 tarih ve 42037978 Sayılı dilekçeyle yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine 23.05.2019 tarihinde bakılan davanın açıldığı, oysa idari yaptırım kararının davacıya tebliği edildiği 06.02.2018 tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde dava açılması veya aynı süre içerisinde 2577 Sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca idareye başvuru yapılması gerekirken, davacının dava açma süresinin geçmesinden çok sonra 26.02.2019 tarihinde yaptığı bu başvurunun geçmiş dava açma süresini canlandırmayacağı, dava açma süresi dolduktan sonra idareye yapılan başvurunun reddi üzerine 23.05.2019 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle reddi yolunda İstanbul 7. İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 31/01/2020 tarih ve E:2019/1842, K:2020/142 Sayılı kararın, davacı tarafından, taraflarına sonradan sunulan belgeler nedeniyle açık hata yapıldığının öğrenildiğinin gözardı edilerek haksız ve hukuka aykırı bir karar verildiği, farklı şirkete ait cezaların şirketlerine ait mersis numarası kullanılması nedeniyle kendi şirketlerine yansıtıldığı, böylece dava dışı şirketin hukuka aykırı eylemlerine ilişkin düzenlenen cezalarda dolayısıyla muhatapta hata yapıldığı, bu haliyle davalı idarece açık bir hata yapıldığı iddialarıyla kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Kararın hukuka uygun olduğu, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
KARAR: 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14/3 maddesinde, dilekçelerin; a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları, yönlerinden sırasıyla inceleneceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un 15/1-a maddesinde de, 3/a bendine göre adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği hükmü yer almaktadır.
6563 Sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun'un "Alıcının Ticari Elektronik İletiyi Reddetme Hakkı" başlıklı 8/2. maddesinde, hizmet sağlayıcı ret bildiriminin, elektronik iletişim araçlarıyla kolay ve ücretsiz olarak iletilmesini sağlamakla ve gönderdiği iletide buna ilişkin gerekli bilgileri sunmakla yükümlü olduğu, 12/5. maddesinde, 8. maddesinin ikinci fıkrasındaki yükümlülüklere aykırı hareket eden hizmet sağlayıcılara ve aracı hizmet sağlayıcılara iki bin Türk lirasından on beş bin Türk lirasına kadar, idari para cezası verileceği hükümlerine yer verilmiş, söz konusu para cezalarına karşı başvurulacak yargı mercii ise gösterilmemiştir.
5326 Sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde ise, kabahat, kanunun, karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık olarak tanımlanmış; 5560 Sayılı Kanun'la değişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı belirtilmektedir.
Şu hale göre, 6563 Sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanuna aykırılık nedeniyle verilmiş olan para cezasına karşı 5326 Sayılı Kanun uyarınca başvurulacak yargı yolu adli yargı yeri olduğuna göre, para cezasının muhatabında diğer bir ifadeyle failde hata yapıldığı iddiasıyla bu idari yaptırımın düzeltilmesi yolundaki başvuru üzerine tesis edilen işleme karşı açılan davayı incelenip, değerlendirme ve sonuçlandırma da aynı yargı kolu görevlidir. Bu durumda davanın görev yönünden reddi gerekir iken, idari yargı yerinde görülen bir uyuşmazlık gibi değerlendirilerek davanın idari davalara özgü süreler yönünden reddine dair istinafa konu ilk derece mahkemesi kararı usule aykırıdır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, İstanbul 7. İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 31/01/2020 tarih ve E:2019/1842, K:2020/142 Sayılı kararın kaldırılmasına, DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE, istinaf aşamasında karşıladığı 287,20-TL yargılama giderinin davacının üzerinde bırakılmasına, fazladan yatırılan 54,40 TL karar harcının davacıya iadesine, posta gideri için alınan paranın kullanılmayan kısmının ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu Mahkemeye gönderilmesine, 02/07/2020 tarihinde kesin olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)