(657 S. K. m. 125)
İSTEMİN ÖZETİ: …… Cezaevi …… olarak görev yapan davacının, …. Cezaevi …… olarak görev yaptığı dönemdeki fiilleri nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-ı ve 125/D-n maddeleri uyarınca 2 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılmasına ancak öğrenim durumu itibariyle bulunduğu kadronun son kademesinde olması nedeniyle verilen cezanın, brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesi şeklinde uygulanmasına ilişkin Adalet Bakanlığı Disiplin Kurulu'nun 13.12.2018 günlü ve 357 sayılı kararı ile bu karara karşı Yüksek Disiplin Kuruluna yapılan itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle maaşından yapılan kesintinin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davada; "...Her ne kadar eylemleri nedeniyle yürütülen disiplin soruşturması neticesinde davacının üzerine atılı fiilleri işlediğinin sübuta erdiği belirtilmiş olsa da, soruşturma raporundaki tanık ifadeleri ve belgelerin, Kastamonu 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.2.2014 tarih ve 2013/24 esas sayılı beraat kararı ile birlikte değerlendirilmesinden, davacının bu eylemleri kasıtlı olarak gerçekleştirdiğine, diğer bir ifadeyle bilerek ve isteyerek söz konusu şahısların yararını veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunduğuna ve verilen görev ve emirleri kasten yapmadığına ilişkin hususun kesin ve inandırıcı biçimde ortaya konulamadığı; kaldı ki davacının eylemlerinin 657 sayılı Kanun'un 125/D-(ı) maddesinde, 'görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak' ve aynı Kanun'un 125/D-(n) maddesinde, 'verilen görev ve emirleri kasten yapmamak' olarak nitelenmesine hukuken imkan bulunmadığı, nitekim Danıştay 5. Dairesinin 06/06/2017 tarih, E:2016/9727, K:2017/16252 sayılı kararı da bu yönde olduğu, bu durumda, dava konusu işlemlerin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından, davacının maaşından yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte iadesi gerektiği" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali, davacının maaşından yapılan kesintinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolunda verilen İzmir 3.İdare Mahkemesinin 09/03/2020 gün ve E:2019/563, K:2020/342 sayılı kararının; davalı idare tarafından, davacının hükümlüler ile kişisel ilişki kurup bazı mahkumların yararını hedef tutan davranışlarda bulunduğu, davacının işlemiş olduğu fiil ile 657 sayılı Kanunun 125/D-ı ve (n) bendinde yazılı kuralları ihlal etmiş olduğundan kademe ilerlemesinin durdurulması ile brüt aylığından 1/2'sinin eksilmesi ile cezalandırılmasına karar verildiği, soruşturmanın usulüne uygun olarak yürütüldüğü ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, halen …. Cezaevi ……. olarak görev yapan davacının, … Cezaevi ….. olarak görev yaptığı dönemdeki fiilleri nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-ı ve 125/D-n maddeleri uyarınca 2 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılmasına ancak öğrenim durumu itibariyle bulunduğu kadronun son kademesinde olması nedeniyle verilen cezanın, brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesi şeklinde uygulanmasına ilişkin Adalet Bakanlığı Disiplin Kurulu'nun 13.12.2018 günlü ve 357 sayılı kararı ile bu karara karşı Yüksek Disiplin Kuruluna yapılan itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle maaşından yapılan kesintinin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin, 1. fıkrasının, (D) bendinin; (ı) alt bendinde; "Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak" fiili ve (n) alt bendinde, "Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak" fiili, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış, aynı maddenin 5. fıkrasında ise; "Öğrenim durumları nedeniyle yükselebilecekleri kadroların son kademelerinde bulunan Devlet memurlarının, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilmesini gerektiren hallerde, brüt aylıklarının ¼’ü – ½’si kesilir ve tekerrüründe görevlerine son verilir." hükmüne yer verilmiş, 131 nci maddenin, 2 nci fıkrasında memurun ceza kanuna göre mahkum olması veya olmaması hallerinin, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmayacağı kurala bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; halen İzmir Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ..... olarak görev yapan davacı hakkında, Kastamonu E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ..... olarak görev yaptığı dönemde, aynı yerde görev yapan .....ler Ş. D. ve U.Y. ile birlikte; S. U. ve T.D. isimli hükümlülerin odalarını diğer koğuşlara göre daha özel malzeme kullanarak tefriş ettiği, zemini, mutfağı. banyoyu ve tuvaleti diğer koğuşlara göre farklı malzemelerle yapılmasını sağladığı, Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelikte belirtilen standartlara uymayan ve sınırlamalarını aşan televizyon, buzdolabı, elektrikli ısıtıcı, spor aleti, çok sayıda giyim ve mutfak eşyası temin ettiği, ..... yayınının yasak olmasına rağmen bu yayını yapan uydu alıcılarını temin ettiği, ziyaretçilerine özel görüşme yaptırdığı, kurum içinde serbestçe dolaşmalarına müsaade ettiği, görev yaptığı makam odasına adı geçen hükümlüleri sık sık davet ederek çay içip muhabbet ettiği iddiasıyla başlatılan disiplin soruşturması sonucunda, fiilinin disiplin yönünden 657 sayılı Kanunun 125. maddesinin (D-ı) bendi kapsamında yer alan "Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, kişilerin yarar ve zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak" ve (D-n) bendi kapsamında kalan ''Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak'' şeklinde oluştuğu gerekçesiyle "kademe ilerlemesinin durdurulması cezası" verilmesi teklifiyle soruşturma dosyasının Adalet Bakanlığı Disiplin Kuruluna gönderildiği, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 3451 sayılı teklifinin Bakanlık Disiplin Kurulunda görüşülmesi üzerine söz konusu eylemin 657 sayılı yasanın 125/D-ı ve n maddesi uyarınca "Üç yıl süre İle kademe ilerlemesinin durdurulması" şeklinde değerlendirilerek Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 25/07/2013 tarihli ve 5431 sayılı kararı ile "Üç yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması" cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın iptali istemiyle Mersin 2. İdare Mahkemesinde açılan davada 29/11/2017 tarihli ve E:2017/1091, K:2017/1808 sayılı kararı ile; "kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının uygulanmasına karar veren Disiplin Kurulunca; teklif edilen cezanın kabulü ya da reddi yönünde karar verilmesi gerekirken yukarıda belirtilen usule aykırı olarak sonuçlarının ağırlığı hususu tartışmasız görülen üç yıl kademe ilerlemesinin durdurulması yoluna gidildiğinden dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmesi üzerine, Bakanlık Disiplin Kurulunca 13/12/2018 tarih, 357 sayılı kararı ile 657 sayılı Kanunun 125. maddesinin, (D-ı) ve (D-n) bentleri uyarınca iki yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına ancak öğrenim durumu itibariyle bulunduğu kadronun son kademesinde olması nedeniyle verilen cezanın aylığın 1/2 oranında kesilmesi şeklinde uygulanmasına karar verildiği, davacının bu cezaya yaptığı itirazının da Yüksek Disiplin Kurulunun 25.04.2019 tarih ve 113 sayılı kararı ile reddedildiği, davacı hakkında disiplin soruşturmasına konu eylemi bakımından "görevi kötüye kullanma" suçundan sanık sıfatıyla yargılandığı davada, Kastamonu 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20/02/2014 tarih, E:2013/24, K:2014/142 sayılı kararında özetle; Mahkemece yapılan keşif sonucu YG6 ve YG4 nolu koğuşların diğer yüksek güvenlikli koğuşlardan bariz bir farklılığının bulunmadığı, hükümlülerin bahis oynattıkları ve bu duruma göz yumulduğu iddialarına ilişkin somut delil bulunmadığı, cezaevi müdürünün odasında hükümlülere görüşmesi gerektiğinde çay kahve ikram etmesinin suç teşkil etmediği, görüşmesinin görevinin gereği olduğu, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanıkların görevlerinin gereklerine aykırı hareket ederek kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına neden oldukları ve kişilere haksız menfaat temin ettiklerine dair bir eylemlerinin olmadığı, atılı suçun atılı suçun yasal unsurları itibari ile oluşmadığı gerekçesiyle davacının beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar istinaf başvurusuna konu kararda; "soruşturma raporundaki tanık ifadeleri ve belgelerin, Kastamonu 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.2.2014 tarih ve 2013/24 esas sayılı beraat kararı ile birlikte değerlendirilmesinden, davacının bu eylemleri kasıtlı olarak gerçekleştirdiğine, diğer bir ifadeyle bilerek ve isteyerek söz konusu şahısların yararını veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunduğuna ve verilen görev ve emirleri kasten yapmadığına ilişkin hususun kesin ve inandırıcı biçimde ortaya konulamadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; uyuşmazlık konusu koğuşların aranması sırasında çekilen video kaydına ilişkin 18.10.2012 tarihli CD inceleme tutanağında; "YG-6 koğuşunda; giriş katında mutfak, banyo-tuvalet bulunan bir oda bulunduğu, bu odanın hemen sağında masa, sandalyeler ve TV (USB bağlantısı bulunan LCD televizyon) bulunan bir oda daha olduğu, üst katın üç odadan oluştuğu, bu üç odanın da yatakhane olarak kullanıldığı, ilk odada üç hükümlünün kaldığı, bu odadan ahşap bir kapı ile ayrılan diğer iki odaya geçildiği, sağdaki küçük odanın bir hayli dar olduğu, küçük bir hole benzediği, burada iki hükümlünün kaldığı, bu holün hemen karşısındaki odada ise ..... isimli hükümlünün tek başına kaldığı bir oda bulunduğu, bu hükmünün tek başına kaldığı odada bir adet USB girişli LCD televizyonun bulunduğu, bu odanın hemen yanındaki holde iki mahkumun sıkışık vaziyette yatırılmasına karşılık bu mahkumun odada tek başına kaldığı ve Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelikte belirtilenden çok fazla miktarda eşya bulunduğunun görüldüğü, ...YG-4 koğuşunda; giriş katının mutfak, lavabo ve tuvaletin bulunduğu bir odadan oluştuğu, bu odada bir adet LCD televizyon bulunduğu, aynı koğuşun üst katının yatakhane bölümü olarak kullanıldığı, yatakhane bölümünün de bir odadan oluştuğu, bu odada bir adet USB girişli LCD televizyon bulunduğu, bu televizyonun S.A.U.'a ait olduğu, yine koğuşta gereğinden fazla eşya bulunduğu" hususlarına yer verildiği görülmektedir.
Bu durumda, soruşturma dosyasındaki tespitlerde T.D. ve S.A.U. isimli mahkumlara koğuşların tefrişinde ve kullanımında bariz bir ayrıcalık tanındığı, S.A.U isimli mahkumun YG-4 nolu koğuşun tamamını tek başına kullandığı, YG-6 numaralı koğuşta ise; bir odada üç mahkum, koridordan odaya dönüştürülmüş dar ve küçük odada iki kişi kalırken T.D. isimli mahkumun büyük odayı tek başına kullandığı, her ne kadar tüplü televizyon yerine LCD televizyon bulundurulması olağan ise de koğuştaki televizyonların USB girişli olduğu, bahsi geçen her iki mahkumun koğuşlarında Yönetmelikte belirtilenlerden çok fazla eşya bulundurulduğu hususlarının açıkça ortaya konulduğu görüldüğünden, davacının eylemine uyan disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yönde verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, bu işlem nedeniyle davacının maaşından yapılan kesintinin yasal faizi ile birlikte iadesi isteminin de reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 3.İdare Mahkemesince verilen 09/03/2020 gün ve E:2019/563, K:2020/342 sayılı kararın kaldırılmasına, DAVANIN REDDİNE, aşağıda ayrıntısı yazılı 177,20-TL ilk derece dava yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarece istinaf safhasında karşılanan 22,00-TL istinaf tebligat gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 1.700,00-TL vekâlet ücretinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine, ayrıca davalı idare harçtan muaf olduğundan istinaf başvurusu anında alınmayan 148,60-TL istinaf başvurma harcının, 492 sayılı Harçlar Kanununun 13. maddesinin (j) bendi uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırana iadesine, 01/10/2020 tarihinde, kesin olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)