(2577 S. K. m. 14, 15) (4207 S. K. m. 5) (5326 S. K. m. 3, 19, 27)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, işletmecisi olduğu iş yerinde 15.09.2019 tarihinde Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan denetimde sigara içildiğinin tespiti ve söz konusu fiilin üçüncü kez tekerrür ettiği gerekçesiyle 4207 Sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun uyarınca iş yerinin 10 gün süre ile kapatılmasına ilişkin Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü'nün 1479 sıra numaralı idari yaptırım kararının iptali istemiyle açılan davada; Elazığ 1. İdare Mahkemesince verilen 10/10/2019 gün ve E:2019/694, K:2019/386 Sayılı "davanın 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddine" ilişkin kararın, davacı vekili tarafından; 3. tekerrüre ilişkin tutanağın iptalinin istendiği mahkeme tarafından dava konusu yanlış yorumlanarak idari yaptırım niteliğindeki kapatma kararının yargılamasının yapılarak görevsizlik kararı verildiği ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce, ara kararı ile istenilen bilgi ve belgeler ile dosyadaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacı tarafından, işletmecisi olduğu iş yerinde 15.09.2019 tarihinde Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan denetimde sigara içildiğinin tespiti ve söz konusu fiilin üçüncü kez tekerrür ettiği gerekçesiyle 4207 Sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun uyarınca iş yerinin 10 gün süre ile kapatılmasına ilişkin Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü'nün 1479 sıra numaralı idari yaptırım kararının iptali istemiyle açılmıştır.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde “görev” konusu ilk inceleme konuları arasında yer almış; 14/6.maddesinde ilk incelemeye ilişkin hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15.maddenin uygulanacağı, 15. maddesinin 1. fıkrasında ise 14. maddesinin 3/a bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda görevli olmayan mahkemeye açılan davanın görev yönünden reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
4207 Sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun'un “Ceza hükümleri” başlığı altında düzenlenen 5. maddesinin ikinci fıkrasında, "2. maddenin (a) bendi hariç birinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında belirtilen yasakların uygulanması ve tedbirlerin alınması ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletme sorumlularına, mahalli mülki amir tarafından bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir." hükmü, on altıncı fıkrasında; "Bu maddedeki cezaları gerektiren fiillerin bir yıllık dönemde tekerrürü hâlinde idari para cezası bir kat; ikinci tekerrürü hâlinde iki kat artırılarak verilir. Aynı dönemdeki üçüncü tekerrürde de iş yeri on günden bir aya kadar kapatılır." hükmü, "Tütün ürünlerinin yasaklanması” başlığı altında düzenlenen 2. maddesinin birinci fıkrasında ise, "Tütün ürünleri; a) Kamu hizmet binalarının kapalı alanlarında, b) Koridorları dahil olmak üzere her türlü eğitim, sağlık, üretim, ticaret, sosyal, kültürel, spor, eğlence ve benzeri amaçlı özel hukuk kişilerine ait olan ve birden çok kişinin girebileceği (ikamete mahsus konutlar hariç) binaların kapalı alanlarında, c) Hususi araçların sürücü koltukları ile taksi hizmeti verenler dâhil olmak üzere karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu toplu taşıma araçlarında, ç) Okul öncesi eğitim kurumlarının, dershaneler, özel eğitim ve öğretim kurumları dahil olmak üzere ilk ve orta öğrenim kurumlarının, kültür ve sosyal hizmet binalarının kapalı ve açık alanlarında, d) Özel hukuk kişilerine ait olan lokantalar ile kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerde tüketilemez..." hükmü yer almıştır.
Öte yandan; 30.3.2005 gün ve 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu'nun 6.12.2006 gün ve 5560 Sayılı Yasa'nın 31. maddesiyle değiştirilen 3. maddesinde, “ (1) Bu Kanunun;
a-) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b-) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır.”; 16. maddesinde, “(1) Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idarî yaptırımlar, idarî para cezası ve idarî tedbirlerden ibarettir.
(2) İdarî tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerdir”; 19. maddesinde, “(1) Diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli bir süre için;
a-) Bir meslek ve sanatın yerine getirilmemesi,
b-) İşyerinin kapatılması,
c-) Ruhsat veya ehliyetin geri alınması,
d-) Kara, deniz veya hava nakil aracının trafikten veya seyrüseferden alıkonulması,
gibi yaptırımlara ilişkin hükümler, ilgili kanunlarda bu Kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklıdır”; Kanunun “Başvuru yolu” başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise, “İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir” düzenlemeleri yer almıştır.
Buna göre, Kabahatler Kanunu'nun; idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, Kanun'un 19. maddesinde sayılan yaptırımlar saklı tutulmak kaydıyla, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacıya ait işyerinin 4207 Sayılı Kanun'un 5. maddesinin on altıncı fıkrasına dayanılarak ve bu fıkrada öngörülen sürelere uygun olarak süresiz değil, belirli bir süre için kapatılmasına ilişkin idari yaptırım kararı ile ilgili olarak; 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu'nun “Saklı tutulan hükümler” başlığını taşıyan 19. maddesinde, “diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli bir süre için, ….. İşyerinin kapatılması …….gibi yaptırımlara ilişkin hükümler, ilgili kanunlarda bu Kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklıdır” denilerek, ilgili kanununda, bu Kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklı tutulan, başka bir deyişle, belirtilen istisnalar içinde sayılan yaptırımlardan biri olan “işyerinin kapatılması”na ilişkin hükmün, 4207 Sayılı Kanun'da ilk kez, 13.02.2011 tarih ve 6111 Sayılı Kanun'un 202. maddesiyle, daha sonra 24.05.2013 tarih ve 6487 Sayılı Kanun'un 27. maddesiyle de değiştirilerek yeniden düzenlendiği ve bu karara karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği anlaşılmıştır.
İncelenen uyuşmazlıkta, 4207 Sayılı Kanun'un 5. maddesinin on altıncı fıkrası uyarınca ve bu fıkrada öngörülen sürelere uygun olarak süresiz değil, belirli bir süre için davacıya ait işyerinin (10 gün) süre ile kapatılmasına ilişkin idari yaptırım kararının, 5326 Sayılı Kanun'un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, önce 13.02.2011 tarih ve 6111 Sayılı Kanun'un 202. maddesiyle, daha sonra 24.05.2013 tarih ve 6487 Sayılı Kanun'un 27. maddesiyle, 4207 Sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerle Kanunun yeniden düzenlendiği ve bu haliyle, 4207 Sayılı Kanun'da, “işyerinin 10 gün süre ile kapatılmasına” ilişkin karara karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenlemenin yer almadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinde; tekerrüre ilişkin tutanağın iptalinin istendiği mahkeme tarafından dava konusu yanlış yorumlanarak idari yaptırım niteliğindeki kapatma kararının yargılamasının yapılarak görevsizlik kararı verildiği iddia edilmekte ise de, Kabahatler Kanunu'nun 5560 Sayılı Kanun'la değişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacak olması nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 Sayılı Kanun hükümleri dikkate alınacağından idari yaptırım niteliğindeki kapatma kararlarına karşı açılacak davalara bakmaya yetkili olan mahkemelerin işyerinin 10 gün süre ile kapatılmasına ilişkin düzenlenen tutanağın iptal istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünde de görevli olduğu, bu nedenle anılan Kanunun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca bu uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargı yeri görevli olduğundan davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir.
Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 29.04.2019 gün ve E:2019/271, K:2019/298 Sayılı kararı da bu yöndedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, Elazığ 1. İdare Mahkemesince verilen 10/10/2019 gün ve E:2019/694, K:2019/386 Sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçe de eklendikten sonra hukuka uygun olduğundan istinaf isteminin reddine, aşağıda dökümü yapılan 234,20-TL yargılama giderinin istinaf isteminde bulunan taraf üzerinde bırakılmasına, posta giderine karşılık olarak yatırılmış olan avanstan artanının ise 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca Mahkemesi'nce ilgili tarafa re'sen iadesine, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45/6. maddesi gereğince kesin olarak, 05/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)