(213 S. K. m. 344, 359) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, 2017/1-12 dönemi dört buçuk kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 2017/1-3,4-6,7-9 dönemi aslı aranmayan kurum geçici vergilerine ilişkin üç kat vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davanın; davacı hakkında düzenlenen 28/02/2019 tarih ve 2019-A-7639/1 sayılı Vergi Tekniği Raporu ile 28/02/2019 tarih ve 2019-A-7639/5 ve 7 sayılı Vergi İnceleme Raporları, dosya kapsamı ve mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; incelenen uyuşmazlıkta, yapılan yoklamalarda davacı şirketin işyeri adreslerinde faaliyetinin olmadığının tespit edildiği, işyeri adreslerini sürekli değiştirdiği, davacı şirketin tek ortağı ve temsilcisi tarafından %90 oranında üretim yaptıkları beyan edildiği halde yukarıda belirtilen dönemlerde üretim faaliyetinin olmadığı, davacının çok yüksek cirolu emtia alım-satımı yapmasına rağmen çok düşük vergiler beyan ettiği, 2016 ve 2017 yıllarında çok yüksek oranlarda KDV matrahı beyan ettiği halde davacı şirketin iştigal ettiği ticaret iş kolu ile ilgili olarak yeterli büyüklükte bir ticari organizasyona, makine, ekipman ve araçlara sahip olmadığı, 2017 hesap döneminde mal alımlarının büyük çoğunluğunun, ….. teknik Hırdavat ve Yapı Mal. Tic. Ltd. Şti; …….. Orm. Ür. Nak. İnş. Müh. Dış. Tic. San. Tic. Ltd. Şti; ….. İnş. Mad. Oto. Mak. Gıda Orm.Ür. Mob. ve Teks. Ltd. Şti; ….. İnş. Met. Mak. ve Vinç Kir. San. Tic. Ltd. Şti; ... İnş. Kimya Tem. Gıda ve Züc.San.ve Tic. Ltd. Şti unvanlı firmalardan yapıldığı, mal alımı yapılan bu firmaların tamamı hakkında sahte fatura düzenleyicisi olduğu yönünde vergi tekniği raporları bulunduğu, davacı şirketin tek ortağı ve temsilcisi …..'nın mal alımı yapılan bu firmalardan ……Orman Ürünleri Nak. İnş. Müh. Dış Tic. San. Tic. Ltd. Şti'nin %100 sahibi olduğu, mal alımında düzenlenen çeklerin bir kısmının ciro edilmesi ile şirket temsilcisi tarafından şirketin gayri resmi ortağı olduğu belirtilen ….. tarafından tahsil edildiği, yine davacı adına keşide edilen çeklerin kim tarafından ciro edilirse edilsin hep aynı isimler tarafından tahsil edildiği, davacı şirket tarafından mükellefiyet terk tarihinden sonra da fatura düzenlendiği hususları dikkate alındığında, davacının düzenlediği faturaların karşılığı olan emtiaları gerçekten üretmediği, satmadığı ve göndermediği, bir başka deyişle komisyon karşılığında sahte fatura düzenleyicisi olduğu, vergi tekniği raporunda, davacının elde ettiği %2 komisyon gelirine ilişkin dönem matrahları bulunurken davacının yasal defter ve belgeleri, beyanları ve form BA/BS bildirimleri karşılaştırılarak yüksek olanın esas alındığı görülmüş olup, inceleme elemanınca, dikkate alınan bilgiler somut veriler olup mükellef ya da mükelleften alış yapanların beyanları olduğundan yapılan değerlendirme mahkemesince de uygun görüldüğü, bu durumda, davacı tarafından 2017 yılında düzenlendiği tespit edilen gerçek bir emtia teslimine dayanmayan fatura bedelleri üzerinden %2 oranında elde edildiği ve beyan dışı bırakıldığı kabul edilen komisyon geliri tutarlarının dikkate alınması suretiyle davacı adına 2017/1-12 dönemi için resen tarh edilen kurumlar vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık görülmediği, vergi aslı üzerinden kesilen vergi ziyaı cezası yönünden yapılan değerlendirmede; 213 sayılı VUK'nun 344'üncü maddesi uyarınca, vergi ziyaına 359' uncu maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde cezanın üç kat kesileceğinin düzenlendiği, 359. maddede ise, ..... belgeleri sahte olarak düzenleyen veya bu belgeleri kullananların sayıldığı, dava konusu olayda da sahte belge düzenleme fiilinin gerçekleştiği anlaşıldığından vergi ziyaı cezasının üç kat kesilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, vergi Ziyaı Cezasına tekerrür uygulanmasına ilişkin olarak; tekerrür için cezanın değil, fiilin esas alınması gerektiği ve cezayı gerektiren ikinci fiilin, birinci fiil için kesilen cezanın kesinleşmesinden sonra işlenmiş olması gerektiği, olayda, dava konusu vergi ziyaı cezalarında uygulanan tekerrürün dayanağı olarak, 2017/02 dönemi KDV beyannamesini hatalı veren davacının 28/03/2017 tarihinde verdiği düzeltme beyannamesi üzerine tahakkuk eden KDV üzerinden 2017/02 dönemine ilişkin olarak kesilen ve 24/05/2017 tarihinde tahakkuk eden (kesinleşen) vergi ziyaı cezasının dikkate alındığının anlaşıldığı somut olayda, ilk fiil için kesilen cezanın kesinleşme tarihinin 2017 yılı olduğu, tekerrür için 2018 yılından itibaren işlenmiş bir fiilin mevcut olması gerektiği, ihtilaf konusu cezaları doğuran fiilin ise 2017 hesap dönemi içerisinde işlendiği göz önüne alındığında, tekerrürden bahsetmenin olanaksız olduğu, bu nedenle davacı adına 2017/1-12 dönemi kurumlar vergisi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet eden bir buçuk katlık kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, aslı aranmayan 2017/1-3,4-6,7-9 dönemlerine ilişkin kurum geçici vergileri üzerinden kesilen vergi ziyaı cezaları yönünden yapılan değerlendirmede; yukarıda gerekçelendirildiği üzere, davaya konu vergi ziyaı cezalı kurum geçici vergisinin matrahı yönünden bağlı olduğu 2017 yılına ilişkin vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı, kurum geçici vergisi cari vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere Gelir Vergisi Kanunu'nda belirtilen esaslara göre ve cari dönemin kurumlar vergisi oranında tarh ve tahakkuk ettirilerek peşin alınan bir vergi olması ve mahsup niteliğinin bulunması nedeni ile Danıştay'ın yerleşik içtihatları gereği vergi kaybına ilişkin bir kat vergi ziyaı cezasının kesilmesi gerektiği, bu durumda, matrahı yönünden bağlı olduğu vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığından dava konusu döneme ilişkin olarak davacı adına kurum geçici vergileri üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezalarının bir kat vergi ziyaı cezasına isabet eden kısmında hukuka aykırılık, bir kat vergi ziyaı cezasını aşan kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kısmen kabulüne, kısmen reddine karar veren Balıkesir Vergi Mahkemesi'nin 31/01/2020 tarih ve E:2019/295, K:2020/84sayılı kararının, aleyhe olan kısmının yasal dayanaktan yoksun olduğu 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 344. ve 359. maddeleri uyarınca vergi ziyaı cezasının üç kat kesildiği, Vergi Usul Kanununun 339. maddesi uyarınca cezanın yüzde elli oranında arttırılmasının da mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1.Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü;
Dava dosyası kapsamında yer alan bilgi ve belgeler dahilinde yapılan inceleme neticesinde, istinaf başvurusuna konu edilen, Balıkesir Vergi Mahkemesi'nce verilen 31/01/2020 gün ve E:2019/295, K:2020/84 sayılı kararın, usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/3. maddesine istinaden istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yer alan 105,50 TL yargılama giderinin istinaf başvurusunu yapan taraf üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesi'nce H.M.K'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 13/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)