(2709 S. K. m. 125, 138)
İSTEMİN ÖZETİ: İzmir İli, Bornova Jandarma Komando Tugay Komutanlığında uzman erbaş olarak görev yapmakta iken sözleşmesi feshedilen ancak mahkemenin iptal kararı üzerine göreve iade edilen davacının, açıkta geçen süreye ilişkin maaş ve özlük hakları karşılığı fazlaya ilişkin hakları saklı kaydı ile 1.000,00-TL (ıslah sonrasında 83.635,70 TL) maddi tazminatın ve söz konusu süreç sebebiyle uğranıldığı iddia edilen 20.000,00 TL manevi zararının, ilişik kesme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminat olarak tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; "davacı hakkında tesis edilen işlemin yargı kararı ile hukuka aykırılığının ortaya konulduğu, bu bağlamda, söz konusu bu hukuka aykırı işlem nedeniyle davacının mesleğinden ayrı kaldığı gibi olayın gelişimi içerisinde, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucu beklenilmeden, suç isnadının niteliği de dikkate alınarak kamu hizmetinin kusurlu olarak yürütüldüğü hususunun kabulü gerektiği, davacının maddi tazminat isteminin incelenmesinden; olayda, davacı hakkında sözleşmesinin feshi işleminin hukuka aykırı olarak tesis edildiğinin mahkeme kararı ile ortaya konulduğu, idari yargı yerlerince verilen kararın işlemin tesis edildiği andan itibaren hüküm ifade edeceği, diğer bir ifade ile de eğer işlem tesis edilmese idi davacının görevine devam edeceği ve hak ettiği mali ve özlük haklarına müstehak olacağı, davacının açıkta kaldığı dönemlere ilişkin alması gereken miktarın 83.635,70-TL olarak belirlendiği, davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, davacı tarafından ıslah talebinde bulunularak maddi tazminat miktarının 83.635,70-TL olarak talep edildiği, ortaya konulan tüm hususlar çerçevesinde davacının görevinden haksız olarak alınmak suretiyle idarece kamu hizmeti kusurlu olarak yürütüldüğünden ve öte yandan İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin 30.01.2019 günlü ve E:2018/363, K:2019/155 kararında, işlem nedeniyle açıkta geçen sürelere ilişkin tazmin talebinin kabulüne karar verildiği, mevzuat hükümleri uyarınca idari yargı yerince verilen kararın uygulanması için bir kesinleşme şartının bulunmadığı gibi kararların gereğinin en geç otuz gün içerisinde yerine getirilmesi gerektiği de dikkate alınarak, davacının açıkta geçirdiği sürelerde alması gereken miktarın Anayasanın 125. ve 138. maddelerinin gereği olarak davacıya ödenmesi gerektiği, bu kapsamda ise, her ne kadar dava açıldıktan sonra maddi haklar bakımından miktar sonradan ıslah edilmiş ise de, hali hazırda İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin kararı gereği davacının bu tutarı alması gerektiğinden, dava dilekçesinde belirtilen ıslah sonrası 83.635,70-TL maddi zararın, İzmir 3. İdare Mahkemesi tarafından verilen hüküm gereği 11.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, davacının manevi zararına ilişkin talebin incelenmesinden ise; davalı idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle davacının, kişilik haklarının (masumiyet karinesi) zedelendiği açık olduğu gibi mesleğinden ayrı kaldığı ve söz konusu bu olay nedeniyle davacının sıkıntı ve üzüntü çektiğinin kabulü gerektiğinden, olayın oluşumu, niteliği ve ayrıca davacı hakkındaki suç isnadı da dikkate alınarak talep edilen 20.000,00-TL miktarın takdiren 10.000,00 TL'sinin, iş bu davanın açıldığı tarihten (03.06.2019) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminat olarak davacıya ödenmesi gerektiği" gerekçesiyle dava konusu maddi tazminat talebinin kabulü, davacının açıkta kaldığı sürelere ilişkin mahrum kaldığı 83.635,70 TL'nin 11.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL'nin 03.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi, manevi tazminatın fazlaya ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddi yolunda verilen İzmir 2. İdare Mahkemesinin 05/02/2020 gün ve E:2019/694, K:2020/150 sayılı kararının; davalı idare tarafından, İzmir 3. İdare Mahkemesi tarafından verilen söz konusu kararın henüz kesinleşmediği, aksi yönde bir karar verilmesi muhtemel olduğundan anılan bu kararın kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiği, idarece vahim olarak nitelendirilecek suç hakkında hazırlanan iddianamenin kabul edilerek yargılamaya başlanılması neticesinde idari işlemin tesis edildiği, bu sebeple hizmet kusurunun oluşmadığı, hangi yönlerden zarara uğranıldığı ve hangi kayıpların yaşanıldığının ortaya konulmadığı, salt ilişik kesmenin manevi kayba sebep olduğunun kabul edilemeyeceği, istenen miktarın sebepsiz zenginleşmeye yol açacak şekilde fahiş olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
İzmir 2. İdare Mahkemesinin 05/02/2020 gün ve E:2019/694, K:2020/150 sayılı kararının; dava konusu maddi tazminat talebinin kabulü, davacının açıkta kaldığı sürelere ilişkin mahrum kaldığı 83.635,70 TL'nin 11.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi kısmı yönünden dayandığı gerekçe usul ve hukuka uygun olup, istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren başka bir neden de bulunmamaktadır.
Davanın, manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısmına gelince;
Bilindiği üzere manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi bir tatmin aracıdır. Manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen, duyduğu acı, elem, ıztırap, üzüntü ve sarsıntı nedeniyle yaşam zevki azalan kişiye manevi tazminat adı altında verilecek miktardır.
Bir idari işlemin yasalara ve hukuka aykırılığı kural olarak hizmet kusuru sayılmakta ise de, bir idari işlemin herhangi bir yönden yasalara ve hukuk kurallarına aykırı görülerek iptal edilmiş olması tek başına hizmet kusurunun varlığını kabule yetmediği, her aykırılığın tazminat sorumluluğuna yol açmayacağı da idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. İdari işlemlerin iptalini gerektiren nedenlerle hizmet kusurunu doğuran nedenler arasında tam bir bağlılık ve özdeşlik de bulunmadığı, işlemin yapılması ve uygulanmasında hizmet kusuru işlenmiştir diyebilmek için saptanan hukuki sakatlığın bir dereceye kadar ağır ve önemli olması gerektiği, her idarenin işleyebileceği türden, olağan nitelikteki hukuki yanlışlık ve aykırılıkların hizmet kusuruna yol açmayacağı idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.
Bu durumda, davacının Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıyor olması hususu değerlendirilerek, kendisinden istifade edilemeyeceğinden bahisle sözleşmesinin feshedildiği, bu işlem hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiş ise de, işlemin idarece takdir yetkisini kullanırken yaptığı değerlendirme hatasından kaynaklandığı, dava konusu işlemin tesisinde idarenin haksız ve kasıtlı olarak hareket ettiğinden bahsedilemeyeceği, olayda, idareyi manevi tazminatla sorumlu tutabilecek nitelikte ve ağırlıkta bir hizmet kusuru olmadığı dikkate alındığında, davacıya manevi tazminat ödenmesi koşulları bulunmadığı ve davacının manevi tazminat talebinin tümüyle reddi gerekirken talebin kısmen kabulüne ilişkin mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; İzmir 2. İdare Mahkemesinin 05/02/2020 gün ve E:2019/694, K:2020/150 sayılı kararının, "maddi tazminat isteminin kabulüne, davacının açıkta kaldığı sürelere ilişkin mahrum kaldığı 83.635,70-TL'nin 11/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine" ilişkin kısmı yönünden davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kararın, "manevi tazminat talebinin 10.000,00-TL'lik kısmının kabulüne" ilişkin kısmının kaldırılmasına, davacının manevi tazminat isteminin tümüyle reddine, dava sonuç olarak kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlandığından, haklılık oranına göre, aşağıda ayrıntısı yazılı 172,05-TL dava yargılama giderinin yarısı olan 86,025-TL'si ile hükmedilen maddi tazminat tutarı üzerinden hesaplanan 4.516,33 TL nispi karar harcının ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 12.845,39 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, aşağıda ayrıntısı yazılı 30,00-TL istinaf yargılama giderinin yarısı olan 15,00-TL ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı için hesaplanan 2.040,00-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine, hükmedilen tazminat tutarı üzerinden hesaplanan 4.516,33 TL nispi karar harcından davacı tarafından başlangıçta peşin olarak yatırılan 1.833,03 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 2.683,30 TL harcın davacıya tamamlattırılmasına, davalı idare harçtan muaf olduğu için alınmayan 148,60-TL istinaf başvurma harcının davacıdan tahsili için mahkemesince müzekkere yazılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatıranlara iadesine, 26/11/2020 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)