İSTEMİN ÖZETİ: Özbekistan uyruklu davacı tarafından, haksız olarak idari gözetimde tutulması nedeni ile özgürlüğünden yoksun bırakıldığı ileri sürülerek uğramış olduğu 5000,00 TL manevi zararın yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılan davada; davacı tarafından hakkında tesis edilen 17.05.2018 tarih ve E.945865 sayılı davalı idarenin sınırdışı etme işleminin iptali için yerel mahkemeye 2018/1000 Esas sayılı dosya ile dava açılan davada, verilen 2018/1747 K. sayılı işlemin iptaline dair kesin kararın davacı vekili Av....'a 20.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, bu kez davacı tarafından, sınırdışı etme işlemi ile bağlı işlem olan idari gözetim işleminden kaynaklanan manevi zararın tazmini için 16.05.2019 tarihinde davalı idareye başvurulduğu, ardından 07.09.2019 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı görülmekle, açılan bu davanın, yukarıda yer verilen yasa hükmü gereğince, iptal davasının karara bağlanması üzerine iptal edilen işlemden kaynaklanan tam yargı davası olduğu, bu nedenle davacının, iptal hakkındaki kesin kararın tebliğ tarihi olan 20.11.2018 tarihinden itibarın 60 gün içinde davalı idareye başvurması yada doğrudan dava açması gerekirken, tüm bu süreler geçirilerek 07.09.2019 tarihinde açtığı davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın; 2577 sayılı Kanun'un 15/1-b maddesi uyarınca süre aşımından davanın reddine ilişkin İstanbul 1. İdare Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 17/10/2019 tarih ve E:2019/2602, K:2019/2798 sayılı kararın, davacı tarafça; kurulan hükmün mesnetsiz olduğu, yargı kararıyla hukuka aykırılığı ortaya konulan işlem nedeniyle uğranılan zararın tazmini gerektiği, kararın Anayasa ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğu iddialarıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İstinaf'' başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında; İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği, ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararların kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı, Ek 1. maddesinde de; bu Kanunda öngörülen parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı, bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk Lirasını aşmayan kısımlarının dikkate alınmayacağı vurgulanmıştır.
Anılan Kanunun aktarılan Ek 1. maddesinde yer verilen beş bin Türk Liralık parasal sınırına dair düzenleme 18.06.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 28. maddesi ile getirilmiş ise de; 2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları için belirlenen yeniden değerleme oranlarına göre yapılan hesaplamalarda parasal sınır artış miktarı bin Türk Lirasını aşmadığı için, istinaf kanun yolu için Kanunun 45/1. maddesinde düzenlenen beş bin Türk Liralık sınırda bir artış olmamıştır.
Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 30.11.2018 günlü ve 30611 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 503 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 2018 yılı yeniden değerleme oranının %23,73, 23.12.2019 günlü ve 30987 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 512 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de 2019 yılı yeniden değerleme oranının %22,58 olarak tespit edildiği tebliğ olunmuştur.
503 sayılı Tebliğ ile belirlenen yeniden değerleme oranına göre istinaf kanun yolu parasal sınırındaki artış tutarı da 5.000x23,73:100=1.186,50.-TL'dir. 2577 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen Ek-1. maddesi uyarınca parasal sınır belirlenmesinde bin Türk Lirasını aşmayan kısımlar dikkate alınmayacağından, 2019 yılı istinaf kanun yolu parasal sınırı (5.000+1.000)=6.000,00.-TL olmuştur. 512 sayılı Tebliğ ile belirlenen yeniden değerleme oranına göre istinaf kanun yolu parasal sınırındaki artış tutarı da 6.000x22,58:100=1.354,80.-TL'dir. 2577 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen Ek-1. maddesi uyarınca parasal sınır belirlenmesinde bin Türk Lirasını aşmayan kısımlar dikkate alınmayacağından, 2020 yılı istinaf kanun yolu parasal sınırı ise (6.000+1.000)=7.000,00.-TL olmuştur.
İstinaf başvurusuna konu mahkeme kararına esas dava değerinin 5.000.00-TL olduğu ve anılan miktar üzerinden de sonuçlandırıldığı ve yedi bin Türk Lirasını geçmediği görüldüğünden, yukarıda alıntısı yapılan kanun maddesi hükmü uyarınca, kesin olan karara karşı istinaf kanun yoluyla incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun incelenmeksizin reddine, davacının adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle alınmayan aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca haksız çıkan davacıdan tahsil edilmesi için İdare Mahkemesince müzekkere yazılmasına, kararın taraflara tebliği amacıyla dosyanın mahkemesine gönderilmesine, temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak 09.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)