Samsun BİM, 1. İDD, E. 2020/78 K. 2020/496 T. 19.11.2020
İSTEMİN ÖZETİ: Dava; 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun kapsamında yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlayarak yurda dönen davacı tarafından, Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü ….. Ana Bilim Dalı öğretim görevlisi kadrosuna atamasının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/A-8.maddesi uyarınca uygun bulunmadığına ilişkin 13/12/2018 tarih ve E.6686 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Samsun 2. İdare Mahkemesi'nin 03/10/2019 gün ve E:2018/1740, K:2019/852 sayılı kararıyla; davacının erkek kardeşinin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğuna yönelik istihbari bilginin tek başına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğunu ortaya koymayacağı, aksi düşüncenin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu tespit edilen gerçek ve tüzel kişilerin eylemlerinden davacının sorumlu tutulması anlamına geleceği, bu durumun da evrensel hukuk ilkelerinden birisi olan suç ve cezada şahsilik ilkesine aykırılık oluşturacağı, ayrıca doğrudan davacının şahsından kaynaklanan ve davacının FETÖ/PDY terör örgütüne iltisakı veya irtibatı olduğunu gösteren başkaca bir tespitin de bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir.
Davalı idare tarafından; davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda atamasının uygun bulunmadığı ve ilgili yasal düzenlemeler uyarınca işlem tesis edildiği, idareleri harçtan muaf olduğu halde aleyhe harca hükmedildiği ileri sürülerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvuru dilekçesine cevap verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce, dava dosyası 2577 sayılı Kanunun 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun kapsamında yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlayarak yurda dönen davacı tarafından, Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü .... Ana Bilim Dalı öğretim görevlisi kadrosuna atamasının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/A-8.maddesi uyarınca uygun bulunmadığına ilişkin 13/12/2018 tarih ve E.6686 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
09/11/2018 tarih ve 30590 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in " Genel Şartlar " başlıklı 6. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde belirtilen şartları taşımak, bu Yönetmelik kapsamındaki öğretim elemanı kadrolarına yapılacak atamalarda aranılacak genel şartlar arasında düzenlenmiştir.
27/11/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 74. maddesi ile eklenen ve dava konusu işleme dayanak teşkil eden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Devlet memurluğuna alınacaklarda genel ve özel şartları" düzenleyen 48. maddesinin A-8 bendinde "güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak" kuralına yer verilmiş olup, anılan düzenleme 08/03/2018 tarih ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7070 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 60. maddesiyle yasalaşmıştır.
Yukarıda anılan yasa hükmü ile Devlet memurluğuna alımlarda güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması zorunlu hale getirilerek hakkında yapılan güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması olumsuz sonuçlananların Devlet memurluğuna girişi engellenmiştir.
Ancak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Devlet memurluğuna alınacaklarda genel ve özel şartları düzenleyen 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle açılan iptal davasında, Anayasa Mahkemesi'nin 24/07/2019 gün ve E: 2018/73; K: 2019/65 sayılı kararı ile, "...
Bu bağlamda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen veriler kişisel veri niteliğindedir. Kuralla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında kamu mercileri tarafından özel yaşamı ile ilgili sorular sorulması da dâhil olmak üzere bir bireyin özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgilerinin alınması, kaydedilmesi ve kullanılması özel hayata saygı hakkına sınırlama niteliğindedir.
Anayasa'nın 129. maddesinin birinci fıkrasında memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülükleri düzenlenmiştir. Belirtilen hususlar gözetilerek kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından birtakım şartlar getirilmesi doğaldır. Bu şekilde aranan nitelikler kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir. Dolayısıyla kamu görevine atanmadan önce kişilerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasını öngören kural kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak bu alanda düzenleme getiren kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerekir.
Kuralda güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması memurluğa alımlarda genel şartlar arasında sayılmasına karşın güvenlik soruşturmasına ve arşiv araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğuna, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Diğer bir ifadeyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilen kullanılmasına ilişkin temel ilkeler belirlenmeksizin kuralla sadece güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması Devlet memurluğuna alımlarda aranacak şartlar arasında sayılmıştır.
Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda Devlet memurluğuna atanmada esas alınacak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddeleriyle bağdaşmamaktadır." gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendinin iptaline karar verilmiş, sözkonusu karar 29/11/2019 gün ve 30963 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. " hükmüne yer verilmiştir.
Bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması niteliğindeki idari işlemlerin iptali istemiyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasanın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin, hak veya menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekeceği açıktır.
Yukarıda yer verilen Anayasanın 153. maddesine göre, yasama, yürütme ve yargı organları için bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararının, bu karardan önce açılmış bulunan ve henüz sonuçlanmamış olan tüm davalara uygulanması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; 1416 sayılı Kanun kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı hesabına ve davalı Üniversite adına Amerika Birleşik Devletleri'nde "...." alanında yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlayarak yurda dönen davacının, Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü .... Ana Bilim Dalı öğretim görevlisi kadrosuna atamasının, dava konusu 13/12/2018 tarih ve E.6686 sayılı işlem ile, hakkında yürütülen güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle 657 sayılı Kanun'un 48/A-8.maddesi uyarınca uygun bulunmaması üzerine anılan işlemin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; dava konusu işlemin yasal dayanağı olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48. maddesinin A-8 bendinde yer alan Devlet memurluğuna alımlarda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması gerektiğine ilişkin düzenlemenin, Anayasaya ve hukuka aykırı olduğunun Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen 24/07/2019 gün ve E: 2018/73; K:2019/65 sayılı kararı ile ortaya konularak iptal edilmesi karşısında, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle davalı idarece yapılan değerlendirme sonucunda davacının, atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde sonuç itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, aşağıda dökümü yapılan yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunana iadesine, 19/11/2020 tarihinde esasta oy birliği, gerekçede oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY:
Anayasa'nın 153. maddesinin 5. fıkrasında yer alan, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği hükmü, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasına veya toplumun huzurunun bozulmasına yol açacak sonuçları önlemek amacıyla kabul edilmiş olup, bu kuralın mutlak anlamda anlaşılıp uygulanamayacağı açıktır.
Yargıtay'ın bir kararında belirtildiği üzere; Türk Anayasa sisteminde benimsenen iptal kararının geriye yürümezliği kuralının getiriliş amacı, kazanılmış hakları ve hukuksal güvenliği ortadan kaldırıcı ya da toplumun adalet anlayışını zedeleyici sonuçlar doğurmasından kaygı duyulmasını önlemek, devlete olan güven duygularını sarsmamak, devlet yaşamında hukuk kargaşasına neden olmamak, hukuk güvenliğini ve istikrarını sağlamak olarak özetlenebilir. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 22/12/2011 tarih ve E:2010/508, K:2011/7468 sayılı kararı)
Anayasa Mahkemesi'nin 12/12/1989 tarih ve E:1989/11, K:1989/48 sayılı kararında; "Türk Anayasa sisteminde Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir karmaşaya neden olmamak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmaz bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır." denilmek suretiyle konunun önemi vurgulanmıştır.
Anayasa Mahkemesi'nin 19/12/1989 tarih ve E:1998/14, K:1989/49 sayılı kararında da; "bir hukuk kuralının yürürlüğü sırasında, bu kurala uygun bir biçimde tüm sonuçlarıyla kesin olarak edinilmiş hakların korunmasının Hukuk Devleti'nin gereği olduğu" vurgulanmaktadır.
Aktarılan Anayasa Mahkemesi kararları, iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralının kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasını önlemek amacıyla getirilen bir kural olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin bahsedilen kararları ile aynı yönde olmak üzere Danıştay'ın kararlarında da istikrarlı bir şekilde, "iptal kararlarının geriye yürümeyeceği" kuralının, kazanılmış hakları saklı tutmak, hukuki istikrarı ve hukuk güvenliğini sağlamak ve kamu idaresini korumak amacıyla getirildiği ve anılan kuralın belirtilen amaca uygun olarak yorumlanıp uygulanması gerektiği görüşü benimsenmiştir. (Danıştay 8. Daire E:1967/153, K:1968/2783; Danıştay 10. Daire E:1996/9928, K:1999/2597; Danıştay 2. Daire E:2004/1545, K:2005/1886; Danıştay 2. Daire E:2004/7423, K:2005/113; Danıştay İDDK E: 2007/2326, K:2008/1724; Danıştay İDDK E:2010/2292, K:2013/3366; Danıştay İDDK E:2013/826, K:2015/1654; Danıştay 5. Daire E:2010/6456, K:2013/5790)
Belirtilen hukuki durumun doğal sonucu olarak, bir kanun hükmünün uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekmektedir.
Öte yandan, Anayasa'nın 129. maddesinin birinci fıkrasında, memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve Kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülükleri düzenlenmiştir. Ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda bu sadakat yükümlülüğünün yanı sıra kamu görevlilerine tarafsızlık ve devlete bağlılık yükümlülükleri de getirilmiştir. Sözü edilen Anayasa Mahkemesi kararında da açıklandığı üzere, belirtilen hususlar gözetilerek kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından bir takım şartlar getirilmesi doğaldır. Bu şekilde aranan nitelikler ve kanunda öngörülen kısıtlamalar, kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi amacına yöneliktir. Dolayısıyla, idarenin kamu görevine atanacak kişilerin tabi olacağı güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması konusunda kanunla temel çerçeveyi ortaya koyan kurallar getirmesi mümkündür.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de (AİHM), devletlerin milli güvenliğin korunması amacını gerçekleştirmede sahip oldukları takdir yetkisinin geniş olduğunu kabul etmektedir. AİHM, Sözleşme'ye taraf devletin milli güvenliği korumak için yetkili ulusal makamlarına ilk olarak kişiler hakkında bilgi toplama ve halka açık olmayan siciller tutma, ikinci olarak milli güvenlik bakımından önemli kadrolarda çalışmak isteyen adayların bu işe uygunluğunu takdir ederken bu bilgiyi kullanma yetkisi veren kurallara sahip olmaları gerektiğinde kuşku bulunmadığını belirtmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin kararına ve AİHM içtihatlarına göre; kamu görevine atanmadan önce kişilerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasını öngören kural konulması kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak, bu alanda düzenleme getiren kuralların kamu makamlarına hangi şartlarda ve hangi sınırlar içinde tedbir uygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve kötüye kullanılması ihtimaline karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerekir.
Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesi'nin 24/07/2019 gün ve E: 2018/73; K: 2019/65 sayılı kararında yer alan "kuralda güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması memurluğa alımlarda genel şartlar arasında sayılmasına karşın, güvenlik soruşturmasına ve arşiv araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğuna, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına ilişkin herhangi bir düzenlemenin yapılmamış olduğu, diğer bir ifadeyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeler belirlenmeksizin, kuralla sadece güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasının devlet memurluğuna alımlarda aranacak şartlar arasında sayıldığı, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda devlet memurluğuna alınmada esas alınacak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesinin Anayasa'nın 13. 20. ve 128. maddesiyle bağdaşmadığı" gerekçesi dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesi kararının, güvenlik soruşturmasının hiçbir şekilde yapılmayacağını değil, aksine güvenlik soruşturması detaylarının kanunda gösterilmesi, kişisel verilerin güvenliğine ve özel hayatın gizliliğine ilişkin güvenceleri sağlayan kuralların kanunda yer alması şartıyla güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının yapılabileceğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda; dava konusu işlemin dayanağını oluşturan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinin (8) numaralı alt bendinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararıyla iptal edildiği ve bu kararın yayımlandığı 29/11/2019 tarihinde yürürlüğe girdiği, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ve yukarıda sözü edilen Danıştay'ın yerleşik içtihatlarında istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere söz konusu iptal kararı ile işlemin kanuni dayanağının ortadan kalktığı, bununla birlikte kanun koyucu tarafından bu konuda henüz bir düzenlemenin de yapılmamış olduğu anlaşıldığından, kanuni dayanağı ortadan kalkan dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesi'nin kararında; ilgililer (devlet memuru olarak atanacak kişiler) hakkında güvenlik soruşturması yapılamayacağından bahisle bir iptal kararı verilmediği, aksine, devlet memuru olacak kişilerde bir takım şartlar aranmasının ve bu kapsamda ilgililer hakkında güvenlik soruşturması yapılmasının kanun koyucunun takdirinde olduğunun vurgulandığı ve kanun koyucu tarafından Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda yeterli güvenceleri sağlayacak bir yasal düzenleme yapılmasının gerekliliğine işaret edildiği, dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nin belirtilen gerekçesi karşısında, iş bu kararın hiç bir işleme gerek kalmadan doğrudan davacının kamu görevine atanması sonucunu doğurmayacağı, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararına konu kanuni düzenlemeye istinaden yapılan güvenlik soruşturması işlemlerini gerekçesiz kılacağından, Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararı ve gerekçesi dikkate alınarak yapılacak yeni kanuni düzenlemeler uyarınca davacının durumunun makul bir süre içinde yeniden değerlendirileceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesi'nin dava konusu işlemin iptali yolundaki kararında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile reddi gerektiği görüş ve oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)