(2576 S. K. m. 6, 7) (213 S. K. Mük. m. 298) (2577 S. K. m. 45, 46)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına, 09/10/2019 tarih ve 523 karar nolu takdir komisyonu kararına istinaden 2019101113Znk0000002 sayılı vergi/ceza ihbarnamesi ile tarh edilen 2013 takvim yılına ait bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davanın; tapu kayıtlarına göre davacının 131.723,89.-TL bedelle 01.09.2010 tarihinde satın aldığı Çeşme İlçesi …. Mahallesi 206 ada 12 parselde kayıtlı meskeni, 07.11.2013 tarihinde 371.250,00.-TL bedelle sattığı, alıcısı tarafından konut kredisi kullanılarak hususunun tespiti üzerine davalı idarece ilgili dönem matrahının takdiri için takdir komisyonuna sevk işlemi yapıldığı, takdir komisyonu tarafından maliyetin endekslenmesi ve istisna kapsamında olan tutarın çıkarılması suretiyle matrah farkının bulunduğu, komisyon tarafından takdir edilen matrah farkı üzerinden dava konusu cezalı tarhiyatın salındığının anlaşıldığı, olayda, davacı tarafından satın alınan taşınmazın tapu müdürlüğünden alınan resmi senetlerdeki bedelleri esas alınarak 131.723,89.-TL bedelle satın alındığının ve 371.250,00.-TL bedelle sattığının kabulü suretiyle matrah takdirinde bulunulduğu görülmekle, re'sen takdir nedeni olarak belirtilen durumlardan birinin mevcut olması nedeniyle vergi matrahının idarece re'sen belirlenmesi sırasında yükümlülerce gelir elde edildiğine ilişkin kanıtların idarece gösterilmesi ve gizlenen gelirin gerçeğe en yakın biçimde tespiti gerekmesi zorunluluğuna karşın idarece alış ve satış bedelleri arasındaki ciddi farkın sebebinin araştırılması yönünde bir çalışma yapılmadığının anlaşıldığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda usul ve esasları belirtilen tarh şekillerinin uygulanabilmesi için gerçek veya gerçeğe en yakın biçimde vergiyi doğuran olayın ortaya çıkarılarak olayla ilgili somut kanıtların açıklıkla ortaya konulması, genel kanaate ve varsayımlara dayalı olarak vergilendirme yapılmamasının gerektiği, dava konusu vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatının, sadece Çeşme Tapu Sicil Müdürlüğü'nden alınan resmi senetlerdeki bedeller esas alınarak gerçekleştirilmesi, alış ve satış değerlerinin tespitine yönelik olarak bir araştırma yapılarak gerçek alış değerinin belirlenmesi yoluna gidilmemesi ile mükelleflerin tapu işlemleri sırasında tapu harcından kaçınmak için taşınmazları gerçek değerinin altında gösterdiklerinin bilinen bir gerçek olduğu ve kısa sürede taşınmazın değerinin bu kadar artmasının hayatın olağan akışına aykırılık teşkil edeceği birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu tarhiyatın somut kanıtlarla desteklenmediği ve takdir komisyonu tarafından gerekli inceleme ve araştırmanın yapılmadığını gösterdiğinden, eksik incelemeye dayalı olarak yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kabulüne karar veren İzmir 3. Vergi Mahkemesi'nin 10/03/2020 tarih ve E:2019/1447, K:2020/319sayılı kararının, yasal dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1.Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü;
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu Ve Görevleri Hakkında Kanun'un 6. Maddesinde, vergi mahkemelerinin a) Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları, b) (a) bendindeki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları, c) Diğer kanunlarla verilen işleri, çözümleyeceği hükme bağlanmış, 7.maddesinin 2. fıkrasında; 6 ncı maddenin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen uyuşmazlıklardan kaynaklanan toplam değeri (Değişik ibare: 02/07/2012-6352 S.K./50.md.) yirmibeşbin Türk lirasını aşmayan davaların, vergi mahkemesi hakimlerinden biri tarafından çözümleneceği belirtilmiştir. Kanun'un Ek 1. Maddesinde de, "Bu Kanunun tek hakimle çözümlenecek davalara ilişkin 7 nci maddesindeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır...." hükmüne yer verilmiş olup, yeniden değerlendirme oranı uygulanmak suretiyle yapılan hesaplama sonucu 2020 yılı itibariyle bu rakam 53.000,00-TL'dir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesinde:
"1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu yedi bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.
2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir.
3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.
5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir.
6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir.
7. İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz.
8. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamaz. " düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu cezalı tarhiyat miktarının 53.000,00 TL'den fazla olması nedeniyle heyet halinde karar verilmesi gerekirken tek hakim tarafından karara bağlandığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf başvurusuna konu İzmir 3. Vergi Mahkemesi'nin 10/03/2020 gün ve E:2019/1447, K:2020/319 sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesi'ne gönderilmesine, 19/11/2020 tarihinde oybirliği ile kesin olmak üzere karar verildi. (¤¤)