İSTEMİN ÖZETİ: Kahramanmaraş İdare Mahkemesi'nce verilen 31/12/2019 tarih ve E:2019/413, K:2019/988 sayılı kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının yerinde olduğu, davacının iddialarının hukuki dayanağının bulunmadığı, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, yapılan ihraçların devletin görevi ve vatandaşlarına karşı yükümlülüklerinin gereği, terör örgütleriyle mücadele ve yeni bir darbe kalkışmasını önlemeye yönelik, zorunlu, acil ve orantılı tedbir niteliğinde olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi'nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Kahramanmaraş İli, 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı'nda Uzman Bkm. Astsubay Üst Çavuş olarak görev yapan davacının, 7145 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35/B. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 13/03/2019 tarih ve 2019/4 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; yukarıda açık metnine yer verilen mevzuat hükümleri ile birlikte dava dosyasında mevcut tüm bilgi ve belgeler ile anılan mahkeme kararı birlikte değerlendirildiğinde, Milli Güvenlik Kurulu tarafından devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bununla irtibatı olduğu sabit olan davacının, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; idare tarafından iltisak ve irtibat terimlerinin temel alınması suretiyle işlem tesis edilmesinin hükmün öngörülebilir olması zorunluluğunu ortadan kaldırdığından temel hakların ihlali sonucunu doğurduğu, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, terör örgütü üyeliği suçunun ancak kasten işlenebilen bir suç olduğu, taksirle işlenemeyeceği, bu suç ile suçlanabilmek için "kişinin bu türden bir örgüte, terör örgütü olduğunu bilerek ve isteyerek yardım etmesi veya üye olması" gerekeceği, üyelikle suçlanan kişinin, önceden terör örgütü olduğu bilinen oluşuma üye olduğunu gösteren iradi faaliyet ya da eylemlerinin hukuka uygun olarak elde edilmiş delillerle ortaya konulması gerektiği, bahse konu idari işlemden dolayı davacının özel hayatında telafisi güç zararların meydana geldiği, davacının özel sektörde iş bulmasının imkansız hale geldiği, davalı idare tarafından kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, hukuk devleti ilkesi, hukuki güvenlik ilkesi ve bu ilkelerden yararlanmada ayrımcılık yasağının ihlal edildiği ileri sürülerek idare mahkemesi kararının kaldırılması istenilmektedir.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 25.07.2018 tarih ve 7145 sayılı Kanunun 26. maddesiyle eklenen Geçici 35. maddesinin B fıkrasında; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren (işlem tarihindeki haliyle) üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;
1) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. ...
3) 13/6/2001 tarihli ve 4678 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleş-meli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanuna tabi personelden Türk Silahlı Kuvvetlerinde istihdam edilenler Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır...'' hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Kahramanmaraş İli, 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı'nda Uzman Bkm. Astsubay Üst Çavuş olarak görev yapan davacı hakkında yapılan idari tahkikat sonucunda davacının FETÖ/PDY'ye irtibatı veya iltisakı bulunduğu kanaatine varılarak kamu görevinden çıkarılmasının uygun olacağı görüş ve kanaatinin bildirildiği, akabinde 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca tesis edilen davaya konu 13/03/2019 tarih ve 2019/4 sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmasına karar verildiği, bu işlemin iptali istemiyle de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen silahlı kuvvetler personelinin Milli Savunma Bakanı'nın onayı ile kamu görevinden çıkartılacağı açıktır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesine yönelik adil yargılanma hakkına ilişkin başvurularda da devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker ve polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında sözleşmenin tarafı olan devletin daha geniş yetkilere sahip olduğu hususu vurgulanmaktadır. (Vilho Eskelinen ve Diğerleri / Finlandiya davası, 19.04.2007, No. 63235/00)
Uyuşmazlıkta; davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sonucunda verilen Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 30.10.2019 tarih ve E:2019/155, K:2019/354 sayılı kararı ile davacının “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçunu işlediği anlaşıldığından sonuç olarak 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması, duruşma sürecinde gösterdiği pişmanlık göz önüne alınarak bir daha suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat gelmiş olması dikkate alınarak hakkında verilen cezanın TCK nun 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği, bu kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi'nin 14.01.2021 tarih ve E:2020/62, K:2021/66 sayılı kararı ile bozulması üzerine yapılan yargılama sonucu verilen Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 31.05.2021 tarih ve E:2021/52, K:2021/161 sayılı kararı ile özetle; ''...a-)Sanığın kullanımında bulunan ve adına kayıtlı ... numaralı telefondan kontörlü sabit hatlardan aranıp aranmadığına ilişkin yapılan araştırma sonrası 21/07/2018 tarihli tutanak düzenlenmiş olup, tutanağa göre; sanığın Kırklareli İli Merkez İlçesinde bulunan Polkay İletişim isimli iş yerinde bulunan kontörlü telefondan 25 kez, Garaj Büfe isimli iş yerinde bulunan kontörlü telefondan 21 kez, Terminal Büfe isimli iş yerinde bulunan kontörlü telefondan 16 kez, Milli Piyango Ana Bayii isimli iş yerinde bulunan kontörlü telefondan 9 kez ve Zengin Teknoloji isimli iş isimli iş yerinde bulunan kontörlü telefondan 2 kez subay/astsubay oldukları tespit edilen R. O., E. F., A. B., E. G., E. Ö., E. K. (K.) ve O. D. isimli şahıslarla ardışık olarak arandığı tespit edilmiştir. FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem yapılanması içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüttüğü belirtilen şahıslarla, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten diğer örgüt üyelerinin irtibat kurmak ve kurulan bu irtibatın deşifre edilmesini önlemek ve örgütsel gizliliği korumak maksadıyla Ankesörlü telefon, telefon kulübesi, kontörlü telefon bayileri, halka açık restoran, lokanta, kafe, büfe vb. işyerlerinde bulunan kontörlü veya işyerinin hususi sabit hatlı telefonlarından irtibat kurduklarını beyan etmişler, bu kişiler alınan ifadelerinde vermiş oldukları bilgilerinde, istisnasız olarak, Fetö/PDY silahlı terör örgütünün mahrem asker yapılanması içerisinde bulanan abi/imamların mahiyetindeki örgüt üyesi askeri personeli sabit/ankesörlü hatlardan peş peşe aradıklarını beyan ettikleri görülmüş, bu tespitlerden anlaşılacağı üzere Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesine sızmış Fetö/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin ardışık olarak aynı sabit hattan aranmaları bahse konu aramaları yapan kişinin kimliği hakkında herhangi bir bilgi vermese de, aramaları yapan kişinin aynı kişi olduğu ve FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü içerisinde suç tarihinde Subay/Astsubay olarak faaliyet yürüten örgüt üyelerinden sorumlu olan kişi tarafından yapıldığı sonucuna ulaşılmış, bu suretle, Fetö/PDY silahlı terör örgütü mahrem asker yapılanması içerisinde bulanan abi/imamların, kendisine bağlı örgüt üyesi olup suç tarihinde asker veya askerlerden görevli olan şahısları, ardışık olarak sabit/ankesörlü hatlardan aradığı hususu kesin olup, en az birinin örgüt üyesi olduğu tespit edilen ve ard arda olacak şekilde aranan suç tarihinde asker olan veya askerlerden sorumlu olan şahıslar yönünden örgüt üyesi oldukları yönünde mutlak bir delil olduğu, sanık Ş. T.'ın da yukarıda belirtilen sabit hatlardan ardışık olarak aranması sebebiyle sanığın FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü üyeliği konusunda mahkememizce bir kanaat oluşturmuştur. b-)Sanık açısından değerlendirilmesi gereken diğer bir husus ise Tanık H. Ö.'un Talimat Mahkemesinde alınan ''Ben FETÖ/PDY üyeliğinden Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandım, ceza aldım ancak dosya Yargıtay’da iken etkin pişmanlıktan faydalandım bu sebeple dosyam bozuldu, şuan Ekim ayındaki duruşmayı beklemekteyim, ben sanığı tanırım, B. T.'ın amca oğlu olduğunu biliyorum, B. T. isimli şahıs ben Nazilli'de örgüt evinde kalırken örgüt içerisinde çeşitli görevleri olan şahıstı, sanık Ş. T.'da bizim komşu olarak sayılabilecek örgüt evlerinden birinde kalıyordu, sanık bulunduğu evde S. kod adlı M. S. K. isimli mahrem abi tarafından özel olarak yetiştirildi, o dönemde Ş. liseyi bitirmişti, puanı yettiği takdirde askeri okullara hazırlanıyordu, bir müddet kendisini görmedim, Nazilli'de yüksek lisans yaparken bir gün otogarda sanık Ş.’yü gördüm, kendisine ne yapıyorsun üniversiteyi kazandın mı diye sordum o da kafasını eğerek asker selamı verdi, her hangi bir kelime sarf etmedi yalnızca güldü bende bu ifadeden askeri okulu kazandığı sonucunu çıkardım, kolluktaki ifademde sanığı teşhis etmiştim, sonrasında başkalarından duyduğum kadarıyla da sanık görevdeyken görevden alınmış ve etkin pişmanlıktan faydalanmış. ...Olayın üzerinden 4 - 5 yıl geçtiği için tam olarak deyip demediğini hatırlamıyorum, bunun dışında okumuş olduğunuz ifademi aynen tekrar ederim, eklemek istediğim başka bir husus yoktur, bilgi ve görgüm bundan ibarettir." şeklindeki beyanı, Tanık C. Ç.'ın Talimat Mahkemesinde alınan ''Ben iddianameye konu olay ile ilgili daha önce ifade vermiştim, o ifadelerimi aynen tekrar ederim, liseyi bitirdim, bitirdikten sonraki sene Sınav Dershanesine giderken dayım M. Ç.'nun evinde kaldım, bu sırada ders çalışmak için öğrenci evine gidiyordum, öğrenci evinde de Ş. T. kalıyordu, birlikte ders çalıştık, abi olarak M. S. K. vardı, orada tanıştım, Ş. ile ben Balıkesir Astsubay Meslek Yüksek Okulu'nu kazandık, oraya gittik, orada askeri birlikte kaldık, hafta sonu abi olarak tanıştığım şuanda ismini hatırlamadığım bir abinin evinin salonunda toplanıyorduk, iki haftada bir M. S. K. geliyordu, sohbet yapıyordu, dini açıdan sohbetler yapıyordu, kaç kaza namazınız var, birlikte kılalım, Kur'an okuyalım, zamanımızı güzel değerlendirelim diyordu, zaten kaldığımız süre 2-3 saatti, öğrenciydik, ev sahibi yemek verirdi, bu sırada Ş.'de yanımda olurdu, Balıkesir MYO'dan mezun olunca Ş.'nün sınıfı gereği Balıkesir Bakım Okulunda kaldı, bende İstanbul Tuzla Piyade Okuluna gittim, İstanbul'dayken arkadaşlarımla Balıkesir'e gezmeye gittiğimde Balıkesir'de Ş. ile görüşmüştüm, daha sonra hiç görüşmedim, kod isim Ş. ve bana lise döneminde daha o zamanlar kod ismin ne demek olduğunu bilmediğim dönemlerde vermişlerdi, ben kullanmak istememiştim, ancak onlar bu isimle hitap ediyorlardı ve tanıştırıyorlardı, benim kod ismim B.'tı, Ş.'nün kod ismi ise B. idi, bildiklerim bunlardan ibarettir." şeklindeki beyanı ve sanığın ikrarları birlikte değerlendirildiğinde sanığın silahlı terör örgütü ile organik bağlarının bulunduğu, hiyerarşik yapısı içerisinde yer aldığı, bu nedenle üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği hususunda mahkememizde tam bir vicdani kanaate varılmıştır. Sanık açısından yukarıda ki bentlerde ayrıntıları açıklanan durumlar sanığın ardışık aramalarına ilişkin tespit ve değerlendirme tutanağı, sanığın soruşturma ve yargılama aşamasındaki beyanları, sanığın sohbet adı altında düzenlenen Fetö/Pdy'nin sohbetlerine katıldığı ve Bilal Kod adını kullandığına ilişkin beyanlar ve yukarıda belirtilen aleyhine bulunan tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgüt üyesi olduğu kanaati hakimler kurulumuzca kabul görmüştür...'' şeklindeki gerekçe ile davacının “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçunu işlediği anlaşıldığından sonuç olarak 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, giderilmesi gereken zarar bulunmadığı, daha önce kasıtlı suçtan mahkum olmadığı ve bir daha suç işlemeyeceğine dair kanaat oluştuğundan CMK 231/5 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, bu karara karşı yapılan itirazın Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13.07.2021 tarih ve 2021/618 D.İş numaralı kararı ile reddedildiği ve anılan kararın 13.07.2021 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Bu durumda; yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar ile yargılama sürecinde davacının etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğu ifadesi ve dosya kapsamında elde edilen diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisaklı ve iritbatlı olduğu, bu kapsamda görevinin önem ve niteliği gereği davacıdan istifade edilemeyeceği anlaşıldığından, terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmaya yönelik olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi kapsamında tanınan geniş takdir yetkisi çerçevesi içerisinde idarece yapılan değerlendirme sonucu davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin davaya konu 13.03.2019 tarih ve 2019/4 sayılı işlemde ve sonucu itibariyle mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Kahramanmaraş İdare Mahkemesi'nce verilen 31/12/2019 tarih ve E:2019/413, K:2019/988 sayılı karar sonucu itibariyle hukuka uygun olduğundan, istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, istinaf aşamasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 252,60.-TL yargılama giderinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına, davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi nedeniyle davacıdan alınmayan 148,60.-TL istinaf başvuru harcı ve resmi postadan karşılanan 104,00-TL posta giderinin tahsili için kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, kararın tebliğini izleyen tarihten itibaren 30 gün içeresinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 01.02.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)