(2709 S. K. m. 2) (2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 48) (772 S. K. m. 6) (Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği m. 24, Ek m. 3) (Çarşı ve Mahalle Bekçiliğine Giriş Sınav Yönetmeliği m. 5)
İSTEMİN ÖZETİ: Dava; 2018/1.dönem Çarşı ve Mahalle Bekçiliği sınavında başarılı olan ve Tokat İl Emniyet Müdürlüğü'ne ataması planlanan davacı tarafından, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin Ek 3-1-A.maddesinde yer alan sağlık koşulunu taşımadığından bahisle çarşı ve mahalle bekçisi olarak atanmasının uygun olmadığına dair Emniyet Genel Müdürlüğü Sağlık İşleri Daire Başkanlığı'nın 22/01/2019 tarih ve 23273 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Tokat İdare Mahkemesi'nin 06/11/2019 gün ve E:2019/281, K:2019/552 sayılı kararıyla; "bozulmuş açlık glikozu" tanısıyla Emniyet Teşkilatı Şartları Yönetmeliği'nin EK-3-1-A maddesinde yer alan sağlık şartlarını taşımadığından bahisle davacının atamasının yapılmadığı, Kayseri 1. İdare Mahkemesi'nin E.2019/489 sayılı dosyasında verdiği kararda yer alan Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 19/09/2019 tarih ve...-473/2019-154742 sayılı yazısında ise Emniyet Teşkilatı Şartları Yönetmeliği'nin EK-3-I-A maddesi kapsamında mağduriyeti olan adayların yeni bir düzenleme olması halinde, bu yeni düzenlemeden yararlanabileceğinin belirtildiği, akabinde 29/09/2019 tarih ve 30903 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile "bozulmuş açlık glikozu"nun öğrenciliğe engel hastalıklar arasından çıkarıldığı, bu kapsamda davacıda tespit edilen bozulmuş açlık glikozunun ilgili mevzuat hükmü uyarınca mesleği (çarşı ve mahalle bekçisi) yapmasına engel olmadığı sonucuna ulaşılmış olup, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir.
Davalı idare Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından; davacıya, sevkinin yapıldığı Sivas Numune Hastanesi raporu ile "bozulmuş açlık glikozu" tanısı konularak çarşı ve mahalle bekçisi olamayacağının belirtildiğinden, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, diğer davalı idare Tokat Valiliği tarafından ise; dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacıya sevk edildiği hastane tarafından "bozulmuş açlık glikozu" tanısı konulmuş olması nedeniyle Yönetmelik'in Ek 3-I-A.maddesi uyarınca çarşı ve mahalle bekçisi olmasının mümkün olmadığı ileri sürülerek kararın istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce dava dosyası 2577 sayılı Kanunun 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; 2018/1.dönem Çarşı ve Mahalle Bekçiliği sınavında başarılı olan ve Tokat İl Emniyet Müdürlüğü'ne ataması planlanan davacı tarafından, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin Ek 3-1-A.maddesinde yer alan sağlık koşulunu taşımadığından bahisle çarşı ve mahalle bekçisi olarak atanmasının uygun olmadığına dair Emniyet Genel Müdürlüğü Sağlık İşleri Daire Başkanlığı'nın 22/01/2019 tarih ve 23273 sayılı işleminin iptali istemine ilişkindir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48. maddesinde; Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel ve özel şartlar belirlenmiş ve aynı maddenin (B) fıkrasında "kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak gerektiği" koşuluna yer verilmiştir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 772 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu'nun 6. maddesinde de, çarşı ve mahalle bekçisi olacaklarda aranan nitelikler arasında "Görevini yapmaya engel olabilecek bir hastalık veya engelliliği bulunmadığı sağlık kurulu tarafından verilmiş raporlarla tevsik edilmiş olmak" şartı yer almaktadır.
02/03/2018 günlü ve 30348 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çarşı ve Mahalle Bekçiliğine Giriş Sınav Yönetmeliğinin "Adaylarda aranacak şartlar" başlıklı 5. maddesinin (h) bendinde ise, çarşı ve mahalle bekçisi olacaklarda aranan nitelikler arasında sağlık yönetmeliğinde belirtilen şartları taşımak da yer almış olup, sağlık yönetmeliği ise Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği olarak tanımlanmıştır.
03/01/2018 günlü ve 30290 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin "Çarşı ve mahalle bekçilerinin sağlık durumlarının değerlendirilmesi" başlıklı 24. maddesinde; "Çarşı ve mahalle bekçisi adayları; Emniyet Hizmetleri Sınıfı personelin okullara girişlerinde olduğu gibi A dilimi sağlık şartlarına uygun olmak zorundadır ve bu adayların giriş raporlarında A dilimi sağlık şartlarına uygunluk aranır.
(2) Çarşı ve mahalle bekçilerinin Devlet memuru olarak atamaları yapıldıktan sonra, sağlık yönünden çalışma koşullarının belirlenmesinde, malullüklerinde ve sağlıkla ilgili diğer durumlarında bu Yönetmeliğin polis memurları için belirlediği hükümler uygulanır.
(3) Sağlık kurulu raporuna göre;
a) A, B ve C dilimi sağlık şartlarını taşıdıkları tespit edilenler, çarşı ve mahalle bekçisi olarak çalışmaya devam ederler.
b) D dilimi sağlık şartlarını taşıdıkları tespit edilenler Emniyet Hizmetleri Sınıfında çalışamazlar. Bu durumda olanların sağlık kurulu raporları ve sağlık dosyaları, sağlık komisyonunun görüşü ile birlikte, maluliyet veya hizmet sınıfı değişikliği yönünden gerekli işlemler yapılmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilir.
c) E dilimi sağlık şartlarını taşıdıkları tespit edilenler hiçbir hizmet sınıfında çalışamazlar. Bu durumda olanların sağlık kurulu raporları ve sağlık dosyaları, sağlık komisyonunun görüşü ile birlikte maluliyet yönünden gerekli işlemler yapılmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilir." düzenlemesine yer verilmiş; "HASTALIK BRANŞLARININ SINIFLANDIRILMASI"na ilişkin EK-3 listenin, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle"1- Dahiliye (Endokrinoloji - Hematoloji - Nefroloji - Gastroenderoloji - Enfeksiyon Hastalıkları)" bölümünün "A) bendinde, "Bu sisteme ait kronik hastalığı, sürekli diyet veya ilaç tedavisiyle kontrol altında tutulmayı gerektirecek bir hastalığı, organ ve sistem fonksiyonlarını etkileyen bir hastalığı sakatlığı olanlar ile doğuştan (konjenital) veya sonradan (cerrahi- travmatik) organ eksikliği veya yokluğu olanlar (aşağıdaki istisnai maddeler hariç) öğrenciliğe kabul edilmezler. Bu bölümde ifade edilmemiş tanılarda, kişinin muayenesini yapan ilgili uzman doktor ve sağlık kurulu doktorları, hastalığın seyrini ve derinliğini dikkate alarak, bu Yönetmeliğin 21inci maddesine göre uygun olan dilim için karar verir. B- C- D dilimlerinde tanımlanan hastalıklar öğrenciliğe engeldir.... B) ... 3) Organ ve sistem fonksiyonlarını bozmayan; bozulmuş glikoz toleransı, bozulmuş açlık glikozu, ilaçla kontrol altına alınabilen diabetes mellitus (nefrojenik veya hipofizer). Psikojenik poliüri ve polidipsilerde primer hastalığa göre ayrıca işlem yapılır" düzenlemesine yer verilmiş, 29/09/2019 tarih v e 30903 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 8.maddesinde, "aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1, EK-2 ve EK-3 ekteki şekilde değiştirilmiştir" düzenlemesine yer verilmiş ve EK-3-1-A.maddesi B dilimi hastalıklar arasında yer alan "bozulmuş açlık glikozu" öğrenciliğe engel hastalıklar arasından çıkarılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; 2018/1.dönem Çarşı ve Mahalle Bekçiliği sınavında başarılı olarak Tokat İl Emniyet Müdürlüğü emrine atanmak üzere planlamasının yapıldığı, bu kapsamda davacı hakkında Tokat Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 13/12/2018 tarihli sağlık kurulu raporunun, "Endokrinoloji" hanesinde, "TSH: 0,074 ilaç tedavisi gerektirmeyen subklinik hipertiroidi. Ek- 3-1-a'ya girmektedir. Sağlam" tespiti yapılarak, "çarşı ve mahalle bekçisi olur" tanı kararı verildiği, anılan raporun Emniyet Genel Müdürlüğü Sağlık İşleri Daire Başkanlığı tarafından incelenmesi üzerine davacının Sivas Numune Hastanesi'ne sevkiyle durumunun Yönetmelik'in Ek-3-1-A.maddesi yönünden değerlendirilmesine karar verildiği, söz konusu Hastane tarafından düzenlenen 10/01/2019 tarihli sağlık kurulu raporunda, "Cumhuriyet Üniversitesi tetkikinde bozulmuş açlık glukozu mevcut. HBA 1C 5,6/ 5,7 değerleri mevcut." tespiti yapılarak, "Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği Endokrin B3'e uyar. Çarşı ve Mahalle Bekçisi olamaz" kararı verildiği, bahsi geçen raporun Sağlık İşleri Daire Başkanlığı tarafından incelenmesi üzerine davacı hakkında, "bozulmuş açlık glukozu" yönünden Yönetmelik'in Ek-3-1-A.maddesine uymadığından çarşı ve mahalle bekçisi olamayacağına karar verildiği, bu karar üzerine 23/01/2019 olur tarihli Tokat Valiliği işlemi ile, davacının Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin Ek-3-1-A.maddesi koşulunu sağlamadığından bahisle çarşı ve mahalle bekçisi olamayacağı gerekçesiyle dosyasının işlemden kaldırılması üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü Sağlık İşleri Daire Başkanlığı işleminin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı, dava devam etmekte iken Tokat İdare Mahkemesi'nin 02/10/2019 tarih ve E:2020/81 sayılı ara kararı ile davacının sevk edildiği Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından düzenlenen 22/10/2019 tarihli sağlık kurulu raporunda, "...hastanın bozulmuş açlık glukozu mevcuttur. İlaç tedavisi önerilmedi. Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği uyarınca çarşı ve mahalle bekçisi olmasına engel bir durum bulunmamaktadır." yönünde kanaat belirtildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle yürürlükte olan Yönetmelik'te yer alan ve çarşı ve mahalle bekçiliğine atamaya engel teşkil eden "bozulmuş açlık glukozu" tanısının dava konusu işlemin tesisinin ardından ve bakılan dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren Yönetmelik değişikliği ile atamaya engel sağlık koşulu olmaktan çıkarıldığı görüldüğünden, uyuşmazlıkta hangi mevzuat düzenlemesinin uygulanması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
İdare hukuku alanında, kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. Bunun istisnasını ise mevzuat değişiklikleri ile getirilen ve yeni mevzuat hükmünün önceki hukuki durumlara da uygulanabilmesine hukuki imkan bağlayan geçici ve istisnai nitelikteki hükümler ile ceza hukuku kökenli bir ilke olan "lehe hükmün uygulanması" ilkesi oluşturmaktadır.
Bilindiği üzere ceza hukuku kökenli ilke olan "lehe olan hükmün uygulanması ilkesi"; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiil sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunuyorsa veya sonradan yürürlüğe giren düzenleme suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehine ise, sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri belirliliktir. Bu ilkeye göre, yasal ya da yönetsel düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gerekmektedir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, düzenleyici işlemden (yasa, yönetmelik, genelge vb), belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmeli ve böylece bireyin kendisine düşen yükümlülükleri ve sorumlulukları öngörüp davranışlarını buna göre ayarlamasını icap etmektedir. Başka bir ifade ile hukuki güvenlik ilkesi, ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini de gerekli kılmaktadır. Belirlilik ilkesi, aynı zamanda kişilerin hukuk güvenliğini korumakla birlikte belki de en önemli sonucu ve faydası idarede istikrarı temin etmesidir.
İdari işlem niteliğindeki idari yaptırımların ve disiplin cezalarının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, lehe olan normun uygulanması ilkesinin, disiplin cezaları ve yaptırımlar yönünden de geçerli olduğu yargısal içtihatlarla kabul edilmekle birlikte işbu uyuşmazlık konusu olayda, idari işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması ilkesinden ayrılmayı gerektirecek yaptırım veya ceza mahiyetinde bir işlem bulunmamakta olup yeni oluşan hukuki durumun (söz konusu yönetmelik değişikliğinin) ise lehe hüküm olarak değerlendirilmesini hukuken haklı kılacak bir neden olmayıp aksine idari istikrar ve işlemlerin tesis edildiği tarihteki yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması ilkesinden sapılmasını gerektirecek bir mahiyeti de bulunmamaktadır.
İdari işlemlerin, tesis edildikleri tarihteki mevzuata göre hukuka uygunluk denetimine tâbi tutulacağı dikkate alındığında; işlem tarihinden sonra yürürlüğe giren yönetmelik değişikliği ile davacı lehine hüküm getirilse dahi, yönetmelikte açıkça öngörülmedikçe, lehe olan hükmün geriye yürütülmesi suretiyle davacıya uygulanması hukuken mümkün olmayıp işlemin tesis edildiği tarihten sonra meydana gelecek değişikliklerin, uyuşmazlık konusu işlemi sakatlamayacağı da muhakkaktır.
Dava konusu bireysel işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre irdeleneceği, bireysel işlemin tüm hukuki sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmadığı sürece anılan işlemin dayanağı olan düzenleyici işlemin sonradan yürürlükten kaldırılmasının veya değiştirilmesinin söz konusu bireysel işlemi doğrudan sakatlamayacağı hususu yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca açıktır.
Kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığı için idareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmette etkinliğin sağlanması, gelişen ve değişen durumlara ayak uydurulması ve ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanabilmesi amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişikliklerin yapılması hususunda takdir yetkisine sahiptirler.
Bu minvalde idarenin takdir yetkisi kapsamında çarşı ve mahalle bekçisi adaylarında aranacak sağlık şartları konusunda yaptığı değişikliği iş bu davada davacının lehine uygulanması durumunda, davacı ile aynı sağlık şartlarını taşıyan kimseler yönünden mağduriyetler oluşacak hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi ciddi şekilde zarar görecektir. Şöyle ki aynı sağlık şartlarını taşıyan bireylerin bir kısmı, öngörülebilirlik ilkesi gereğince sınav ilanı yapılması üzerine sınava dahi başvurmamış, bir kısmı sınava başvurmuş ancak hakkında olumsuz işlem tesis edilmesi üzerine dava açma gereği hissetmemiş (çünkü rahatsızlığının olmadığı yönünde bir iddiası yok) bir kısmı ise olumsuz işlem tesisi üzerine dava açmış ancak ivedi bir şekilde yapılan yargılama neticesinde usulüne uygun olarak aldırılan rapor dikkate alınarak yönetmelik değişikliğinden önce davası reddedilmiş ve kanun yollarına başvurmamak suretiyle kararı kesinleşmiştir.
Başka bir ifade ile yönetmelik değişikliğinin davacı lehine uygulanması/geçmişe etkili bir şekilde yürütülmesi halinde davacı ile aynı statüde olan bireyler bakımından hakkaniyete aykırı, idari istikrarı zedeleyici, kanun önünde eşitlik ve hukuk kurallarının öngörülebilirliği ilkeleriyle bağdaştırma olanağı olmayan ve hatta bu ilkeler ışığında hareket eden bireyleri cezalandırıcı mahiyette olumsuz sonuçlara sebebiyet verilebilecektir.
Somut olay açısından bakıldığında, dava konusu işlemin yönetmeliğin amir hükmüne uygun şekilde tesis edildiği, olay tarihinde davacının söz konusu rahatsızlığının mevcut olduğu, bu durumun aksinin davacı tarafından iddia edilmediği gibi dosyadaki mevcut raporlar ile sabit olduğu da görülmektedir.
Bu nedenle yönetmelik değişikliğinin yürürlüğe girmesinden önceki idari işlemlere de teşmil edilmesi suretiyle yapılan irdelemeyi idari istikrar, kanun önünde eşitlik, hukuk kurallarının öngörülebilirliği ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaştırmak olanaklı değildir.
Bu durumda, yukarıda hükmüne yer verilen (dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki şekliyle) Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği EK-3-1-A.maddesi uyarınca "bozulmuş açlık glukozu" nun öğrenciliğe engel teşkil ettiği açık olup, dosyada mevcut sağlık kurulu raporları ile davacıda, "bozulmuş açlık glukozu" mevcut olduğu ortaya konulduğundan, tesis edildiği tarih itibariyle yürürlükte olan mevzuat düzenlemesine uygun olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan yönetmelik değişikliği sonrasında davacı açısından yeni bir hukuki durum oluştuğundan idare tarafından yapılacak yeni ilan üzerine sınava başvurabileceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerin istinaf başvurusunun kabulüne, Tokat İdare Mahkemesi'nin 06/11/2019 günlü, E:2019/281, K:2019/552 sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan dava aşamasına ilişkin yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.700,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca istinaf aşamasında harçtan muaf olması nedeniyle davalı idarelerden alınmayan 121,30 TL istinaf başvuru harcı ve 89,60 TL YD Karar harcının davacıdan tahsili için Mahkemesince tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, artan posta avansının taraflara iadesine 30/09/2020 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)