(3194 S. K. m. 8)
İSTEMİN ÖZETİ: İzmir İli, Kemalpaşa İlçesi, ….. ve ….. Mahalleleri sınırları içerisinde kalan 79,57 hektarlık alana ilişkin 1/5000 ölçekli Revizyon ve İlave Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Revizyon ve İlave Uygulama İmar Planının iptali istemiyle açılan davada; dava konusu planlara askı süresi içinde yapılan itirazların davalı idarenin 17.09.2018 gün ve 166224 sayılı Oluru ile kısmen kabul edildiği, kabul edilen kısımların 08/10/2018 -07/11/2018 tarihleri arasında yeniden askıya çıkarıldığı, dava konusu planların yeniden düzenlenen imar planları ile ortadan kalktığı gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 138,00-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve A.A.Ü.T'nin 6.maddesi uyarınca belirlenen 545,00-TL avukatlık ücretinin davacı tarafından davalıya ödenmesine karar veren İzmir 5. İdare Mahkemesi'nin 26/10/2018 günlü, E:2018/949, K:2018/1377sayılı kararının; askı süresi içinde yapılan itirazlardan sonra bir planın değiştirilmesinin ilk planı konusuz bırakmayacağı, işin esasına girilerek karar verilmesi, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesi gerektiği ileri sürülerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf yoluna başvurulan kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, usul ve kanuna uygun olan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesince, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 138,00-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, yargılama giderleri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6.maddesi uyarınca belirlenen 545,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar veren İzmir 5. İdare Mahkemesi'nin 26/10/2018 günlü, E:2018/949, K:2018/1377 sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu hakkında, Dairemizce verilen "istinaf başvurusunun kısmen reddi (esas yönünden), kısmen kabulü (vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden)" yolundaki 15/02/2019 günlü, E:2019/64, 2019/109 sayılı kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 13/07/2020 günlü, E:2019/15356, K:2020/7124 sayılı kararı ile bozulduğu anlaşıldığından bozma kararına uyularak işin gereği görüşüldü:
Dava, İzmir İli, Kemalpaşa İlçesi, ….. ve …… Mahalleleri sınırları içerisinde kalan 79,57 hektarlık alana ilişkin 1/5000 ölçekli Revizyon ve İlave Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Revizyon ve İlave Uygulama İmar Planının iptali istemiyle açılmıştır.
İşlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 3194 sayılı İmar Kanununun, "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde, "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi on beş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." kuralı yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu planların askıya çıkarılmasından sonra dava dışı kişiler tarafından askıda yapılan itiraz üzerine idarece 17.09.2018 tarih ve 166224 sayılı olur ile itirazların kısmen kabul, kısmen ret şeklinde değerlendirildiği, dava devam ederken planın bir kısmında değişiklik yapıldığı, davacıların dava açmaktan elde etmek istedikleri hukuki yarara ilişkin bir değişiklik olup olmadığının dosyada ki mevcut belgelerden anlaşılamadığı, davacının temyiz dilekçesinde planlarda kısmen değişiklik yapılmasına rağmen yapılaşmaya dönük kullanımlarda değişiklik olmadığından davanın konusunun devam ettiğinin ileri sürüldüğü görülmektedir.
Bu durumda plan değişikliğinden sonra davacının dava açmakta hukuki yararının devam edip etmediği açıklığa kavuşturularak, hukuki yararın devam ettiğinin anlaşılması durumunda ise işin esasının incelenerek karar verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, İdare Mahkemesince işin esası hakkında verilecek karar aşamasında yargılama giderleri hakkında da yeniden hüküm kurulacağı da açıktır.
Diğer taraftan, istinaf incelemesinde ilk derece mahkemesinde verilen kararlarda tespit edilen maddi ve hukuki eksikliklerin istinaf mercii tarafından tamamlanarak nihai kararların da istinaf mercii tarafından verilmesi kural olmakla beraber, istinaf kanun yolu, ilk derecedeki yargılamanın aynısı veya tekrarı niteliğinde değildir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla ortaya konulan yargılamanın esasının kural olarak ilk derece mahkemelerinde çözümlenmesi, bu çerçevede üst derece mahkemelerinin kanun yoluna ilişkin sadece belirli konularla sınırlı olarak inceleme yapması gerektiği ilkesi doğrultusunda; istinaf kanun yoluna tabi uyuşmazlıkların esasının çözümüne yönelik yargılamanın ilk derece mahkemesince yapılmasını gerekli kılmaktadır.
İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın esası hakkında inceleme yapılmamış olması durumunda, uyuşmazlık hakkında ilk derece mahkemesinin yerine geçerek istinaf mercii tarafından karar verilmesinin yasa koyucu tarafından düzenlenen istinaf kanun yolu sistematiğinin dışına çıkılması sonucunu doğuracağı gibi davanın taraflarının, istinaf aşamasında esasa yönelik iddiada bulunma ve savunma haklarını yeterince ve etkin biçimde kullanamamaları durumu ile karşı karşıya kalmalarına neden olacağı, ayrıca usul hukukunda mevcut olan çift dereceli yargılanma hakkının da özü itibariyle ihlal edileceği ve netice olarak bu durumun Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde vurgulanan adil yargılanma ilkesi ile bağdaşmayacağı açıktır.
Bütün bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamış, uyuşmazlığın esası hakkında İdare Mahkemesince karar verilmesini teminen iş bu dava dosyasının mahkemesine iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 5. İdare Mahkemesi'nin 26/10/2018 günlü, E:2018/949, K:2018/1377 sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının anılan idare mahkemesine gönderilmesine, Mahkemece verilecek kararla birlikte istinaf ve temyiz yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 2577 sayılı Yasanın 45.maddesinin 5.fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 19/11/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)