(193 S. K. Mük m. 120)
İSTEMİN ÖZETİ: Sahte belge düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiğinden bahisle, davacı adına 3 kat vergi ziyaı cezalı olarak yapılan 2016 yılı gelir vergisi, 2016/1-3,4-6 dönemleri gelir geçici vergisi ve 2016/1 ila 7 dönemleri katma değer vergisi tarhiyatlarının kaldırılması istemiyle açılan davanın; davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile 01.01.2016 tarihinden itibaren davacı tarafından düzenlenen faturaların sahte belge niteliğinde olduğunun tespit edildiği, elde edilen komisyon gelirinin tespiti amacıyla konunun takdir komisyonuna sevk edildiği ve komisyonca takdir edilen matrah üzerinden de dava konusu cezalı tarhiyatların yapıldığı, davacı hakkında düzenlenen 20.02.2018 tarih ve 2018-A-7200/2 sayılı Vergi Tekniği Raporunda; 02.04.2015 tarihinde pik demir ve dökme demir üretimi faaliyeti ile iştigal etmek üzere işe başlayan mükellefin 13.07.2016 tarihinde faaliyetini terk ettiği, mükellefin babası .....'den alınan bilgilere göre, işletmenin faaliyetini mükellefe vekaleten .....'nün yürüttüğü, mükellefe gönderilen defter ve belge isteme yazısının mükellefe tebliğ edilmesine karşın herhangi bir defter ve ya belge ibrazında bulunulmadığı, mükellef vekili ..... tarafından, defter ve belgelerin zayi olduğu ileri sürülerek konuya ilişkin mahkeme kararı ile bilirkişi raporu sunulduğu, ancak bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle, ".....'nün adresinde bulunan döküm atölyesi işyerinde 20.01.2017 tarihinde meydana gelen yangın sonucu, ofis kısmında bulunan ....., ....., ....., .....'a ait alış ve satış faturaları ile .....'ye ait alış ve satış faturası, irsaliye faturalarının yandığı tespitine ilişkin talebi karşısında, talep edene ait bir kısım belgenin yandığının tespit edildiği, talep edenin dilekçesinde belirtilen ....., ....., ..... ve ..... isimli şahısların kendi adlarına tespit isteminde bulunup hangi tür belgelerin basımını yaptırdıklarını anlaşmalı matbaa kayıtları ile ortaya koymaları gerektiği, talep edenin, kıvılcım sıçraması sonucu ve elektrik kablolarından kaynaklanan kıvılcımlar sonucunda yandığını beyan ettiği faturaların, ofis bölümünde bulunduğu ve çıkan yangından sadece bu bölümün zarar gördüğü tespit edildiğinden talep edenin çıkan yangından dolayı kusurunun bulunup bulunmadığı ve belirtilen belgelerin zayi olup olmadığı hususunda değerlendirme ile kararın mahkemesine ait olduğu" değerlendirmesinde bulunulduğu, İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Yangın ve Acil Müdahele Şube Müdürlüğünce düzenlenen yangın raporunda ise özetle, "Olay tarihinin 20.01.2017 olduğu ve yangın yerine varıldığında olay yerinin alevli ve dumanlı bir şekilde yanmakta olduğu, söndürme sonunda büro içerisindeki 1 adet masa ve mal sahibi beyanına göre öğrenilen muhtelif irsaliye ve faturalar kısmen yanmak, 5m2 plastik lambiri, 1 adet tavan suntası tamamen yanmak, elektrik tesisatı ve duvar islenmek ve ısınmak suretiyle zarar görmüştür. Eşyada 500,00-TL, binada 500,00-TL olmak üzere toplam tahmini zarar 1.000,00-TL olarak tespit edilmiştir. Yangın yerinde yapılan tetkikte, yangının başlangıcının tek katlı betonarme binanın asma katındaki büroda olduğu görülmüş olup, yapılan araştırmada, büro içerisine giren kişi veya kişilerin sehven sigara izmariti (dikkatsizlik) atması veya düşürmesi sonucu kolay yanıcı kağıt, döşeme gibi malzemeleri tutuşturması sonucu yangın çıktığı kanaatine varılmıştır." tespitinde bulunulduğu, mükellefin ifadesinden ve yapılan bu tespitlerden, mükellefin asıl faaliyetini gizlediği sonucuna varıldığı, 02.04.2015 tarihli işe başlama yoklamasında özetle, işyerinin 200m2 olduğu, kirasının 750,00-TL olduğu, işyerinde bir adet döküm ocağı, bir adet kum karıştırıcı ocağı bulunduğunun tespit edildiği, mükellef tarafından verilen 14.07.2016 tarihli dilekçe ile işi terk ettiğinin bildirilmesi üzerine yapılan 15.07.2016 tarihli yoklamada ise, mükellefin işi terk ettiği, adreste .....'nün faaliyette olduğunun tespit edildiği, genel olarak beyannamelerini verdiği, muhtasar beyanlarına göre 2 işçi çalıştırdığı, vergilerini kısmen ödediği, adına kayıtlı motorlu araç bulunmadığı, 2016 yılı itibariyle bilanço usulüne geçmesi gerekirken işletme defteri tutmaya devam ettiği, dolayısıyla Ba-Bs bildirimlerini vermediği, ilgili yılda mükellefe mal sattığını bildiren herhangi bir mükellefinde bulunmadığı, mükellefin alışları ile ilgili olarak vekili ..... ifadesinde, ".....'ın faaliyette olduğu dönemde bir kere .....'den 15.000,00-TL civarı pik ve kömür alışımız olmuştur. Bunun yanında alışlarımızın bir kısmı Ankara'dan gelen şirketlerden olmuştur. Bu şirketlerin şu an için isimlerini hatırlayamıyorum. Bu şirketlere ödememizi müşteri çeki ve senet olarak yaptık. Diğer alışlarımız hurdacılardan tedarik ettiğimiz alışlarımızdır. Hurdacılara olan ödemelerimiz müşteri çeki ve senet olarak yapılmıştır. Ödemeye ilişkin belgeler söz konusu yangın nedeniyle zayi olmuştur." beyanında bulunduğu, mükellefin mal sattığı firmalar nezdinde yapılan karşıt tespitlerde, genel olarak ..... ile muhatap olunduğu, ödemelerin nakit, müşteri çeki, senet ve havale gibi çeşitli yöntemlerle yapıldığı, nakliyenin genel olarak alıcılar tarafından gerçekleştirildiğinin tespit edildiği, mükellefin muhasebecisi .....'nin ifadesinde özetle, "İşyerini bizzat gördüğü, işyerinde kupol ocağı, kum değirmeni, kumlama makinası ve el aletleri bulunduğu, resmi evrakların ..... tarafından getirildiği, mükellefin iş hacmini sağlayacak kapasiteye sahip olduğu, alışlarını ..... ve Ankara'dan yaptığı, hurdacılardan alışı bulunmadığı, zaten gider pusulası bile bastırılmadığı" beyanında bulunulduğu, mükellefin banka hesaplarının genel olarak hareketsiz olduğu, tespit edilebilen çeklerin bir kısmıyla mükellefin ilgisinin dahi bulunmadığı, bir kısmının mükellef, vekili veya başka kişilerce tahsil edildiği, bilirkişi raporunda ismi geçen mükelleflerin hepsinin muhasebecisinin ..... olduğu ve bu mükelleflerden 1 tanesi dışında hepsinin aynı adreste peşpeşe kısa süreli olarak faaliyette bulundukları tespitlerine yer verilerek, davacı tarafından 01.01.2016 tarihinden itibaren düzenlenen faturaların sahte fatura olarak dikkate alınması gerektiği sonucuna varıldığı, raporda yer verilen tespitler değerlendirildiğinde; 2016 yılında, 7 aylık bir zaman diliminde faaliyet gösteren davacının 3.213.583,49-TL tutarında bir satış hasılatına ulaştığı, ancak alışlarının 15.000,00-TL'lik kısmı haricinde alışların kimden yapıldığına dair herhangi bir firma ismi dahi söyleyemediği, alışlardan bir kısmının hurdacılardan yapıldığını beyan etmesine karşın muhasebecisi tarafından hurdacılardan herhangi bir alışının olmadığının belirtildiği, mükellefin satışları ile ilgili olarak tespit edilebilen çeklerden bir kısmının mükellefle herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, banka hesaplarının genel olarak kullanılmadığı, defter ve belge isteme yazısının tebliğinden kısa bir süre sonra işyerinin yalnızca ofis bölümünde yangın raporuna göre sigara izmaritinden kaynaklı çıkan bir yangın gerekçe gösterilerek defter ve belgelerin ibraz edilmediği, davacı vekilinin beyanına göre, işyerinin yangın çıkan ofisinde davacı dışında başka mükelleflerin de defter ve belgelerinin bulunduğu ve yangının çıkış tarihi ve nedeninin dikkat çekici olduğu dikkate alındığında; davacı tarafından 01.01.2016 tarihinden itibaren düzenlenen faturaların sahte belge niteliğinde olduğu, bu durumda, sahte belge niteliğinde olduğu sonucuna varılan faturalardan elde edilen komisyon geliri nedeniyle yapılan dava konusu cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddine karar veren İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nin 28/01/2020 tarih ve E:2019/157, K:2020/112sayılı kararının, yasal dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1.Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü;
İstinafa konu Mahkeme kararının, dava konusu 2016 yılı üç kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile 2016/1 ila 7 dönemleri katma değer vergisine ilişkin kısmının, usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlık konusu 2016/1-3, 4-6 dönemine ilişkin olarak yapılan üç kat vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergisi tarhiyatı yönünden yapılan incelemede;
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 120. maddesinin dördüncü fıkrasında; yapılan incelemeler sonucunda, geçmiş dönemlere ait geçici verginin %l0'u aşan tutarda eksik beyan edildiğin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için re'sen veya ikmalen geçici vergi tarh edileceği, mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği, ancak gecikme faizi ve ceza tahsil edileceği kuralına yer verilmiştir.
Buna göre, ihbarnamelerde vergi aslının tahakkuk ettirilmeyeceği ve normal vade tarihinden itibaren mahsup tarihine kadar geçen süre için gecikme faizi hesaplanabilmesi için ihbarnamelerde zorunlu olarak yer aldığı belirtildiğinden, bu kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmesi gerekirken, davanın geçici vergi aslına ilişkin kısmının reddine karar veren vergi mahkemesi kararının geçici vergi aslına ilişkin hüküm fıkrasında yasal isabet görülmemiştir.
Geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasına gelince;
Geçici verginin matrahı yönünden gelir vergisine bağlı ve peşin alınan bir vergi olması nedeniyle, mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği hükmü ile geçici verginin yıllık vergiye mahsuben peşin alınan bir vergi olması ve müstekar hale gelen Danıştay kararlarında bu tür olaylarda asgari ceza haddinin uygulanması gerektiği içtihat edildiğinden, tek kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerekeceği hususları dikkate alındığında, bir kat vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık, dava konusu geçici vergiler için bir katı aşan tutarda vergi ziyaı cezası kesilmesinde hukuka uyarlık bulunmamakta olup, bu kısma ilişkin Mahkeme kararının ve bir katı aşan vergi ziyaı cezasının kaldırılması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 28/01/2020 gün ve E:2019/157, K:2020/112 sayılı kararının; geçici vergi aslına ve geçici vergi aslı üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmının kaldırılmasına, geçici vergi aslı yönünden karar verilmesine yer olmadığına, geçici vergi aslının bir katı üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasına yönelik davanın reddine, geçici vergi için kesilen vergi ziyaı cezasının bir katı aşan kısmının kaldırılmasına, üç kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile 2016/1 ila 7 dönemlerine ait üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yer alan ve davacı tarafından yapılan 350,40 TL yargılama giderinden haklılık oranına göre takdir edilen 311,90 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, geriye kalan 38,50 TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.270,00 TL vekalet ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, davalı idare vekili lehine ilk derece mahkemesi kararında vekalet ücretine hükmedildiğinden yeniden hükmedilmesine yer olmadığına, davalı idarece davacıdan 54,40 TL maktu karar harcı alınmasına, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesi'nce H.M.K'nun 333. maddesi uyarınca yatırana iadesine, 12/11/2020 tarihinde oybirliği ile kesin olmak üzere karar verildi. (¤¤)