(2709 S. K. m. 125) (3201 S. K. m. 55) (2577 S. K. m. 2, 45)
DAVANIN KONUSU: Afyonkarahisar POMEM emrinde ..... olarak görev yapmakta iken 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 6638 sayılı Kanun ile değişik 55. maddesinin 19. fıkrası uyarınca re'sen emekliye sevk edilen davacının, ..... olarak atanmamasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Uyuşmazlığın karara bağlanabilmesi için, 17/01/2020 tarihli ara kararı ile davalı idareden; dava konusu işlemin tesis edildiği 2017 yılında, .....den .....e terfi edenlerin kıdem ve liyakat sıralamalarını gösterir listenin istenmesine, haklarında devam etmekte olan adli ve idari soruşturma veya kovuşturma bulunanlar ile adli veya idari ceza uygulanan personelden ..... terfi ettirilenlerin olup olmadığına ilişkin bilgi ve belgelerin, performans puanı, sözlü ve yazılı sınav puanı, hizmet içi eğitim puanı davacıdan daha düşük, ödül ve başarı belgesi sayısı daha az olan ve terfi ettirilen personel olup olmadığına ve varsa kaç personel olduğuna ilişkin listenin, davacının emekliye sevk edildiği 2017 yılından önceki beş yıllık döneme ait performans değerlendirme formları ile ceza, ödül ve başarı belgelerine ait bilgi ve belgelerin istenilmesine; Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan ise 2016/4639 sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma neticesinde iddianame düzenlenip düzenlenmediğinin sorularak, iddianame düzenlenmiş ise iddianamenin bir örneğinin UYAP üzerinden Mahkememize gönderilmesinin ve dava açılmış ise açılan ceza davasına ilişkin Mahkeme ve esas numarasının bildirilmesinin, davacı hakkında yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığına ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenmesine karar verildiği; davalı idarenin 06/02/2020 tarihli cevabi yazısında "bahse konu personel ile ilgili kıdem sırası, almış olduğu ödül ve takdirnameler, özlük bilgilerini içeren hizmet cetvelleri ve arz notları halinde Bakanlık Makamının takdirine arz edilmekle birlikte, bu kapsamda özel olarak tanzim edilip kayıt altına alınan bir belge ya da liste bulunmadığı"nın belirtildiği, anılan yazı ekinde gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacı hakkında dava konusu işlemin tesis edildiği 2017 yılından önceki 5 yıllık dönemde herhangi bir disiplin cezası bulunmadığı, 7 adet maaş taltifi ile ödüllendirildiği, performans değerlendirme puanlarının 5 (gözlenen performans ortalamanın çok üzerinde) olduğu, ayrıca 2017 yılı ..... rütbesindeki personelin kendi aralarındaki kıdem sıralamasında davacının 17. sırada olduğu; Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 19/02/2020 tarihli cevabi yazısı ile de davacı hakkında yürütülen 2016/4639 sayılı soruşturmada 15/02/2017 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin ve hakkında başkaca soruşturma kaydına rastlanmadığının belirtildiği anlaşıldığı, bakılan davada, davalı idarece her ne kadar ataması yapılan personele ilişkin liste dosyamıza gönderilmemiş ise de savunma dilekçesinde davacının terfi durumunun görüşüldüğü kurul dönemindeki kadro durumuna ilişkin olarak, anılan tarihte ülke genelinde ..... rütbesinde 666, ..... rütbesinde ise yaklaşık 820 personelin bulunduğu, ..... için ayrılan norm kadronun 750 olduğu, 94 personelin çeşitli unvan ve kadrolara ..... rütbesiyle atandığı bilgilerine yer verildiği görüldüğü, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte davacı hakkında herhangi bir adli ve idari soruşturma bulunmadığı, diğer bir çok adaya nazaran daha kıdemli olduğu, performans puanı çok iyi olan, taltif ve başarı belgeleri ile ödüllendirilen davacının, liyakat yönünden ..... terfi etmesine engel bir durumunun bulunmadığı, öte yandan davalı idare tarafından, davacının terfi etmesine engel olabilecek somut bir tespit de sunulmadığı, bu nedenle davalı idarece liyakat değerlendirmesinde dikkate alınması gereken ölçütlerin, rütbe terfiinde davacı yönünden eşit, objektif ve istikrarlı şekilde uygulanmadığı anlaşıldığından, davacının ..... rütbesine terfi ettirilmeyerek bulunduğu rütbeye terfi ettiği tarihten itibaren beş yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemediğinden bahisle emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, öte yandan, Anayasanın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış olup, yapılan yargılama ile hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, Afyonkarahisar İdare Mahkemesi'nin 12/03/2020gün ve E: 2019/559, K: 2020/200sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan 15/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Davalı idare vekili tarafından; rütbe terfi işlemlerinin 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun ilgili maddeleri ile bu kanuna istinaden çıkarılan Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümleri kapsamında gerçekleştirildiği, ..... rütbesinden ..... rütbesine terfi durumunun diğer rütbelerin terfilerinden farklı düzenlendiği, ..... rütbesine terfi işlemlerinde herhangi bir kurul veya komisyonca liyakat yönünden değerlendirme yapılmadığı, doğrudan Bakanlık tasarrufu olduğu, en az bekleme süresini tamamlama dışında başka şart aranmadığı, geniş bir takdir yetkisi bulunduğu ileri sürülerek Mahkeme kararının kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Usul ve yasaya uygun mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
İstinaf başvurusuna konu kararda davanın konusu; davacının ..... olarak atanmamasına ilişkin işlemin iptali istemi olarak kurgulanmışsa da davacı vekili tarafından resen emekliye sevk işlemine karşı ayrı dava açıldığı görülmekle ve dava dilekçesi incelenmekle bu davanın konusunun bir üst rütbeye terfi ettirilmeme işlemi olduğu tespit edilmiştir.
Ayrıca davacı tarafça parasal haricinde ayrıca özlük hak talebinde bulunulmasına karşın mahkemesince bu konuda da değerlendirme yapılmadığı görülmüştür.
Anılan durumlar, mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirse de gerek usul ekonomisi gerekse de makul sürede yargılanma hakkı dikkate alınarak söz konusu eksiklikler Dairemizce düzeltme yoluyla giderilecektir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesi kararlarının istinafen incelenerek kaldırılması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45 inci maddesinin 4 üncü ve 5 inci fıkralarında yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
İstinaf başvurusuna konu karar sonucu itibariyle usul ve hukuka uygun olduğundan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45 inci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Karar İçerisinde Yer Alan Resen Emekliliğe İlişkin İbareler Yönünden Yapılan Değerlendirme:
İstinafa konu ilk derece mahkemesi kararının, "Bu durumda" ile başlayan kısmında (10.paragrafında) "... davacının ..... rütbesine terfi ettirilmeyerek bulunduğu rütbeye terfi ettiği tarihten itibaren beş yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemediğinden bahisle emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemde..." ibaresinin karar gerekçesinden çıkartılarak bu ibarenin "davacının .....den .....e terfi ettirilmemesine ilişkin dava konusu işlemde" şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir.
Davacı Tarafça Yöneltilen Özlük Hakkı Talebi Açısından Yapılan Hukuki Değerlendirme:
Davacı vekilince parasal hak haricinde ayrıca özlük hak talebinde bulunulduğu görülmesine karşın mahkemesince bu konu hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.
Kamu personel mevzuatında özlük hakkının tanımını yapan bir hüküm bulunmamaktadır. Türk Dil Kurumu sözlüğünde, “özlük hakkı”: “Genel memur statüsü içinde kişinin, kanunların öngördüğü biçim ve koşullarla kazandığı her türlü hak.” olarak tanımlanmaktadır.(https://sozluk.gov.tr/ )
Buradan hareketle, kural olarak subjektif olmayan ve memurlara bulundukları statünün bir gereği olarak tanınan haklara, özlük hakkı denilmektedir. Bunlar güvenlik hakkı, hizmet hakkı, müracaat, şikayet ve dava hakkı, sendika hakkı, izin hakkı, aylık hakkı, yolluk hakkı ve diğer sosyal (tedavi yardımı, aile yardımı, doğum ve ölüm yardımı vs.) haklardır.
Nihayetinde gelinen nokta itibariyle, mevzuattaki düzenleniş şekillerine bakıldığında, özlük hakkı kavramı, memurun mali hakları yanında, konusu para olmayan memurun bu statüsünden kaynaklanan tüm haklarını (sosyal hakları, derece, terfi, intibak, izin vs. hakları) kapsayıcı niteliktedir.
Parasal hak haricinde talep edilen özlük hakkı; memurun bu statüden kaynaklanan tüm haklarını kapsadığından bu minvalde yöneltilen talebin mahiyeti belirsizdir. Parasal hak haricinde talep edilen özlük hakkının mahiyeti gerek davacı tarafından gerekse de yapılacak bir ara karar ile yargı makamınca belirlense dahi henüz ortada verilmesi talep edilen (izin, derece vs.) özlük hakkının davalı idare tarafından verilmediğine/verilmeyeceğine ilişkin bir irade beyanı dolayısıyla bir işlem bulunmadığından yargı makamlarınca bu talebin karşılanması idari işlem mahiyetinde karar ittihazı anlamına gelir ki, bu da Anayasanın 125. maddesi ve 2577 sayılı Yasanın 2. maddesindeki amir hüküm nedeniyle mümkün değildir.
Diğer taraftan, sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmenin, zararın aynen veya nakden giderilmesidir. (Ramazan Çağlayan, Tarihsel, Teorik ve Pratik Yönleriyle İdarenin Kusursuz Sorumluluğu, 1. Baskı, Asil Yayın, Ankara- 2007, s.219.)
Sorumluluk hukukunda iki tür tazmin ilkesi benimsenmiştir. Bunlar “aynen tazmin” ve “nakden tazmin” ilkeleridir. Aynen tazmin, ortaya çıkan zararın aynen yani, fiilen ve gözle görülebilir şekilde ortadan kaldırılmasıdır. Nakden tazmin ise, ortaya çıkan zararın zarar gören şeyin değeri tutarında bir paranın zarar görene verilmesi demektir. Özel hukukta her iki tazmin türü de mümkündür. İdare hukukunda ise, hâkimin veya mahkemenin idareyi aynen tazmine mahkum etmesi mümkün değildir. (Kemal Gözler, İdare Hukuku Cilt II, Ekin Kitabevi, Bursa- 2003, s. 1258.)
Bu açıklamalar ışığında gelinen noktada parasal hak haricinde talep edilen özlük hakkın yargı makamlarınca verilmesine/iadesine hükmedilmesi aynen ifaya hükmedilmesi anlamına gelir ki, bu durumda Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında “zararı gidermekle yükümlüdür.” ibaresi yerine “zararı ödemekle yükümlüdür.” ibaresinin tercih edilmiş olması karşısında mümkün değildir.
Özlük hakkına ilişkin talebin mahiyetinin belirli olmaması, söz konusu talebin iptal ve tazminat davası olarak nitelendirilmesinin mümkün olmaması ve son olarak da idari yargı makamlarınca aynen ifaya veya tazmine karar verilmesinin olanaklı olmaması ve idari eylem ve işlem niteliğinde yargı kararı verilememesi nedeniyle, memur mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda parasal hak talebi haricinde ayrıca yöneltilen özlük haklarının iadesi/verilmesi taleplerinin, idari yargı makamlarınca incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu nedenle davacı tarafça parasal hak talebinden ayrı olarak yöneltilen özlük hakkı talebi açısından davanın incelenmeksizin reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu talebin iptal ve parasal hak talebi karşısındaki ikincil niteliği ve şimdiye kadar uygulana gelen idari yargı pratiği dikkate alındığında özlük hakkı açısından davanın incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle davalı idare lehine vekalet ücreti ödenmesi ve yargılama giderlerinin bir kısmının davacı taraf üzerinde bırakılmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceği kanaatine varıldığından, bu kısım açısından davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin tamamının davalıya tahmiline karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Son tahlilde, davacının bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, özlük hakkına yönelik talep açısından davanın incelenmeksizin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:
1-)İstinaf isteminde bulunulan mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığından, istinaf isteminin yukarıda işaret edilen DÜZELTMELER UYARINCA REDDİNE,
2-) İstinaf aşamasında yapılan 82,00-TL yargılama giderlerinin istinaf talep edenin üzerinde bırakılmasına,
3-) Artan posta ücretinin istinaf isteminde bulunan tarafa Mahkemesince iadesine,
2577 sayılı Kanun'un 45.maddesi uyarınca 28/10/2020tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)