(2709 S. K. m. 125) (193 S. K. m. 61, 94, Geç. m. 89) (213 S. K. m. 116, 117, 118, 122, 124)
İSTEMİN ÖZETİ: .... A.Ş.'de çalışmakta iken iş sözleşmesi ikale yoluyla 08.05.2015 tarihinde sona erdirilen davacıya ödenen ikale tazminatından kesilen gelir vergisinin iadesi yolundaki düzeltme-şikayet başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali ile kesilen tutarın tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davanın; .... A.Ş.'de çalışmakta iken, iş sözleşmesi karşılıklı olarak (ikale yoluyla) 08.05.2015 tarihinde sona erdirilen davacıya, sözleşme gereği 1.056.231,58-TL ikale ödemesi tutarından kesilen gelir vergisinin, kesinti tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte iadesi yolundaki düzeltme-şikayet başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali ve kesilen tutarın tahsil tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, anılan ek ödemenin şirkette çalıştığı departmanda yeniden yapılanmaya gitme kararının alınması üzerine karşılıklı olarak iş akdinin sonlandırılmasından dolayı davacıya ödendiği, işveren tarafından düzenlenen 2015/Mayıs ayı bordrosunda davacıya yapılan bu ek ödemenin de gelir vergisi kesintisine tabi tutulduğunun anlaşıldığı, olayda, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun, 7162 sayılı Yasanın 4. maddesiyle eklenen geçici 89'uncu maddesiyle, 27/3/2018 tarihinden önce karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar üzerinden tevkif edilerek tahsil edilen gelir vergisinin, hizmet erbabının düzeltme zamanaşımı süresi içerisinde tarha yetkili vergi dairelerine başvurmaları koşuluyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun düzeltmeye ilişkin hükümleri uyarınca ret ve iade edileceği öngörülmüş olup; iş akdiyle çalışan davacıya karşılıklı sonlandırma(ikale) sözleşmesi uyarınca ödenen tazminatın anılan yasa maddesi kapsamında bulunması nedeniyle bu ödemeden yapılan gelir vergisi kesintisinin yine aynı madde uyarınca ret ve iadesi gerekmesine karşın, düzeltme zamanaşımı süresi içerisinde davacı tarafından, kesilen verginin iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun reddi yolundaki dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği, davacının faiz istemine gelince; bilindiği üzere faizin, paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının sahibine vermiş olduğu zararın karşılığı, başka bir ifadeyle tazmini olarak tanımlandığı, hukuken öngörülmeyen bir verginin tahsili sonrası doğan zararın tazmini hususunun da bir hukuk devletinde, Anayasanın 125. maddesinin “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” hükmünde tanımını bulan “İdarenin Sorumluluğu” ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesinin bir zorunluluk olduğu, bu haliyle ihtilafta, yukarıda açıklandığı üzere tahsili hukuka aykırı bulunan ve idarece tahsili tarihinden işbu karara göre iadesi tarihine kadar geçen süre içinde kullanımından mahrum kalınan tutarın yasal faizi ile birlikte davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle kabulüne karar veren İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nin 08/06/2020 tarih ve E:2019/1394, K:2020/521sayılı kararının, yasal dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusuna ait dilekçede ileri sürülen nedenlerin, dayandığı gerekçeler karşısında kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte olmadığı, bu nedenle istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1.Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü;
Davalı İdare tarafından ileri sürülen iddialar yerinde ve Mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olduğundan İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nin 08/06/2020 tarih ve E:2019/1394, K:2020/521 sayılı kararının kaldırılmasına karar verilerek işin esası incelendi;
İncelenen dosyada, davacı tarafından kendisine ödenen 1.056.231,58 TL ikale tazminatı ödemesinden haksız ve yersiz kesilen kesilen gelir (stopaj) vergisinin yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmış ise de, dosyaya ekli; işveren ile davacı tarafından imzalanan ''Sona Edirme Sözleşmesi'' nden 623.849 TL iyiniyet ödemesi yapıldığı anlaşılmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 116. maddesinde, vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması vergi hatası olarak tanımlanmış, 117. maddesinde, matrah hataları, vergi miktarındaki hatalar ve verginin mükerrer olması “hesap hataları” olarak, 118. maddesinde de; mükellefin şahsında hata, mükellefiyette hata, mevzuda hata ve vergilendirme ve muafiyet döneminde hata “vergilendirme hataları” olarak belirtilmiştir. Aynı Kanun’un “düzeltme talebi“ başlıklı 122. maddesinde, mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilecekleri, 124. maddesinde ise, vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri hükme bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesinde, ücret; işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olarak tanımlandıktan sonra, ikinci fıkrasında, ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olmasının veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartıyla kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği hükmüne yer verilmiş, 94. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendinde de, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104. maddelere göre tevkifat yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Buna göre, Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinde tanımlanan, ücret ve ücret sayılan ödemelerin ortak özelliği, bu ödemelerin çalışanın işverene bağlılığı ve hizmet karşılığı sağlanan ve para ile temsil edilen yahut temsil edilebilen ödemeler olmasıdır. Yine yasal düzenlemelere göre ancak ücret veya ücret niteliği taşıyan ödemelerden tevkifat yapılacaktır. Dava konusu kesintinin ait olduğu ikale bedelinin ( ek ödeme ve ilave tediye ödemesinin) ise davacının çalıştığı şirket tarafından davacının iş akdinin sona erdirilmesi nedeniyle yasal bir zorunluluk olmaksızın davacıya işsiz kalması sebebiyle yardım amaçlı yapılan tazminat niteliğinde bir ödeme olması nedeniyle ücret sayılan ödemelerin ortak özelliğini taşıdığından bahsedilemez. Bu itibarla davacıya ek ödeme bedeli adı altında yapılan söz konusu ödemeden Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. ve 94. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi uyarınca vergi kesintisi yapılmasına olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, çalışma ilişkisini sona erdiren işveren tarafından iyi niyet tazminatı olarak davacıya yasal bir zorunluluk ve hizmet karşılığı olmaksızın yapılan ödemenin ücret niteliğinde olmaması ve davacının emekli olması yapılan ödemenin niteliğini değiştrmemesi karşısında söz konusu ödeme üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmasının açık bir vergilendirme hatası olması nedeniyle tevkif edilen verginin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Anayasanın 125. maddesinde yer alan, idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu yolundaki idarenin sorumluluğuna ilişkin hüküm uyarınca, yukarıda açıklanan gerekçelerle hukuka aykırı bulunan işlem nedeniyle ve idarece tahsil edildiği tarihden bu karara göre iade edileceği tarihine kadar geçen süre içinde kullanımından mahrum kalınan kesinti tutarının davacının talebi doğrultusunda 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da öngörülen oranda faiz uygulanmak suretiyle davacıya iadesi gerekmektedir.
Öte yandan, davacı tarafından 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 61'inci maddesinde; ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olarak tanımlanmış ve ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Davacıya iyi niyet tazminatı ve kıdem tazminatı dışında ücret, prim ve kullanılmayan izinler için ödenen yıllık izin ücretlerinin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61'inci maddesi uyarınca ücret niteliğinde olduğu açık olduğundan, bu ödemeler üzerinden kesilen gelir (stopaj) vergisinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
İhbar tazminatı, işverenin iş akdini kanunda yer alan ihbar sürelerine uymaksızın feshi halinde bildirim süresine ait ücretin karşılığı olup, peşin ödenmektedir. İşçi ile işveren arasındaki hizmet akdinin feshinden önce işverenin işçiye bu durumu bildirmesi ve kanunda belli edilen sürelerin sonuna kadar ücret ödemesi gerekmekte ya da bu bildirim sürelerine ait ücreti peşin vererek iş sözleşmesini fesh edebilmektedir. Başka bir ifadeyle, ihbar tazminatı, iş sözleşmesine göre çalışılması gereken süre için verilen ücretin karşılığı olup, işsizlik sebebiyle ya da diğer sebeplerle verilen tazminat ve yardım niteliğinde değildir.
Bu durumda kıdem tazminatı ve iyi niyet tazminatı haricindeki davacıya ödenen ücret, prim, yıllık izin ücretleri ve ihbar tazminatına tekabül eden ödemeler ücret niteliğinde olduğundan, bu ödeme üzerinden kesilen gelir (stopaj) vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddi hukuka uygun olup, aksi yönde verilen Mahkeme kararının kaldırılması, kıdem tazminatından gelir vergisi kesintisi yapılmadığı dikkate alındığında iyi niyet ödemesi üzerinden kesilen gelir(stopaj) vergisinin ise hukuka aykırı olması nedeniyle yasal faiziyle iadesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 08/06/2020 gün ve E:2019/1394, K:2020/521 sayılı kararının kaldırılmasına, davacıya yapılan iyi niyet tazminatı dışındaki ödemelerden kesilen gelir stopaj vergisinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile yasal faiziyle birlikte iadesine yönelik davanın reddine, davacıya ödenen 623.849 TL iyi niyet ödemesinden kesilen gelir stopaj vergisine ilişkin kısmının ise iptali ile iyi niyet tazminatından kesilen gelir vergisinin tahsil tarihinden itibaren yasal faiziyle davacıya iadesine, aşağıda dökümü yer alan ve davacı tarafından yapılan 124,80 TL yargılama giderinden haklılık oranına göre takdir edilen 38,80 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, geriye kalan 86,00 TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından yapılan 30,00 TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca istinaf aşamasında davalı idareden aranmayan 157,50 TL istinaf başvurma harcının davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.890,00TL vekalet ücretinin taraflarca karşılıklı olarak birbirlerine ödenmesine, davalı idarece davacıdan 54,40 TL maktu karar harcı alınmasına, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesi'nce H.M.K'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatıranlara iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 18/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)