İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına, POS tefecilik faaliyetinden elde ettiği gelirini kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak re'sen tarh edilen 2017 takvim yılına ilişkin bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 2017/1-3,4-6,7-9,10-12 dönemleri geçici vergilerine bağlı olarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezalarının ve fatura düzenlememekten dolayı 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılan davanın; olayda, faaliyet konusu motorlu kara taşıtlarının parçalarının toptan ticareti olan ve yapılan yoklamalarda altın ticareti ile uğraştığı yolunda bir tespit bulunmayan davacının, faaliyet konusu ile ilgili bulunmayan altın alımı olarak beyan edilen işlemlerinin büyük bir kısmının şirketin tek ortağı ve yasal temsilcisi olan ve faaliyet konusu sıvı yakıtlar ve bunlarla ilgili ürünlerin toptan ticareti olan, altın ticareti faaliyet konuları arasında bulunmayan ve yapılan yoklamalarda da altın ticareti yaptığına ilişkin bir tespit bulunmayan ………'dan, bir kısmının ise adlarına gider pusulası düzenlenen, kimlik, vergi bilgileri bulunmayan ve bu sebeplerle kendilerine ulaşılamayan kişilerle gerçekleştirilmiş olması, satışlarının büyük kısmının da, alımlarında olduğu gibi faaliyet konusu itibarıyla altın ticareti ile ilgisi bulunmayan mükelleflere yapılmış olmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu durumun aksini ispat etmesi gereken davacı tarafından, gerek inceleme aşamasında, alış ve satış faturalarının büyük kısmını incelemeye ibraz etmemesi, gerekse dava aşamasında söz konusu alımların gerçek olduğuna ilişkin herhangi bir somut delili sunamaması, ayrıca kredi kartları kullanılan kişilerin bazılarının ifadelerinde de, nakit para ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla davacının POS cihazlarının kullanıldığı yönündeki beyanları, ifadesine başvurulan bazı kişilerin ise kredi kartlarının hatır için arkadaşlarına kullandırıldığı veya alınan altınların nakde çevrildiği gibi hayatın olağan akışına uygun olmayan beyanlarının ve çok yüksek tutarlı POS cihazı işlemlerinin muhatabı olan alıcıların altın alım satım faaliyeti ile uğraşmamaları, çok yüksek tutarlı altın satışlarının, gerçekte alındığı iddia edilen tam, yarım, çeyrek altın satışları ile ulaşılmasının da mümkün olmaması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının, altın alım ve satımlarının gerçeği yansıtmadığı, altın ticareti yapmadığı, komisyon karşılığında POS tefecilik yaptığı sonucuna varıldığı, öte yandan, davacının elde ettiği komisyon gelirinin, ifade sahiplerinin beyanları doğrultusunda %3,5 olarak tespiti ve bu orandan bankaların POS cihazı sebebiyle aldığı %2,7 komisyon ve banka sigorta muameleleri vergisi düşüldükten sonra kalan oran üzerinden hesaplanmasının hukuka uygun olduğu, bu durumda, POS tefecilik faaliyetinden elde ettiği geliri beyan etmeyen davacı adına hukuka uygun olarak tespit edilen matrah farkı üzerinden re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile aslı aranmayan geçici vergilere bağlı olarak kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı adına, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına gelince, 213 sayılı Yasa'nın 353/1. maddesi uyarınca dosyada mevcut belgeler ile ödevli hakkında tanzim olunan vergi tekniği raporundaki tespitlerin incelenmesinden, faturanın verilmediği, alınmadığı ya da gerçek meblağdan farklı meblağa yer verildiği yolunda yasanın aradığı anlamda ve olay anında gerçekleştirilmiş somut bilgiler ihtiva eden bir tespitin yapılmadığı anlaşılmakla kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle kısmen kabulü, kısmen reddi, dava konusu vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergilere bağlı olarak kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemi yönünden reddi, özel usulsüzlük cezası yönünden kabulü ile özel usulsüzlük cezasının kaldırılması yolunda verilen Konya 1. Vergi Mahkemesinin 06.07.2020 gün ve E:2020/32; K:2020/368 sayılı kararının; 2017 ve 2018 hesap dönemlerinde POS cihazı kullanılarak gerçekleşen satış hasılatına göre, mükellefin amacının faiz karşılığı ödünç para vermek suretiyle gelir elde etmek olduğu, satışlarını gerçek işlem gibi gösterebilmek için de değişik şahıslardan sadece isim yazılarak düzenlenen gider pusulaları ile alış yapılmış gösterilerek ve aynı zamanda şirketin %100 hisse sahibinin şahsi işletmesinden şirket adına yüklü miktarda düzenlenen faturalarla alış gösterilerek düzenlenen altın satış faturalarında satıldığı gözüken altınların alışının belgelendirilmesi suretiyle gerçek faaliyetini gizlemek için sahte belge düzenlenerek işlemlerin ikmal edildiği, idarece yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek aleyhe olan kısmın kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesince, dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü;
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan mahkeme kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen kararın kaldırılmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yapılan 57,00-TL istinaf yargılama giderinin istinaf başvurusunda bulunanın üzerinde bırakılmasına, artan posta gideri avansının kararın kesinleşmesinden sonra istinaf başvurusunda bulunana iadesine, kararın tebliğinden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 18.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)