İSTEMİN ÖZETİ: Rusya Federasyonu vatandaşı davacının, hakkında uygulanan idari gözetim kararı nedeniyle hürriyetinden mahrum kaldığından bahisle uğradığını iddia ettiği 50.000,00 TL manevi zararın tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddine ilişkin Edirne İdare Mahkemesi'nce verilen 20/12/2019 tarih ve E:2019/720, K:2019/1564 sayılı kararın; davacı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Rusya Federasyonu vatandaşı davacının, hakkında uygulanan idari gözetim kararı nedeniyle hürriyetinden mahrum kaldığından bahisle uğradığını iddia ettiği 50.000,00 TL manevi zararın tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Edirne İdare Mahkemesince; davacı hakkında İçişleri Bakanlığınca 24/12/2013 tarihinde G-114 tahdit kaydı, 10/01/2014 tarihinde de G-87 (genel güvenlik) tahdit kaydı konulduğu, idari gözetim kararının tesis edildiği 13/11/2014 tarihinde davacı hakkında idare yönünden haklı şüpheye neden olabileceği ve idari gözetim altına alınmasına yeterli görülebileceği değerlendirilen G-87 (genel güvenlik) tahdit kaydı ile G-114 tahdit kayıtlarının mevcut olması, sınır dışı edilmesine ve uluslararası koruma talebinin reddedilmesine karşı açtığı davaların reddedilmesi hususları dikkate alındığında, kusur sorumluluğu için gerekli olan ağır kusur ve hukuka aykırılık ve uygun illiyet bağı şartlarının somut olayda bir arada bulunmadığı, dolayısıyla tazminat ödenebilmesi için aranan şartların uyuşmazlıkta oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, anılan kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde; Danıştay’da ve idare mahkemelerinde idari dava açma süresinin kural olarak yazılı bildirimin yapıldığı tarihten itibaren altmış gün olduğu belirtilmiş, 12. maddesinde de; "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır."hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanunun 9.maddesinin 1.fıkrasında ise; " Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir." kuralı bulunmaktadır.
Aynı Kanun’un 14/3-e maddesinde, dava dilekçelerinin süre aşımı yönünden inceleneceği, 15/1-b maddesinde ise, davada süre aşımı bulunması halinde davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Rusya Federasyonu vatandaşı davacının, 12.11.2014 tarihinde illegal yollardan ülkeye girişi esnasında Kapı Kule Hudut Koruma görevlilerince yakalandığı ve geri gönderme merkezine sevk edildiği, 13.11.2014 tarihinde hakkında sınırdışı ve idari gözetim kararı alındığı, idari gözetim kararının Edirne Sulh Ceza Hakimliğince kaldırıldığı ve 10.12.2014 tarihinde salıverildiği, davacı tarafından sınırdışı edilmesine ilişkin işleme ve uluslararası koruma başvurusunun reddine ilişkin işlemlere karşı açılan davaların mahkemelerce reddedildiği ve 08.01.2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulduğu, söz konusu 2015/516 no'lu başvurunun 20.03.2019 tarihli karar ile kabul edilemez olduğuna karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda davacının, zararın tazmini için davalı idareye dosya kapsamında bir başvurusunun olmadığı tespit edilmekle birlikte işlemden kaynaklanan tam yargı davaları yukarıda alıntılanan mevzuat uyarınca doğrudan açılabileceği gibi iptal davasından sonra da açılabilir. Ancak iptal davasından sonra açılan tam yargı davalarının, iptal kararlarının kesinleşmesinden sonra 60 gün içinde açılması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında uygulanan idari gözetim kararının son bulduğu (serbest bırakıldığı) 10.12.2014 tarihinden itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten çok sonra 10.06.2019 tarihinde açılan davada, süre aşımı nedeniyle işin esasını inceleme olanağı bulunmamaktadır.
Her ne kadar davacı tarafından, bazı temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiğinin tespiti ve tazminat istemi ile Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunulması ve anılan yüksek mahkemece talep hakkında karar verilmesi üzerine 60 gün içinde dava açıldığı belirtilmiş ise de; Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru sonucu, başvurunun kabul edilemez olduğuna ilişkin kararın, 2577 sayılı Kanunun 9. maddesinde belirtilen "görevli olmayan yerlere başvurma" olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Buna göre; davanın süre aşımı yönünden reddi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddine ilişkin istinafa konu mahkeme kararında sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf yoluyla kaldırılması istenilen İdare Mahkemesi kararında kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar da sözkonusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden mahkeme kararının gerekçesi yukarıdaki şekilde değiştirilerek başvurunun reddine, davacının adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle alınmayan aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca haksız çıkan davacıdan tahsil edilmesi için İdare Mahkemesince müzekkere yazılmasına, kararın taraflara tebliği amacıyla dosyanın mahkemesine gönderilmesine, temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 06/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)