İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 4. İdare Mahkemesi'nce dava konusu işlemin iptali yönünde verilen 24/12/2019 gün ve E:2019/1435, K:2019/2513 sayılı kararın; davalı idare vekilince, 676 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 74 üncü maddesiyle, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde düzenlenen genel şartların da aranacağı, bu şartlar arasında yer alan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının ise, davacı açısından olumlu sonuçlanmadığı, dolayısıyla davacının genel şartları taşımadığı, bu şekilde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesine karşı cevap verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava; davacı tarafından, Gazi Üniversitesi Rektörlüğü öğretim görevlisi kadrosuna yapılan açıktan atamasının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz sonuçlandığından bahisle iptal edilmesine ilişkin 10.06.2019 tarih ve 18744377-903.02.01 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalı için 28/12/2018 tarihinde ilan edilen öğretim görevlisi kadrosuna atanmaya hak kazanan davacı hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırımasının Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yapıldığı, Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğü tarafından Gazi Üniversitesine gönderilen 04/04/2019 tarih ve 1519 sayılı yazı ekinde gönderilen bilgi notunda davacının FETÖ/PDY terör örgütü soruşturmaları kapsamında adli işlem gördüğü, FETÖ/PDY ile iltisaklı olan ve KHK ile kapatılan .... Üniversitesinde SGK kaydının olduğu yönündeki istihbari nitelikte bilgiye dayalı olarak güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle dava konusu işlem ile atamasının yapılmadığının anlaşıldığı, ilgili mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, bazı kurumlarda ve bazı görevlerde istihdam edilecek kişiler hakkında görevin önemi ve özelliği gereği derin bir araştırma ve değerlendirme yapılmasının gerekli olduğu, yasal olmayan yöntemleri kullanarak tüm anayasal kurumları baskı altına almayı, zaafa uğratmayı, yönlendirmeyi ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmayı hedefleyen bir örgüte mensup, iltisaklı ve irtibatlı kişilerin demokratik hukuk devletine karşı yakın, açık ve ciddi bir tehlike teşkil etmesinin önlenmesi, Anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerin korunması ve terörle mücadelenin daha etkin bir şekilde sürdürülebilmesi için eğitim- öğretim hizmetlerini yürütmekten sorumlu üniversite idaresinin bu hizmeti en iyi şekilde yürütülebilmesi için bir takım tedbirler almasının gerekli olduğu ve bu tedbirleri alırken dikkatli ve daha titiz davranması gerektiği ve araştırma görevlisi olarak alınacak personelin güvenilirliğinin her türlü şüpheden uzak olarak ortaya konulması gerektiğinin de açık olduğu, olayda, davacının açıktan atamasının yapılmamasına gerekçe olarak gösterilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına ilişkin dosyada bulunan belgeler incelendiğinde; davacının FETÖ/PDY ile iltisaklı olan ve KHK ile kapatılan .... Üniversitesinde SGK kaydı, Şubat 2016 ila Temmuz 2017 tarihleri arasında 149 gün ile sınırlıdır. Bahse konu üniversitenin kapatılma nedeni çerçevesinde, söz konusu üniversite yönetimi ve kurucularının hukuki durumu ile bu eğitim kurumunun yasal olarak faaliyetini sürdürdüğü dönemde, sadece bir işe yerleşerek gelir elde etmek amacıyla bu işyerinde çalışanların hukuki durumlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. "Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlendiği için" kapatıldığı açık olan söz konusu Üniversite'de 149 gün çalışan davacının başka hiç bir ek delil veya bilgi ile desteklenmeksizin doğrudan Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ/PDY) destekçisi ya da sempatizanı olduğu sonucuna ulaşılmasının, hukuki temeli olmayan bir genellemeye dayalı olduğu anlaşılmakla davalı idarenin güvenlik soruşturması ile hedeflediği amaca hizmet etmeyeceği sonucuna varıldığı, kaldı ki, davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2018/38124 sayılı soruşturmada 04/01/2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verildiği, söz konusu kararda, davacının KHK ile kapatılan okullarda eğitim kaydının bulunmadığı, Bankasya hesabının olduğu, ancak herhangi bir hesap artışına rastlanmadığı ve herhangi bir "bylock" kullanıcı kaydına rastlanmadığı, bu sebeple "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçunu işlediğine dair yeterli somut delil bulunmadığı gerekçesine yer verildiği, belirtilen durum karşısında, davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması sonucunda ilgili hakkında edinilen bilginin, davacının söz konusu örgüte aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olup olmadığı, örgütle sıkı işbirliği içinde bulunup bulunmadığı, bunları destekleyip desteklemediği, sempatizanı olup olmadığı yönünden de titizlikle araştırılması, bu yöndeki kanaatin mümkün olduğunca farklı bilgi ve delillerle desteklenmesi, ancak bu durumun sabit görülmesi halinde davacının kamu görevlisi mensubu olmasına izin verilmemesi gerekirken, bu yönde bir inceleme yapılmaksızın, başkaca bir delil ya da bilgi sunulmaksızın, sadece davacının KHK ile kapatılan üniversitede SGK kaydının mevcut olduğunun tespit edildiği gerekçesine dayalı olarak, güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğundan bahisle tesis olunan dava konusu işlem açıkça hukuka aykırı olduğu, öte yandan, davalı idarece, davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına neden olacak hukuken geçerli somut bilgi ve belgelerin tespit edilmesi durumunda, davacı hakkında her zaman gerekli işlemlerin tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
27.11.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 74. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Devlet memurluğuna alınacaklarda genel ve özel şartları düzenleyen 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendinde "güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak"hükmüne yer verilmiş olup, anılan düzenleme 08.03.2018 tarih ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7070 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 60. maddesiyle yasalaşmıştır.
Yukarıda anılan yasa hükmü ile devlet memurluğuna alımlarda güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması zorunlu hale getirilerek, hakkında yapılan güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması olumsuz sonuçlananların devlet memurluğuna girişi engellenmiştir.
Ancak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun devlet memurluğuna alınacaklarda genel ve özel şartları düzenleyen 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle açılan iptal davasında, Anayasa Mahkemesi'nin 24.07.2019 gün ve E: 2018/73; K: 2019/65 sayılı kararı ile, "...Bu bağlamda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen veriler kişisel veri niteliğindedir. Kuralla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında kamu mercileri tarafından özel yaşamı ile ilgili sorular sorulması da dâhil olmak üzere bir bireyin özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgilerinin alınması, kaydedilmesi ve kullanılması özel hayata saygı hakkına sınırlama niteliğindedir.
Anayasa'nın 129. maddesinin birinci fıkrasında memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülükleri düzenlenmiştir. Belirtilen hususlar gözetilerek kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından birtakım şartlar getirilmesi doğaldır. Bu şekilde aranan nitelikler kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir. Dolayısıyla kamu görevine atanmadan önce kişilerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasını öngören kural kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak bu alanda düzenleme getiren kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerekir.
Kuralda güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması memurluğa alımlarda genel şartlar arasında sayılmasına karşın güvenlik soruşturmasına ve arşiv araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğuna, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Diğer bir ifadeyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilen kullanılmasına ilişkin temel ilkeler belirlenmeksizin kuralla sadece güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması devlet memurluğuna alımlarda aranacak şartlar arasında sayılmıştır.
Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda Devlet memurluğuna atanmada esas alınacak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13. (Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması), 20. (Özel Hayatın Gizliliği) ve 128. (Kamu Hizmeti Görevlileriyle ilgili Genel İlkeler) maddeleriyle bağdaşmamaktadır..." gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendinin iptaline karar verilmiş, söz konusu karar 29/11/2019 gün ve 30963 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır..."hükmüne yer verilmiştir.
Yine Anayasanın "Anayasa Mahkemesinin Kararları" başlıklı 153. maddesinde, "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. " hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Anayasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, bir Kanun ya da Kanun Hükmünde Kararnamenin uygulanması niteliğindeki idari işlemlerin iptali istemiyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasanın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin, hak veya menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekeceği açıktır. Bir diğer ifadeyle Anayasa Mahkemesinin verdiği ve Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren iptal kararları, bu karardan önce açılmış bulunan ve bakılmakta olan davalarda uygulanabilecektir.
Dosyanın incelenmesinden, Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalı için 28/12/2018 tarihinde ilan edilen öğretim görevlisi kadrosuna atanmaya hak kazanan davacı hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırımasının Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yapıldığı, Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğü tarafından Gazi Üniversitesine gönderilen 04/04/2019 tarih ve 1519 sayılı yazı ekinde gönderilen bilgi notunda davacının FETÖ/PDY terör örgütü soruşturmaları kapsamında adli işlem gördüğü, FETÖ/PDY ile iltisaklı olan ve KHK ile kapatılan .... Üniversitesinde SGK kaydının olduğu yönündeki istihbari nitelikte bilgiye dayalı olarak güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle dava konusu işlem ile atamasının yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bakılan davanın konusu olan idari işlemin, davacının 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendi uyarınca hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle davalı idare bünyesinde öğretim görevlisi kadrosuna atamasının yapılmamasına ilişkin olduğu, dolayısıyla dava konusu işlemin sebep unsurunun davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması olduğu, işbu dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan davada yargılama devam ederken, davacı hakkında güvenlik soruşturması yapılmasının dayanağını oluşturan 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendinin, Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali yönünde verilen 24.07.2019 gün ve E:2018/73; K:2019/65 sayılı Anayasa Mahkemesi kararının 29/11/2019 gün ve 30963 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu itibarla söz konusu iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından önce25.07.2019tarihinde açılan bu davanın çözümünde, yukarıda yer verilen Anayasa hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının bağlayıcı olduğu ve uygulanması gerektiği tartışmasızdır.
Bu durumda, dava konusu işlemin yasal dayanağı olan 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendinde yer alan Devlet memurluğuna alımlarda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması gerektiğine ilişkin düzenlemenin, Anayasaya ve hukuka aykırı olduğu hususunun Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile ortaya konularak iptal edilmesi karşısında, davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle davalı idare bünyesinde öğretim görevlisi kadrosuna atamasının yapılmamasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin iptali yönünde verilen mahkeme kararı da sonucu itibarıyla yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusuna konu edilen karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, 2577 sayılı Yasanın 45/3. maddesi uyarınca başvurunun yukarıda açıklanan gerekçe ile reddine, istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına ve posta gideri avansından artan miktarın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra istinaf başvurusunda bulunana iadesine, 2577 Yasanın 46. maddesinin (c) bendi gereğince 30 gün içerisinde Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere, 06/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)