(213 S. K. m. 10, 149, Mük. m. 257, 355) (5520 S. K. m. 17) (213 S. K. m. 30, 31, 72, 75, 134)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına re'sen tarh edilen 2016/1-12 dönemi vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 2016/1-12 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılan davanın; asıl amme borçlusu ….. Özel Eğitim Yayıncılık A.Ş.'nin 02.12.2015 tarihinde ticaret siciline tescil edilen kararı ile davacının üç yıllığına münferiden temsil ve ilzama yetkili olarak muhasebe müdürü olarak seçildiği, bu hususun 07.12.2015 tarihli 8962 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlandığı, İzmir 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 21.07.2016 tarih ve 2016/2478 D.İş sayılı kararı ile asıl amme borçlusu şirkete kayyum atandığı, müteakiben de 19.09.2016 tarihinde 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca mükellefiyet kaydının kapatıldığı, 2016 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin verilmediğinin tespiti üzerine takdir komisyonunca şirketin 2016/1 ila 6. dönemde beyan ettiği katma değer vergisi matrahının ortalaması 2016/7'nci dönem katma değer vergisi matrahı olarak belirlenip, takdir edilen 2016/1 ila 7'nci dönem katma değer vergisi matrahına 2016/4-6'ncı geçici vergi dönemi karlılık oranı uygulanmak suretiyle 2016 yılı için belirlenen matrah üzerinden re'sen salınan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatı ile 2016 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin verilmemesi nedeniyle 213 sayılı Kanun'un mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, dava konusu 2016/1-12 dönemi vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatına yönelik; davacı tarafından kendisinin muhasebe müdür yardımcısı olduğu, borcun ait olduğu dönemden sorumlu tutulamayacağı ve borcun şirket mal varlığından tahsil edilemeyeceği hususu kesinleşmeden kendisi adına tarhiyat yapılamayacağı iddia edilmekte ise de, 07.12.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan karara göre davacının muhasebe müdürü olarak seçildiği tarihten şirkete 21.7.2016 günlü Değişik İş No; 2016/2478 sayılı 4.Sulh Ceza Hakimliği'nce kayyum atandığı tarihe kadar münferiden temsil ve ilzama yetkili muhasebe müdürü olması ve uyuşmazlığın şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi nedeniyle Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17/9. maddesi uyarınca kanuni temsilci adına yapılan tarhiyata ilişkin olduğu dikkate alındığında, dava konusu vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatı yönünden bu iddialara itibar edilmediği, İzmir Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığı 1. Vergi Dava Dairesi'nin 2018/791 esasına kayıtlı …. tarafından 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle kapatılan ……. Özel Eğitim Yayıncılık A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle 2015 yılı için salınan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davada verilen 07.02.2019 tarih ve 2018/791E. 2019/115K. sayılı kararda, İzmir Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığı 1. Vergi Dava Dairesi'nce verilen 29.112018 günlü E:2018/791 sayılı ara kararıyla, davalı İdareden; İzmir Valiliği Defterdarlık Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın 10.10.2016 günlü 57853 sayılı yazısı üzerine şirkete ait kapatma işlemi yapılan okullarda veya kapatma işlemi yapılan şirket merkezinde 2015 yılına ait yasal defter ve belgelerin temini amacıyla tespit ve inceleme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, ilgili yıl defter ve belgelerinin bulunup bulunmadığının sorulmasına, bu hususta bir tutanak düzenlenmiş ise bu tutanak ile yasal ve defterler temin edilmiş ise istenilmesine, davacıdan; kanuni temsilcisi olduğu ...... Özel Eğitim Kurumları A.Ş.'ne ait 2015 yılına ilişkin yasal defter ve belgelerin kamu kurum ve kuruluşlarına teslim edildiğine veya el konulan belgeler arasında olduğunu kanıtlayan bilgi ve belgelerin veya 2015 yılı yasal defter ve belgeler elinde var ise istenilmesine karar verilmiş ancak taraflar tarafından ara kararına verilen yanıt, ekleri ve dava dosyasında yer alan diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden, ...... Özel Eğitim Yayıncılık A.Ş'ne ait yasal defter ve belgelerin taraflarda olmadığının anlaşıldığının belirtildiği, bu durumda, 19.9.2016 tarihi itibarıyla 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ticaret sicilinden terkin edilen ...... Özel Eğitim Yayıncılık A.Ş tarafından hesap döneminin kapanmasından itibaren yasal sürede beyanname verilmemesi nedeniyle takdir komisyonunca matrah belirlenirken yasal defter ve belgelerin bulunmaması nedeniyle defter ve belgeler üzerinde herhangi bir inceleme yapılması fiilen mümkün olmadığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinde, re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanarak, re'sen takdir sebepleri bentler halinde sayılmış, aynı Kanunun 31. maddesinde ise, takdir komisyonunca belli edilen matrah veya matrah kısmının takdir kararına bağlanacağı belirtilmiş ve takdir kararlarında mutlaka takdir edilen matrah ve takdirin müstenidatı ve takdir hakkında izahatın bulunması gerektiği açıklanarak, 72 nci maddenin birinci fıkrasına göre kurulan takdir komisyonlarının, 74 üncü maddedeki görevleri dolayısıyla bu Kanunda yazılı inceleme yetkisini haiz oldukları, komisyon yetkilerini belirleyen 75. maddenin birinci fıkrasında düzenlendiği, 134. maddede de, vergi incelemesinden amacın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırarak, tespit etmek ve sağlamak olduğunun açıklandığı, bu durumda, takdir komisyonunca her ne kadar defter ve belgeler üzerinde bir inceleme imkanı bulunmamakta ise de, şirketin tarh dosyası üzerinde ve harici olarak faaliyet alanı ile ilgili sektör karlılık oranı, daha önceki beyanları dikkate alınarak; muafiyet, istisna ve gider indirimlerine ilişkin bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan matrah belirlenmesi nedeniyle noksan incelemeye dayalı yapılan dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı (Aynı doğrultuda İzmir Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığı 1. Vergi Dava Dairesi'nin 28.02.2019 tarih ve 2019/32E. ve 2019/225 K. sayılı kararı), dava konusu 2016/1-12 dönemi kesilen özel usulsüzlük cezasına yönelik ise; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 257. maddesinin 4. fıkrasında, bu Kanunun 149'uncu maddesine göre devamlı bilgi vermek zorunda olanlardan istenilen bilgiler ile vergi beyannameleri ve bildirimlerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak suretiyle internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi, beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, beyanname, bildirim ve bilgilerin aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu zorunluluğu beyanname, bildirim veya bilgi çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya ve buna ilişkin usul ve esasları belirlemeye, Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkili kılındığı,213 sayılı Kanun'un mükerrer 257. maddesinin Hazine ve Maliye Bakanlığı'na verdiği yetkiye istinaden çıkarılan 340, 346, 357, 367, 373 ve 376 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleriyle vergi beyannamelerinin ve bildirimlerinin internet ortamında gönderilmesi uygulaması ile ilgili düzenlemeler yapılmış, bunlardan 18.10.2007 tarih ve 26674 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 376 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğiyle, ticari, zirai ve meslekî faaliyetlerinden dolayı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri ile kurumlar vergisi mükelleflerine hiçbir hadle sınırlı olmaksızın gelir vergisi, geçici vergi, katma değer vergisi ve muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda gönderme zorunluluğu getirildiği, 213 sayılı Kanun'un mükerrer 355. maddesinin 1. fıkrasında, mükerrer 257'nci madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlara özel usulsüzlük cezası kesileceği; 2'nci fıkrasının olay tarihindeki şekliyle, bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belgelerin süresi içinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesinin şart olduğu kurala bağlandığı, anılan maddede 5904 sayılı Kanun ile eklenen ve 1.8.2009 tarihinde yürürlüğe giren cümle ile de, bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların Hazine ve Maliye Bakanlığı'nca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde, ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirim şartının aranmayacağı kurala bağlandığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinin 1. fıkrasında, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; 2. fıkrasında ise, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükme bağlandığı, anılan düzenleme uyarınca; tüzel kişiliklere ait ödenmeyen vergi borçlarının vergisel ödevleri yerine getirmeyen kanuni temsilcilerinden istenebilmesi için, borcun tüm takip ve tahsil yöntemlerine rağmen asıl borçlu tüzel kişilikten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceğinin mahiyet ve miktar olarak açık bir şekilde ortaya konulması, daha sonra ise, kanuni temsilcinin kusuru ve sorumluluk dönemi esas alınarak ödeme emri ile takibe geçilmesi gerektiği, dava konusu olayda, özel usulsüzlük cezasının 2016 dönemi kurumlar vergisi beyannamesinin verilmediğinden kaynaklandığı, münferiden temsil ve ilzama yetkili muhasebe müdürü olan davacının bu görevi 02.12.2015-21.06.2017 tarihleri arasında yerine getirdiği, 21.06.2017 tarihinden itibaren ilgili şirkete kayyım atandığı ve bu tarihten itibaren temsile ilişkin tüm yetki ve görevlerin davacının tasarrufundan çıktığı, dava konusu özel usulsüzlük fiilinin gerçekleştirildiği tarihte davacının kanuni temsilcilik sıfatının bulunmadığı, kanuni temsilcilerin sorumluluk dönemlerinin görev süresi ile sınırlı olduğu, dolayısıyla cezaya dayanak beyanname vermeme fiilinden davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle kabulüne karar veren İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nin 25/02/2020 tarih ve E:2019/463, K:2020/224sayılı kararının, yasal dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1.Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü;
Dava dosyası kapsamında yer alan bilgi ve belgeler dahilinde yapılan inceleme neticesinde, istinaf başvurusuna konu edilen, İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 25/02/2020 gün ve E:2019/463, K:2020/224sayılı kararın, usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/3. maddesine istinaden istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yer alan 76,00 TL yargılama giderinin istinaf başvurusunu yapan taraf üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesi'nce H.M.K'nun 333. maddesi uyarınca yatırana iadesine, 12/11/2020 tarihinde oybirliği ile kesin olmak üzere karar verildi. (¤¤)