İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Eyüpsultan İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen soruşturma sonucunda "yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" fiilini işlediğinden bahisle 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/6-ç maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de bir derece hafif ceza uygulanarak 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 14/03/2019 tarih ve 2019/488 sayılı İstanbul İl Polis Disiplin Kurulu işleminin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline yönelik İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin 03/10/2019 tarih ve E:2019/1244, K:2019/2188 sayılı kararının; davacının fiilinin sabit olduğu, işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Eyüpsultan İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen soruşturma sonucunda "yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" fiilini işlediğinden bahisle 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/6-ç maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de bir derece hafif ceza uygulanarak 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 14/03/2019 tarih ve 2019/488 sayılı İstanbul İl Polis Disiplin Kurulu işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince "... olayda, davacının 08/10/2018 tarihinde Y.D ve N.K'ya kötü ve kaba davrandıklarına ilişkin soruşturma dosyasındaki şikayetçi ifadeleri dışında herhangi bir kanıtlayıcı somut delil bulunmadığından soruşturmaya konu fiillerin bu kısmın sübuta ermediği anlaşılmaktadır. Öte yandan davacının olay sonrası N.K'ya sosyal medyadan arkadaşlık isteği gönderdiği, "beni hatırladın mı?", "günaydın", "nasılsın?" gibi mesajlar attığı hususu sübuta ermiş ve bu hususta tartışta bulunmamakla birlikte, davacının anılan fiili, "yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" fiilini değil aynı Yasanın 8. maddesinin (2-a) bendinde ifadesini bulan "görev sırasında veya dışında, mevzuat veya talimatlarla yasaklanan davranışlarda bulunmak" fiilini oluşturduğundan, dolayısıyla davacının eylemi ile verilen ceza arasında ceza hukuku prensibi olan ve disiplin hukukunda da içtihatlarla kabul gören tipiklik ilkesi bakımından uygunluk bulunmamaktadır." Gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 8. maddesinde; "Süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Tatil günleri sürelere dahildir. Şu kadarki, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar. Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır.", 16. maddesinde ise; "Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunma davacıya tebliğ olunur. Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ edilir. Buna karşı davacı cevap veremez. Ancak, davalının ikinci savunmasında, davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu, davanın görülmesi sırasında anlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için bir süre verilir. Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmez." hükümlerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idarenin savunma dilekçesinin 22.06.2019 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, savunmaya cevap verme süresinin son gününün adli tatile rastlaması nedeniyle davacı tarafından yasal süresi içinde 23.07.2019 tarihinde verilen savunmaya cevap dilekçesinin davalı idareye tebliğe çıkarılmadan, dolayısıyla dosyanın tekemmülü sağlanmadan davanın esasının karara bağlandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dosyanın usule uygun tekemmülü sağlandıktan sonra esastan karara bağlanması gerekmekte olup, usul hükümlerine aykırı ilk derece mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kabulüne, İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin 03/10/2019 tarih ve E:2019/1244, K:2019/2188 sayılı kararının kaldırılmasına, dava dosyasının tekemmülü sağlandıktan sonra yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine iadesine, Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda verilecek karar ile yargılama giderleri hakkında da hüküm kurulacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/5. maddesi uyarınca kesin olarak, 15/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)