(3269 S. K. m. 1, 10, 12) (5237 S. K. m. 62, 152) (5271 S. K. m. 231) (Uzman Erbaş Yönetmeliği m. 13)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 1.İdareMahkemesi'nce verilen 29/12/2017gün ve E:2017/124, K:2017/3180sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince; Dairemizin 27/02/2019 tarih ve E:2018/1583, K:2019/435 sayılı kararının, Danıştay 12. Dairesi'nin 04/11/2019 tarih ve E:2019/3193 K:2019/8165sayılı kararı ile bozulması üzerine, dava dosyası incelenip Dairemizin 27/02/2019 tarih ve E:2018/1583, K:2019/435 sayılı kararında ısrar edilerek,gereği yeniden görüşüldü:
Dava, Ankara İli ..........Komutanlığı 1. Hizmet Bölük Komutanlığı emrinde Sözleşmeli Jandarma Uzman Erbaş olarak görev yapan davacı tarafından, disiplinsizlik suçlarını işlediğinden bahisle kendisinden istifade edilemeyeceği ileri sürülerek sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 30.12.2018 tarihli işlemin iptali ile özlük haklarının hak ediş tarihinden (ilişik kesme tarihinden) itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Ankara .İdareMahkemesi'nce verilen 29/12/2017gün ve E:2017/124, K:2017/3180sayılı kararla;davacı hakkında yapılan idari tahkikat sonucunda 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 12. maddesi ile Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13. maddesi kapsamında, kanun, emir ve talimatlara mutlak itaati gerekirken, yapılan tahkikat kapsamındaki olay ve eylemlere sebebiyet vererek bir çok suç ve disiplinsizlikleri işlediğinin görüldüğü, içinde bulunulan kritik OHAL sürecinde kanun hükümlerine tam olarak uyulması gerektiği kavramı da dikkate alınarak, ilgili personelin Jandarma Teşkilatı kadro ve görev yerlerinde çalışmasının ve Uzman Erbaş olarak hizmet vermesinin uygun olmayacağının değerlendirildiği, bundan sonraki süreçte kendisinden istifade edilemeyeceği kanaati oluştuğundan sözleşmesinin feshedilmesinin ve Jandarma Teşkilatıyla ilişiğinin kesilmesinin uygun olduğunun değerlendirildiği, Ankara Batı 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/969 Esasına kayden görülen davacının silahla tehdit, basit yaralama, kamu malına zarar verme suçlarından yargılandığı davada da, 07.11.2017 tarih ve 2017/905 sayılı Kararla; davacının yaralama ve tehdit suçlarından CMK 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine, kendisine ait ..... plakalı aracı ile kışlada bulunan 4 nolu sürgülü nizamiye kapısında bulunan nöbetçilerin dur ikazına rağmen durmayarak kapıya kullanmakta olduğu aracıyla vurmak suretiyle zarar verdiği anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan 5237 Sayılı Türk Ceza Yasası'nın 152/1-a maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 S. TCY'nın 62/1. maddesi uyarınca sanığın cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sonuçta sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nun 231 maddesi gereğince sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin görüldüğü, bu durumda, dosyada mevcut bilgi ve belgeler, idari tahkikat raporu ile alınan tanık ifadeleri, ceza yargılaması sonucu kurulan mahkumiyet hükmü bir arada değerlendirildiğinde ve askeri hizmetin niteliği ve özellikleri göz önünde bulundurulduğunda; 3269 sayılı Kanunun amacından yola çıkarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin erbaş kadrolarında devamlılık arz eden teknik ve kritik görevlerde, yetişmiş personel ihtiyacını karşılamak maksadıyla sözleşme yapılarak istihdam sağlanan bir görevde bulunan davacıdan istifade edilemeyeceği sabit olup, sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, diğer taraftan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının özlük haklarına ilişkin isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuk ve usule aykırı olduğu öne sürülmekte ve istinaf yoluyla kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 1.maddesinde,"Bu Kanunun amacı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin erbaş kadrolarında devamlılık arz eden teknik ve kritik görevlerde, yetişmiş personel ihtiyacını karşılamak maksadıyla istihdam edilecek uzman onbaşı ve uzman çavuşların temini, hizmet şartları görev ve hakları, yükümlülükleri, astsubay sınıfına geçirilmeleri ile ilgili esas ve usulleri düzenlemektir." hükmüne,12. maddesinde, " ... Görevde başarısız olanlarla, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan veyakendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar, yedekte er kaynağına alınırlar. Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir. ..." hükmüne yer verilmiştir.
20.09.2005 gün ve 25942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13/2. maddesinde; "Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayanve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar yedekte er kaynağına alınır." hükmü bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının, Ankara İli ..........Komutanlığı 1.Hizmet Bölük Komutanlığı emrinde Sözleşmeli Jandarma Uzman Erbaş olarak görev yaptığı, hakkında yapılan idari tahkikat sonucunda, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü kapsamında gerçekleştirdiği Görev Yerinden Ayrılmak, Zorunluluk Olmadan Rütbe Sırasına Uymayarak Başvuruda Bulunmak, Amir ve Üstlerini Tehdit Etmek, Görev Sırasında Amir ve Üstlerine Saygısız Davranmak, Amir ve Üstlerinin Görev ve Mesleki Konulara veya Tutum ve Davranışlarına İlişkin Uyarılarına Uymamak veya Umursamamak, Amirin Emrini Yapmamak, İzinsiz ya da Kurumca Kabul Edilebilir Bir Özrü Olmaksızın Kesintisiz Olarak 5 Günden Çok ve 9 Güne Kadar (9 Gün Dâhil) Görevine Gelmemek suçlarını işlediği, bu nedenle, kanun, emir ve talimatlara mutlak itaati gereken personel kapsamında bulunan davacı hakkında yapılan idari tahkikat neticesinde olay ve eylemlere sebebiyet vererek anılan suç ve disiplinsizlikleri işlediği ve kendisinden istifade edilemeyeceği kanaatine varılarak 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 12. maddesi ile Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13. maddesi gereğince 30.12.2016 tarihli onayla sözleşmesinin feshedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, 08.11.2016 tarihinde gerçekleşen olay ile ilgili olarak verilen Olur ile 3 kişilik komisyon oluşturularak idari tahkikat başlatıldığı, yürütülen idari tahkikatta davacının ve olayın tanıklarının ifadelerinin alındığı, diğer delillerin toplandığı ve neticesinde düzenlenen idari tahkikat raporunda; ..... Komutanlığına bağlı Hizmet Tabur Komutanlığı 1. Hizmet Bölük Komutanlığı emrinde görevli olan davacının, 08 Kasım 2016 günü saat 11.30'da görev yerinde olmadığının anlaşılması üzerine kendisine ait cep telefonundan, Subay/Astsubay İşlem Astsubayı J.Per.Üçvş……tarafından aranarak, kendisine görev yerine gelmesinin istenildiği, davacının görev yerine gelmemesi nedeniyle saat 14.00'de tekrar arandığında cep telefonunun kapalı olması nedeniyle kendisine ulaşılamadığı, yapılan araştırmalar sonucunda davacının kanun ve nizamlarla belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmediği ileri sürülerek üst komutanlığa görüşmeye gittiğinin tespit edildiği, birliğine geri dönmeyen davacının, özel aracı ile yine kanun ve nizamlarla belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmediği ve kışla hız limitlerine uymadığından bahisle Jandarma Dispanserine gittiğinin görüldüğü, bunun üzerine Bölük Komutanı J.Ütğm. ....., İstihbarat ve İKK İşlem Astsubayı J.Kd.Bçvş. ..... ve Uzman Jandarma/Uzman Erbaş İşlem Astsubayı J.İkm.Kd.Bçvş. .....'in davacının bulunduğu Dispansere gittikleri, kendisine birliğine ve görevine geri dönmesinin bildirildiği, davacının doktora muayene olacağını beyan etmesi üzerine muayene ve tedavi olmasının beklendiği, muayene sonucunda kendisine usulüne uygun olarak sevkinin yapılması ve izinsiz işlem yapmaması konusunda ikazlarda bulunulmasına rağmen, görevine dönmeyeceğini belirttiğinin ileri sürüldüğü, davacının görevine geri dönmesi kendisine söylenmesine ve tüm olumlu telkinlere rağmen sinirli tavırlarla askeri terbiye ve nezakete yakışmayan tavır ve hareketler sergilediği ve eli ile üzerindeki silaha dokunarak, kendisine telkinde bulunan personele silahını gösterdiği, etrafına gözdağı vermeye çalıştığı, "Ben göreve dönmek istemiyorum. Üzerime gelmeyin! Yaklaşmayın! Siz beni zorla götüremezsiniz. Beni zorla tutamazsınız. Ben bu işi yapmak istemiyorum!" dediği ve göreve gelmek istemediğini beyan ettiğinin öne sürüldüğü, amir ve üstlerinin tüm bu davranışlarına rağmen, olumsuz bir söz, tavır ve davranışta bulunulmadığı halde, sanki takip ediliyormuş gibi sıkıntılı bir ruh hali ile aracına binerek çocukların bulunduğu lojmanlar bölgesinden süratle 4 Numaralı Nizamiye istikametine doğru kaçtığının tespit edildiği, davacının özel aracı ile hızlı bir şekilde 4 Numaralı Nizamiye kapısına doğru geldiğini gören 4 Numaralı Nizamiye Nöbetçi Astsubayı J.Bkm.Kad.Üçvş. …..'ın durumdan şüphelenip Nizamiye Nöbetçisi J.Er……ile birlikte nizamiye kapısını kapattıkları, işaret ve sesle ikaz edip aracı durdurmaya çalıştıkları, fakat tüm uyarılara rağmen davacının kendine ait özel aracı ile nizamiye kapısına çarparak kırılmasına yol açtığı ve kışladan dışarı çıktığı, ayrıca,davacının 15 Ağustos 2016 tarihinde saat 21.00 sıralarında 1. Hizmet Bölük Komutanlığı sorumluluğunda bulunan Alarm İskan Konutlarındaki nöbeti esnasında, konutlarda ikamet eden bir komutanın, dışarıdan gelen bir şahıs tarafından kapısının çalınarak rahatsızlığına sebebiyet verildiği, nöbetini uygun şekilde tutmadığı ve bu konuyla ilgili ikazlara maruz kalınmasına neden olduğunun amiri tarafından tespit edildiği, davacının OHAL döneminde emniyet tedbirleri üst seviyede uygulanmakta olduğu ve verilen emirlere çok dikkatli uyulması gerektiği bir dönemde, disiplinsiz şekilde davrandığı, ketumiyet ve benzeri birlik içi kurallara uymadığı, jandarma personeline yakışmayan davranışlarda bulunduğu, emir komuta zincirine riayet etmediği, emniyet prensiplerini hiçe sayan disiplinsiz bir personel olduğunun amirleri tarafından tutulan tutanakta belirtildiği, yine aynı personelin yapılan incelemeler, rütbeli personel ve sıralı amirleri ile yapılan görüşmeler sonucunda kendisine verilen görevleri yapmaktan kaçındığı, verilen emirleri istenen zaman ve standartta yapmadığı, bilinçli olarak işleri savsaklayan bir tablo çizdiği, farklı görev yerlerinde denenmesine rağmen kendisinden verim alınamadığı, sıralı amirlerince görevlerini yapması konusunda ikaz edildiğinin tespit edildiği, son olarak 08.11.2016 tarihinde bu disiplinsizlik ve suçları işlediğinin aynı tutanakta belirtildiği hususlarına yer verildikten sonra, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 12. maddesi ile Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13. maddesi kapsamında; kanun, emir ve talimatlara mutlak itaati gerekirken, davacının yapılan tahkikat kapsamındaki olay ve eylemlere sebebiyet vererek yukarıda belirtilen suç ve disiplinsizlikleri işlediği, içinde bulunulan kritik OHAL sürecinde kanun hükümlerine tam olarak uyulması gerektiği kavramı da dikkate alınarak, ilgili personelin Jandarma Teşkilatı kadro ve görev yerlerinde çalışmasının ve Uzman Erbaş olarak hizmet vermesinin uygun olmayacağının değerlendirildiği, bundan sonraki süreçte kendisinden istifade edilemeyeceği kanaati oluştuğundan sözleşmesinin feshedilmesi ve Jandarma Teşkilatıyla ilişiğinin kesilmesi teklifinde bulunulduğu, Jandarma Lojistik Hizmet Komutanının da "Heyetin Kanaatine Katılıyorum" görüşü üzerine davacının sözleşmesinin feshedilerek, ilişiğinin kesildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık konusu olay gerçekleştikten sonra, davacıya Sincan Devlet Hastanesinden, 08.11.2016 tarih ve 1241 protokol numaralı raporla F32-Depresif Nöbet tanısıyla (10) gün istirahat, aynı hastaneden 18.11.2016 tarih ve 12412 protokol numaralı raporla F32-Deprefif Nöbet tanısıyla (10) gün istirahat, yine aynı hastaneden 28.11.2016 tarih ve 1669904 protokol numaralı raporla F-32 Depresif Nöbet tanısıyla (30) gün istirahat verildiği, akabinde Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 29.12.2016 tarih ve 385076 protokol numaralı raporla genel psikiyatrik muayene, F 41,2 tanısıyla (60) gün istirahat verildiği, diğer yandan, davacı hakkında idare tarafından, Ankara Batı Adliyesine suç duyurusunda bulunulması üzerine dava konusu olay ile ilgili olarak Ankara Batı 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/969 Esasına kayden görülen davada, davacının silahla tehdit, basit yaralama, kamu malına zarar verme suçlarından yargılandığı, yapılan yargılama sonucunda verilen 07.11.2017 tarih ve 2017/905 sayılı kararla; davacının yaralama ve tehdit suçlarından CMK 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine, davacının kendisine ait .....plakalı aracı ile kışlada bulunan 4 nolu sürgülü nizamiye kapısında bulunan nöbetçilerin dur ikazına rağmen durmayarak kapıya kullanmakta olduğu aracıyla vurmak suretiyle zarar verdiği anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan 5237 Sayılı Türk Ceza Yasası'nın 152/1-a maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 S. TCY'nın 62/1. maddesi uyarınca sanığın cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sonuçta sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nun 231 maddesi gereğince sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmektedir.
Olayda, davacının uzman erbaşlık görevini esasen Hizmet Destek Birlik Komutanlığı Lojman Bakım Onarım Takımında Jeneratör Teknisyeni olarak yaptığı, ancak idarece görev unvanının Basın ve Halkla İlişkiler ve Protokol Uzmanı olarak değiştirilerek Komutanlık Karargahında Hizmet Destek Birlik Komutanı Albay E.C.'nın habercisi olarak görevlendirildiği, ancak davacının bu görevi bir müddet yaptıktan sonra memnun olmaması sebebiyle bu göreve devam etmek istemediğini, tekrardan jeneratör teknisyenliği görevine iade edilmesini talep etmesi üzerine komutanlarıyla sorun yaşadığı, bahsi geçen konularda değişik tarihlerde Üst Komutanlığa dilekçeler verdiği, hatta 10.11.2016 tarihinde Ankara Batı Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadesinde de ilgili komutanlarından şikayetçi olduğu, diğer taraftan,davacının olay günü ısrarla doktora muayene olmak istediği, hatta bu amaçla Jandarma Dispanserine gittiği, burada J. Tabip Albay N.C. ile J.Tabip Binbaşı M.T. tarafından 08.11.2016 tarih ve saat 14.30’da tanzim edilen tutanakta, "sevk almadan gelen davacıya sevk alıp gelmesine dair uyarılar yapılmasına rağmen, davacının ısrarla Hastaneye sevkini talep ettiği, tedirgin hareketler sergilediği, endişeli bir ruh haline sahip olduğu, üzerinde silah da taşıması nedeniyle Psikiyatri Polikliniğine sevkedildiği, davacının kendisine veya başkasına zarar verebileceği değerlendirildiğinden silah ile kesici ve delici aletlerin davacıdan alınmasının uygun olacağının" belirtildiği görülmüştür.
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun "Tedavi" başlıklı 10. Maddesinde, "(Değişik: 27/7/1993-KHK-489/4 md.; Değiştirilerek kabul: 10/2/2004-5085/6 md.) (Değişik birinci fıkra: 11/6/2008-5768/4 md.) Uzman erbaşlar ve bunların bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin tüm sağlık işlemleri hakkında, 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, uzman erbaşların hava değişimi ve istirahat süresinin toplamı, tedavi süresi hariç olmak üzere istirahat ve hava değişiminin başladığı tarihten geriye doğru son bir yıl içerisinde üç ayı geçemez. Sürenin hesaplanmasına en son alınan hava değişimi ve istirahat süresi dahil edilir. Hava değişimi ve istirahat süresi üç ayı geçenlerin Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlardan barışta ve savaşta görev esnasında veya görev dışında görevlerinden dolayı bir saldırıya veya kazaya uğrayan veya bir meslek hastalığına yakalananların, iyileşinceye kadar ilişikleri kesilmez, izinli sayılırlar. (Ek cümle: 31/1/2013-6413/45 md.) Ayrıca, kanser, tüberküloz, kronik böbrek yetmezliği ile ruh ve sinir hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlar, sağlık kurulları raporlarında gösterilecek lüzum üzerine, toplam olarak ve fiilen üç yılı geçmemek şartıyla tedavi, istirahat veya hava değişimine tabi tutulabilir ve bunların da ilişikleri kesilmez. 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilenler hariç olmak üzere, sıhhi arızası devam edenler ve kendisinden istifade edilemeyeceği anlaşılanlar hakkında 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır" hükmü öngörülmüştür.
Dosyada mevcut tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, davacının hakkında yapılan tahkikat raporunda öne sürülen disiplinsizlik fiil ve suçlarını işlediği sabit görülmekle birlikte, davacının olay günü ısrarla doktora muayene olmak istemesi, davacının ruh halini ortaya koyan Jandarma Dispanseri hekimlerince tanzim edilen tutanak içeriği, sevk edilmesi üzerine Sincan Devlet Hastanesi ile Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Psikiyatri Polikliniklerinden alınan 08.11.2016, 18.11.2016, 28.11.2016 ve 29.12.2016 tarihli psikiyatrik rahatsızlığı bulunduğuna dair toplamda 110 günü bulan (4 kez) sağlık raporlarının bulunduğu göz önüne alındığında, davalı idarece, davacının tam teşekküllü bir devlet hastanesine (veya anlaşmalı hakem hastaneye) sevkinin yapılarak; işlediği suç ve eylemleriyle ilgili olarak suç işleme iradesinin bulunup bulunmadığı, davacının bu suçları işlemesi sırasında psikiyatrik yönden rahatsızlığının bulunup bulunmadığı, psikiyatrik rahatsızlığı varsa, dava konusu işleme dayanak alınan suç ve eylemleri işlemesine neden olup olmadığı, akabinde askerliğe elverişli olup olmadığının ortaya konulması, idarece yaptırılan bu muayene, inceleme ve araştırmalar sonucunda davacının bu dava konusu suç ve eylemleri işlemesine, kendisinde bulunan bir psikiyatrik rahatsızlığının neden olmadığı veya tetiklemediği tespiti yapılırsa, davacının sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemin hukuka uygun olacağı, öte yandan, idarece yaptırılan bu muayene, inceleme ve araştırmalar sonucunda davacının bu dava konusu suç ve eylemleri işlemesine, kendisinde bulunan bir psikiyatrik rahatsızlığının neden olduğu, başka bir deyişle, tıbben sağlık ve mental yapısı yönünden askerliğe elverişli olmadığı durumu ortaya konulursa da, yukarıda hükmüne yer verilen 3269 sayılı Kanunun 10. maddesindeki hakları da dikkate alınarak emeklilik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağıyönünden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekeceği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davalı idarece yukarıda bahsedilen prosedürlere başvurulmadan veya yerine getirilmeden doğrudan sözleşmesinin feshedilerek TSK'dan ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemde bu aşamada hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Bu nedenle, dava konusu işlemin iptali yerine, davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, bu iptal kararı davacının doğrudan yeniden görevine başlatılması sonucunu doğurmamakta olup, yukarıda yer verilen prosedürler yerine getirildikten sonra davacının durumunun idarece yeniden değerlendirileceği açıktır.
Davacının durumu hakkında idarece yeniden değerlendirme yapılacağından, davacının özlük haklarının hak ediş tarihinden(ilişik kesilme tarihinden) itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden bu aşamada bir karar verilmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, Dairemizin 27.02.2019 tarih ve E:2018/1583, K:2019/435 sayılı kararında ISRAR EDİLEREKdavacınınistinaf istemininKABULÜNE, Ankara 1.İdareMahkemesi'nce verilen 29/12/2017gün ve E:2017/124, K:2017/3180sayılı kararın KALDIRILMASINA, dava konusu işleminİPTALİNE, dava ve temyiz aşamasında davalı idare tarafından yapılan masrafların üzerinde BIRAKILMASINA, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesi halinde istinaf isteminde bulunana İADESİNE, 2577 sayılı Yasa'nın değişik 46. ve 50/5. maddeleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 10/06/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)