İSTEMİN ÖZETİ: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı emrinde astsubay çavuş olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 03.07.2019 tarih ve 2019/9 sayılı işleminin iptali ile işlem sebebiyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000-TL maddi ve 500.000-TL manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, davanın reddine ilişkin Kocaeli 1. İdare Mahkemesi'nin 26/02/2020 tarih ve E:2019/1142, K:2020/229 sayılı kararının; hakkında ceza mahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedildiği, bu kararın henüz kesinleşmediği, işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı emrinde astsubay çavuş olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 03.07.2019 tarih ve 2019/9 sayılı işleminin iptali ile işlem sebebiyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000-TL maddi ve 500.000-TL manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince "..Bu durumda, Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik darbe girişimi üzerine, başta FETÖ/PDY terör örgütü olmak üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenli Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin görevi başında kalmasının kamu düzeni ve güvenliği açısından sakınca oluşturacağı açık olduğundan, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile lise yıllarında başlayan irtibatına ilişkin ikrar mahiyetinde ifadelerinin bulunduğu, davacının "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan04.07.2018 tarihinde göz altına alındığı ve Sakarya 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 11.07.2018 tarih ve 2018/246 D.İş sayılı kararı ile tutuklandığı, davacı hakkında Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma sonucunda ise, davacının sabit ve ankesörlü hatlardan farklı tarihlerde arandığı, örgütle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden organik bağlantı içerisinde bulunduğu ve örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu tespit edildiğinden bahisle cezalandırılması istemiyle iddianame düzenlendiği ve davacının, hali hazırda Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:2018/178 sayılı dosyasında yargılandığı hususları dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibatı/iltisakı olduğu değerlendirilerek, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, yapılan yargılama sonucunda dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük hakları ile uğradığı zararlara ve yaptığı masraflara karşılık (açıkta geçen sürede maaşlarının ödenmeyen 1/3'lük kısmı ile hukuki yardım için ödediği vekalet ücretine ilişkin) maddi ve manevi tazminat taleplerinin de reddi gerekmektedir." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, dayandığı gerekçeler karşısında, davanın reddi yönündeki istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının işleme yönelik gerekçeleri hukuka ve usule uygun olduğu anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davacı istinaf başvurusunun reddi gerekmektedir.
Davacının, işlem sebebiyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının ve 10.000-TL maddi ile 500.000-TL manevi tazminatın faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemine gelince;
Olayda, dava dilekçesinde davacı tarafından talep edilen 10.000-TL maddi tazminatın hangi zararları kapsadığının 07.10.2019 tarihli ara kararı ile davacıdan sorulması üzerine 16.10.2019 tarihinde verilen beyan dilekçesinde, talep edilen maddi tazminatın kamu görevinden ihraç işleminin tesis edildiği 03.07.2019 tarihinden itibaren yoksun kalınan maaş alacaklarına ve hukuki yardım için vekile ödenen 2.075-TL vekalet ücretine ilişkin olduğunun belirtildiği görülmektedir.
Bu durumda, davacı tarafından 2019 yılı Mart ayında görevden uzaklaştırılması sebebiyle yoksun kaldığı maaşlara ilişkin herhangi bir talepte bulunulmadığı, bulunulsa dahi görevden uzaklaştırma işlemi sebebiyle eksik ödenen maaşların dava konusu kamu görevinden çıkarma işleminden doğan bir zarar olarak kabulünün mümkün olmadığı açık olup, davacı tarafından 16.10.2019 tarihinde verilen beyan dilekçesinin hatalı değerlendirilmesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararının gerek davanın özeti kısmında gerekse gerekçe kısmında yer verilen "açıkta geçen sürede maaşlarının ödenmeyen 1/3'lük kısmı" ibarelerinin karardan çıkartılması gerekmektedir.
Sonuç itibarıyla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı yönündeki istinaf başvurusuna konu mahkeme kararının işleme yönelik belirtilen gerekçeleri ve hüküm fıkrası Dairemizce de hukuka uygun bulunduğundan, davacının işlem sebebiyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının ve 10.000-TL maddi ile 500.000-TL manevi tazminatın faiziyle birlikte ödenmesi istemi de yerinde bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Kocaeli 1. İdare Mahkemesi'nin 26/02/2020 tarih ve E:2019/1142, K:2020/229 sayılı kararı hakkında yapılan istinaf başvurusunun" açıkta geçen sürede maaşlarının ödenmeyen 1/3'lük kısmı" ibarelerinin karardan çıkarılması suretiyle yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, istinaf aşamasında yapılan 248,60- TL yargılama giderinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasındaki posta gideri avansından varsa artan kısmın kararın kesinleşmesini takiben mahkemesince ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliğine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 30/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)