(1136 S. K. m. 58, 59) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, İstanbul Barosu'na kayıtlı Avukat ....... ve ....... hakkında, "soruşturma izni verilmemesine" ilişkin 06.03.2018 tarihli ve 20183 saylı işlemle bildirilen 15.02.2018 tarihli ve 5428 sayılı Olur işleminin iptali istemiyle açılan davada; davacı tarafından, İstanbul Barosu'na kayıtlı Avukat ....... ve ....... hakkında, "şikayetli Avukat .......'nın alacaklı vekili sıfatıyla hakkında iki adet icra takibi başlattığı, akabinde borçlarını her iki icra dosyasının vekili olan Avukat ....... ödediği ve karşılığında 2 adet ödeme belgesi aldığı, ancak ....... ve dosyaya sonradan vekaletname sunan Avukat .......'nun dosyalara tahsil bildirimi yapmayarak takibe devam ettikleri, devamında evinin satış sürecine gittiği, bu durumdan evinin kıymet takdirinin yapılmasıyla haberdar olduğu, her iki icra dosyasından şikayetli avukatlara yapılan tahsilatların bildirilmesi için muhtıra gönderildiği ancak netice alınamadığı, çözüm bulamayınca devamında Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/10 esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açtığı, alacaklı vekili avukat .......'nun söz konusu davada alacaklının bu zamana kadar eski vekili Avukat .......'dan 65.000,00-TL aldığını bunun dışında herhangi bir para almadığını belirttiği, halbuki Avukat .......'nın kendisinden 137.657,00-TL aldığı ve buna ilişkin belgeleri ekte sunduğu, Avukat .......'nun tüm girişimlere rağmen tahsil bildirimi yapmadığı ve Avukat .......'nın güveni kötüye kullandığı" iddiasıyla şikayette bulunulduğu, söz konusu şikayet ile ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılan inceleme sonucu düzenlenen 20.12.2017 tarihli ve 2017/15609 sayılı fezlekede; "şikayetli Avukat .......'nın dilekçesinde; alacaklı vekili olduğu dönemde borçlu olan davacıdan belli zaman aralıklarıyla parça parça tahsil ettiği paraları davacıdan aldığına dair alındı belgelerini imzalayarak davacıya verdiğini, bu belgelerin dosyada mevcut olduğunu, davacıdan toplamda 122.500,00-TL tahsil ettiğini, bu bedelin 111.500,00-TL'sini alacaklı .......'a ödediğini beyan ettiği, Tanık .......'ın (alacaklı) 11.10.2017 tarihli ifadesinde ise, davacının kendisine 105.000,00-TL civarı borcu olduğunu ve bu borçlardan dolayı tarafına 105.000,00-TL civarında senet verdiğini, bu borcun toplam 65.000,00-TL'sini davacının kendisine ödediğini, Avukat .......'nın bu parayı aracı vasıtasıyla kendisine gönderdiğini, ancak borcun geri kalan kısmının kendisine ödenmediğini, bu nedenle Avukat .......'nun borcun geri kalan kısmı için kendisi adına hukuki işlemler yürüttüğünü, şayet Avukat .......'nın davacıdan parayı tahsil edip kendisine vermedi ise bu hususu bilmediğini beyan ettiği, bu durumda Avukat ....... hakkında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve görevini kötüye kullandığı yönünde iddia ve olguların bulunması nedeniyle soruşturma izni verilmesi gerektiği, Avukat .......'nun ise Avukat .......'nın eylemlerine iştirak ettiğine dair soyut iddia dışında herhangi bir delil bulunmaması nedeniyle hakkında soruşturma izni verilmemesi gerektiği yönünde teklif getirildiği, bunun üzerine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nce fezleke ve ekleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15.02.2018 tarihli ve 5428 sayılı Olur'la; " Avukat .......'nın bahse konu takipler sırasında vekillik görevinin gereği alacağın tahsiline yönelik taleplerde bulunup işlemler yaptığı, alacağın tamamını haricen tahsil ettiğine dair soyut iddia dışında delil bulunmadığı, ödemelerin belge karşılığında yapılması nedeniyle davacının da İcra Müdürlüğü'ne başvurarak takipleri sonlandırılabileceği bu nedenle ....... hakkındaki iddiaların kısmen doğrulanmadığı kısmen de eylemi muahezeyi gerektirmediği, Avukat .......'nun da bahse konu takipler sırasında vekillik görevinin gereği alacağın tahsiline yönelik taleplerde bulunup işlemler yaptığı, takiplere konu alacağın şikayet olan diğer Avukat ....... tarafından haricen tahsil edildiğini bildiğine dair soyut iddia dışında delil bulunmadığı, bu sebeple hakkındaki iddianın doğrulanmadığı" gerekçesiyle İstanbul Barosu'na kayıtlı Avukat ....... ve ....... hakkında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca soruşturma izni verilmesine yer olmadığına karar verildiği, Avukat....... hakkında, soruşturma izni verilmemesine ilişkin kısım ele alındığında, uyuşmazlıkta, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen fezlekenin birlikte değerlendirilmesinden; şikayetli avukat .......'nın davacıdan toplamda 122.500,00-TL tahsil ettiğini, bu bedelin 111.500,00-TL'sini alacaklı .......'a ödediğini beyan etmesine rağmen söz konusu hususun alacaklı tarafından doğrulanmaması nedeniyle çelişkili durumun ortaya çıktığı ve anılan hususun açıklığa kavuşturulması gerektiği anlaşıldığından, Avukat .......'nın görevini kötüye kullandığı yönünde iddia ve olguların bulunması nedeniyle 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 58/1. maddesi gereğince hakkında soruşturma izni verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığından, Avukat ....... hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, Avukat ....... hakkında, soruşturma izni verilmemesine ilişkin kısım ele alındığında, uyuşmazlıkta, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen fezlekenin birlikte değerlendirilmesinden; şikayetli Avukat .......'nun alacaklı vekili sıfatıyla yaptığı iki icra takibinde haricen yapılan tahsilatın Avukat ....... tarafından yapılması ve bahse konu alacağın şikayet olunan diğer Avukat ....... tarafından haricen tahsil edildiğini bildiğine dair soyut iddia dışında delil de bulunmaması nedeniyle tahsil bildiriminde bulunmadığı anlaşıldığından, şikayetli avukat ....... hakkında soruşturma izni verilmesini gerektirir herhangi bir eyleminin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından, Avukat ....... hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle İstanbul Barosu'na kayıtlı Avukat ....... hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin kısmı yönünden iptaline, İstanbul Barosu'na kayıtlı Avukat ....... hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin kısmı yönünden ise reddine, ilişkin olarak Ankara 14. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/04/2019 gün ve E: 2018/1004, K: 2019/941sayılı kararın, avukat .......'nın vekillik görevinin gereği alacağın tahsiline yönelik taleplerde bulunup işlemler yaptığı, alacağın tamamını haricen tahsil ettiğine dair soyut iddia dışında delil bulunmadığı, ödemelerin belge karşılığında yapılması nedeniyle borçlunun da icra müdürlüğüne başvurarak takipleri sonlandırabileceği, iddianın kısmen doğrulanmadığı, kısmen de eylemin muahezeyi gerektirdiği, dava konusu işlemde mevzuata aykırı bir yön bulunmadığı ileri sürülerek iptale ilişkin kısmının kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Dosyalardan kaynaklanan borcun alacaklı vekili olan Av. E. K.’ya ödendiği ve bunun karşılığında borcun ödediğine ilişkin belgelerin alındığı, her iki dosya içinde haricen tahsil edildiği, tahsil bildirimini icra dosyalarına bildirmekle yükümlü olmasına rağmen bildirmediği, şikayetli Av. .......'nın zimmet suçunu işlediği ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
MÜDAHİLİN SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesi'nce 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesi uyarınca dosya incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı tarafından, İstanbul Barosu'na kayıtlı Avukat ....... ve ....... hakkında, "soruşturma izni verilmemesine" ilişkin 06.03.2018 tarihli ve 20183 saylı işlemle bildirilen 15.02.2018 tarihli ve 5428 sayılı Olur işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 58. maddesinde, "Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığı'nın vereceği izin üzerine suçun işlendiği yer Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılır." hükmü, 59. maddesinde ise, "58. maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına gönderilir. Cumhuriyet savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir. İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uyarınca, hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, Kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir. Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. Durum avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir." hükmüne yer verilmiştir.
Avukatlar hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına izin verilmesi konusunda 1136 sayılı Kanun'un 58. Maddesinin Adalet Bakanlığı'na yetki verdiği tartışmasız olup, Bakanlık bu yetkisini kullanırken hakkında soruşturma ve kovuşturma izni istenilen avukatla ilgili iddiaların ciddi, somut delillere dayanması halinde soruşturma izin vermesi görevinin gereği olduğu gibi isnat ve iddialarda ceza hukuku bakımından suç teşkil edecek bilgi ve belge bulunmaması halinde soruşturma izni vermeyeceği de tabidir.
Görüldüğü üzere avukatların görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri Adalet Bakanlığı'nın iznine bağlanarak kısmi bir güvence getirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, İstanbul Barosu'na kayıtlı Avukat ....... ve ....... hakkında, "şikayetli Avukat .......'nın alacaklı vekili sıfatıyla hakkında iki adet icra takibi başlattığı, akabinde borçlarını her iki icra dosyasının vekili olan Avukat ....... ödediği ve karşılığında 2 adet ödeme belgesi aldığı, ancak ....... ve dosyaya sonradan vekaletname sunan Avukat .......'nun dosyalara tahsil bildirimi yapmayarak takibe devam ettikleri, devamında evinin satış sürecine gittiği, bu durumdan evinin kıymet takdirinin yapılmasıyla haberdar olduğu, her iki icra dosyasından şikayetli avukatlara yapılan tahsilatların bildirilmesi için muhtıra gönderildiği ancak netice alınamadığı, çözüm bulamayınca devamında Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/10 esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açtığı, alacaklı vekili avukat .......'nun söz konusu davada alacaklının bu zamana kadar eski vekili Avukat .......'dan 65.000,00-TL aldığını bunun dışında herhangi bir para almadığını belirttiği, halbuki Avukat .......'nın kendisinden 137.657,00-TL aldığı ve buna ilişkin belgeleri ekte sunduğu, Avukat .......'nun tüm girişimlere rağmen tahsil bildirimi yapmadığı ve Avukat .......'nın güveni kötüye kullandığı" iddiasıyla şikayette bulunulduğu, söz konusu şikayet ile ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılan inceleme sonucu düzenlenen 20.12.2017 tarihli ve 2017/15609 sayılı fezlekede; "şikayetli Avukat .......'nın dilekçesinde; alacaklı vekili olduğu dönemde borçlu olan davacıdan belli zaman aralıklarıyla parça parça tahsil ettiği paraları davacıdan aldığına dair alındı belgelerini imzalayarak davacıya verdiğini, bu belgelerin dosyada mevcut olduğunu, davacıdan toplamda 122.500,00-TL tahsil ettiğini, bu bedelin 111.500,00-TL'sini alacaklı .......'a ödediğini beyan ettiği, Tanık .......'ın (alacaklı) 11.10.2017 tarihli ifadesinde ise, davacının kendisine 105.000,00-TL civarı borcu olduğunu ve bu borçlardan dolayı tarafına 105.000,00-TL civarında senet verdiğini, bu borcun toplam 65.000,00-TL'sini davacının kendisine ödediğini, Avukat .......'nın bu parayı aracı vasıtasıyla kendisine gönderdiğini, ancak borcun geri kalan kısmının kendisine ödenmediğini, bu nedenle Avukat .......'nun borcun geri kalan kısmı için kendisi adına hukuki işlemler yürüttüğünü, şayet Avukat .......'nın davacıdan parayı tahsil edip kendisine vermedi ise bu hususu bilmediğini beyan ettiği, bu durumda Avukat ....... hakkında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve görevini kötüye kullandığı yönünde iddia ve olguların bulunması nedeniyle soruşturma izni verilmesi gerektiği, Avukat .......'nun ise Avukat .......'nın eylemlerine iştirak ettiğine dair soyut iddia dışında herhangi bir delil bulunmaması nedeniyle hakkında soruşturma izni verilmemesi gerektiği yönünde teklif getirildiği, bunun üzerine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nce fezleke ve ekleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15.02.2018 tarihli ve 5428 sayılı Olur'la; " Avukat .......'nın bahse konu takipler sırasında vekillik görevinin gereği alacağın tahsiline yönelik taleplerde bulunup işlemler yaptığı, alacağın tamamını haricen tahsil ettiğine dair soyut iddia dışında delil bulunmadığı, ödemelerin belge karşılığında yapılması nedeniyle davacının da İcra Müdürlüğü'ne başvurarak takipleri sonlandırılabileceği bu nedenle ....... hakkındaki iddiaların kısmen doğrulanmadığı kısmen de eylemi muahezeyi gerektirmediği, Avukat .......'nun da bahse konu takipler sırasında vekillik görevinin gereği alacağın tahsiline yönelik taleplerde bulunup işlemler yaptığı, takiplere konu alacağın şikayet olan diğer Avukat ....... tarafından haricen tahsil edildiğini bildiğine dair soyut iddia dışında delil bulunmadığı, bu sebeple hakkındaki iddianın doğrulanmadığı" gerekçesiyle İstanbul Barosu'na kayıtlı Avukat ....... ve ....... hakkında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca soruşturma izni verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince; Av. ....... hakkında; Avukatın görevini kötüye kullandığı yönünde iddia ve olguların bulunması nedeniyle 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 58/1. maddesi gereğince hakkında soruşturma izni verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığından, soruşturma izni verilmemesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, Avukat ....... hakkında ise; uyuşmazlıkta, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen fezlekenin birlikte değerlendirilmesinden; şikayetli Avukat .......'nun alacaklı vekili sıfatıyla yaptığı iki icra takibinde haricen yapılan tahsilatın Avukat ....... tarafından yapılması ve bahse konu alacağın şikayet olunan diğer Avukat ....... tarafından haricen tahsil edildiğini bildiğine dair soyut iddia dışında delil de bulunmaması nedeniyle tahsil bildiriminde bulunmadığı anlaşıldığından, şikayetli avukat ....... hakkında soruşturma izni verilmesini gerektirir herhangi bir eyleminin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından, Avukat ....... hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle Av. ....... hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin kısmı yönden iptaline, Avukat ....... hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin kısmı yönden reddine karar verilmiştir.
Davalı idarece söz konusu kararın iptale ilişkin kısmı yönden istinaf isteminde bulunulduğundan, kararın bu kısma yönelik incelemesinden; uyuşmazlıkta, borçlu davacı tarafından alacağın tamamının ödendiğine ilişkin iddiasının somut delillerle ispatlanamadığı gibi borçlu davacının ifadesinden de anlaşıldığı üzere kendisine verilen iki adet ödeme belgesi ile borcun tamamının kapatılması söz konusu ise kendisi tarafından da icra takibinin sonlandırılabileceği açıktır. Kaldı ki, Bakırköy 4. Asliye Ceza Mahkemesinde 2017-10 Esasında açılan, menfi tespit davasında da bu hususlar görüşülüp karara bağlanacağından uyuşmazlığın hukuki olduğu anlaşılmaktadır.
Bu halde Av. ....... hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından idare mahkemesinin iptale ilişkin kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf isteminin kabulüne, Ankara 14. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/04/2019 gün ve E: 2018/1004, K: 2019/941 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan ve mahkeme safhasında davacı tarafından karşılanan 217,00 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, mahkeme safhasında müdahil tarafından yapılan 41,40 yargılama giderinin müdahil üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından karşılanan istinaf aşımına ait 68,00 TL yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.700,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 01/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)