İSTEMİN ÖZETİ: Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2. sınıf öğrencisi olan davacının, final ve bütünleme sınavlarının tutuklu bulunduğu Şanlıurfa 1 Nolu T tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda yapılması talebiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 23008380-100 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle uğradığı zararlara karşılık olarak 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 18/11/2020 tarih ve E:2019/1595, K:2020/1449 sayılı "dava konusu işlemin iptaline, davacının maddi ve manevi tazminat istemi yönünden ise davanın reddine" ilişkin kararın; davacı tarafından (tazminata ilişkin kısmının), isabetsiz olduğu, mahkeme kararından önce dosyaya sunulan dilekçe ile tazminat talebinden vazgeçtiği tazminata ilişkin olarak ret kararı verildiği ileri sürülerek; davalı idare tarafından ise, idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıran nitelikte karar verildiği, Anayasa Mahkemesi'nin bu yönde emsal nitelikte kararı bulunduğu, cezaevinde sınava girmenin mümkün olmadığı ancak idare tarafından tutuklu veya hükümlüler için Ceylan Enstitü Binasında düzenleme yapılıp hak tanınmış olduğu, davalı idare harçtan muaf olduğu halde aleyhine harca hükmedildiği ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenip kaldırılması istenilmektedir.
Davacı Savunmasının Özeti: Yerindelik denetimi yapıldığı iddiasının doğru olmadığı ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı İdare Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Dördüncü İdari Dava Dairesi'nce, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: a) Mahkeme kararının "dava konusu işlemin iptaline" ilişkin kısmına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 76. maddesinde; " (1) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır. (2) ( Ek:14/4/2020-7242/35 md.) Bu maddenin uygulanmasına ve sınavlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir." hükmü, 92.maddesinde ise; "- (1) Hükümlü; izin, hastaneye, Cumhuriyet Başsavcılığına veya duruşmaya sevk, eğitim, öğretim, işyurdu, cezanın ertelenmesi, salıverilme, nakil, deprem, sel gibi doğal afet ve yangın hâlleri dışında ve yetkili makamca verilmiş yazılı bir emir olmadıkça kapalı kurumun dışına çıkarılamaz. (Ek cümle: 15/8/2016-KHK-674/16 md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/16 md.) 9 uncu maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlardan hükümlü ve tutuklu olanların, ceza infaz kurumu düzeni ile toplum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği, terör örgütü veya diğer suç örgütü üyelerinin örgütsel amaçlı faaliyet ve haberleşmelerine imkân sağlayabileceği, yol, kalınacak ceza infaz kurumu ya da sınav merkezi veya okulda güvenlik açısından sakınca bulunabileceği değerlendirildiği takdirde kurum dışına çıkmaları Cumhuriyet başsavcılığı tarafından kısıtlanabilir. (2) (Ek: 25/5/2005-5351/6 md.) Terör ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak alınan bilgilerin doğruluğunun araştırılması bakımından zorunlu görülen hâllerde, hükümlü veya tutuklular, rızaları alınmak koşuluyla, ilgili makamın ve Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine sulh ceza hâkimi kararı ile geçici sürelerle ceza infaz kurumundan alınabilirler. Bu süreler, hükümlü veya tutuklu dinlendikten sonra işin niteliğine göre, her defasında dört günü ve hiçbir surette onbeş günü geçmemek üzere hâkim tarafından tayin olunur ve hükümlülük ve tutuklulukta geçmiş sayılır. Ceza infaz kurumundan ayrılış ve dönüşlerinde hükümlü veya tutuklunun sağlık durumu doktor raporu ile tespit edilir. Yer gösterme sırasında yapılan işlemlere ilişkin belgelerin bir örneği ilgilinin dosyasında muhafaza edilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir." hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2. Sınıf öğrencisi olan ve Şanlıurfa 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda kalan davacı tarafından, final ve bütünleme sınavlarının tutuklu bulunduğu Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda yapılması talebiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın özünü, davacının aldığı ve sınavlarına girme hakkı da mevcut olan derslerin final sınavlarının Şanlıurfa 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda yapılmasına ilişkin talebinin reddi oluşturmaktadır. Bu başvuru Dicle Üniversitesine yapılmış ve üniversite tarafından ilgili Yönetmeliğin 17. maddesinin kendisine verdiği yetki kapsamında reddedilmiştir. Dava konusu ret işlemi, öncelikle Kanun ve Yönetmelik hükümleri, daha genelinde ise Anayasa'da düzenlenen eğitim hakkının ihlaline neden olup olmadığı yönünden değerlendirilmek gerekirse;
Bilindiği üzere 15/07/2016 tarihinde yapılan darbe girişimi neticesinde Türkiye genelinde Olağanüstü Hal ilan edilmiş ve bu süreçte birçok Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri yayımlanmıştır. Bu kanun hükmünde kararnamelerden birisi de 677 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi olup, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 4.maddesinde (daha sonra 7083 sayılı Kanun ile yasalaşan); "Terör örgütü üyeliği veya bu örgütlerin faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar nedeniyle tutuklu veya hükümlü olarak Ceza İnfaz Kurumunda bulunanlar, olağanüstü halin devamı ve kurumda barındırıldıkları süre zarfında, ülke genelinde uygulanan merkezi sınavlar ile örgün veya yaygın her türlü eğitim ve öğretim kurumları ile kamu kurum ve kurulmuşları tarafından Ceza İnfaz Kurumu içinde veya dışında yapılan ya da yaptırılan sınavlara giremezler." hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin kişilerin eğitim hakkını ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine yapılan başvurular reddedilmiş, hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gönderilen bir dosya da Anayasa Mahkemesinin bu kararlarında bir hak ihlali olmadığını karara bağlamıştır. (Anayasa Mahkemesi'nin 24/05/2018 tarih ve B.N: 2017/32217, Anayasa Mahkemesi'nin 29/09/2020 tarih ve B.N.: 2017/36503, Anayasa Mahkemesi'nin 23/05/2018 tarih ve B.N.: 2017/36529 ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 10/11/2020 tarih ve B.N.: 37866/18 sayılı kararları.)
Bakılan davada; öncesinde tutuklu ardından hükümlü olan davacıya eğitim hakkının nasıl kullandırılacağına ilişkin düzenlemelerin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 76 ve 92. maddesinde düzenlendiği ve bu düzenlemelerin tamamında tutuklu ya da hükümlülerin eğitim hakkının kullandırılmasına ilişkin yükümlülüğün Adalet Bakanlığında olduğu görülmektedir.
Ayrıca, 27/07/2007 tarihinde Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan 46/1 sayılı Genelge'nin "Eğitim- Öğretim Çalışmaları" başlıklı Dördüncü bölümünün "F" başlığının 1. maddesinde; "Herhangi bir yüksek öğretim kurumuna devam ederken tutuklanan veya hüküm giyen öğrencilerin ya da Ceza İnfaz Kurumundayken üniversite sınavını kazanan hükümlü ve tutukluların Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarından, okullarının kabul etmesi durumunda, dış güvenlik görevlisi muhafazasında, Açık Ceza İnfaz Kurumlarından iç güvenlik görevlisi nezaretinde ara, yıl sonu, bütünleme ve mazeret sınavlarına katılmaları sağlanacaktır. Talebi olması halinde okullarının kabul etmesi koşuluyla kayıt dondurma işlemi yapılması için girişimlerde de bulunulacaktır." hükmü, 2.Maddesinde ise; "Öğrencinin sınava gireceği yere sevk edilmesi için gerekli süre de dikkate alınarak, sınavdan en az on gün önce akademik takvim, öğrenci belgesi ve öğrencinin dilekçesi bir üst yazıyla Genel Müdürlüğün Eğitim Birimine fakslanacaktır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere tutuklu ve hükümlülerin eğitim hakkını nasıl kullanacağı, hangi şartlarda kullandırılıp kullandırılamayacağı ve cumhuriyet başsavcılıklarının yetkisi, sınava gidiş geliş ile naklinin nasıl olacağı hususunda düzenlemeler yapıldığı, ancak bunun yanı sıra Yükseköğretim Kurumları tarafından bu sınavların ceza infaz kurumlarında yapılmasını zorunlu kılan bağlayıcı bir hükmün ise mevzuatta olmadığı görülmektedir.
Tutuklu daha sonra da hükümlü olan davacının, yüksek öğretim sınavlarına gidebilmek için Adalet Bakanlığı'na başvurması gerektiği, kendisinin sınavlara götürülmesi yönünde bir başvurusunun olmadığı görülmektedir.
Buna göre; tutuklu ve hükümlülerin eğitim haklarına ilişkin olarak 5275 sayılı Kanunda düzenleme yapıldığı, Yükseköğretim Kurumları Kanununda böyle bir düzenleme yapılmamış olmasının ise Anayasada tanımlanan eğitim hakkının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği, kaldı ki Anayasa'da tutuklu ya da hükümlülerin eğitim hakkına ilişkin istisna ya da pozitif ayrımcılığa neden olacak bir düzenlemenin de olmadığı gözönüne alındığında; davacının aldığı derslerin final ve bütünleme sınavlarının ceza infaz kurumu'nda yapılması için davalı idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
b) Mahkeme kararının manevi tazminata ilişkin kısmına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi:
İdare Mahkemesi kararının "manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine" ilişkin kısmında hukuki isabetsizlik bulunmadığından, davacının istinaf başvurusunun bu kısmının kabulüne olanak bulunmamaktadır.
c) Mahkeme kararının maddi tazminata ilişkin kısmına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile göndermede bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinde, feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 310. maddesinde, feragat ve kabulün, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, 311. maddesinde ise, feragatin kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; mahkeme kararının verildiği 18/11/2020 tarihinden önce davacı tarafından dosyaya sunulan ve 12/11/2020 tarihinde kayıtlara giren dilekçesinde maddi tazminat talebinden vazgeçtiğini beyan ettiği, bu nedenle davacının bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulü ile maddi tazminat istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1- Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 18/11/2020 tarih ve E:2019/1595, K:2020/1449 sayılı kararın "dava konusu işlemin iptaline" ilişkin kısmına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine,
2- Mahkeme kararının maddi tazminata ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, davacının maddi tazminat talebinden feragat etmesi nedeniyle maddi tazminata ilişkin kısım yönünden dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
3- Mahkeme kararının manevi tazminata ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun ise reddine,
4- Davacının adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle alınmayan 235,20 TL ilk derece yargılama gideri ile 214,60 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan tahsili için ilgili birime müzekkere yazılmasına,
5- 52,50 TL'lik istinaf yargılama giderinin ve kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine,
6- Posta giderine karşılık yatırılmış olan avanstan artanın talep edilmemesi halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca mahkemesince ilgili tarafa re'sen iadesine,
7- 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca temyiz yolu kapalı olmak üzere (kesin olarak), 10.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)