İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, 24.01.2020 tarihinde Elazığ ilinde meydana gelen deprem sonucunda Elazığ ili, Merkez ilçesi, Kavaktepe Köyü, Köyiçi Sokak No:151 adresinde bulunan evinin ağır hasarlı olarak tespitine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; Elazığ 1. İdare Mahkemesince verilen 17/12/2020 gün ve E:2020/664, K:2020/1159 sayılı "dava konusu işlemin iptaline" ilişkin kararın, davalı idare vekili tarafından; bilirkişilerce tanzim edilen raporun hükme esas alınamayacağı, hasar tespiti için mevzuatın düzenlemediği hususların davalı idarece yapılmadığından bahisle dava konusu işlemlerin açıkça hukuka aykırılığının somut bir biçimde Mahkemece saptanmadığı, bilirkişi raporunun sonuç kısmında, orta hasarlı değerlendirilen iki katlı yapıya ait hasar derecesinin yer almadığı, bu hesaplamanın neden yapılmadığının anlaşılmadığı, yapının yaşının ve yıpranma payının çok yüksek seviyelerde olduğu, tek katlı yapının %72 oranında ağır hasarlı olduğu, iki katlı yapının hasar derecesinin raporda yer almamasının başlı başına raporun hükme esas alınmasını engeller nitelikte olduğu, eksik veriye dayalı bilirkişi raporuna istinaden Mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Uyuşmazlık konusu iki yapının ortak taşıyıcı sisteme sahip olmadığı, sadece ortak taşıyıcı sisteme sahip binaların tek bir hasar derecelendirmesi ile değerlendirileceği, iki ayrı yapı olarak değerlendirilen taşınmazlardan sadece ağır hasarlı olduğu düşünülen yapının yıkılması gerektiği, davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 5. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme, yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hallerinde, istinaf başvurusunun kabulüyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği, bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararlarının kesin olduğu hükümleri yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sükununu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçimi Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılır" düzenlemesine yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde: "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." hükmüne, aynı Kanunun 267. maddesinde ise "Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmüne yer verilmiştir.
Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
6100 sayılı Kanunun 282. maddesinde; "Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmü yer aldığından; sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, dosya kapsamındaki maddi olaya ilişkin verilerin yeterli olması durumunda dava hakkında karar verilmesi de mümkündür.
Dava dosyasının incelenmesinden; 24.01.2020 tarihinde Elazığ ilinde meydana gelen deprem sonucunda davalı idare elemanlarınca davacının yapısının bulunduğu adrese gidilerek, gözlemsel olarak yapının değerlendirildiği, yapının hasar durumunun fotoğraflanmak suretiyle kayıt altına alındığı, yapılan ilk değerlendirme ile dava konusu yapının önce "AZ HASARLI" olarak değerlendirildiği, itiraz üzerine yapılan inceleme sonucu "AĞIR HASARLI" olarak değerlendirildiği ve bu yönde hasar tespit raporunun düzenlendiği, dava konusu yapının ağır hasarlı olarak tespitine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararında özetle; "... Mahkememizce mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde, bilimsel veriler ışığında yapılan tespitler, hesaplamalar ve değerlendirmeler dikkate alındığında, yapının farklı zamanlarda farklı inşa malzemeleri ile birbirine ekleme suretiyle inşa edildiği, binanın tek katlı kerpiç kısmı ağır hasarlı olsa da iki katlı yığma (karma) yapı kısmının orta hasarlı olduğu, dava konusu yapıda hasarlar ve çatlaklar bulunsa da güçlendirilebilir nitelikte olduğu, ayrıca binanın orta hasarlı olan iki katlı yığma (karma) yapı kısmının fen ve sanat kurallarına uygun inşa edilmediğine veya güçlendirilemeyeceğine ilişkin davalı idare tarafından herhangi bir tespitin de yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, ilk başta az hasarlı olarak belirlenmişken yapılan itiraz üzerine ağır hasarlı olarak tespit edilen taşınmaz ile ilgili Mahkememizce mahallinde yaptırılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporu göz önünde bulundurulduğunda söz konusu yapının, ağır hasarlı olarak tespitine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ..." gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ve anılan Kanun uyarınca hazırlanan 14/04/2014 tarih ve 7663 sayılı Hasar Tespit Genelgesinde yer verilen yasal düzenlemelere göre; meydana gelen afet sonrası ilgili fen kurullarınca yapılacak inceleme sonucu düzenlenecek hasar tespit raporunun gözlemsel değerlendirmelere dayanacağı, hasar tespit raporu düzenlenmesi için idarece ayrıntılı teknik analizler yaptırılacağı yönünde bir düzenlemeye anılan Kanun ve Genelgede yer verilmemiş olduğu açıktır.
Buna göre; dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporu ve taşınmaza ait fotoğrafların bir arada değerlendirilmesinden, davacının maliki olduğu yapının onaylı mimari projesi, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinin bulunup bulunmadığı, yapının inşaası esnasında mühendislik hizmeti alıp almadığı hususlarının ilgili belediyesinden araştırılması gerektiği, İdare Mahkemesince hükme esas alınan Bilirkişi Raporunda özetle; söz konusu yapının yan yana 2 adet yapıdan teşkil gibi göründüğü, bunların tek ve iki kattan oluştuğu, yapının iki katlı olan kısmının yığma alt karkas, tek katlı olanın ise (kerpiç) karma yapı niteliğinde olduğu, fiilen kullanıldığı, yapıların etkileşimli olduğu ve tek yapı gibi kullanıldığı, yaklaşık olarak 51-75 yaş aralığında olduğu, ekonomik ömrünü tamamlamaya yakın olduğu, yapının farklı zamanlarda ve farklı inşa malzemeleri ile birbirine ekleme suretiyle inşa edildiği, bu sebeple birbirinden yapısal olarak uyumsuz malzemelerin birleşim bölgelerinde düşey çatlakların tespit edildiği, yapının keşif tarihinde simetrik olmadığı, planda düzensiz olduğu, kısmi bodrum olduğunun görüldüğü, dava konusu yapının keşif tarihinde tek katlı olduğunun tespit edildiği, yapının temel ve duvarlarının keşif tarihinde çamur harçlı olduğu, mevcut hali ile taşınmazın kerpiç kısmının ağır hasarlı yapı kategorisinde, bitişik iki katlı karma yapının ise orta hasarlı olabileceği, mevcut hali ile bütünleşik ve etkileşimli yapı olduğundan alınacak tedbirlerde bu durumun göz önüne alınması hususunun statik açıdan önemli olduğu, taşınmazın günümüz sanat, fen ve mühendislik imkan ve kabiliyetleri dahilinde, yapı malzemelerindeki teknolojik gelişmeler paralelliğinde güçlendirilebilir olduğu kanaatinin oluştuğu ifade edilmek suretiyle muğlak tespitlere yer verildiği, bilirkişilerce tek ve iki kattan oluşan etkileşimli yapının birbirine bitişik mi yoksa birbirinden ayrı yapılar mı olduğu, söz konusu tek ve iki katlı yapının ortak, bir tek taşıyıcı sistemine mi yoksa farklı taşıyıcı elamanlarına mı sahip oldukları, ağır hasarlı olarak tespit edilen tek katlı yapının orta hasarlı olarak tespit edilen iki katlı yapıdan ayrı bir biçimde yıktırılabilmesinin günümüz mühendislik imkan ve kabiliyetleri doğrultusunda konusunda uzman kişilerce yıkılmasının mümkün olup olmadığı hususlarında herhangi bir tespit ve değerlendirmeye yer verilmemiş olduğu, dolayısıyla belirtilen nedenlerden ötürü söz konusu bilirkişi raporunun Mahkemesince hükme esas alınamayacağı, davalı İdarece her iki yapı yönünden ayrı ayrı ağır hasar tespiti yapıldığı, bilirkişilerce de her iki yapı yönünden farklı hasar dereceleri tespit edilmiş olmasına rağmen, Mahkemece tek katlı yapı için bilirkişilerce ağır hasar tespiti yapılmasına rağmen iptal kararı verildiği, hasar tespiti için mevzuatın düzenlemediği hususların davalı İdarece yapılmadığından bahisle dava konusu işlemlerin açıkça hukuka aykırılığının somut bir biçimde Mahkemece saptandığından söz edilemeyeceği, dolayısıyla anılan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle dava konusu işlemin iptaline yönelik verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; Mahkemece uyuşmazlık konusunun niteliği de dikkate alınarak, ilgili belediyeden yukarıda belirtilen hususlar sorulup araştırıldıktan sonra yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmak suretiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle veya mevcut bilirkişilerden ek rapor alınmak suretiyle yukarıda belirtilen hususlar da gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davalı idare vekilince yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, Elazığ 1. İdare Mahkemesince verilen 17/12/2020 gün ve E:2020/664, K:2020/1159 sayılı kararın kaldırılmasına, yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma kararı üzerine Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/6 maddesi gereğince temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 28.02.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)