İSTEMİN ÖZETİ: Dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 13. İdare Mahkemesince verilen 08/09/2021 gün ve E:2020/2181, K:2021/1344 sayılı kararın davalı Ankara Valiliği tarafından mevzuata uygun işlem tesis edildiği, idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, davalı Bakanlık tarafından tehdit durumuna göre işlem tesis edildiği gerekçeleriyle hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dosya tekemmül ettiğinden davalı Bakanlığın yürütmenin durdurulması talebi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, Yargıtay 11. Ceza Dairesi üyesi olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, hakkındaki koruma kararının ''çağrı üzerine koruma'' olarak belirlenmesine ilişkin tesis edilen ve Ankara Valiliği'nin 05.10.2020 tarih ve 6155 sayılı işlemi ile bildirilen İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 30.09.2020 tarih ve 2020093015483781768 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 20. maddesinin birinci fıkrasında; "Terörle mücadelede görev veren veya bu görevi ifa eden adli, istihbari, idari ve askeri görevliler, kolluk görevlileri, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcıları, terör suçlularının muhafaza edildiği ceza ve tutukevlerinin savcıları ve müdürleri, Devlet Güvenlik Mahkemelerinde görev yapmış hakim ve savcılar, Ceza Muhakemesi Kanununun 250. maddesiyle yetkili kılınmış ağır ceza mahkemelerinde görev yapan hakim ve savcılar ile bu görevlerinden ayrılmış olanlar ve terör örgütlerinin açık hedefi haline gelen veya getirilenler ile suçların aydınlatılmasında yardımcı olanlar hakkında gerekli koruma tedbirleri Devlet tarafından alınır." hükmü yer almaktadır.
Anılan hükme dayanılarak çıkarılan, Koruma Hizmetleri Yönetmeliğinin 4. maddesinde, koruma; özel koruma, yakın koruma, konut ve işyeri koruması, konut koruma, işyeri koruma ve çağrı üzerine koruma; özel koruma; korunacak kişinin konut, işyeri ve gezilerinde her türlü tehlikeden masun bırakılması için alınacak koruma tertip ve tedbirlerinin tümü, yakın koruma; korunacak kişiye konutu dışında refakat etmek suretiyle alınacak koruma tedbirleri olarak tanımlanmış; 8. maddesinde; terör ve anarşi ile mücadelede görev yapan adli, istihbari, idari ve askeri görevliler, zabıta amir ve memurları, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür Yardımcıları, terör suçlularının muhafaza edildiği ceza ve tutukevlerinin savcıları ve müdürleri, Devlet Güvenlik ve Sıkıyönetim Mahkemeleri hakim ve savcıları ile adli müşavirleri, görevleri veya özel durumları devletin genel güvenlik politikası bakımından önem arz eden ve korumaya alınmadıkları takdirde can güvenliklerinin tehlikeye düşeceği hususunda açık ve maddi emareler bulunduğu anlaşılan kamu görevlilerinin talepleri halinde korumaya alınabilecekleri; 11. maddesinde, hayatlarının ciddi bir biçimde tehdit altında bulunduğu istihbarat birimlerince tespit edilenler ve korunmaları zaruri görünenlerin, bu birimlerin teklifi üzerine talepleri aranmaksızın korunmaya alınacakları, 14/2. maddesinde hakkında tehdit bilgi ve belgesi bulunmayanların korumalarının kaldırılacağı, 16. maddesinde; bir kimsenin korumaya alınıp alınmamasına veya korumasının devamına gerek olup olmadığına dair komisyonların yapacağı incelemede; kişinin terör örgütlerinin açık hedefi haline gelmiş veya getirilmiş olup olmadığı veya herhangi bir sebeple can güvenliğinin bulunup bulunmadığı ve bu konuda resmi makamlarca düzenlenmiş raporlar, yapılmış tehditler, basın ve kamuoyuna intikal eden bilgi ve belgeler değerlendirilerek; talepte bulunan kişinin korumaya alınmasına gerek olup olmadığına veya talepte bulunan kişinin maruz bulunduğu tehdidin önemi, talebi, durumu ve eldeki imkanlar dikkate alınarak 4. maddede belirtilen koruma şekillerinden birinin uygulanmasına karar verileceği, 17. maddesinde; merkez koruma komisyonunun il koruma komisyonunca uygun görülen koruma şeklini değiştirebileceği, 19. maddesinde; hakkında özel koruma kararı alınanlar ile diğer koruma kararı alınanların her yılın Ocak ayında ilgili komisyonlarca gözden geçirileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Yargıtay 11. Ceza Dairesi üyesi olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, hakkındaki yakın koruma kararının ''çağrı üzerine koruma'' olarak belirlenmesine ilişkin tesis edilen ve Ankara Valiliği'nin 05.10.2020 tarih ve 6155 sayılı işlemi ile bildirilen İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 30.09.2020 tarih ve 2020093015483781768 sayılı işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacı hakkında verilen yakın koruma kararının dava konusu işlem ile çağrı üzerine koruma olarak değiştirilmesinin gerekçesinin; davacının terör örgütlerince tehdit edildiğine dair güncel bilgi ve belgenin bulunmaması olduğu görülmektedir.
Yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca komisyonların yapacağı incelemede; bir kimsenin korumaya alınıp alınmamasına veya korunmasının devamına gerek olup olmadığına, kişinin herhangi bir sebeple can güvenliğinin bulunup bulunmadığının bu konuda resmi makamlarca düzenlenmiş raporlar, yapılmış tehditler, basın ve kamuoyuna intikal eden bilgi ve belgelerin bulunup bulunmadığı değerlendirilerek talepte bulunulan kişinin korumaya alınmasına gerek olup olmadığına veya kişinin maruz kaldığı tehdidin önemi, eldeki imkanlar değerlendirmek suretiyle; koruma kararı verilmesi halinde, korumanın hangi düzeyde veya kaç personelle yapılacağının belirlenmesi hususunda komisyonların takdir yetkisi bulunmakta ise de; olan yetkinin mutlak ve sınırsız olmadığı kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olup, yargı denetimine tabii olduğu kamu hukukunun en temel ilkelerindendir.
Bakılan davada, davacı hakkında ilk olarak 06.05.2015 tarihinde Yargıtay 16. Ceza Dairesi Üyesi olarak görev yapması sebebiyle ''1 personel ile yakın koruma kararı'' verildiği, akabinde 30.11.2015 tarihinde koruma kararının ''2 personel ile özel koruma'' olarak değiştirildiği, 2016-2017 ve 2018 yıllarında ''2 personel ile özel koruma'' kararının devam ettiği, 2019 yılında Yargıtay 11. Ceza Dairesi Üyesi olarak görev yapması sebebiyle Ankara İl Komisyonunda ''1 personel ile özel koruma'' sonrasında Merkez Koruma Komisyonunda ''1 personel ile yakın koruma'' kararının verildiği, 2020 yılına gelindiğinde ise Ankara İl Komisyonunda ''1 personel ile yakın koruma'' kararı alındığı akabinde Merkez Koruma Komisyonunda ''çağrı üzerine koruma'' kararının alındığı anlaşılmaktadır.
İdare mahkemesince; davacının mesleki safahatine bakıldığında davacının, Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen Devletin Güvenliğine Karşı İşlenen Suçların temyiz incelemesi ile tabi oldukları Kanunlara göre belirli kişilerin ilk derece mahkemesi olarak yargılamasını yapmak amacıyla kurulan Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin kuruluşunda yer aldığı, 2015-2018 yılları arasında Yargıtay 16. Ceza Dairesi Üyesi olarak görev yaptığı, anılan dönemde kamuoyunda ''Mit Tırları'' ve ''Selam Tevhid'' olarak bilinen davalarda üye veya kıdemli üye sıfatıyla başkan olarak yer aldığı, halen Yargıtay 11. Ceza Dairesi Üyesi olarak görev yaptığı, davacının yakın koruma altına alınmasını gerektiren nedenlerin ortadan tümüyle kalkmış olduğunun idare tarafından somut bilgi ve belgelerle kanıtlanamadığı, davacının yürüttüğü görevlerin niteliği ve bu görevler nedeniyle terör örgütlerinin hedefi olma bakımından oluşan risk durumu göz önünde bulundurulduğunda, davacı hakkında uygulanmakta olan yakın koruma tedbirinin çağrı üzerine koruma tedbirine dönüştürülmesi yolundaki dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda karar verilmiştir.
Bakılan uyuşmazlıkta; davacı ile ilgili davalı idare tarafından; ilk olarak 06.05.2015 tarihinde Yargıtay 16. Ceza Dairesi Üyesi olarak görev yapması sebebiyle ''1 personel ile yakın koruma kararı'' verildiği, akabinde 30.11.2015 tarihinde koruma kararının ''2 personel ile özel koruma'' olarak değiştirildiği, 2016-2017 ve 2018 yıllarında ''2 personel ile özel koruma'' kararının devam ettiği, 2019 yılında Yargıtay 11. Ceza Dairesi Üyesi olarak görev yapması sebebiyle Ankara İl Komisyonunda ''1 personel ile özel koruma'' sonrasında Merkez Koruma Komisyonunda ''1 personel ile yakın koruma'' kararının verildiği, 2020 yılına gelindiğinde ise Ankara İl Komisyonunda ''1 personel ile yakın koruma'' kararı alındığı akabinde Merkez Koruma Komisyonunda ''çağrı üzerine koruma'' kararının alındığı, süreç içerisinde davacı hakkında verilen koruma kararlarında görev yaptığı ceza daireleri ile risk durumuna göre değişiklik yapıldığı gözönüne alındığında, idarenin koruma kararın düzeyine belirleme konusunda tehdidin boyutu dikkate alınarak işlem tesis ettiği, davalı idare tarafından davacının terör örgütlerince tehdit edildiğine dair güncel bilgi ve belgenin bulunmadığının belirtildiği, görüldüğünden; davacı hakkında tesis edilen işlemde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığından, davacı hakkındaki koruma kararının ''çağrı üzerine koruma'' olarak belirlenmesine ilişkin tesis edilen işlemde hukuka aykırılık mahkeme kararında yasal isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerin istinaf istemlerinin KABULÜ ile Ankara 13. İdare Mahkemesinin 08/09/2021 gün ve E:2020/2181, K:2021/1344 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan Mahkeme aşamasına ait 452,20-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı Ankara Valiliği tarafından yapılan istinaf aşamasına ait 19,25-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Ankara Valiliğine verilmesine, davalı İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan istinaf aşamasına ait 19,25-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı İçişleri Bakanlığına verilmesine, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 2.550,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, davalı idarelerin harçtan muaf olması nedeniyle istinaf safhasında tahsil edilmeyen aşağıda dökümü yapılan 324,20-TL harcın davacıya tamamlattırılması için Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine müzekkere yazılmasına, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunanlara iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 14.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)