İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, Mersin ili, Tarsus ilçesi sınırları dahilinde bulunan 200810439 sicil sayılı II ( a ) grubu kalker işletme sahasında 2.453.751,84 ton maden üretilmesine rağmen beyan edilmediğinden bahisle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 7. ve 8. fıkraları uyarınca tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle 250.972,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 17/05/2019 tarih ve 426309 sayılı işlemin, söz konusu para cezasına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davada; ''...Davalı idarece, davacı şirketin işlettiği maden sahasında 2015 yılında yapılan ilk kontroller neticesinde, beyan edilmeyen 10.404 ton maden için 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10/8. maddesi uyarınca 01/08/2017 tarih ve 34973390-100-E.421739 sayılı işlem ile 54.812,00-TL tutarlı idari para cezasının tesis edildiği, sonrasında 2018 yılında yapılan kontroller neticesinde üretimi yapılıp beyan edilmeyen maden bulunduğunun 2. kez tespit edilmesi üzerine 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10/8. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri de uygulanarak ve 2018 yılı için öngörülen para cezasının 2 katı hesaplanarak 17/09/2018 tarih ve 34973390-100-E.440931 sayılı işlem ile 125.486,00-TL tutarlı idari para cezasının tesis edildiği; ancak 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10/8. maddesinde, üretim veya satışın beyan edilmemesi fiilinin 3. Kez tekrarı halinde bir önceki idari para cezasının katlanarak yeniden ( 2. tekerrür uygulanarak ) tesis edileceği yolunda herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı ( maden sahasında yapılan üretim veya satışların beyan edilmemesi eyleminin 3. kez tekrarı halinde ruhsatın iptal edileceğinin düzenlendiği ) anlaşıldığından, davalı idarece Kanun metnine aykırı şekilde tekerrür hükümleri uygulanarak bulunan bir önceki cezanın ( 125.486,00-TL ) 2 katı uygulanmak suretiyle tesis edilen 250.972,00-TL bedelli idari para cezasında, Kanunda öngörülenden daha ağır bir ceza uygulanması nedeniyle kanunilik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, öte yandan idari yaptırıma konu eylemin iki kez tekrarından sonra tekrar işlenmesi halinde eylemin cezasız bırakılması Kanuna aykırı olacağından tekerrür zinciri sona erdikten sonra ( fiil 2. Kez işlendikten sonra ) yaptırıma konu eylemin 3. kez tekrarı halinde eylem, ilk eylem gibi değerlendirilmek suretiyle davacı Şirketin eylem tarihi olan 2018 yılına ilişkin olarak öngörülen 77.632,00 TL para cezası ile cezalandırılması gerekmektedir...'' gerekçesiyle dava konusu işlemin 173.340,00 TL'lik kısmının iptali, 77.632,00 TL'lik kısmı yönünden davanın reddi yönünde verilen Mersin 2.İdare Mahkemesi'nin 29.04.2021 tarih ve E:2019/940, K:2021/546 sayılı kararının; davacı vekili tarafından, yapılan tespitlerin gerçeği yansıtmadığı, kübaj ölçümleri yapılırken sadece ocak değeri ölçümlerinin dikkate alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğu, ocak alanı dahilinde bulunan stok, dolgu ve pasa alanı oluşturulması için kullanılan malzemenin de dikkate alınması gerektiği, tetkik raporunun göreceli ve ihtimaller üzerine kurulu olduğu, sevk maddesinin hatalı belirlendiği, aynı eylem nedeniyle birden fazla ceza verildiği ileri sürülerek kararın redde ilişkin kısmın; davalı idare vekili tarafından, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 7 ve 8. fıkraları uyarınca ruhsat sahiplerinin Kanundan doğan beyan yükümlülüğünü doğru şekilde yerine getirmeyerek haksız şekilde kazanç elde etmesi eylemine yaptırım uygulandığı, Kanun'un 12. maddesi ile izinsiz üretim faaliyetine yaptırımın düzenlendiği, 10. maddesi ile de ruhsat sahiplerinin beyan yükümlülüğünü doğru şekilde yerine getirmeme eylemine yaptırım öngörüldüğü, davacı Şirkete Kanun'un 10. maddesi kapsamında 01/08/2017 tarih ve 34973390-100-E.421739 sayılı işlemle ve 17/09/2018 tarih ve 34973390-100-E.440931 sayılı işlemle para cezası uygulandığı bu nedenle aynı fiilin tekrar edilmesi nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulandığı, işletme ruhsatı alınırken ruhsat sahiplerince işletme projesinin hazırlanacağı, bu projede maden rezervi, işletme yöntemi ve ocak verimi beyanının bizzat ruhsat sahibi tarafından gerçekleştirildiği, bu beyana göre %70 ocak verimi belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının; istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
Karar veren Adana Bölge İdare Mahkemesi 1.İdari Dava Dairesi'nce, dava dosyası 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesi gereğince incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacı şirket tarafından, Mersin ili, Tarsus ilçesi sınırları dahilinde bulunan 200810439 sicil sayılı II (a) grubu kalker işletme sahasında 2.453.751,84 ton maden üretilmesine rağmen beyan edilmediğinden bahisle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 7. ve 8. fıkraları uyarınca tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle 250.972,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 17/05/2019 tarih ve 426309 sayılı işlemin, söz konusu para cezasına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
31/3/2005 tarih ve 25772 ( Mükerrer ) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun ''Amaç ve kapsam'' başlıklı 1. maddesinde; ''Bu Kanunda; toplum düzenini, genel ahlâkı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni korumak amacıyla;
a) Kabahatlere ilişkin genel ilkeler,
b) Kabahatler karşılığında uygulanabilecek olan idarî yaptırımların türleri ve sonuçları,
c) Kabahatler dolayısıyla karar alma süreci,
d) İdarî yaptırıma ilişkin kararlara karşı kanun yolu,
e) İdarî yaptırım kararlarının yerine getirilmesine ilişkin esaslar,
Belirlenmiş ve çeşitli kabahatler tanımlanmıştır.'' hükmüne; ''Tanım'' başlıklı 2. maddesinde; ''Kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlaşılır.'', ''Genel Kanun Niteliği'' başlıklı 3. maddesinde; ''(1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır.'' hükümlerine yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 'İçtima'' başlıklı 15. maddesinde; ''Bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi halinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda sadece idarî para cezası öngörülmüşse, en ağır idarî para cezası verilir. Bu kabahatlerle ilgili olarak kanunda idarî para cezasından başka idarî yaptırımlar da öngörülmüş ise, bu yaptırımların her birinin uygulanmasına karar verilir.
(2) Aynı kabahatin birden fazla işlenmesi halinde her bir kabahatle ilgili olarak ayrı ayrı idarî para cezası verilir. Kesintisiz fiille işlenebilen kabahatlerde, bu nedenle idarî yaptırım kararı verilinceye kadar fiil tek sayılır.
(3) Bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabilir. Ancak, suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hallerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanır.'' hükümlerine yer almıştır.
Öte yandan; 3213 sayılı Maden Kanunu'nun ''Beyan usulü'' başlıklı 10. maddesinin 7.fıkrasında; ''Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve/veya haksız surette hak iktisap eden ruhsat sahiplerine 50.000 TL idari para cezası verilir. Bu fıkranın ikinci kez ihlâli halinde bir önceki ceza katlanarak uygulanır. ( Değişik cümle:14/2/2019-7164/10 md. ) İlk tespit tarihinden itibaren üç yıl içinde madde hükümlerinin üç kez ihlâl edildiğinin tespiti hâlinde ruhsat iptal edilir.
Bu Kanuna göre;
a) Ruhsatın ait olduğu grup dışında veya birden fazla bendi bulunan grupta kendi bendi dışında veya üretim hakkı olmayan madenin üretilmesi ve/veya sevk edilmesi,
b) Arama ruhsat döneminde arama faaliyetleri yapılırken zorunlu olarak maden çıkarılması veya numune alınması dışında izinsiz üretim ve/veya satış yapılması,
c) Ruhsat sahibinin kamulaştırılan alanı kamulaştırma amacı dışında kullanması ve/veya ruhsat alanını madencilik faaliyetleri dışında kullanması ve/veya kullandırması,
ç) Galeri atımı yöntemi ile patlatma yapılması,
d) Genel Müdürlükçe faaliyeti durdurulan sahalarda üretim faaliyetinde bulunulması, sahanın güvenli hale getirilmesi ile ilgili faaliyetler sonucunda üretilen madenin ve/veya faaliyetler durdurulmadan önce üretilmiş stoktaki madenin Genel Müdürlükten izin alınmadan sevk edilmesi,
e) Ruhsat sahasında yapılan üretim veya satışların beyan edilmemesi,
f) Yapılmayan üretimin Genel Müdürlüğe yapılmış olarak beyan edilmesi,
g) Arama faaliyet raporlarında yapıldığı beyan edilen asgari faaliyetlerin yapılmaması veya eksik yapılması,
ğ) Patlatma izni olmaksızın patlayıcı madde kullanılarak üretim yapılması,
h) İşletme ruhsatlarında işletme izni olmadan ve/veya işletme izin alanı dışında maden üretilmesi veya sevk edilmesi,
ı) 7 nci madde kapsamındaki gerekli izinler alınmadan ve/veya gerekli izinlerin alınmadığı alanda maden üretilmesi veya sevk edilmesi,
haksız yere hak iktisabı sayılır. Haksız yere hak iktisabına imkan veren bu hususlarla ilgili yapılmış beyanlar da gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlar olarak kabul edilir.'' hükümlerine, ''Üretim ve sevkiyat'' başlıklı 12.maddesinin 4.fıkrasında ise; ''Denetim ve inceleme sonucunda, yaptığı üretim ve sevkiyatı sevk fişi ile kayıt altına almadığı veya bildirmediği tespit edilen ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının beş katı tutarında idari para cezası verilir. Bu fıkranın ihlalinin tekrarı hâlinde bildirilmeyen miktar için madenin ocak başı satış bedelinin on katı tutarında idari para cezası uygulanır.'' hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Mersin ili, Tarsus ilçesi sınırları dahilinde ve davacı şirket uhdesinde bulunan Sicil:200810439 sayılı II ( a ) Grubu ( Kalker ) işletme ruhsat sahasında 20-23/10/2015 tarihleri arasında yapılan tetkik neticesinde; 2012 yılında ruhsat sahasında yapılan 10.404 ton satışın beyan edilmediğinin tespit edilmesi nedeniyle 01/08/2017 tarih ve 34973390-100-E.421739 sayılı işlemle davacı şirket adına 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince 54.812,00 TL idari para cezası uygulandığı, sonrasında 09-12/02/2018 tarihleri arasında yapılan tetkik neticesinde 2014 yılında ruhsat sahasında yapılan 10.968,19 ton malzemenin beyan edilmemesi nedeniyle 17/09/2018 tarih ve 34973390-100-E.440931 sayılı işlemle davacı şirketin 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince tekerrür hükümleri de uygulanarak 125.486,00- TL idari para cezası ile cezalandırıldığı, söz konusu maden sahasının son olarak 22-25/02/2019 tarihleri arasında mahallinde tetkik edilmesi sonrasında ise bahse konu ruhsat sahası için 2011-2012-2013-2014-2015-2016-2017-2018 yılları için davalı idareye beyan edilen üretim miktarlarının 1.783.428,86 ton olduğu, ruhsat sahasında yapılan ölçüm neticesinde belirlenen üretim miktarının ise anılan yıllara ilişkin olarak 4.237.180,70 ton olduğu, beyan edilen üretim miktarı ile ruhsat sahasında yapılan ölçüm neticesinde belirlenen üretim miktarı arasında 2.453.751,84 ton fark bulunduğunun ve belirtilen miktarın eksik beyan edildiğinin tespit edildiğinden bahisle davalı idarece 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10.maddesinin 7.fıkrasına istinaden tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle 250.972,00-TL; aynı Kanun'un 12.maddesinin 4.fıkrasına istinaden 8.965.817,95 TL idari para cezaları uygulanmasına ilişkin 17/05/2019 tarih ve 426309 sayılı işlemin tesis edildiği, bu işlemin iptali istemiyle Mersin 2.İdare Mahkemesinin E:2019/706 esas sayılı dosyasında açılan davada; her iki para cezasına karşı ayrı ayrı dava açılması gerektiği gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 5.maddesi gereğince dava dilekçesinin reddedildiği, dilekçe ret kararı sonrasında aynı işlem ile Maden Kanunu'nun 12.maddesinin 4.fıkrasına istinaden verilen 8.965.817,95 TL para cezasına karşı Mahkemenin E:2019/939 sayılı esasında; 10.maddesinin 7.fıkrasına istinaden tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle verilen 250.972,00-TL para cezasına karşı ise istinaf incelemesine konu işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda metnine yer verilen Kabahatler Kanunun 3. maddesinde, bu Kanunun idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri dışındaki diğer genel hükümlerinin, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı düzenlemesine yer verildikten sonra, 15.maddesinde, bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi halinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda sadece idarî para cezası öngörülmüşse, en ağır idarî para cezasının verileceği, bu kabahatlerle ilgili olarak kanunda idarî para cezasından başka idarî yaptırımlar da öngörülmüş ise, bu yaptırımların her birinin uygulanmasına karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Tek fiile tek ceza bir genel hukuk ilkesi olup, bir kimsenin aynı fiilinden dolayı birden fazla yargılanamamasını ve cezalandırılamamasını ifade etmektedir. Bu ilke kural olarak idarî cezalar için de geçerlidir. Bu bağlamda bir kimseye aynı fiili nedeniyle birden fazla idarî ceza verilmesi durumunda, non bis in idem ilkesine aykırılık nedeniyle ilk cezadan sonraki ceza veya cezalar hukuka aykırı kabul edilecektir. Bu ilkenin arka planında yatan düşünce, bir kimsenin aynı fiilinden dolayı birden fazla yargılanması durumunda, yargılamanın birinde suçlu diğerinde suçsuz görülmesi veya farklı yargılamalarda sorumluluğunun ağırlığının farklı seviyelerde görülmesi gibi hak ve nesafet duygularını zedeleyecek olası sonuçların engellenmesi ve ayrıca, aynı fiil nedeniyle mükerrer cezalandırmanın adil görülmemesidir. Bu konuda Kabahatler Kanunu'nun 15. maddesi özel bir düzenleme getirmektedir. Buna göre, aynı fiil nedeniyle iki ayrı idarî para cezası öngörülmüşse, bu cezaların her ikisi de uygulanamayacak ve sadece biri ve en ağır olanı uygulanacaktır.
Uyuşmazlık konusu olayda; davacı şirketin uhdesinde bulunan maden sahasında üretimini yaptığı 2.453.751,84 ton madeni beyan etmediğinden bahisle Maden Kanunu'nun 10.maddesinin 7.fıkrasına istinaden 250.972,00-TL, aynı Kanun'un 12.maddesinin 4.fıkrasına istinaden ise 8.965.817,95 TL idari para cezaları ile cezalandırıldığı görülmüş olup, ortada cezalandırılması gereken tek fiil olduğundan, Kabahatler Kanunu'nun 15.maddesi gereğince bu fiil için Maden Kanunu'nda öngörülen cezalardan ağır olanının ( olayda; 12/4.maddeye göre 8.965.817,95 TL para cezasının ) uygulanması ile yetinilmesi gerekirken, aynı fiil nedeniyle mükerrer cezalandırmaya yol açacak şekilde söz konusu kanunun 10.maddesinin 7.fıkrasına istinaden ayrıca 250.972,00-TL para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; yukarıda yer verilen gerekçe ile dava konusu para cezasının bütünüyle iptaline karar verilmesi gerekirken, mahkeme kararının redde ilişkin kısmında hukuka uygunluk, iptale ile ilişkin kısmı sonucu itibariyle hukuka uygun ise de, gerekçesinde hukuki isabet bulunmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
1-Davalı idarenin, kararın iptale ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun yukarıda yer verilen gerekçe ile REDDİNE,
2-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile istinafa konu Mersin 2. İdare Mahkemesi'nin 29.04.2021 tarih ve E:2019/940, K:2021/546 sayılı kararının redde ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden de dava konusu işlemin iptaline,
3-İlk derece mahkemesince işlemin iptal edilen kısmı nedeniyle davacı lehine hükmedilen avukatlık ücreti yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca güncellenmek suretiyle belirlenen 2.550,00 TL avukatlık ücretinin ( mükerrer olmamak üzere ) davalı idare tarafından davacıya ödenmesine,
4- Davacı tarafından ilk derece aşamasında yapılan 448,75- TL ve istinaf aşamasında yapılan 297,80-TL olmak üzere toplam 746,55-TL muhakeme masrafının davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, fazladan yatırılan 59,30 TL karar harcının talep halinde ilgili merci tarafından davacıya iadesine,
5- Davalı idarenin istinaf aşamasında yaptığı 27,00 TL masrafın üzerinde bırakılmasına,
6- Bakiye posta avansının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesini müteakiben Mahkemesince re'sen yatırana iadesine,
2577 sayılı Kanun'un 46/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 20.01.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (¤¤)